- Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

“Lübnan’da tek seçenek direniş, Hizbullah başka bir formda devam eder”

© SputnikCeyda Karan'la Eksen
Ceyda Karan'la Eksen - Sputnik Türkiye, 1920, 30.06.2026
Abone ol
Nalan Yazgan’a göre ABD’nin İsrail ile Lübnan arasında ilan ettiği çerçeve anlaşması işe yaramayacak. Hizbullah’ın etkinliğini sürdürdüğünü belirten Yazgan, Trump’ın Suriye’yi devreye sokma planı hayata geçerse iç savaş çıkabileceği görüşünde.
Ekonomik krizin kıskacındaki Lübnan, İsrail’in kalıcı işgal hamleleri ve Hizbullah’ı silahsızlandırma baskıları nedeniyle savaş tehlikesiyle karşı karşıya kalırken Washington’da Donald Trump’ın başkanlığında yürütülen diplomatik temaslar ve Netanyahu’nun Beyrut ile Kuzey İsrail arasında kurmaya çalıştığı karşılıklı saldırı denklemleri sahada karşılık bulmuyor. Teknolojik altyapısını güçlendirerek dronelarla İsrail’in derinliklerini vurma kapasitesine ulaşan Hizbullah’a karşı Lübnan ordusunu öne sürme planları, ordu komutasının ve Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın askeri yetersizlik ile iç savaş riskini görerek direnmesiyle boşa çıkarken Trump’ın Hizbullah’ı sıkıştırmak için Suriye ordusunu devreye sokma yönündeki tehlikeli alternatifi Ahmet Şara yönetimi tarafından reddedilse de bu baskıların ülkeyi Maruni devletçikleri gibi mikro yapılara bölmesinden endişe ediliyor. Siyasi olarak mayıs seçimlerinin iki yıl ertelenmesiyle temsil krizinin derinleştiği ülkede, Washington müzakerelere ağırlık verse de Netanyahu’nun tutumu krizin devam edeceğine işaret ediyor.
ABD’nin Lübnan açılımını ve İsrail-Lübnan arasındaki çerçeve anlaşmayı Siyasi Analist Nalan Yazgan ile konuştuk.

“Hizbullah artık sadece tank ve tüfek kullanmıyor”

Ülkede yaratılan ekonomi krizin de Hizbullah’ı silahsızlandırma amacı taşıdığını belirten Yazgan, teknolojilere adapte olan örgütün elini güçlendirdiği görüşünde:
“Lübnan hükümetinin eli kolu biraz bağlı. Anlaşmaktan başka seçenekleri yok. 2019’dan bu yana süregelen bir ekonomik kriz var Lübnan’da ve giderek kötüleşiyor. Bu da Hizbullah’ın silahsızlandırılmasına yönelik bir taktikti. IMF kredi vermeden önce yazılı olmayan bir şart olarak Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını dayatıyordu. Suudiler ve Körfez de Lübnan’dan elini çekince ekonomik kriz başladı. Bir denediler olmadı sonrasında savaşa girip denemeyi sürdürüyorlar. Bu seferki çok farklı. Kasım 2024’te İsrail ile Lübnan arasında bir ateşkes olmuştu. Hizbullah bu ateşkese bir yıldan daha uzun bir süre uymuştu. İsrail ise uymamıştı. O zamanki durumdan da farklı bir Hizbullah var karşımızda. Hizbullah yeni teknolojilere adapte olmuş durumda. Hizbullah sadece tank tüfek kullanıp roket atmıyor şu an dronelarla nereyi vurduklarını görerek İsrail’e saldırıyorlar. Hem Kuzey İsrail’e hem de işgal altındaki Lübnan topraklarında bulunan İsrail’e. Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, ‘Kuzey İsrail ile kalmayıp daha derinlere gidebiliriz’ dedi çünkü İsrail o esnada yeni bir denklem kurmaya çalışıyordu.”

“Bu aşamaya gelinmesinde İran’ın payı var”

İran’ın Lübnan’da bir ateşkesi dayatmasının süreci bu noktaya taşıdığını ifade eden Yazgan, tüm dayatmalara rağmen İsrail’in saldırılarını sürdürdüğünü belirterek Trump’ın Suriye kartını oynadığını hatırlattı. Yazgan; Trump’ın, Suriye’yi Lübnan’a karşı kullanmada ısrarcı olması halinde iç savaş yaşanabileceğini söyledi:
“Trump, Lübnan’da ateşkes olmasında ısrar ediyor çünkü İran bunu ön koşul olarak kullanıyor. Tüm bunlar İran’ın nüfuzuyla oluyor. Bu aşamaya gelinmesi İran’ın müzakerelerden çekilme resti koymasından kaynaklanıyor. Hürmüz’ü tekrar kapatmaları ve ‘Müttefiklerimizle yeni cepheler açarız’ demeleri ile Trump araya girdi ve Netanyahu’yu dizginlemeye çalıştı. Birkaç gün başarsa da sonra yine vurdular Lübnan’ı. Netanyahu yeni bir denklem ortaya atmaya çalışıyor. Kuzey İsrail’e karşı Dahiye yani Beyrut’un güneyine karşı İsrail’in kuzeyi. ‘Siz İsrail’in kuzeyini vurmayın biz de Beyrut’u vurmayalım’ diyorlar ancak buna da güvenilmiyor. Hizbullah buna karşı çıkıp ateşkes istediklerini söyledi. Ancak ateşkesin tüm Lübnan’ı kapsaması ve İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyinde girdiği yerlerden çıkması gerektiğini belirttiler. İran da bunu dayatıyor. İşgalin ve çatışmaların her yerde sona ermesini dayatıyor. Ancak bu olmadı. Netanyahu ve İsrailli diğer yetkililer girdikleri yerlerden çıkmayacaklarını söylüyor. Hatta ilerlemelere ve suikastlara devam ediyorlar. Güney Lübnanlılar için bu ateşkes yok hükmünde. Evlerine gidemiyorlar, işgal altındaki yerlerde İsrail dokuz kişiyi öldürdü. Lübnan’da can güvenliği yok. İnsanlar evlerine dönmekten çekiniyor. On yıllardır Lübnan ordusu ve hükümetinin bir varlığı, hizmeti yok. Hizbullah buradan çekilir ve Lübnan ordusuna devredilirse bunun geleceğinden kuşku duyuyorlar. İki tane pilot bölge belirlendi. Buradaki insanlar buna itiraz ediyor çünkü hem İsrail’e güvenmiyorlar hem de Lübnan ordusunun böyle bir kapasitesi olduğuna inanmıyorlar. Görüşmeler devam ediyor. Washington’da ve Trump’ın başkanlığında heyetler toplanmıştı. Lübnan ile İsrail heyetleri görüşmelerde teknik detaylara girmeye çalışıyor. Trump burada araya girerek ‘İsrail, Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını yönetemiyorsa bunu Suriye yönetsin’ çıkışı yaptı. Trump daha önce böyle bir çıkış daha yapmıştı ve güneyden İsrail kuzeyden de Suriye ordusu Hizbullah’ı sıkıştırırsa Lübnan’da bir iç savaş patlak verir diye korkulmuştu. Trump bu fikri yeniden öne çıkardı. İsrail, ‘Bir kişiyi vurmak için bütün binayı havaya uçuruyor. Bunu Suriye ve Lübnan ordusu denesin biz onlara destek vereceğiz’ diyor. Ahmet Şara bunu reddetti. Ancak Trump çok bastırırsa sadece Lübnan’da değil Suriye’de de bir iç savaş görmek mümkün olabilir.”

“Tek seçenek direniş”

