- Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

“Latin Amerika’daki yenilgilerde ‘pembe solun’ payı var”

© SputnikCeyda Karan'la Eksen
Ceyda Karan'la Eksen - Sputnik Türkiye, 1920, 03.07.2026
Abone ol
Çağlar Tekin’e göre Latin Amerika’da sağ dalganın yükselmesinde ABD ile uzlaşma hatasına düşen "pembe sol" yönetimlerin zafiyetleri belirleyici bir rol oynuyor. Tekin; kıtada, seçimlerin kaderini yurt dışı oylarının tayin ettiğini vurgulayarak bölgedeki inatçı yerli direnişinin ve gerçek sol damarın öldürülmemesi gerektiği görüşünde.
Latin Amerika’da son yıllarda yaşanan kritik iktidar değişimleri, kıta genelinde köklü bir sağ dalganın yükselişini ve ABD hegemonyasının yeniden güçlenmesini beraberinde getirirken yapısal gelir adaletsizliği, toprak reformu krizleri ve yerli halkların dışlanması gibi kronik sorunlara köklü çözümler üretemeyen "pembe sol" yönetimlerin uzlaşmacı politikaları bu büyük gerileyişin ana zeminini hazırlayan etkenlerden biri olarak öne çıkıyor.
Trump’ın politikaları halkı sağ politikacılara mecbur bırakırken gerek Kolombiya’da gerekse Peru’da solun kıl payı kaydettiği yenilgilerde yurt dışı oylarının belirleyici gücü öne çıkıyor. Brezilya’da kentli orta sınıfların desteğini alan sağın, maden, petrol ve Amazon ormanlarını yağmalama iştahı karşısında topraksız köylüler ve yerli halklar sol damarı korumaya çalışsa da, kıta genelinde sağcılaşma eğilimi hız kazanıyor; ekonomik olarak savunma yetilerini büyük ölçüde yitiren Venezuela ise Chavezci toplumsal direncin ABD teslimiyetine karşı itirazına rağmen küresel ve bölgesel baskılar arasında çıkış yolu bulmakta zorlanıyor.
Latin Amerika’daki Donroe Doktrini’ni ve Brezilya’nın çevrelenmesini Gazeteci Çağlar Tekin ile konuştuk.

“Latin Amerika’daki sol boşluğunu Kolombiya doldurdu”

Monroe Doktrini’ne benzerlik gösteren Trump’ın son doktrininin Çin ve sol ile mücadeleye odaklandığını belirten Tekin, ABD’nin Latin Amerika ülkelerindeki iktidar değişikliklerindeki rolüne dikkat çekti. Tekin, Latin Amerika’ya hakim olan ‘pembe solun’ seçim yenilgilerinde payı olduğu görüşünde:
“Monroe Doktrini ile ABD, ‘Burası benim bulaşmayın’ demişti. Trump’ın doktrininde de benzer bir hat var. Bu denklemi Çin ve sol ile mücadele üzerine kurdu. Topluma ‘Çin ve sol ile mücadele ediyorum’ demedi. Amerika kalkanı projesi ortaya attı ve bunu uyuşturucuyla mücadele çerçevesine oturttu. Oysa Latin Amerika tarihinin uyuşturucu-devlet ilişkilerinin tamamı doğrudan ABD’nin yönettiği bir modeldi. 2023’ten bu yana sekiz ülkede iktidar değişti. Bunların altı tanesi soldan sağa iki tanesi de sağdan sola geçti. Sol, ‘pembe sol’ olarak isimlendirilebilir. ABD müdahalelerini bir köşeye bıraksak dahi mağlubiyetlerin arkasında yatan şeylerden biri bu solun ‘pembe sol’ olması. Latin Amerika’nın en büyük problemlerinden bir tanesi gelir adaletsizliği. Bu etnik kimlikler üzerine kurulu. Yerliler yoksul ve topraksız bir yaşama hapsedilmişken Avrupa’dan gelen beyaz kolonyalist toplam var. Sol iktidarların temel söylemleri, yoksulların gelir dağılımında daha adil bir yere sahip olması üzerine kurulu. Kolombiya’da bu belli oranlarda gerçekleşti. Ağırlıklı olarak solun destekçisi olan toplam bir miktar da yoksul ve yerli gruplar. Sağın destekçileri ise kentli orta sınıflar. Ülke kaynaklarının yağmasıyla zenginleşen bir toplam da var. Gustava Petro döneminde Kolombiya’da yoksullara toprak dağıtıldı, emeklilik sistemi geliştirildi. İsrail bağlantısı önemli. Kolombiya İsrail’e karşı en net tavır alan ülkelerden bir tanesi. Kolombiya aynı zamanda İsrail’in en büyük kömür tedarikçilerinden bir tanesiydi ve Gustava Petro bunu da durdurdu. Bu durduğu an güvenlik sorunu ortaya çıktı. Ülkede bir ABD-CIA destekli karteller var bir de bunlarla mücadele eden solcu gerillalar var. Petro solcu gerillalarla savaşsız bir süreci ilerletti. Şiddet yerine görüşmeler yapıldı. Daha önce FARC da vardı. Bu örgütler ülke topraklarının yüzde 35-40’ını yönetiyor. Ülkenin büyük çoğunluğu Amazonlar ile kaplı olduğu için devletin güvenlik güçleri de zayıf pozisyondaydı. Bu boşluğu Kolombiya uzun yıllar sola karşı paramiliter uyuşturucu çetelerini kullanarak doldurdu. ABD bu topun karşısına geçince Kolombiya’nın kırsalında güvensiz alan ortaya çıktı.”

“Toplumun güvenlik arayışı sağın istediği pozisyona geldi”

Latin Amerika’da sağ iktidarların seçilmesinde yurt dışında yaşayanların oylarının etkili olduğunu belirten Tekin, Venezuela’daki durumun bir çıkmaza sürüklendiğini söyledi. Tekin’e göre Venezuela, ABD etkisinden çıkmakta zorlanacak:
“Karteller CIA’in desteğiyle güvensizlik yarattı ve bu kentlere de yansıdı. Toplumun güvenlik arayışı sağın istediği pozisyona geldi. Ülke içinde tam olarak karşılanmadı bu. Bu noktada yurt dışı oyları etkili oldu. Aradaki farklar büyük farklar değildi. Kolombiya’da da Peru’da da belirleyici olan yurt dışında yaşayanların oyu oldu. Kartellerin ve kartellerle ilişkili toplamların Amerika’da güçleri var. O yüzden yurt dışından gelen oylar seçimleri de belirlemiş oldu. Kolombiya tarihin ilk sol iktidarını yüzde bir civarı bir farkla kaybetmiş gibi görünüyor. Muhalefet bunu yüksek mahkeme üzerinden çözmeye çalışacağını söylüyor ancak bunun ne kadar gerçekçi olacağını zamanla göreceğiz. Durum Peru için de bu noktada. Peru’nun eski liderlik meselesi var. ‘Baba Fujimori’ Japonya’dan gelmiş dışsal isim aslında. Devlet başkanlığına geldi ve muhalefetin kendisini engellediğini söyleyerek kendisine darbe yapıyor. Parlamentoyu feshederek muhalefeti ortadan kaldırıyor. 300 bin yerli kadın kısırlaştırılmıştı. Bunların büyük kısmı kısırlaştırıldığından haberdar dahi değildi. Aşırı sağın özelliklerinden biri toplumu yekpare hale getirmek ve yerlileri yok etmek. Hiç doğmamış çocukları da katletmeyi başarıyorlar. Yüz binlerce insanın öldürüldüğü biliniyor. Fujimori kaçıp ülkeye tekrar geri dönerken Şili ve Peru’daki solcular onu hapse atıyor ve 2024 yılında ölüyor. Fujimori’nin kızı babasından farklı bir politik hatta sahip değil. Neoliberalizme dönüş yaptı. Emeklilik sistemleri, yoksullara toprak vermek gibi başlıkları yok ederek toprak zenginlerinin önünü açan yeni bir yasal yapılanma yaptı. Kızı babasından ders aldığını ve siyasete girmeyeceğini söylese de işler öyle gitmedi. Latin Amerika’da kimin öne çıkarılacağı ilişkilerde ortaya çıkıyor. Katıldığı üç seçimi kaybetti ve dördüncü seçimde öne geçirilmiş oldular. 300 bin kadının istemsizce kısırlaştırılmış olması yeterince büyük bir suç. Sağ iktidarların benzer hikayeleri var. Kolombiya yerlisinin hayatta kalması oldukça güç. Organını kaybetmemiş olması mucizeyle açıklanabilir durumda. Venezuela ise iki arada bir derede kalmış durumda. Chavezci bir toplam ülke iradesinin ABD’ye devredilmesine razı değil. Toplumsal olarak buna itiraz var. Venezuela’nın iktisadi yapısı Chavez ile beraber ortaya çıkmıştı. Depremle daha da işin içinden çıkılmaz boyuta gelindi. ABD’ye karşı Venezuela savunma yetilerini yitirmiş pozisyona gerilemiş durumda. Kendilerini ABD’den kurtaracak pozisyona gelmekte güçlük çekecek.”

“Latin Amerika’da solcular, köylülerden destek alıyor”

Brezilya’nın da kuşatıldığını belirten Tekin, pembe solcuların Latin Amerika’da yaptığı hatalardan birinin de ‘affedileceklerini düşünmeleri’ olduğunu söyledi. Tekin, Latin Amerika ülkelerindeki sol damara işaret etti:
“Brezilya’nın etrafında bir tek Guetamala var. Orada da sosyal demokrat bir yönetim mevcut. Sosyalist bir yönetim yok. Bütün iktidarlar sağın eline geçmiş durumda. Brezilya’nın yer altı zenginliği ve gelir adaletsizliği var. Kolombiya ve Brezilya gibi ülkelerde Amazonların yağmalanması en büyük tartışmalardan biri. Çevreci bir başkan tepki alıyor. Ormanların yağmalanması bir geçim kaynağı. Sol partiler hala yoksullardan destek alıyorken sağ partiler kentlilerden destek alıyorlar. Bunu siyasette pek görmüyoruz. Bu yağma süreci Brezilya’da tartışma konusu. Maden ve petrol kaynaklarının yağmalanması önemli bir başlık gibi gözüküyor. Sağ topraksız köylünün toprağına çökmeye çalışıyor. Köylülerin solcuları kentlilerin sağı desteklediği tablo Brezilya’da da geçerli. Bolsonaro’nun yarattığı kirli geçmiş var ancak pembe sol yeterince sol olmadığı için toplumun kendisine güvenen kesimlerine de yeterince yanıt veremiyor. Bu durumun aksi bir tek Kolombiya’da geçerliydi ancak orada da ABD paramiliterleri kullanıldı. Pembe solcuların Latin Amerika’da hataları var. Uzlaştıklarında affedileceklerini düşünüyorlar. Latin Amerika siyasi tarihinin tamamında böyle oldu. Ancak iş böyle yürümüyor. Oligarklar uzlaşıldığında alan açmıyor ve üzerlerine daha fazla gidiyor. Bolsonaro gibi bir hükümetin seçilmeyeceği anlamına gelmiyor. Sağcılaşma hattı Trump’a güç vermiş durumda. ABD, Latin Amerika’daki kontrolü uzun zaman sonra eline almış durumda. Chavez’in iktidara gelmesiyle ABD, eski hegemonyasını sağlayamamıştı. ABD bunu eritmiş durumda. Brezilya önemli bir yerde olsa da ABD ile söylevde kapışmanın dışında fiili kapışmaya girmek konusunda niyetsiz. Tüm bir kıtada inatçı bir halk var. Özellikle Latin yerlilerde güçlü bir sol damar var. Bu damarın öldürülmemesi gerekiyor. Pembe sol solun bu gücünü öldürüyor.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала