Şahin Hayri Üren: Kamera omzumdaymış gibi yazıyorum

Abone ol
Oyuncu, senarist ve yazar Şahin Hayri Üren, Serhat Sarısözen'in sunduğu Gündem Dışı programına konuk oldu. İlk romanı Beş Mezar üzerine konuşan Üren, ölüm, vicdan ve insan psikolojisini merkeze alan hikâyenin ortaya çıkış sürecini anlattı. Üren, romanın yalnızca bir intikam hikâyesi olmadığını belirtti.
'Ölümün içinde büyüyen bir karakteri anlatmak istedim'
Romanın merkezindeki Musab karakterinin yalnızca bir intikam yolculuğunu değil, hayatı ilk kez anlamlandırmaya çalışan bir insanın hikâyesini anlattığını belirten Üren, karakteri oluştururken gerçek duyguların peşinden gittiğini söyleyerek şöyle konuştu:
"Roman üzerine konuştukça ben de yazdıktan sonra fark ettiğim birçok şeyi yeniden görüyorum. Benim için önemli olan belirli bir ülkeyi ya da toplumu anlatmak değildi. Hikâyeyi Macaristan'a da koysanız, Norveç'e de koysanız, İran'a da koysanız aynı duyguyu verebilmesini istedim. Gerçek karakterler ve gerçek hisler peşindeydim. Musab hayatını ölümün içinde geçirmiş biri. Ölümü defalarca görmüş, ceset yıkamış, mezar kazmış ama kendi öleceğini öğrendiği ana kadar yaşamın ne olduğunu hiç düşünmemiş. Asıl hikâye de o noktada başlıyor. İlk kez öleceğini anlayınca hayatı sorgulamaya başlıyor. Sonrası da benim için bir çorap söküğü gibi geldi."
'Kamera omzumdaymış gibi yazıyorum'
Senaryo geçmişinin roman diline de yansıdığını ifade eden Üren, okurun karakterin yerine geçmesini değil, onun yaşadıklarına tanıklık etmesini amaçladığını belirterek şunları söyledi:
"Ben bunu yazdıktan sonra fark ettim. Biraz kamera omzumdaymış gibi yazıyorum. Tiyatro ve senaryoda alıştığınız bir disiplin var. Karakterin ne yaptığı, nasıl hareket ettiği, sahnenin ritmi... Ben de ister istemez bunu romana taşıyorum. Okuyucunun gereksiz ayrıntılarla meşgul olmasını istemiyorum. Musab olsun, Adem olsun ya da Zeynep olsun; okurun onların yerine geçmesini değil, yanlarında yürüyüp aynı havayı solumasını istiyorum. Sanki bir sahnenin içinde sessizce durup onları izliyormuş gibi hissetsin istiyorum. Yazarken de kadrajı, nefesi ve ritmi düşünüyorum. Sanırım bu yüzden birçok okur romanı okurken 'izledim' duygusunu yaşadığını söylüyor."
'Musab, aslında öleceğini öğrendiği gün doğuyor'
Romanın kırılma noktasının Musab'ın ölümcül hastalığını öğrenmesi olduğunu belirten Üren, karakterin o ana kadar kendisi için değil başkaları için yaşadığını ifade ederek şöyle konuştu:
"Bence Musab o güne kadar gerçekten yaşamıyordu. Başkalarının söylediğini yapan, kendi iradesi olmayan bir karakterdi. Aynaya baktığında bile kendisini göremiyordu. Öleceğini öğrendiği an ise ilk kez kendisiyle yüzleşiyor. 'Ben artık yok olacağım, peki şimdi ne yapacağım?' diye düşünmeye başlıyor. O ana kadar dışarıdan yönlendirilen biriyken ilk kez kendi kararlarını vermeye çalışıyor. Romanın asıl dönüşümü de burada başlıyor. Musab'ın hayatına anlam veren şey intikam değil aslında; ilk kez kendi varlığını sorgulamaya başlaması."
'Mezarlık, romanda yaşayan bir karaktere dönüştü'
Mezarlığın romanda yalnızca bir mekân olmadığını vurgulayan Üren, kitabı yazmadan önce kimsesizler mezarlığında gözlemler yaptığını anlatarak şunları söyledi:
"Musab karakterini oluştururken çeşitli gözlemler yaptım. Gizlice kimsesizler mezarlığına gidip birkaç gün boyunca oradaki hayatı izledim. İnsanların çalışma biçimlerini, sessizliği, mezarların arasındaki atmosferi gördüm. Kimsesizler mezarlığı çok ağır bir duygu taşıyor. İsimlerin olmadığı, sadece numaraların bulunduğu mezarlar var. Ufacık çocuk mezarları var. Bunların hepsi beni çok etkiledi. Roman boyunca mezarlık sadece insanların gömüldüğü bir yer değil. Adem'in vicdanı, Musab'ın içindeki boşluk, Zeynep'in geçmişi, diğer karakterlerin yükleri de orada duruyor. Bu yüzden mezarlığı yaşayan bir karakter gibi kurguladım."
'Beş Mezar'ın yolculuğu filmle devam edecek'
Romanın aslında bir film fikrinden doğduğunu belirten Üren, Beş Mezarı yeniden sinemaya uyarlamak için çalışmalara başladıklarını söyleyerek şöyle konuştu:
"Bu hikâye aslında film olarak başladı, sonra romana dönüştü. Şimdi tekrar sinemaya dönmesi için çalışıyoruz. Senaryosu hazır. Görüşmelerimiz başladı. İnşallah güzel bir festival yolculuğu olan, ödüllerle dönen bir film olur. Elbette kitabın çok okunmasını da istiyorum ama ben hikâye anlatmayı seviyorum. Bunlar benim oyun bahçelerim. Şimdi aynı evrende geçen yeni bir hikâye üzerinde çalışıyoruz. Adı 'Temizlik Hizmetleri'. Beş Mezar'ın dünyasından beslenen ama bambaşka karakterlerin olduğu yeni bir yolculuk olacak."