Lübnan ordusunun Hizbullah’ın silahsızlandırılması konusunda adım atacak güçte olmadığını belirten Yazgan, ABD-İsrail’in bu talebinin iç savaşla sonuçlandığını hatırlattı. Yazgan’a göre taktik değiştiren Hizbullah, Lübnan ordusuna dahil olsa dahi direniş devam edecek:
“Mayıs ayında Lübnan’da bir seçim yapılması gerekiyordu. Bu yapılsaydı Hizbullah Meclis’te sandalye kazanacaktı. Emel Hareketi ile birlikte Hizbullah’ın hatırı sayılır sayıda milletvekili var ancak seçim iki yıl ertelendi. Maruniler de kendi aralarında ayrılıyorlar. Şu an Lübnan’ın tamamında kimse savaş da işgal de istemiyor. Sünniler, Şiiler… İsrail’in Güney Lübnan’dan çıkması halinde ateşkes olacağını söylüyorlar İsrail ise tersini söylüyor. Ancak bir tarih de verilmiş değil. Gitmeye niyetlerinin olmadığı, insanların dönemeyeceği çok belli. Girdikleri yerde dinamitlerle binaları havaya uçurup ağaçları kesiyorlar, tarım alanlarına fosfor bombaları atıyorlar ve orayı yaşanmayacak hale getiriyorlar. Ancak buna rağmen döneceklerini söylüyorlar. İsrail’in çekilmeye niyeti yok. Lübnan’da pek demokratik bir temsiliyet yok. Siyasilerin çoğu iç savaşta çok kan dönmüş ve elleri kanlı. Genelkurmay Başkanı biraz daha mantıklı çünkü orduyu biliyor ve tanıyor. Lübnan ordusunun Hizbullah’ı silahsızlandırmasının gerçekçi olmadığını da biliyor. Şu anki Cumhurbaşkanı Joseph Avn da bunun farkında. Buna rağmen İsrail ve ABD, Lübnan’dan Hizbullah’ı silahsızlandırmalarına dair zaman çizelgesi istiyor. En son böyle bir şeye kalkıştıklarında iç savaş çıkmıştı. Şu an Hizbullah daha güçlü. İran’dan çok fazla yardım gelmiyor ve Suriye’deki lojistik hat fiziksel olarak kesildi ancak Hizbullah da taktik değiştirdi. Şu an teknolojiyi kullanıyorlar. Hizbullah’ın taraftarları sadece milisler değil. Güney Lübnan’da yaşayan çoğunluk Lübnan ordusunun İsrail ile çatışmayacağını da biliyor. Tek seçenek olarak geriye direniş kalıyor. Hizbullah’ın adı değişse ve Lübnan ordusuna entegre olsa bile oradaki İsrail işgali devam ederse bu sefer yeni bir direniş hareketi başlar. Hizbullah zaten İsrail işgali sırasında oluşmuştu. Hasan Nasrallah dahi Emel Hareketi’nin üyesiydi. Bu hareket siyasi parti olunca umutları kayboldu ve silahlandılar. İşgal devam ederse işgale karşılık olarak direniş de başka bir formda ya da adda devam edecek. Hizbullah’ı İran’ın vekil gücü olarak düşünmememiz lazım. Hizbullah lokal bir örgüt. İran’ın yardımı olmasa bile bir şekilde varlığını sürdürecektir ki sürdürüyor da. Netanyahu’nun açıklamaları biraz da ekim ayındaki seçimlere yönelik. Seçmenleri taviz vermemesini istiyor. Bütün kartlarını oynuyor Netanyahu. Ekimden sonraki seçimlerden sonra bakacağız. Amerika’da da kasımda seçimler var. Müzakerelerin samimi olduğuna inanmıyorum. Hürmüz en büyük sorun olarak ortaya çıktı ki savaştan önce bu açıktı. Her şey daha da komplike oldu. Kasımdan sonra aralıklı olmasa da birkaç ay sonra bir sorun daha görebiliriz. Müzakereleri yine iptal ettiler yeniden toplanacaklarını söylediler ancak bu süreçte yine birbirlerini vuruyorlar. Bu muhtemelen böyle devam edecek. Yakın zamanda bir barış gözükmüyor. Barışı geçtik iç savaşın olmamasını temenni ediyoruz.”

“Sonbaharın sonlarına doğru işler kızışabilir”

Hizbullah’a karşı kullanılması halinde Lübnan ordusunda istifalar yaşanabileceğini kaydeden Yazgan, sonbahara doğru bölgede yeniden çatışmalar olabileceğini söyledi. Yazgan, ülkede iç savaş yaşanması halinde ‘devletçikler’ meydana gelebileceğini kaydetti:
“İç savaşı ordu istemiyor. Genelkurmay Başkanı dahil olmak üzere böyle bir durumda ordudan istifa edeceğini söyledi. Hizbullah ile çarpışıp yenme ihtimali olan bir ordu değil Lübnan ordusu. Amerikalılar Lübnan ordusu için savaşmayacak sadece ekipman verecek ancak bununla olacak bir şey değil. Bir çözümün mümkün olmadığını biliyorlar ancak daha fazla kan dökülmemesini talep ediyorlar. Sonbaharın sonlarına doğru işler yine kızışabilir. Bölgesel düzeyde çatışmalar devam edecek diye düşünüyorum. Lübnan İsrail’i tanımıyor. Filistin topraklarındaki Siyonist devlet olarak bahsediyorlar. Washington’ın direkt olarak Lübnan ile diyalog kurması dahi bir basamaktı. Marunilerden ayrılmayı isteyenler var. ‘Küçük Maruni bir devletimiz olsun güney olmasa da olur’ diyenler var ancak bu da pek mümkün değil. İç savaş olursa devletçikler meydana gelir.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала