Doktor ve Yazar Meral Saklıyan: Yaşar Kemal'in en büyük gücü yaşadığı zorlukları edebiyata dönüştürmesiydi

Abone ol
Doktor ve yazar Meral Saklıyan, Serhat Sarısözen'in sunduğu Gündem Dışı programına konuk oldu. Saklıyan, kaleme aldığı Yaşar Kemal: Çukurova'dan Dünya'ya kitabı üzerinden usta yazarın yaşamını, edebiyatını ve kişiliğini anlattı.
Doktor ve yazar Meral Saklıyan, Yaşar Kemal'in yaşam öyküsünü anlattığı Yaşar Kemal: Çukurova'dan Dünya'ya kitabına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çocukluk yıllarından edebi serüvenine, halk kültüründen dünya edebiyatındaki yerine kadar pek çok konuya değinen Saklıyan, Yaşar Kemal'i yazmanın kendisi için yalnızca biyografik bir çalışma değil, aynı zamanda kişisel bir yolculuk olduğunu söyledi.
'Yaşar Kemal bana "sen bizim kızsın" diyerek cesaret verdi'
Yaşar Kemal'le 2013 yılında tanıştığını anlatan Saklıyan, usta yazarın kendisini yazarlık konusunda motive ettiğini belirtti:
"Onunla ilk kez karşılaştığımda çok heyecanlıydım. Kendimi tanıtırken 'Ben de Adanalıyım, ben de yazıyorum' dedim. Yazarlığımın henüz çok başındaydım. Buna rağmen beni büyük bir içtenlikle karşıladı. 'Sen bizim kızsın, Adanalısın. Ben senden her şeyi beklerim' dedi. Bu sözler beni inanılmaz motive etti. O gün oradan çıktıktan sonra yazarlık yolunda çok daha büyük bir istekle çalışmaya başladım."
'Yaşar Kemal'i yazmaya başlayınca ne kadar büyük bir işe kalkıştığımı anladım'
Biyografi çalışmasının uzun bir araştırma süreci sonunda ortaya çıktığını ifade eden Saklıyan, kitabı yazmadan önce yaklaşık bir buçuk yıl boyunca yalnızca okuma yaptığını söyledi:
"Yaşar Kemal hakkında yazılmış kitapları, makaleleri, röportajları, aldığı ödülleri, eserlerini okumaya başladığımda bunun ne kadar büyük bir dünya olduğunu gördüm. İlk altı ay, sonra bir yıl boyunca sadece okudum ve notlar aldım. Bir noktada artık 'Bu işin sonu yok, otur ve yazmaya başla' dedim. Çünkü Yaşar Kemal'i bütünüyle anlatabilmek zaten mümkün değil."
'Çocukluk yılları Yaşar Kemal'in edebiyatını şekillendirdi'
Yaşar Kemal'in eserlerini anlayabilmek için çocukluğunu bilmek gerektiğini belirten Saklıyan, yaşadığı travmaların bütün edebiyatına yansıdığını söyledi:
"Üç buçuk yaşında sağ gözünü kaybediyor. Beş yaşına geldiğinde ise babası camide gözlerinin önünde öldürülüyor. Daha sonra annesi töre gereği amcasıyla evlenmek zorunda kalıyor. Çok küçük yaşta ağır travmalar yaşayan bir çocuk Yaşar Kemal. Ama bütün bu acıları nefretle değil, edebiyatla dönüştürmeyi başarıyor. Onun romanlarını okurken bu yaşam öyküsünü bilmek çok önemli."
'Ağıtlar onun ilk edebiyat okuluydu'
Yaşar Kemal'in yazarlık serüveninin ağıtlarla başladığını belirten Saklıyan, halk kültürünün eserlerinin temelini oluşturduğunu ifade etti:
"Bin yıllık ağıt geleneğinin tam ortasında büyüyor. Köy köy dolaşarak ağıtlar topluyor. Çok çarık eskittiğini kendisi de anlatıyor. O ağıtlar daha sonra ilk kitabına dönüşüyor. Halkın hafızasını yazıya geçiren ilk isimlerden biri oluyor. Yaşar Kemal'in en büyük ustası aslında bu toprakların sözlü edebiyatıdır."
'Abidin ve Arif Dino onun yeteneğini çok erken fark etti'
Yaşar Kemal'in yazarlık yolculuğunda Dino ailesinin önemli bir yere sahip olduğunu söyleyen Saklıyan, özellikle kitap sevgisinin bu dostlukla büyüdüğünü anlattı:
"Abidin Dino ve Arif Dino onun yeteneğini çok erken fark ediyor. Ona yüzlerce kitap hediye ediyorlar. Hatta aynı kitaptan beş tane Don Kişot veriyorlar. Yaşar Kemal bunların yanlışlıkla konulduğunu düşünüp geri vermek isteyince, 'Hayır, bunu özellikle yaptık. Bu kitabı hayatın boyunca tekrar tekrar okuyacaksın' diyorlar. Dünya edebiyatıyla halk kültürünün buluşması aslında burada başlıyor."
'Romanlarının kaynağı yaşadığı topraklardı'
Yaşar Kemal'in eserlerinin tamamen gözleme dayandığını belirten Saklıyan, yaşadığı coğrafyanın onu dünya edebiyatına taşıdığını söyledi:
"Romanlarındaki karakterlerin büyük bölümü gerçek hayatın içinden geliyor. Eğer başka bir coğrafyada büyüseydi elbette farklı bir yazar olurdu. Ama bugün dünya edebiyatının Yaşar Kemal'i olmasını sağlayan şey yaşadığı topraklarla kurduğu güçlü bağdır. Marshall yardımıyla başlayan makineleşme sürecini bile yalnızca teknik bir gelişme olarak görmüyor. Traktör geliyor ama insanlar işsiz kalıyor. Fabrikalar kuruluyor ama köylünün hayatı değişiyor. Onun derdi makine değil, o değişimin insan üzerindeki etkisi. Romanlarında daima ezilen, sesi duyulmayan insanların hikâyesini anlatıyor."
'Konfor insanı çürütür'
Yaşar Kemal'in başarısının ardında yaşadığı zorlukların bulunduğunu belirten Saklıyan, konforun üretkenliği azalttığını söyledi:
"Bence konfor insanı çürüten bir şey. İnsan rahat olduğu yerde üretmek için güçlü bir neden bulamıyor. Yaşar Kemal'in hayatında ise sayısız çıkış noktası vardı; yoksulluk, yetimlik, töre, haksızlık, eşitsizlik... Ama o bütün bunları öfkeye dönüştürmek yerine edebiyata dönüştürdü. Onu büyük yazar yapan da tam olarak buydu."

