- Sputnik Türkiye, 1920
FETHİ YILMAZ’LA YAZI-YORUM
Köşe yazılarında gözden kaçan ayrıntıları, perde arkasında neler yaşandığını, saklanmak isteyen gerçekleri anlatan program Yazı-Yorum

F-35 uçağı Türkiye’ye neler kaybettirecek?

yazı-yorum
yazı-yorum - Sputnik Türkiye, 1920, 07.07.2026
Abone ol
Gazeteci Fethi Yılmaz, F-35'in yazılım kontrolü ve yüksek işletme maliyeti nedeniyle Türkiye açısından ciddi riskler taşıdığını söyledi. Yılmaz, Türkiye'nin kendi savunma sanayisindeki ilerleyişinin daha önemli olduğunu savundu.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye ziyareti sırasında yeniden gündeme gelen ABD’nin Türkiye’ye F-35 satışıyla ilgili Yazı-Yorum programında konuşan Gazeteci Fethi Yılmaz, savaş uçağının teknik bağımlılığı ve yüksek işletme maliyetinin Türkiye açısından ciddi soru işaretleri doğurduğunu söyledi. Yılmaz, F-35'in yazılım kontrolü nedeniyle ABD'nin onayı olmadan etkin şekilde kullanılamayacağını savundu.
Yılmaz şunları söyledi:
"Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Trump'ın görüşmesinde F-35 konusu yeniden gündeme geldi. Erdoğan, Türkiye'nin beş uçak için verilen sözü hatırlattı. Trump da 'Türkiye çoğu ülkeden daha sadık' ifadelerini kullandı. Ancak F-35 meselesi tam anlamıyla bir yılan hikâyesine dönüştü. Türkiye bu projenin üretici ortaklarından biriydi. Fabrikalar kuruldu, 1,4 milyar dolar ödeme yapıldı. Buna rağmen Türkiye programdan çıkarıldı, teslim edilmesi gereken uçaklara el konuldu ve ödenen para da iade edilmedi."

'S-400 gerekçesi işin bahanesiydi'

Türkiye'nin programdan çıkarılma gerekçesinin S-400 alımı olarak gösterildiğini belirten Yılmaz, "Türkiye'ye NATO müttefikleri hava savunma sistemi satmadı. Bunun üzerine Türkiye S-400 aldı. Sonrasında ise F-35 programından çıkarıldı. Hatta teslim edilmesi gereken uçaklar hangarda tutuluyor ve o hangarın maliyetinin bile Türkiye'den tahsil edildiği ifade ediliyor" dedi.

'Kendi uçağınızı üretirseniz F-35 almazsınız'

Türkiye'nin KAAN savaş uçağı projesi ve İHA-SİHA alanındaki ilerlemesinin ardından F-35 tartışmalarının yeniden gündeme getirildiğini söyleyen Yılmaz, şöyle konuştu:
"Türkiye KAAN'ı geliştirmeye başladı. İHA ve SİHA teknolojilerinde önemli başarı elde etti. Bunun ardından ABD merkezli kuruluşlarda yeniden 'Türkiye F-35 alacak' haberleri çıkmaya başladı. Daha önce ilgili bakanlıklar bu haberleri yalanladı. Çünkü siz kendi savaş uçağınızı üretirseniz onların uçağını almazsınız."

'Şifresi ABD'de olan uçağı kullanamazsınız'

F-35'in teknik bağımlılığına dikkat çeken Yılmaz, Emekli Hava Pilot General Beyazıt Karataş'ın değerlendirmesini aktararak şu ifadeleri kullandı:
"F-35 sadece satın alınan bir uçak değil. Yazılımı ve kullanım sistemi tamamen ABD'nin kontrolünde. Operasyon yapacağınız bölge için onay verilmezse uçağı etkin şekilde kullanamazsınız. Emekli Hava Pilot General Beyazıt Karataş'ın da söylediği gibi, 'İsterse uçarsınız, istemezse uçamazsınız. Uçağınızı yerden kaldıramazsınız. Uçağınızı yerden kaldıramadığınız için elinizde uçan bir çöp olarak kalır.'"

'100 milyon dolarlık uçak 400 milyon dolara çıkıyor'

F-35'in uzun vadeli maliyetine de değinen Yılmaz, "Bir F-35'in fiyatı yaklaşık 100 milyon dolar. Ancak yedek parçaları, yazılım güncellemeleri ve bakım giderleri nedeniyle 50 yıllık kullanım sürecinde bu maliyet yaklaşık 400 milyon dolara ulaşıyor. Bu nedenle F-35'in Türkiye'ye gerçekten fayda sağlayıp sağlamayacağı ciddi şekilde tartışılmalıdır" dedi.

‘NATO’nun söz edilmeyen kanlı tarihi’

Gazeteci Fethi Yılmaz, Ankara’daki NATO zirvesi sürerken ittifakın kuruluşundaki Nazi subaylarını da hatırlattı.
Yılmaz şunları söyledi:
"NATO 4 Nisan 1949'da Sovyetler Birliği'ne karşı kuruldu. Ancak kuruluş süreci anlatılırken NATO'nun yönetiminde görev alan Nazi generallerinden pek bahsedilmiyor. Örneğin Adolf Heusinger, Doğu Cephesi'nde görev yapmış bir Nazi generaliydi. 1961-1964 yılları arasında NATO Askerî Komite Başkanı olarak görev yaptı. Görev yaptığı dönemde Sovyetler Birliği tarafından savaş suçlusu olarak aranıyordu."

'Batı Almanya'nın NATO kadrolarında çok sayıda eski Nazi vardı'

NATO'nun üst düzey askerî kadrolarında Nazi geçmişine sahip başka isimlerin de bulunduğunu belirten Yılmaz, şunları kaydetti:
"Hans Speidel, eski bir Nazi kurmay başkanıydı ve daha sonra NATO Merkez Kara Kuvvetleri Komutanı oldu. Reinhard Gehlen ise Nazi istihbarat subayıydı. Savaştan sonra ABD tarafından desteklenerek Gehlen Örgütü'nü kurdu. Bu yapı daha sonra Almanya'nın bugünkü dış istihbarat teşkilatı BND'nin temelini oluşturdu. Batı Almanya'nın 1955 yılında NATO'ya katılmasıyla birlikte orduda görev yapan 61 general ve amiral Nazi döneminden kalmaydı. Bunun yanında yüzlerce, hatta binlerce eski Nazi subayı da görev yapıyordu."

'Bugün de benzer tartışmalar yaşanıyor'

Geçmişte yaşananların günümüzde farklı biçimlerde sürdüğünü savunan Yılmaz, şu değerlendirmede bulundu:
"Bugün de benzer tartışmalar var. Ukrayna'da Batı'nın neo-Nazi grupları desteklediğine yönelik iddialar gündeme geliyor. Sovyetler Birliği'ne karşı savaşmış Nazi subaylarının önemli bir bölümü o dönemde Batı tarafından makbul görülüyordu. Bugün de Ukrayna konusunda benzer tartışmalar yaşanıyor. Bu nedenle tabloya baktığımızda, NATO'nun geçmişiyle ilgili bu tartışmaların tamamen sona erdiğini söylemek mümkün görünmüyor."
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала