- Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

“Kıbrıs’ta NATO’ya karşı hazırlıklı olunmalı, çözüm dengeli politikada”

© SputnikCeyda Karan'la Eksen
Ceyda Karan'la Eksen - Sputnik Türkiye, 1920, 06.07.2026
Abone ol
Mehmet Hasgüler’e göre NATO’ya entegrasyonu istenen Kıbrıs’ta çözüm dengeli politikada. Rumların Türklerin yönetimde yer alacağı bir yapıya hazır olmadığını belirten Hasgüler, Güney ve Kuzey Kıbrıs arasında ‘boşanma’ yaşanması gerektiği görüşünde.
Kıbrıs Rum kesiminin NATO garantörlüğü ve üyeliği ekseninde şekillendirmeye çalıştığı yeni stratejiler, adada 2004 yılındaki Avrupa Birliği sürecine benzer ikinci bir dışlama ve transformasyon dalgası yaratma riskini barındırırken bölgesel güvenlik mimarisinin Kıbrıslı Türkleri ve Türkiye’nin haklarını gözetmeyen tamamen İsrail ve Batılı güçlerin çıkarlarına hizmet eden bir "NATO'cu çözüm" dayatmasına doğru evrildiği görülüyor.
Rum liderliğinin taktiksel sızdırmaları ve adayı tek taraflı olarak ittifaka entegre etme çabalarına karşı Kıbrıs Türk tarafının federasyon çıkmazından kurtularak bağımsızlık stratejisine odaklanması gerektiği savunulurken geçmişteki izolasyon sözlerini tutmayan Batı’nın bu yeni planına karşı bölgesel ve küresel gücü artan Türkiye’nin, hem kendi statüsünü hem de adadaki Türk varlığını koruyacak ikili askeri ve siyasi anlaşmalarla masada proaktif bir hazırlık içinde olmasının hayati önem taşıdığı vurgulanıyor.
Kıbrıs’taki yeni önerileri ve NATO garantörlüğü iddialarını Yazar Mehmet Hasgüler ile konuştuk.

“AB üyesi yapılacak Kıbrıs’ta Kıbrıslı Türkler olmayacak”

Dönemin Dışişleri Bakanı Zorlu ile Averoff’un ülkenin NATO üyesi olması konusunda görüştüğünü belirten Hasgüler, Avrupa Birliği üyesi yapılacak Kıbrıs’ın içinde Kıbrıslı Türklerin olmayacağını belirtti:
“Kıbrıslı Türkler sokağın uzmanı oldu. Kıbrıs’ta NATO garantörlüğü gündeminin Kıbrıslı Rumların lideri tarafından haber yapılmış olması bu işin olmayacağının en net göstergesi. Bir şeyi istemiyorsanız bunu sızdırırsınız. NATO özel bir öneme sahip ancak şartlar aynı değil çok şey değişti. Önceden kan akıyordu, anti sömürgecilik mücadelesi sürüyordu. Ancak NATO 1959-1960 Anlaşmaları’nda hiç konuşulmayan bir şey daha vardı. Dönemin Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile Yunan Dışişleri Bakanı Averoff konuşulmayan bir şeyi daha gündeme getirdi. Zorlu ile Averoff Kıbrıs bağımsızlığını kazandıktan sonra centilmen bir anlaşma yaptılar. Kıbrıs’ın NATO üyesi olmasını istediler. Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Makarios, 1955’te Belgrad Zirvesi’ne gelmişti. Varşova ve NATO’ya eşit mesafede durma politikasını sürdürmüştü. Bağlantısızlığın ilk altı lideri arasındaydı. ‘Bu işi hemen yapalım’ ya da ‘Toprak mı vereceğiz, Rum egemenliğine mi gireceğiz?’ görüşleri dışında görülmesi gereken bir hakikat var. Eğer biz kendi içimizde bu tür kısır tartışmalar yaparsak Kıbrıs’ın transforme edilme niteliğini gözden geçiririz. 2004’te bir transformasyon attılar şu an ikincisini atacaklar. Avrupa Birliği üyesi yapacakları yapının içinde Kıbrıslı Türklerin olmayacağı yönünde bir kanaatim var. 1964 müdahalesi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı, 1974 mücadelesi sadece Yunanistan ile Türkiye arasında olan bir şey değil. Bu adayı kristal kalemle kimin böldüğünü bulabilmiş değiliz.”

“Pazarlık Kıbrıslı Türkler konusunda yapılmalı”

Kıbrıs’taki mevcut yapının NATO’ya entegre olacağını ifade eden Hasgüler, ülkedeki ‘pazarlığın’ Kıbrıslı Türkler için yapılması gerektiği görüşünde. Hasgüler, Kıbrıs’ın NATO’ya alınma ihtimaline karşı hazırlıklı olunması gerektiğini söyledi:
“İsrail’in Türkiye ile münasebetlerine ve Kıbrıs Cumhuriyeti ile olan savunma iş birliği anlaşmalarına baktığımızda ben Kıbrıs’ı NATO’ya alacaklarının kesin olduğunu düşünüyorum. ‘Tek egemenlik, tek devlet ve garantör NATO’ diye bir şey kuruyorlar ancak bu gerçekleşmeyecek olan senaryo. Bunu son anda reddedecekler ya da kabul etmeyecekler. Ancak mevcut yapı NATO’ya entegre olacak. Pazarlık, Kıbrıslı Türklerin açıkta kalmaması ve toprak vererek bağımsızlığını elde etme konusunda yapılmalı. Toprak verme zaten konuşuluyor. Karşılıklı bir boşanma sağlansın, Rumlar NATO üyeliğini alsınlar ve İsrail’in de güvenliğini sağlasınlar. Meseleye buradan bakmak gerekiyor. Türkiye de yasal tartışma konusu olmayacak bir toprakla beraber olmaya başlayacak. Boşanmadan kastım bu. Türkiye ile Kuzey Kıbrıs yeni bir döneme girebilir. Buna hazırlıklı olunması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye, Güney Kıbrıs’ın NATO’ya üyeliği neden kabul etmesin? Bunu Türkiye kabul eder. Türkiye bir gol daha yemeye dayanamaz. Kıbrıs’ı Avrupa Birliği’ne aldılar ve düzen yükseldi. NATO’ya alma ihtimaline karşı da hazırlıklı olunmalı. Tartışılması gereken Kıbrıs Türklerinin de bu federasyon ya da üniter devlete ilişkin oyun planının olması. Avrupa Birliği’nin 2004’te attığı kazığı bir de NATO’dan yemeyelim diyorum.”

“Kıbrıs NATO üssü olmaz’ denen ülkede şu an NATO’cu çözüm konuşuluyor”

NATO’nun Rusya tehdidi yaratarak Türkiye’ye İran ve Rusya konusunda rol biçeceğini söyleyen Hasgüler, örgüte üye olunması halinde bir anomali yaşanacağı görüşünde:

“Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’ta iki NATO üyesi ülke olarak başka bir anlaşma da yapılabilir. İki NATO üyesi savaşmayacağına göre onların güvenlik korkusu ortadan kalkar Türkiye’nin de statü elde etme şansları olur. Rumlar, Türklerin yönetimde yer alacağı bir yapıya hazır değiller. Buna İsrail de müsaade etmez. İsrail’in uzun vadeli çıkarlarına da uygun değil. Avrupa Birliği hikayeleri, Birleşmiş Milletler tartışmalarını ‘Birinci plana da hazırlanalım’ olarak okuyorum. Bir referandumla bir şey almadan Kıbrıs’ı NATO üyesi yapacaklar. Bu NATO’daki ikili görüşmelere yansıyacak. Türkiye, 1958’e göre bölgesel ve küresel anlamda güçlü bir ülke. Rusya-Ukrayna savaşında, İran meselesinde son derece yapıcı bir tutumdaydı. NATO üyesi bir ülke olarak Rusya ile münasebetleri taktire şayan. Sovyet faktörü vardı. Sovyet çizgisine yakın AKEL, ‘Kıbrıs NATO üssü olamaz’ diyordu. Şu an NATO’cu çözümü konuşuyoruz. Fransa, ABD, Yunanistan, İngiltere o tarafta. Bizim tarafta sadece Türkiye var. Türkiye’nin konumu da belli. İsrail ile ilişkiler inanılmaz düzeyde. NATO, barışı nereye götürdü ki Kıbrıs’a getirsin? NATO’ya üye olunca çözüm mü gelecek? Amerikalılar, Batılılar konuları kafalarında çok kolay çözüyorlar. FARC ile Kolombiya arasındaki deneyimin Kıbrıs’ta tutmayacağını söylemek gerek. Kuzeyde de akıllarınca ‘işgali’ sona erdireceklerdi ancak İsrail ile girmedikleri münasebet kalmadı. Şu an NATO bayrağı altında Kıbrıs’ta çözüm olacağını söylüyorlar. Bence siyasi kültür ortadayken Avrupa Birliği’nin 20 küsür yıllık Güney’deki uygulamalarına ve Kuzey’deki yansımalara bakıldığında bu mevzu uzun yıllar konuşulacak gibi duruyor. 1974’ten beri Kuzey’de ve Güney’de palavra siyasetiyle cumhurbaşkanı olunuyor. Palavra Kıbrıs’ın siyasi kültüründe geçerli bir akçe. Rumlara verilecek bölgenin hiçbir kısmından İsrailliler tapu almadı. İlginç. On binlerce daire yapıldı ancak Rumlara verilecek kısımlardan tapu alınmadı. NATO 3.0, algıyla Rusya tehdidi yaratıp Türkiye’ye de hem Rusya’da hem İran konusunda rol biçecekler. Türkiye bu oyunlara gelmeyecek kadar güçlü. Kıbrıs’ta konuşulması gereken transformasyon değil dengeliçözüm. Şu an böyle bir şey görünmüyor. NATO üyeliği olursa da anomali yaşanacak. Ortaklık devletinde Türkler ve Rumlar kendi kaderlerini tayin hakkını ortak kullandılar. Avrupa Birliği üyeliği alıp verdikleri hiçbir sözü tutmadılar. Hesapta izolasyonlar kalkacaktı ancak hiçbiri olmadı.”

Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала