Kartalkaya'da ailesini kaybetmişti: Bolu'dan Ankara'ya yürüyecek

Abone ol
Gazeteci Güçlü Özgan’ın, Radyo Sputnik’teki Yeri ve Zamanı programında bugünkü konuğu, Kartalkaya’daki otel yangınında annesi, ağabeyi ve yeğenini kaybeden Oktay Akişli oldu. Adalet talebiyle Bolu’dan Ankara’ya yürüyeceğini söyleyen Akişli, kamu görevlileri hakkındaki sürecin ilerlememesine tepki gösterdi.
Kartalkaya’daki otel yangınında annesi, ağabeyi ve yeğenini kaybeden Oktay Akişli, Bolu’dan Ankara’ya sekiz günlük bir yürüyüş gerçekleştireceğini açıkladı. Yürüyüşünü 20 Temmuz’da, annesinin doğum gününde tamamlamak istediğini belirten Akişli, o gün annesinin mezarı başında olmak istediğini söyledi.
Yeri ve Zamanı programında gazeteci Güçlü Özgan’a konuk olan Oktay Akişli, yürüyüş planını şöyle anlattı:
“Sekiz güne göre planladım yürüyüşü. Hesabını kitabını yaptığımızda sekiz günle on gün arası bir yol planı çıkıyor. Ama ben bütün şartları zorlayıp sekiz günde tamamlamak istiyorum. Çünkü 20 Temmuz benim annemin doğum günü. Ben o gün annemin yanında olmak istiyorum, mezarlıkta olmak istiyorum.”
‘Cehennem sıcakları da olsa o yürüyüşü yapacağım’
Temmuz sıcaklarında gerçekleştireceği yürüyüşe ilişkin konuşan Akişli, 21 Ocak 2026’da yangının yıl dönümünde Bolu’da yaşadıklarını hatırlatarak şunları söyledi:
“Biz 21 Ocak 2026’da, otel yangınının yıl dönümünde Bolu’ya çıkmıştık. Orada hava eksi 20, eksi 25 dereceleri gösteriyordu. Basına röportaj veriyorduk, hava soğukluğundan bahsetmişlerdi. Ben de onlara şunu söyledim: Şu anda eksi 20’lerdeyiz ama bizim içimiz cayır cayır yanıyor. O yüzden o alev sönmeyecek. Cehennem sıcakları da olsa ben o yürüyüşü yapacağım. Sesimizi duyuracağız. Ben bugüne kadar hiçbir tedavi ya da ilaç desteği almadım. Kendi psikoloğum, kendi doktorum kendim oldum. Ben o yolu annem, ağabeyim ve yeğenim yanımdaymış gibi, omuz omuza yürüyerek kendimi motive edeceğim. O yüzden ben hazırlıklıyım, ben hazırım.”
‘Bir buçuk yıl geçti, neyi bekliyorsunuz?’
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ilgili kamu görevlileri hakkındaki sürecin ilerlememesine tepki gösteren Akişli şunları söyledi:
“Bizler hukukçu değiliz. Hukukun detaylarını bilmiyoruz. Ama vicdan sahibi insanlar olarak ortada bir yanlışlık olduğunu görüyoruz. Görevden uzaklaştırma yapılmamış, soruşturma yarım yamalak yürütülmüş. Bu insanlar görevlerinin başında. Delilleri yok edebilirler, işlerine geldiği gibi evrakları düzenleyebilirler. Biz vicdan sahibi aileler olarak bunu görüyoruz da yargı makamı niye görmüyor? Bir buçuk yıl geçti. Neyi bekliyorsunuz? Ortam yumuşasın, unutulsun; ondan sonra alttan alta dosyayı kapatırız ya da kamuoyunu tatmin etmese de bir ceza veririz diye düşünülüyorsa bu olmaz. Biz aileler olarak duruşmalarda şuna dikkat çektik: Burada organize bir kötülük var, diyorduk. Burada da organize bir vicdansızlık var. Vicdanlarını, merhametlerini tamamen yitirmiş bir grup var karşımızda. Ama mücadelemizi bırakmayacağız. Onlarla sonuna kadar mücadele edeceğiz.”
‘Gücümü o ailelerden alıyorum’
Yürüyüşü yalnızca kendi ailesi için değil, yangında yaşamını yitiren 78 kişi için gerçekleştireceğini vurgulayan Akişli, mağdur ailelerle birlikte hareket ettiklerini söyledi:
“Duyarlı olan, sesimize ses olacak herkesi yürüyüşümüze davet ediyoruz. Siyasetten, sanat dünyasından, sivil toplum kuruluşlarından ve benzer acıları yaşamış platformlardan çok güçlü geri dönüşler alıyoruz. İnanılmaz bir destek sağlıyorlar. Ailelerle iletişimdeyiz. Ben gücümü o ailelerden alıyorum. Hep birlikte hareket ediyoruz. Ayrım yok. 78 canımız için nerede ne yapılması gerekiyorsa sonuna kadar yapacağız”
‘Siz buraya gelmediniz, biz size geleceğiz’
Ankara’ya ulaştığında temel taleplerinin sorumluluğu tespit edilen kamu görevlilerinin yargılanması olacağını belirten Akişli, Adalet Bakanlığı ve ilgili kurumlara şu sözlerle seslendi:
“Birinci derecede tutanaklarla ve raporlarla tespit edilen, bu otel yangınında sorumluluğu bulunan kamu personelleri, özellikle de Turizm Bakanlığı personellerinin yargılanması için artık bir an önce harekete geçilmesini istiyoruz. Neyi bekliyoruz? Bolu’da siz buraya gelmediniz, biz de size geleceğiz. Siz buraya adaleti getirmiyorsunuz ama biz size, sesimizi duyura duyura, sessiz çığlık şeklinde adalet talebimiz için geleceğiz.’’

