CHP'den yeni parti çıkıyor: "Tamamen zorunluluk"

İstifa etmedim ama istifa etmek istiyorum. Ancak tabii ki genel başkanımızın ve partimizin Cumhuriyet Halk Partisi'nin son seçilmiş yönetiminin alacağı kararlar doğrultusunda bir disiplin içinde hareket etmek zorunda da hissediyorum kendimi. Eğer benim şahsi görüşüme kalsaydı ben çoktan istifa ederdim.Bunu da severek yapmazdım, onu da söyleyeyim. Bundan mutlu oluyor değilim, başka bir parti kurmanın meraklısı değiliz dedi genel başkanımız. Gerçekten de öyle.Ama şartlar zorlanıyor, yani 40 tane il başkanını görevden alıp 9 tane milletvekilini partiden attıktan sonra ya Özgür Bey gitmese falan gibi lafları da anlamsız buluyorum açıkçası. Bir an önce sokağa çıkmamız, mücadeleyi sürdürmemiz lazım. Kimin evine girilse, kimin evine o şekilde tecavüz edilse o kişi mutlaka şeyini bozar, yani davranışlarında bir aksaklık olur.Böyle aklının lafları falan bize ağır gelir. Dolayısıyla çoktan dediğim gibi istifa etmem de gerekirdi. Ancak yine de o disiplin içerisinde bekliyoruz. 27 sene olmuş benim siyasi yaşamım.Bizim Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa etmemiz, Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılmamız ben ve benim gibiler için çok zor bir duygu. Mahkeme diyor ki işin özeti, ben bir karar vereceğim ama ben bu karar verene kadar tedbiren eski yönetimi getirdim diyor.Şimdi yönetim sanki tedbiren gelmemiş de icraat için gelmiş, siyaset için gelmiş gibi bir anlayış içerisinde. Bu kabul edilemez. Yol arkadaşlarımızı koruyamamanın üzüntüsü var.Bizim siyaset yapma hakkımız elimizden alınıyor. Dolayısıyla bir keyfiyet sonucunda bir parti kurmuyoruz. Bir gereklilik üzerine de bir parti kurmuyoruz.Bir zorunluluk üzerine bir parti kuruyoruz. Bunu herkesin anlaması lazım. Bizi bir siyasal parti kurmaya veya Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılmaya sevk eden şeyler bu duygulardır.Bu kadar binlerce, on binlerce, yüz binlerce, milyonlarca kişi yanlış biliyor. Kemal Bey ve etrafındaki üç yüz kişi mi doğru biliyor? Böyle bir şey olabilir mi? Veya herkes sahtekar, herkes dolandırıcı, herkes rüşvetçi ve bunlara göz yumuyor. Bir tek Kemal Bey'in çevresindeki üç yüz kişi mi doğru ve düzgün herkese ders veriyor?
İçtiğimiz kola şişeleri, meyve su şişeleri ya da içki şişeleri diye iade ediliyordu ve bunun bakkal üzere yapılıyordu. Zaten bu klasik depozito sisteminin kötüleşmesi son 20 yıllık etlerdir. O da bu iktidara aittir. Şimdi bunu, bu filmi zaten daha önce izledik.Hatırlayın 2018 sonbaharını, poşetin paralı olma hikayesi vardı. Doğayı kurtaracağız diye çıktılar. Sonra öğrendik ki o 25 kuruşun 15 kuruşu bakanlığın cebine girecek, 10 kuruş da marketin cebine girecek.Böyle olduğunca insana öfke duydular ve o geçen kanunun bir başka özelliği daha vardı. O kanun hem poşeti 25 kuruş yaptı hem de gerçek depozito, hakiki depozito sistemini öteledi.Dolayısıyla biz bu filmin aynısını izliyoruz. Peki nasıl aynısı? Şöyle söyleyeyim, biz burada 3 defa soyulacağız. Bu 3 soygunun birincisini zaten başta bakanlık alıyor.O 1 lira zam geldi ya suya, suya gelen 1 liralık zam oradan geliyor. Depozito bedeli baştan alıyor. Ama bu arada depozito işlemi için şirketlerin izin alması gerekiyor, makine alması gerekiyor.Bu da bir masraf. Bu yüzden de şirketler yaklaşık 50 kuruş daha zam yaptılar. Dolayısıyla o 1,5 liralık zam bakanlığın ve marketlerin cebine giren paraydı.Ama şimdi diyeceksiniz ki zaten o aldığımız üründe depozito ürünü olan, atıyorum PET'in değeri yok mu, malzemesi yok mu var tabii ki. Ama bunu ranta çevirdiler. Sonra dediler ki, gel ben zaten baştan aldığım 1,5 lirayı cebe koydum.Sen malzemeyi geri ver. Geri verdiğin zaman ben sana 1 lira iade edeyim. Bunun malzeme parası da benim cebime kalsın dedi.Ve burada iki defa çevre ajansının bir defa da marketlere kazanacağı bir sistem kurdu. Ama burada trik daha sonra başlıyor. Herkes geri döndürecek mi? Hayır döndüremeyecek çünkü zaten sistem geri dönmesin diye yapılıyor.Şimdi Avrupa'da 25 cent, Almanya'da mesela aynı PET. O da yaklaşık 13 lira yapıyor. Ama Almanya'da iki tane fark var.Bir, 13 katı bir fiyat. O yüzden %97 ile birlikte çok sıkı geri dönüyor. İkincisi de bu işlemi yapan Türkiye Çevre Ajansı gibi parayı cebe atan ve kendi masraflarının halkının üzerine karşılayan bir kurum değil.Kar amacı güçlenen bağımsız bir kuruluş yapıyor bu işleri. Dolayısıyla biz üç defa söylüyoruz. Ama burada gizli özne kim? Türkiye Çevre Ajansı.Türkiye Çevre Ajansı ne zaman başımıza çıktı? 2020 yılında çıktı başımıza. Ve Türkiye Çevre Ajansı bu işi başarsın diye üç defa daha depozito sistemi ertelendi. Dolayısıyla biz aslına bakarsanız önce Çevre Ajansı tarafından sorulacak.Sonra Çevre Ajansı ve marketler tarafından. En son yine Çevre Ajansı olmak üzere 3-4 kat sorulacağımızı gönül rahatlığı ile söyleyebilirim.

