- Sputnik Türkiye, 1920
MUSTAFA HOŞ İLE YOL ARKADAŞI
Haberler değişiyor, koşullar değişiyor, gündem değişiyor. Ekonomi, sağlık, eğitim, siyaset...Mustafa Hoş, hafta içi her gün 17.30 - 19.00 saatleri arasında gündemden haberlerle ve haftanın öne çıkan başlıklarıyla Radyo Sputnik'te dinleyicilerle buluşuyor.

Gazeteci Sedat Bozkurt kulis haberini anlattı: Erdoğan'la bir ömür yola devam mı?

'Murat Çalık canından endişe ediyor: Beni yalnız bırakmayın'
'Murat Çalık canından endişe ediyor: Beni yalnız bırakmayın' - Sputnik Türkiye, 1920, 20.07.2026
Abone ol
Mustafa Hoş'la Yol Arkadaşı'nın bugünkü konukları Cumhuriyet Halk Partisi Bursa milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu ve Gazeteci Sedat Bozkurt oldu.
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in yargılandığı davanın duruşması öncesinde adliyede CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu ile polis arasında gerginlik yaşandı. Kayışoğlu, duruşma salonuna alınmadığı gerekçesiyle tepki gösterdi.
Yaşananları Radyo Sputnik canlı yayınında Gazeteci Mustafa Hoş’a anlatan CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, şunları söyledi:
Duruşmalar alenidir. Yani bu da böyle birinin oturup masa başında yazdığı bir kural değildir. Bu işte geçmişten beri bu yüzyıllar bin yıllar içerisinde yaşanan insan hakları ihlalleri, işkenceler, yargısız infazlar gibi hukuksuz zalimlerin zulümlerini uyguladığı, güçlünün güçsüzü ezdiği dönemlerden itibaren zaman içerisinde insanların bedel ödeyerek geliştirdiği kurallardır bunlar Mustafa Bey.Yani işte adil yargılanma hakkı, savunma hakkı, duruşmaların aleni olması, masumiyet karinesi gibi ama geldiğimiz bu çağda bütün bu kurallar, bütün bu evrensel ilkeler maalesef AKP iktidarı tarafından yok sayılıyor. Bugün orada biz değil de bir AKP bir MHP milletvekili olsaydı polis aynı şekilde karşısında durup duruşmaya sokmuyoruz emir var işte bekliyoruz der miydi? Milletin oylarıyla seçilmiş bir milletvekilinin önüne bariyer kurup duruşma hani orası duruşma salonunun girişi de değil koridor zaten koridora sokmaz mıydım adliyede? Böyle bir şey mümkün olabilir miydi? Olamazdı tabii ki bu bu çifte standardan uygulandığı gücü elinde bulunduranın milletten aldığı bu yetkiyi kötüye kullandığı kendisinden olmayan herkese güç gösterisinde bulunduğu herkesi korkutmaya sindirmeye çalıştığı ve bu şekilde iktidarını sürdürmeye çalıştığı bir anlayışın sonucudur ve yüz binlerce insan Cumhuriyet Halk Partisi yönetsin artık Bursa'yı dedi. Yani bütün onları yok sayıp 60 kişinin belediye meclisi ki belediye meclis oylamasında da aslında Cumhuriyet Halk Partisi'nin oyu yüksek fakat o yani hetaplamadan kaynaklı olarak meclis üyeliğinde çoğunluk AKP'ye geçmiş oluyor.O çoğunluğuna güvenerek bir yargı operasyonuyla yıllar önceki iddialara dayanarak başkanımızın alınması ondan sonra 60 kişilik meclis üyeleri çoğunluğuna dayanarak oradaki oylamayla Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne Bursalı'nın iradesine çökülmesi ve bütün bunlar da aslında siyaseten uygulanan bu kararların alınmış uygulanan göstermelik kararların bir yandan da halktan gizlenmeye çalışılmasıdır. Yani duruş niye engelliyorsunuz ne var ki bir şey mi var yani sonra girdik içeri basını almadınız basını alın dedik orada zorluk çıkarıyorsunuz aldınız basını ne oldu bir şey mi oldu normal hukuk devletinde olması gerektiği gibi basın orada bizler orada 3-5 kişi yani seyirciler alınmadı bu arada çoğunlukla alınamadı yer olmadığı için bir şey mi oldu olmadı herkes dinledi yargılama yapıldı. Yani niye böyle bir güç gösterisi niye bir böyle korku salma niye engelleme niye çifte hukuk uygulaması yapılıyor ne gerek var bunlara niye bu kadar gücü elinizde bulundurduğunuz için zulmediyorsunuz insanlara değil tabii ki işte hukuk bugün bir araç olarak kullanılıyor ya baskı aracı olarak kullanılıyor sindirme aracı olarak kullanılıyor muhalifleri yok etme aracı olarak kullanılıyor yani bugün şöyle bir anlayış var diyor ki seçimi ben kazanırsam demokrasi var evet orasını seçilen kişi yönetir ama seçimi ben kazanmazsam muhalefet partilerinden birisi kazanırsa ben oraya yargı eliyle çökerim tehdit ederek çökerim işte başka şekilde ailesinin yakınlarını vesaire gözaltına alarak ailesiyle tehdit ederek çökerim başka türlü çökerim yani her halükarda diyor ki ben bunu kabul etmiyorum demokrasiye saygı duymuyorum seçme seçilme hakkına da saygı duymuyorum egemenlik milletin değildir benimdir diyen bir anlayışla karşı karşıya benim iktidarımı sarsarsanız ben seçilmezsem orayı elinizden alırım sizin oy hakkınızı da yok sayarım sandığı da yok sayarım anlayışıdır bu sizin de söylediğiniz gibi bu şu yani genel başkanımız Sayın Özgür Özel'in ifadesiyle ya AKP'ye katıl ya cezaevine atıl aslında bu bütün bu yapılanların her biri birer sivil darbedir çünkü milletin iradesini ve seçme hakkını yok saymaktır.

Gazeteci Sedat Bozkurt kulis haberini anlattı: Erdoğan'la bir ömür yola devam mı?

Kısa Dalga yazan Gazeteci Sedat Bozkurt, CHP’den AKP’ye geçen Anayasa Hukukçusu Serap Yazıcı Özbudun’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ömür boyu cumhurbaşkanlığı teklifi ettiğini iddia etti ve ‘Parlamenter sisteme geç, kaydı hayat şartıyla cumhurbaşkanı kal’ dediğini yazdı.
Öneriyi köşesine taşıyan Gazeteci Sedat Bozkurt, kulis haberininin detaylarını şu sözlerle açıkladı:
Ben burada Erdoğan'ın parlamenter sisteminin konuşulabilir olmasına olmasını kavul etmesini önemsedim. Burada anayasa profesörü gerçekten de anayasa konusundaki perspektifle sağlıklı bir liberal bakış açısına sahip işte CHP sıralarından gelecek kontenjanına seçilip AK Parti'ye geçen bir anayasa hukuk profesörü bunu dile getiriyor hem de parlamenter sistemi savunduktan sonra dile getiriyor. Ben parlamenter keşke diyor bir yolunu bulsak da tekrar parlamenter sisteme dönsek.Profesör doktor Serap Yazıcı Serap Yazıcı şimdi orada Erdoğan itiraz etmiyor parlamenter sistem. Çünkü başka yerlerde konuşulduğu zaman itiraz eder sonra konuşuruz diyor Erdoğan olabildiğince o iktidarda kalmak istiyor. Yani o cumhurbaşkanlığın makamını o güçle bu yetkiyle sonra sonsuza kadar kullanmak istiyor.Yani kafasında hep bu var. Yani yeni anayasaya bir ihtiyaç var mı yok mu bunu bile tartışmıyor toplam siyase çünkü muhalefet kendi derdine düşmüş düşmüşler. Yani Erdoğan'ın kazdığı bir çukur var.Bütün muhalefet oraya girmiş vaziyette orada debeleniyorlar. Biraz ağır oldu bu ama ben gördüğümü aktarıyorum. Anayasanın şu maddesi nedeniyle ülke hukuk devleti olmuyor.Anayasanın bu maddesi nedeniyle bağımsız yargıyı biz kuramıyoruz. Anayasanın şu maddesi nedeniyle ülke demokratik olamıyor deseler ikna oluruz. Öyle bir cümle kurulmuyor.Sadece darbe anayasası deniyor ve biraz önce söylediğim gibi bu anayasadaki tek engel Erdoğan'ın bir dönem daha ya da muhtelif dönemler adaylığının engel olması. Başka bir şeyi yok yani hayır. Erdoğan'ı Erdoğan'ı iyi tanıyoruz.Erdoğan defandırma gider mi? Halkın önüne anayasa değişikliğini için bir sandık koymaz. %80'ini de reddedilir. Yani içine ne koyarsanız koyun.İçine istiyorsanız emekli maaşlarına zam yapılacağını da koyun. Yine reddedilir. Erdoğan bunu en iyi bilen biridir.Yani bir anayasanın referanduma gitmesini en son isteyecek kişi Erdoğan'dır. Ama mesele değil. Öyküsü yok.Öykü olmadığı zaman böyle camı kırınız butonu gibi. Yeni anayasa şahane bir şey. Örneğin bir çözüm süreci de şahaneydi.Onu da aldılar belli bir noktaya getirdiler. Nereye evrilir onu bilmiyorum.
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала