- Sputnik Türkiye, 1920
MUSTAFA HOŞ İLE YOL ARKADAŞI
Haberler değişiyor, koşullar değişiyor, gündem değişiyor. Ekonomi, sağlık, eğitim, siyaset...Mustafa Hoş, hafta içi her gün 17.30 - 19.00 saatleri arasında gündemden haberlerle ve haftanın öne çıkan başlıklarıyla Radyo Sputnik'te dinleyicilerle buluşuyor.

CHP'den yeni parti çıkıyor: "Tamamen zorunluluk"

'Murat Çalık canından endişe ediyor: Beni yalnız bırakmayın'
'Murat Çalık canından endişe ediyor: Beni yalnız bırakmayın' - Sputnik Türkiye, 1920, 14.07.2026
Abone ol
Mustafa Hoş'la Yol Arkadaşı'nın bugünkü konukları Ankara Milletvekili Umut Akdoğan ve İklim Uzmanı Önder Alagedik oldu.
CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, partisinden istifa etti. Akdoğan istifa haberini, "Siz beni atamazsınız. Ben kendim gidiyorum. Bir gün mutlaka dönmek üzere…" sözleriyle duyurdu.
İstifasından sonra ilk kez Radyo Sputnik’ten Gazeteci Mustafa Hoş’a Yol Arkadaşı programında konuşan Akdoğan, şunları söyledi:
Şimdi böyle bir durum var ve bugün siz şey yazdınız, ben gidiyorum, bir gün mutlaka dönmek üzere istifa mı ettiniz? Hayır istifa etmedim ama istifa etmek istiyorum. Ancak tabii ki genel başkanımızın ve partimizin Cumhuriyet Halk Partisi'nin son seçilmiş yönetiminin alacağı kararlar doğrultusunda bir disiplin içinde hareket etmek zorunda da hissediyorum kendimi. Eğer benim şahsi görüşüme kalsaydı ben çoktan istifa ederdim.Bunu da severek yapmazdım, onu da söyleyeyim. Bundan mutlu oluyor değilim, başka bir parti kurmanın meraklısı değiliz dedi genel başkanımız. Gerçekten de öyle.Ama şartlar zorlanıyor, yani 40 tane il başkanını görevden alıp 9 tane milletvekilini partiden attıktan sonra ya Özgür Bey gitmese falan gibi lafları da anlamsız buluyorum açıkçası. Bir an önce sokağa çıkmamız, mücadeleyi sürdürmemiz lazım. Aslında şunu mu yapmak istediniz, beni ihraç edemezsiniz, ben kendim istifa ederim.O kısmı doğru tekrar ifade ediyorum, bir siyasal disiplin içerisinde bulunmak zorunda hissetmesem kendimi, bu disiplin kuruluna gitmeyi şahsi olarak hiç istemem ve derhal istifa ederim. Çünkü karşılaşılan muamele hiç akla uygun değil, hiç siyasete uygun değil. Kimin evine girilse, kimin evine o şekilde tecavüz edilse o kişi mutlaka şeyini bozar, yani davranışlarında bir aksaklık olur.Böyle aklının lafları falan bize ağır gelir. Dolayısıyla çoktan dediğim gibi istifa etmem de gerekirdi. Ancak yine de o disiplin içerisinde bekliyoruz. Gençlik kollarına üye olmak için 18 yaşı beklemeniz lazım. Ben ondan 5 sene önce, yani 13 yaşında bu işlere karıştım ve o gün bugün hiçbir şekilde bırakmamak üzere, bir gün ara vermemek üzere bu mücadelenin içindeyim. 27 sene olmuş benim siyasi yaşamım.Bizim Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa etmemiz, Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılmamız ben ve benim gibiler için çok zor bir duygu. Mutlan yönetimi diye tarif ettiğimiz yönetim, sanki bir geçici kurul değilmiş gibi veya tedbiren gelmemiş gibi, tedbiren geldiler sonuçta bunlar, mahkemeye bir tedbir koydu. Mahkeme diyor ki işin özeti, ben bir karar vereceğim ama ben bu karar verene kadar tedbiren eski yönetimi getirdim diyor.Şimdi yönetim sanki tedbiren gelmemiş de icraat için gelmiş, siyaset için gelmiş gibi bir anlayış içerisinde. Bu kabul edilemez. Yol arkadaşlarımızı koruyamamanın üzüntüsü var.Bizim siyaset yapma hakkımız elimizden alınıyor. Dolayısıyla bir keyfiyet sonucunda bir parti kurmuyoruz. Bir gereklilik üzerine de bir parti kurmuyoruz.Bir zorunluluk üzerine bir parti kuruyoruz. Bunu herkesin anlaması lazım. Bizi bir siyasal parti kurmaya veya Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılmaya sevk eden şeyler bu duygulardır.Bu kadar binlerce, on binlerce, yüz binlerce, milyonlarca kişi yanlış biliyor. Kemal Bey ve etrafındaki üç yüz kişi mi doğru biliyor? Böyle bir şey olabilir mi? Veya herkes sahtekar, herkes dolandırıcı, herkes rüşvetçi ve bunlara göz yumuyor. Bir tek Kemal Bey'in çevresindeki üç yüz kişi mi doğru ve düzgün herkese ders veriyor? Dolayısıyla bunların hepsi bir oyun, bunların hepsi bir numara, bunların hepsi bir tasarya.Manzara ortadadır, vatandaşın tavrı ortadadır. Yüle oynaya sevine sevine yeni bir parti kurup da bir yerden bir yere gidiyor değiliz. Ancak siyasal iddiamızı var, vatandaşa karşı sorumluluğumuzu da görmezden gelemeyiz.Anladım. Şunu bir cümle, çünkü süren bitti ama anlıyorum ki bu parti artık kesin kuruluyor. Evet.
İklim politikaları uzmanı Önder Alagedik, "DOA: Depozito Soygun Sistemi" başlıklı yazısında 1 Temmuz'da uygulamaya giren Depozito Yönetim Sistemi'ni sert ifadelerle eleştirdi. Sistemin çevre politikası değil bir "gelir modeli" olduğunu savunan Alagedik, depozito uygulamasının tüketicilere ek maliyet getirdiğini, Türkiye Çevre Ajansı ile marketlere gelir sağladığını ve Almanya'daki uygulamadan önemli ölçüde farklı işlediğini öne sürdü.
Alagedik'in bu değerlendirmelerini ve eleştirilerinin dayanaklarını Radyo Sputnik’ten Gazeteci Mustafa Hoş’a şu sözlerle anlattı:
İçtiğimiz kola şişeleri, meyve su şişeleri ya da içki şişeleri diye iade ediliyordu ve bunun bakkal üzere yapılıyordu. Evet, benim çocukluğumda uzun bir süre devam etmişti. Ben çok iyi hatırlıyorum mesela o dönemi.Aynen, zaten bu klasik depozito sisteminin kötüleşmesi son 20 yıllık etlerdir. O da bu iktidara aittir. Şimdi bunu, bu filmi zaten daha önce izledik.Hatırlayın 2018 sonbaharını, poşetin paralı olma hikayesi vardı. Doğayı kurtaracağız diye çıktılar. Sonra öğrendik ki o 25 kuruşun 15 kuruşu bakanlığın cebine girecek, 10 kuruş da marketin cebine girecek.Böyle olduğunca insana öfke duydular ve o geçen kanunun bir başka özelliği daha vardı. 2019'da başlaması gereken ve üreticiyi sorunu tutan, yani sizin çocukluğunuzdaki depozito sistemini devam ettirecek, genişletecek olan depozito sistemi hayatı geçecekti. O kanun hem poşeti 25 kuruş yaptı hem de gerçek depozito, hakiki depozito sistemini öteledi.Dolayısıyla biz bu filmin aynısını izliyoruz. Peki nasıl aynısı? Şöyle söyleyeyim, biz burada 3 defa soyulacağız. Bu 3 soygunun birincisini zaten başta bakanlık alıyor.O 1 lira zam geldi ya suya, suya gelen 1 liralık zam oradan geliyor. Depozito bedeli baştan alıyor. Ama bu arada depozito işlemi için şirketlerin izin alması gerekiyor, makine alması gerekiyor.Bu da bir masraf. Bu yüzden de şirketler yaklaşık 50 kuruş daha zam yaptılar. Dolayısıyla o 1,5 liralık zam bakanlığın ve marketlerin cebine giren paraydı.Ama şimdi diyeceksiniz ki zaten o aldığımız üründe depozito ürünü olan, atıyorum PET'in değeri yok mu, malzemesi yok mu var tabii ki. Ama bunu ranta çevirdiler. Sonra dediler ki, gel ben zaten baştan aldığım 1,5 lirayı cebe koydum.Sen malzemeyi geri ver. Geri verdiğin zaman ben sana 1 lira iade edeyim. Bunun malzeme parası da benim cebime kalsın dedi.Ve burada iki defa çevre ajansının bir defa da marketlere kazanacağı bir sistem kurdu. Ama burada trik daha sonra başlıyor. Herkes geri döndürecek mi? Hayır döndüremeyecek çünkü zaten sistem geri dönmesin diye yapılıyor.Şimdi Avrupa'da 25 cent, Almanya'da mesela aynı PET. O da yaklaşık 13 lira yapıyor. Ama Almanya'da iki tane fark var.Bir, 13 katı bir fiyat. O yüzden %97 ile birlikte çok sıkı geri dönüyor. İkincisi de bu işlemi yapan Türkiye Çevre Ajansı gibi parayı cebe atan ve kendi masraflarının halkının üzerine karşılayan bir kurum değil.Kar amacı güçlenen bağımsız bir kuruluş yapıyor bu işleri. Dolayısıyla biz üç defa söylüyoruz. Ama burada gizli özne kim? Türkiye Çevre Ajansı.Türkiye Çevre Ajansı ne zaman başımıza çıktı? 2020 yılında çıktı başımıza. Ve Türkiye Çevre Ajansı bu işi başarsın diye üç defa daha depozito sistemi ertelendi. Dolayısıyla biz aslına bakarsanız önce Çevre Ajansı tarafından sorulacak.Sonra Çevre Ajansı ve marketler tarafından. En son yine Çevre Ajansı olmak üzere 3-4 kat sorulacağımızı gönül rahatlığı ile söyleyebilirim.
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала