- Sputnik Türkiye, 1920
ANKARA'DAN HABER VER
Deneyimli gazeteci Zülfikar Doğan, ‘Ankara’dan Haber Ver’ programında ekonomiye yön veren kararları, etkilerini ve bilinmeyen yönlerini Radyo Sputnik dinleyicileri için her pazartesi ve çarşamba masaya yatırıyor.

Küçük yatırımcı halka arzlarda nelere dikkat etmeli?

Ankara'dan Haber Var
Ankara'dan Haber Var - Sputnik Türkiye, 1920, 23.07.2026
Abone ol
Gazeteci Zülfikar Doğan, şirketlerin halka arz edilmesinde yeni bir rekor beklenirken küçük yatırımcıları temettü taahhüdü ve şirketlerin ortaklık yapısını incelemeleri konusunda uyardı. Doğan ayrıca Merkez Bankası’nın altın satışlarını, altın fiyatlarındaki düşüşü ve resmî hedefleri ikiye katlayan cari açık beklentisini değerlendirdi.
Gazeteci Zülfikar Doğan, Radyo Sputnik’te hazırlayıp sunduğu Ankara’dan Haber Var programında Türkiye ekonomisindeki son gelişmeler üzerine konuştu.

‘Halka arz rekoru geliyor, SPK denetimi artırmalı’

Reklam niteliğindeki röportajların yatırımcıları yönlendirebileceğine dikkat çekerek Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) daha etkin denetim çağrısı yapan Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ocak-Haziran döneminde 16 şirket halka açıldı. Temmuz ayının ilk yarısında da 8 şirket daha halka arz edildi. Bu şirketler sermaye piyasalarından hisse satışları ile 1 milyar 84 milyon dolar para topladılar. Sermaye Piyasası Kurulu son bir hafta içerisinde 4 şirkete daha halka açılma izni verdi. En son 2023 yılında 56 şirket halka arz edilmişti. Şu anda tablo yıl sonuna kadar 2023 yılındaki halka arz rekorunun aşılacağını gösteriyor.

Paraya ihtiyacı olan şirketler ya banka ve finans şirketlerinden kredi alıyorlar ya da bu şekilde sermaye piyasalarında hisselerini halka satarak, yeni ortaklar elde ederek sermaye buluyorlar. Para piyasalarından elde edilen kaynaklarda vade var ve faiz ödemek zorundalar. Ama sermaye piyasalarında hisse satarak para topladıklarında vadesiz topluyorlar ve faiz ödemesi söz konusu değil.

Halka arzlarda etik unsurlar çok önemli. Örneğin dünyanın hiçbir yerinde halka arz edilen şirketlerin çarşaf çarşaf reklamları yapılmıyor. Çünkü bu yatırımcıyı yönlendirme amaçlı olabilir. Televizyonlara, gazetelere bakıyoruz; halka arz edilen şirketlerin yöneticileri çıkıyor, adeta ‘reklam röportajlar’ diyebileceğimiz röportajlar veriyor. Herkes kendi hissesinin değerini methediyor, talebini artırmaya çalışıyor. Bunlar maalesef halka arzların etik olmayan boyutları. Sermaye Piyasası Kurulu’nun bu konuda biraz daha aktif olması lazım.”

Halka arzlarda küçük yatırımcıya ‘temettü’ uyarısı

Doğan, küçük yatırımcıların halka arzlarda şirketin temettü taahhüdünü ve ana hissedarların yönetimde yer alıp almadığını incelemesi gerektiğini belirtti. Yalnızca fiyat hareketlerine odaklanılmasının milyonlarca yatırımcıyı ciddi kayıplarla karşı karşıya bırakabileceği uyarısında bulunan Doğan, şöyle konuştu:

“Halka arz edilen şirketlerde yatırımcılar daha çok ‘hisse artarsa kâr ederim’ düşüncesinde. Oysa halka arz edilen şirketler yatırımcısına mutlaka bir temettü, kâr payı garantisi vermek zorunda. Bunu taahhüt etmeli. Halka arz edilen hisseleri alacak olanlar şirketlerin temettü vaat edip etmediklerine bakmak durumundalar. Bunu gerçekten dikkatle incelesinler. Bir de bu şirketlerin büyük hissedarları yönetimde yer alıyor mu? Çünkü halka arzlarda şayet şirket batarsa kişiler sadece hisseleri oranında sorumlu. Ama büyük hissedarlar mal varlıkları ile sorumlu. Eğer bir şirket halka arz edilirken şirketin ana hissedarı olan kişiler veya kurumlar yönetimde yer almayıp sadece hisse satışı ile sermaye piyasasından kaynak topluyorsa küçük yatırımcıların bu noktada da dikkatli olması gerekiyor. Bizdeki borsa anlayışının bu düzeyde seyretmesinin nedenlerinden biri bu. Çünkü halka arzlarda herkes daha çok ‘hisse ne kadara çıktı, ne kadara düştü’ noktasına bakıyor. Temettü, kâr payı boyutuna bakmıyor. Oysa doğru yaklaşım vadedilen temettü, kâr payı dağıtımı üzerinden olmalı. Böyle olmayınca bir avuç kişi bu hisselerin değerini indirip çıkartarak olağanüstü kazançlar elde ederken milyonlarca küçük yatırımcı ise bu iniş çıkışlarda neredeyse tüm varlıklarını kaybederek sıfırlanabiliyorlar. O nedenle daha da hızlanacağı anlaşılan halka arz süreçlerinde küçük yatırımcılar daha da dikkatli olmalı. Yatırım tavsiyelerini alırken biraz daha kendi çıkarları lehine hareket etmeli. Bu tabii bir yatırım tavsiyesi değil, sadece bir görüş ve değerlendirme.”

‘Merkez Bankası altın satışından kazançlı çıktı’

Merkez Bankası’nın dört ayda 81 ton altın satarak 12,7 milyar dolar gelir elde ettiğini belirten Doğan, altın fiyatlarının daha sonra gerilemesiyle bankanın birim başına 877 dolar avantaj sağladığını ve elde edilen gelirle bugün 97 ton altın alınabileceğini söyledi:

“Son birkaç aydan bu yana, özellikle şubat ayından itibaren İsrail ve ABD’nin İran’a saldırısı sonrası Ocak ayında Onsu 5 bin 600 dolara çıkan altın fiyatları hızla düşüşe geçti. Merkez Bankası da bu süre içerisinde hem artan enerji fiyatlarından hem de küresel ticari emtia fiyatlarındaki artıştan dolayı rezervlerinden 40 milyar dolara yakın bir döviz satmak zorunda kaldı. Bunu telafi etmek için de altın stoklarından satışlara hız verdi. Dünya Altın Konseyi’nin açıkladığı resmi rakamlara baktığımızda Merkez Bankası Şubat ayından 8; Mart ayında 60; Nisan ayında 10 ve Mayıs ayında 3 ton altın satmış. 4 ayda toplam 81 ton altın satmış. Bu altının ortalama fiyatı 4894 dolar olmuş, buradan da 12,7 milyar dolarlık bir döviz geliri elde edip rezervlerini güçlendirmiş. Fakat bu satıştan sonra altın fiyatları düşmeye devam etmiş. Altının Onsu şu anda 4 bin dolar civarına kadar indi. Merkez Bankası o dönemde eleştiriliyordu. Fakat şimdi ortaya çıkan tabloya baktığımızda Merkez Bankası birim başına 877 dolar kârda. Şu anda bu para ile 97 ton altın alabiliyor. Dolayısıyla Merkez Bankası’nın altın satışlarında piyasayı ve fiyatları yakından takip ederek rezervlerini güçlendirme açısından doğru bir satış stratejisi izlediği söylenebilir.”

‘Altının onsu 4 bin doların altına düşerse satışlar hızlanabilir’

İran savaşı ve Hürmüz krizinin ABD ile Avrupa ekonomileri üzerindeki etkisinin faiz indirimi beklentilerini zayıflattığını söyleyen Doğan, “Peki neden altın fiyatları düşüyor? Çünkü İran savaşı, Hürmüz krizi ABD ve Avrupa ekonomilerini de etkiliyor. Dolayısıyla Avrupa ve ABD Merkez Bankaları faiz indirimlerini gündemden çıkartmış durumdalar. Aksine faiz artışını gündeme almaya başladılar. Eğer ABD ve Avrupa Merkez Bankaları faiz artırırsa dolar ve Euro değerlenecek demek olur ve bu da altın fiyatlarının daha da düşmesi anlamına gelir. Şu anda 4 bin dolar sınırı bir direnç noktası gibi görünüyor. Eğer bunun altına düşerse altın satışları daha da hızlanabilir” dedi.

‘Cari açık tahmini, resmi hedefi ikiye katladı’

Sanayide kapasite kullanımı ve reel sektör güvenindeki düşüşe dikkat çekerek Merkez Bankası anketindeki 49 milyar dolarlık cari açık beklentisinin OVP’de açıklanan 22,3 milyar dolarlık hedefin iki katından fazla olduğunu belirten Doğan, şunları söyledi:

“Reel sektör güven endeksi yüzde 0,8 geriledi. Aynı şekilde imalat sanayi kapasite kullanım oranları da bir önceki aya göre yüzde 0,5 düştü. Yani sanayinin, imalatçıların, ihracatçıların üretimi düşüyor; ekonomiye güven de geriliyor. Tabii bu gerilemedeki önemli etkenlerden bir tanesi ilan edilen hedeflerin bir türlü tutmaması. Ekonomi yönetimi Orta Vadeli Program’da cari açık için 2026 yılında 22,3 milyar dolarlık bir tahmin yapmıştı. 2027 yılında 20,5 milyar dolar; 2028 yılında da 18,5 milyar dolar cari açık gerçekleşecek diyordu. Ancak Merkez Bankası’nın kendi yaptığı Temmuz ayı anketinde katılımcılar maalesef 2026 yılı cari açığının 49 milyar dolar olacağını öngördüler. 2027 yılı için ise 47 milyar dolar cari açık beklentisi söz konusu. Türkiye’nin döviz gelir ve giderleri arasındaki açık böyle ciddi bir şekilde artacaksa ve kamuoyuna duyurulan Orta Vadeli Program’ın resmi hedeflerinin 2-2,5 katına çıkacaksa o zaman bu hedefler neden açıklanıyor?”

Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала