- Sputnik Türkiye, 1920
YERİ VE ZAMANI
Ekonomiden siyasete, dış politikadan spora, dünya ve Türkiye’de olup bitenler sonuçlarıyla Güçlü Özgan ile Yeri ve Zamanı programında konuşuluyor.

AYM'nin Madımak kararı sonrası avukat Kurşun: "Yargılama en baştan ele alınmalı"

yeri ve zamanı
yeri ve zamanı - Sputnik Türkiye, 1920, 24.07.2026
Abone ol
Gazeteci Güçlü Özgan’ın, Radyo Sputnik’teki Yeri ve Zamanı programında bugünkü konuğu Madımak katliamı davası avukatlarından Günal Kurşun oldu. Kurşun, AYM’nin Madımak katliamı için ihlal kararını değerlendirdi.
Anayasa Mahkemesi (AYM), Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te yakılan Madımak Oteli’nde hayatını kaybedenlerin yakınlarının bireysel başvurusunda yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine hükmetti.
Konuyla ilgili Yeri ve Zamanı’nda gazeteci Güçlü Özgan’ın sorularını yanıtlayan avukat Günal Kurşun, hukuki boyutu anlatarak şu değerlendirmelerde bulundu:
“2014 yılında Sivas davası mağduru aileler Anayasa Mahkemesi'ne bir bireysel başvuruda bulundular. Anayasa Mahkemesi bu başvuruyu 12 yıldır tutuyordu ve bir türlü karar açıklayamıyordu. 12 yıllık bir bireysel başvuru yani Anayasa Mahkemesi yargılama süreci gerçekten çok fazla ve makul sürenin de ihlali niteliğindeydi. Bize göre Anayasa Mahkemesi böyle yaparak hem olası bir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuru yapılmasının önünde bir engel oluşturuyordu. Hem de maddi anlamda adaletin de yerine gelmesini geciktirmiş oluyordu. Biz meslektaşlarımla müvekkillerimiz Sayın Eren Aysan, Sayın Zeynep Altok ve Sayın Mazlum Çimen adına, üç müvekkil adına bir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi başvurusu gerçekleştirdik. Bu başvuru da Sivas hadisesinin yıl dönümü olan 2 Temmuz tarihinde gerçekleşti. Bunu çeşitli gerekçelerle yaptık. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yaptığımız bu başvuruda birkaç noktaya dayandık. Bir kere Anayasa Mahkemesi'nin artık bu olay özelinde etkili bir başvuru yolu olmadığı düşüncesini işlemeye çalıştık. Çünkü 12 yıl süren bir yargılama vardı. Mahkeme daha önce iki kere internet sitesinde bu konuda karar açıklayacağını belirtmiş olmasına rağmen o karar bir türlü açıklanmamıştı. 2025 yılının Ocak ve Mart aylarında oldu bu hadiseler. Yani bence o karar çoktan verilmişti ama bir türlü uygun konjonktür bekleniyordu. Belki de belli yerlerden politik izin çıkmadığı için bu karar açıklanamıyordu aslında. Biraz buna değindik. Yani 12 yıllık sürenin adil yargılanma hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde belirtilen adil yargılanma hakkı ve bunun bir alt hakkı olan makul sürede yargılanma hakkının ihlali olduğuna değindik. Aynı zamanda ben yine bu hadisenin bir insanlığa karşı suç olduğuna inanıyorum. İnsanlığa karşı suçlarda da zaman aşımı işlemez bir genel kural olarak. Ama 1993'te yaşanan bu çok üzücü olaydan sonra insanlığa karşı suçlar konusunda Türkiye'de hiçbir yargılama yapılmadı.”

'Biz başvuru yaptıktan sonra apar topar karar alındı'

“Muhtemelen anayasa mahkemesindeki yetkililer de izlemişlerdir medyada yer alan bu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuru yapıldığı haberini. Biz başvuru yaptıktan 2 hafta sonra da apar topar böyle bir karar alındı. Gerekçeli kararı açıkladığı zaman çok daha net yorumlar yapabileceğiz. Ama yani dilerim tabi çok uzun da sürmez. Mahkemenin karnesinde, sicilinde öyle kararlar da vardır doğrusu. Yani vaktiyle karar alıp senelerce gerekçeli kararı açıklamadığı hadiseler de var. Dilerim 1-12 senede bu gerekçeli kararı beklemeyiz. Yani normal şartlar altında işte 1-1.5 ay sonra bizim Resmi Gazete’de gerekçeli kararı okumamız gerekir böyle bir hadisede. Devletin etkili soruşturma yükümlülüğü vardır. Devletin etkili soruşturma mükellefiyetini yerine getirmediğini tespit etmiş oluyor Anayasa Mahkemesi. Sayın Cumhurbaşkanı'nın belli sanıklar hakkında af yetkisi kullandığını biliyoruz. Ama bu olay öyle bir olay ki bizim elimizde de devletin politik gücünün belli sanıkların korunması yönünde kullanıldığını düşündürtecek bir takım emareler var. Mesela önemli denecek sanıklardan birisi çok uzun bir süre kaçak yaşadı bu olaydan sonra. Tabii otuz üç seneye yayılan bir şey olduğu için tabii vefat ettiği haberi gazetelerde yansıdı ve cenazesi Sivas'taki evinden çıkartılarak toprağa verildi. Meğersem senelerdir adresindeymiş yani kendisi adresindeymiş. Yani şimdi bizim Türkiye Cumhuriyeti Devleti ya polisiye tedbirler açısından aslında bayağı kuvvetli bir devlettir. Yani kimleri kimleri buluyor canı istediği zaman ama o kişi Sivas'taki evinde uzun süre kaçak olarak yaşamış. Şimdi canı istediği zaman devletimiz herkesi bulabiliyor ama o kişiyi bir türlü bulamamış belli ki.”

'Gerçek bir hukuk devletinde AYM'nin kararlarına uyulur'

“33 kişinin ölümü söz konusu hem de nasıl bir ölümü bir otelde, Sivas'ta yakılarak, dumandan boğularak ve yanarak öldürülmeleri söz konusu. Ve bu tam bir böyle yani on binlerce kişinin katılımıyla gerçekleştirilen bir halk hareketi sonucunda oluşmuş bir durum. Dolayısıyla burada yani 3-5 kişinin sorumluluğundan çok daha fazlasının tartışılması gerekiyor aslında. Gerçek anlamda bir hesaplaşma, bir hukuki hesap verme süreci işletilmediği için de insandan karşı suç aslında bugün de işlenmeye devam ediyor. Bu sebeple de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yaptığımız başvuru da işte tam bu kritere dayandık. Burada iki temel sonuç olacak. Bir tanesi Anayasa Mahkemesi’nin kuruluşu ve yargılama usulleri hakkında kanunun 50. Maddesinde diyor ki Anayasa Mahkemesi bir konuda ihlal bulduğu zaman bir bireysel başvuruda bu bir yargılamanın yenilenmesi sebebidir. Şimdi böyle ise o zaman ta en başa dönüp bütün yargılama sürecini yeni baştan ele almak gerekecek. Dolayısıyla bir yargılamanın yenilenmesi süreciyle karşı karşıya kalacağımızı düşünüyorum. Yani ilk sonucun bu olması beklenir. Siz de belirttiniz yani ailelere yönelik bir tazminat bir giderim söz konusu olacak. Ama burada verilecek birkaç bin liranın kaybedilen canların tazminatı olamayacağı çok net. Ailelerin de aslında böyle bir beklentisi yok. Buradaki gerçek giderim olayın gerçek sorumlularının yargı önüne çıkartılıp hesap vermelerinin sağlanması olacak. Gerçek bir hukuk devletinde Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına uyulur. Beğenseniz de uyulur beğenmeseniz de uyulur. O zaman ben de beğenmediğim bir takım mahkeme kararlarına uymayayım. Herkes uymasın beğenmediği kararlara öyle olmaz. Öyle hukuk devleti de olunmaz. Dilerim bu olayda böyle bir şey olmayacak. Anayasa mahkemesinin kararına bütün yargı organları ve idare uyacak. Yargılama yenilenecek.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала