- Sputnik Türkiye, 1920
MUSTAFA HOŞ İLE YOL ARKADAŞI
Haberler değişiyor, koşullar değişiyor, gündem değişiyor. Ekonomi, sağlık, eğitim, siyaset...Mustafa Hoş, hafta içi her gün 17.30 - 19.00 saatleri arasında gündemden haberlerle ve haftanın öne çıkan başlıklarıyla Radyo Sputnik'te dinleyicilerle buluşuyor.

Mahkeme Başkanı CHP'li Özçağdaş'a 'soytarı' dedi

'Murat Çalık canından endişe ediyor: Beni yalnız bırakmayın'
'Murat Çalık canından endişe ediyor: Beni yalnız bırakmayın' - Sputnik Türkiye, 1920, 02.07.2026
Abone ol
Mustafa Hoş'la Yol Arkadaşı'nın bugünkü konukları CHP Genel başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş ve Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Doktor Ahmet Mehlepçi oldu.
CHP Genel başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, bugünkü İBB davasında yaşananları anlattı. Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Doktor Ahmet Mehlepçi ise yönetmelikte yer alan 6 aylık skandalın detaylarını canlı yayında aktardı.
CHP Genel başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş şunları söyledi:,
Ben ve Sezgin Bey konuşmuştuk. Sezgin Bey, mahkeme başkanına kararını gözden geçirmesi yönünde çağrıda bulunmuştu birkaç kere. Son derece nazik bir şekilde.Kim o seslenen oradan dedi mahkeme başkanı. O da dedi ki ben Sezgin Tanrıkulu, Meclis İnsan Hakları Komisyonu Başkan Vekiliyim dedi. Mahkeme başkanı çıkarın, o da 203'ten çıkarın dedi.Ondan sonra o arada böyle duruyoruz yani. Ben de dahil olmak üzere bütün tribün sessiz olarak duruyoruz tribünde. Aileler sakince dinliyorlar olan bitenleri.Mahkeme başkanı mübaşir dedi ki jandarmaları kapıyı açın salonu boşaltın dedi. Şimdi acayip bir durum yani mübaşirin yetkisi yok, haddi değil. Hakim boşaltın demeden önce.Hakim boşaltın demedi zaten. Hakim Ekrem İmamoğlu için 203. maddeden mahkeme salonuna çıkarın dedi.Sezgin Tanrıkulu için 203. maddeden çıkarın dedi. Üç tane de avukat için demiş onu biz duymadık sonradan öğrendik onu da.Bu arada seyirciler izliyorlar yani hiçbir ses yok, çıt yok yani şeyde salonda. Ondan sonra bu iki metre ilerimizde duruyor mübaşir. Ve dedi ki jandarmalara döndü kapıyı açın salonu boşaltın dedi.Ben dedim ki ya sen ne yapıyorsun dedim yani mahkeme başkanının böyle bir kararı yok. Bunun üzerine mahkeme başkanına seslendim. Hakim Bey'i birkaç kere duymayınca sesimi daha da yükselttim tabii doğal olarak.Bakıyor çünkü bana oradan. Dedim ki sayın hakim mübaşir salonu boşaltıyor dedim sizin böyle bir kararınız yok dedim. Bunun üzerine duymayınca seyin üzerine çıktım.Koltuğun üzerine ya sayın hakim sizin neyi yönetiyorsunuz mübaşir mi yönetiyor salonu boşaltıyor dedim. Söylediğim bu. Bunun üzerine ona da çıkarın 203'ten demiş.Şey de demiş ki avukatlar efendim milletvekili o konuşan demişler. Milletvekili olması soytarılık yapmasını gerektirmez demiş. Böyle bir hadsizlik böyle bir terbiyesizlik olacak işte.Şimdi bakın Bangalore yargı etiği diye bir şey var. Yargıyı yönetenlerin, hakimlerin, savcıların, savunma avukatlarının her birinin kullanması gereken bir dil var. Benim milletvekili olmam bir şeydir ama herhangi bir yurttaşa da bir şey söyleyemezsiniz.Bu şekilde konuşamazsınız yani. Utanmadan, sıkılmadan çıktı dedi ki ben dedi mübaşir ne yapıyorsa benim talimatımla yapıyordu. Ben de buradan söylüyorum yalan söylüyor size.Açıkça yalan söylüyorsunuz. Çünkü mübaşir zaten salonu boşaltamaz. Öyle bir yetkisi yok.Mübaşire söylemiş olamazsın. Söylemedi çünkü mübaşir zaten 2 metre önümüzdeydi. Yüzlerce kişi gördü zaten mübaşirin kendi kafasına göre yaptığını.Türkiye tam bir böyle kendine her şeyi yetkili insanlar sayan memurlardan ibaret bir ülke haline geldi. Durum bu. Mahkeme başkanının gerginliğini hissettim ben.Tutanaktan hissettim. Aynen geldi dedi ki Ekrem İmamoğlu'na siz dedi sıranızda konuşacaksınız en son konuşmayacaksınız dedi. Şimdi Ekrem başkan dedi ki ya hakim bey siz bana şurada şurada şurada defalarca dediniz ki siz örgüt lideri olarak yargılanıyorsunuz.En son sizi konuşturacağım dediniz mi? Dedim. Hayır sen beni ilk hesapladığımız gibi konuşacaksın. Ya diyor ki ben örgüt lideriyim.3 tane davam var benim altımda. Ben nasıl şey yapacağım? Ayrıca diyor 9 Temmuz diyorsunuz ve çok yapıcı bir konuşma yaptı Ekrem başkan. Dedik ki işte İnan Bey'in avukatlarıyla görüştü arkadaşlarımız İnan Bey'le görüştüler.Diğer Fatih Bey'le görüştüler. Biz hızlandırmaları için elimizden geleni yapacağız. Sizi de zor durumda bırakmaya çalışmayız.Ama 9'una yetişmez falan. Şimdi hakim dünden başlayarak anlaşılan davanın bir teknik direktörü var. Teknik direktör buradaki süreçten mutlu değil anlaşılan öyle.Dolayısıyla buradan talimat gelmiş. Bu dava hızlı gitmesi lazım. NATO civarında bitmesi lazım diye söylenmiş.Hukuk dışı davranışlarına derhal son ver. Çünkü artık vatandaş çok net kararını vermiş durumda. Seçimi bekliyor.Usul usul bekliyor. Sakince bekliyor. Ama sevgisini, umudunu, hayalini de Özgür Özel'in şahsında gösteriyor.Trump'ın size verdiği meşruiyette de kalamazsınız burada. Elbet bir gün seçim olacak ve gideceksiniz oraya.
Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Doktor Ahmet Mehlepçi, şöyle konuştu:
İyileşmezsek sözleşmeniz feshediliyor. Sözleşmeniz daha doğrusu ya da değil, feshediliyor. İyileşmek zorundasınız, çalışmak zorundasınız.Yönetmelik böyle diyor. Aile hekimliğinde çalışan doktor, ebe, hemşire. Diyelim ki başına bir şey geldi, böyle bir kanser gibi bir hastalıkla boğuşmak zorunda.Altı ay içerisinde iyileşin. İyileşmezseniz işten mi çıkarıyorlar? Sözleşmeniz feshediliyor. Sözleşmeniz feshedilmesi demek aile hekimliğinde çalışamıyorsunuz.Çalışan iki senede ceza veriliyor hatta. Şimdi hastalandık, mesela işte kanser olduk veya diyelim ki beyin kanaması geçirdik, ameliyat olduk, ayağımız kırıldı, trafik kazası geçirdik. Altı aydan fazla rapor aldığınızda, bunu hani siz isteyerek almıyorsunuz sonuçta çünkü zaten maaşınız kesiliyor aldığınız zaman, devlet sizin sözleşmenizi feshediyor.Sağlık Bakanlığı'ndan, sağlık için uğraştığımız halde kendi sağlığımızdan olunca, Sağlık Bakanlığı'nın hiçbir şekilde iyilik hali göremiyoruz ne yazık ki. İki gün önce daha doğrusu akşam üzerine doğru İstanbul'da üç tane hekim arkadaşımız, bunlardan bir tanesi meme kanseriydi, birisi brion dediniz, beyin tümörüydü. Bir diğeri beyin kanaması geçirip yoğun bakımlarda kalmış bir hastamız, şehrin doktor arkadaşımız, bir de kolon kanseri teşhisiyle tedavi gören bir hemşire arkadaşımızın dördüncü sözleşmesi fethedildi.Ve şöyle yapılıyor, ilçe sağlık müdürlüğüne çağrılıyor, acil bir şekilde gelmeniz gerekiyor deniyor, arkadaşlarımızın sözleşmesine fethedileceklerinden bile haberleri yok. Kusura bakmayın, sözleşmeniz fethedildi. Siz yarın hasta bakabileceksiniz.Dehşet erici değil mi bu? Ya çalışacaksınız, ya çalışacaksınız. Bizim başka bir şansımız ne yazık ki kalmıyor. Yönetmeliğimizin şartları gerçekten çok ağır, kölelik yönetmeliği çünkü bu bir.Neresinden tutarsanız tutun, insanlık dışı bir şey bu. Anayasaya aykırı, iloç sözleşmesine aykırı, iş kanununa aykırı bir şey. Ama bu yönetmeliği de dayatıyor bize ne yazık ki.Bu yönetmeliği çıkaranların, Sağlık Bakanı'nın her gün sizden özür dilemesi lazım. Benim katkımlıyım. Her gün özür dilemesi gereken insanlara bu eziyetin yapılıyor olması, işte bu da ülkenin en yakıcı gerçeklerinden biri.
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала