‘Soğanın fiyatı bir yılda 6 kat arttı, planlı üretim bunun neresinde?’

‘Patates ve soğandaki fiyat artışı plansızlığın sonucu’
“Avrupa’da tarlalardaki hububat kavrulmasından ve bunun küresel gıda arzındaki düşüşe paralel olarak gıda fiyatlarındaki enflasyonu artırmasının Türkiye’ye ciddi yansımaları olacak. Çünkü Türkiye her ürün açığı ortaya çıktığında hangi üründe olursa olsun; ette, buğdayda, arpada, ayçiçeğinde ve en son soğanda hep açığı ithalat ile kapattı. Fakat artık tablo gösteriyor ki ithal gıda fiyatlarında da olağanüstü bir artış söz konusu olacak.
Soğanda kilo fiyatı 50-60 liraya kadar dayandı. Çünkü 2024 yılında planlı üretim modeline geçildiği açıklandı. Aralarında soğan ve patatesin de olduğu 13 stratejik üründe planlı üretim yapılacaktı. Ancak bu planlı üretime rağmen tablo ortada; soğan da bu ürünler arasındaydı. Geçen yıl soğanın tarladaki fiyatı 5 liraydı, bu yıl 33 lira. Dolayısıyla da üretici ‘Geçen yıl 5 lirayken biz feryat ettik. Bu fiyatlar ile satış yapamayız. Ancak ne hükümet ne Tarım Bakanlığı bizi duymadı. Toplayabildiğimiz soğanı piyasaya sürdük ama çoğu üretici soğanı, patatesi tarlada bıraktı. Çünkü tarlada 5 lira olan soğanı toplamanın bir anlamı yoktu. Dolayısıyla bu sene kimse soğan, patates ekmedi. Ama bu sefer de olağanüstü bir üretim açığı ortaya çıktı. Soğanın, patatesin tarladaki fiyatı 33; marketteki fiyatı 50 liraya kadar yükseldi.
Türkiye böylece İran, Mısır, Irak’tan soğan ithal etmeye başladı. Yapılan düzenleme ile soğan ithalatından alınan gümrük vergisi yüzde 49,5’tan yüzde 5’e düşürüldü ve fiyatların aşağı çekilebilmesi için ithalat serbest bırakıldı. Peki neden hep aynı yanlışı yapıyoruz? Biz bu deneyleri daha önce yaşadık. Soğan ve patateste düşük fiyat olduğunda üretici ekmiyor. Üretici ekmediği zaman ertesi yıl fiyatlar olağanüstü artıyor. Fiyatlar olağanüstü artınca ithalat kapısı açılıyor. Bir sonraki yıl soğan pahalandı diye üretici yine ekiyor. Peki planlı üretim bunun neresinde? Oysa 2024 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı 13 stratejik ürün belirlemişti. Demek ki Türkiye’nin kapattığı, lağvettiği Devlet Planlama Teşkilatı’na yine ihtiyacı var; tarımda planlı üretime ihtiyacı var. Aksi halde her yıl milyarlarca doları arz açıklarından ötürü yabancı üreticilere ödemek zorunda kalacağız.”
‘Türkiye erken sanayisizleşme riskiyle karşı karşıya’
“İş dünyasının ekonomi programına yönelik eleştirilerine TİM Başkanı Mustafa Gültepe de katıldı. İstanbul Sanayi Odası Meclisi’nde düzenlenen panelde ‘Nefes alamıyoruz’ diyen Gültepe, mevcut programın miadını doldurduğunu savunarak hükümete ve ekonomi yönetimine değişiklik çağrısı yaptı. Türkiye’nin erken sanayisizleşme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirten Gültepe, son 2-3 yılda konkordato, iflas ve kapanan şirket sayısının üç katına çıktığını söyledi.
Kredi faizlerinin yüzde 50-60’a ulaştığına dikkat çeken Gültepe, sanayicilerin bu şartlarda rekabet gücünü kaybettiğini, üretim ve kapasiteyi azaltmak zorunda kaldığını ifade etti. Yüksek finansman maliyetleri nedeniyle Türkiye’nin ihracat pazarlarını kaybettiğini belirten Gültepe’ye göre sorun yalnızca sanayiyi değil, marketlerden restoranlara, mobilyadan hizmet sektörüne kadar ekonominin tamamını etkiliyor.
Panelde konuşan iş insanları da günlük faaliyetlerini sürdürmekte, maaş ve vergileri ödemekte zorlanırken kendilerinden yatırım yapmalarının, yeni teknolojilere geçmelerinin ve uçak üretmelerinin beklendiğini söyledi. Bir İSO üyesi, ‘Sanayi ağır hasta’ diyerek ‘Yüzde 50-60 faizle hangi sanayici kredi alıp iki yıl dayanabilir?’ diye sordu.
İş dünyası bugüne kadar dezenflasyon programına ve Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e destek verdi. Ancak uluslararası finansman arayışları Türkiye’ye beklenen kredi ve taze kaynak akışını sağlayamadı. Enflasyon üç yıldır yüzde 30’lar seviyesinde kalırken faiz indirimleri de ocak ayından bu yana durdu.
Merkez Bankası enflasyonu düşürmek ve sermayenin döviz ile altına yönelmesini engellemek için faizleri yüksek tutuyor. Buna karşılık bankaların iş insanlarına ve tüccarlara yüzde 50-60 faizle kredi vermesi ekonomik çarkın tıkanmasına neden oluyor. İş dünyası bu nedenle mevcut programın değiştirilmesini istiyor.”

