- Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

Trump’ın ‘Hizbullah’a karşı Suriye’ sözleri dayanaksız değil, ara formül gündeme gelebilir”

© SputnikCeyda Karan'la Eksen
Ceyda Karan'la Eksen - Sputnik Türkiye, 1920, 26.06.2026
Abone ol
Emir Aşnas’a göre ABD ile varılan mutabakattan zaferle ayrılan taraf olan İran, elini giderek güçlendiriyor. Trump’ın ‘Hizbullah’a karşı Suriye’ söylemlerinin dayanaksız olmadığını belirten Aşnas, ara formüllerin gündeme gelebileceği görüşünde.
ABD ile İran arasında varılan mutabakat zaptı, Hürmüz Boğazı ve barışçıl nükleer haklar gibi kritik başlıklarda Tahran yönetiminin elini savaştan önceki döneme kıyasla gözle görülür biçimde güçlendirirken Washington'ın petrokimya düzenlemeleri ve İran'ın yeniden imarına yönelik 300 milyar dolarlık program gibi taahhütleri bölgedeki stratejik dengeleri yeni bir boyuta taşıyor.
Anlaşma uyarınca Lübnan’a yönelik saldırıların derhal durdurulması ve ülkenin toprak bütünlüğünün korunması yönünde ABD güvencesi verilmiş olsa da, kasım ayındaki seçimlerin ardından Donald Trump liderliğindeki Washington yönetimine duyulan güvensizlik ve İsrail'in Amerikan iç siyasetindeki köklü nüfuzu, ateşkesin kalıcılığı üzerindeki soru işaretlerini koruyor. Öte yandan kuruluşundan bu yana yapısal istikrarsızlıklarla boğuşan Lübnan'da, güneyde yaşayan Şiilerin ve Hizbullah'ın varlığı karşısında İsrail için güvenlik tehdidi hayati bir sorun olarak devam ederken Suriye'deki Colani yönetiminin askeri kapasite yetersizliğine rağmen Trablus ve çevresindeki cihatçı damarı tetikleyerek Lübnan sınırında yeni bir çatışma alanı açma ihtimali, bölge ülkeleriyle uzlaşmaya çalışan ABD'nin Orta Doğu politikasını kontrolü güç yeni komplikasyonlarla karşı karşıya bırakıyor.
ABD-İran mutabakatının kilidi Lübnan’ı ve Trump’ın açıklamalarını Araştırmacı Emir Aşnas ile konuştuk.
Aşnas’a göre mutabakatla birlikte zafer kazanan İran, Hürmüz ve nükleer konusunda taahhüt verirken ABD petrokimya gibi konularda sözler veriyor. ABD’ye güvenilemeyeceğini belirten Aşnas, kasımdaki seçimlerden sonra yaşanacakların öngörülemeyeceğini kaydetti:
“İran’ın zafer kazandığına katılmamak mümkün değil. Ancak bugünden sonra durumun tersine dönüp dönmeyeceğini kimse söyleyemez. Mutabakat zaptı olsa da hükümler de içeriyor. 60 gün içinde mutabakat zaptına uygun anlaşma veya anlaşmalar yapılacağı taahhüt ediliyor. Savaştan önceki durumla kıyasladığımızda İran’ın bu mutabakatla öne geçtiği son derece net. Trump’ın söylediği gibi İran’ın sadece iki noktada taahhüdü var. Bir tanesi Hürmüz ile ilgili. Savaştan önceki duruma dönülemeyeceğine dair İran lehine ifadeler var. Basra Körfezi ile diğer kilidi açmak ve istişare edileceği söyleniyor. Savaştan önceki duruma kıyasla İran’ın bir kaybı yok ve kazanma ihtimali de çok yüksek. İkincisi de nükleer anlaşmayla ilgili. Bu biraz daha muğlak. Barışçıl nükleer hakkı teyit ediliyor. Askeri anlamda nükleer silaha sahip olmayacağı belirtiliyor ancak İran bunu zaten söylüyordu. İran bu iki konuda savaştan daha geride değil ileriye gitmiş durumda. ABD’nin taahhütlerinde ise yeni şeyler görüyoruz. Petrokimya gibi düzenlemeleri içeriyor. Soyut ve muğlak da olsa 300 milyar dolarlık İran’ın yeniden imarına ilişkin bir program geliştirildiği söyleniyor. ABD’ye de Trump’a da güvenilmez. Ateşkes kalıcı gözükse de kasımdaki seçimlerden sonra ne olacağını kimse öngöremez.”

“İsrail, ABD ile anlaşmaları gereği Lübnan’dan elini çekmek zorunda”

İsrail’i Lübnan’dan ABD ile yürütülen iş birliği sebebiyle uzaklaşmak zorunda kalacağını belirten Aşnas, Hizbullah tehlikesinin Tel Aviv yönetimi için giderek büyüyeceği görüşünde:
“İran’ın baskısıyla ve doğrudan maddelere konularak Lübnan’a dönük saldırıların da derhal duracağı da belirtiliyor. Lübnan’ın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine uygun bir yola girileceği yönünde ABD’nin bir taahhüdü var. İran’ın kaybettiğini söylemek mümkün değil. Ancak Amerika’ya da Trump’a da hiç güvenilmez maalesef. Hizbullah 15 aya yakın bir süre bir kurşun atmadı ve ateşkese uymaya çalıştı. Karşı taraf ateşkesi binlerce kez ihlal etti. İsrail kurulmadan önce dahi Siyonistler İsrail’in içinde olması gerektiğini iddia ettiler. Batı Şeria aslında Kudüs ile birlikte 1948’de aldığı topraklardan ideolojik ve tarihsel anlamda kutsaldı. Güney Lübnan da bir ölçüde böyle. Lübnan devletiyle ilişkiler var. Bağımsızlık aslında 1946’da tamamlandı. Bunu İsrail’in kuruluşuyla değerlendirmek lazım. Lübnan kurulurken önemli olan orada bir tampon devlet yaratmaktı. Bu tampon devlet esas olarak Cebel Lübnan merkezli ve Maruni burjuvazisine dayalı olacaktı. Ekonomik olarak yaşama şansı olmadığı için bu olmadı ve Güney Lübnan’ı dahil ettiler. Güney Lübnan’da yaşayan Şiiler İsrail’in kuruluşundan itibaren işgal edilmeye, öldürülmeye başladılar. Bu yeni bir sorun değil. Filistin Kurtuluş Örgütü’nün kurulmasıyla birlikte bu daha da karmaşık bir hal aldı. Lübnan devleti kuruluşundan beri bildiğimiz anlamda bir devlet hiçbir zaman olmadı. Hristiyanlar çoğunluklarını nüfus içinde kaybetti ve diğerleri marjinalize edildi. Şiiler aslında Lübnan’da güneyde ve Dahiye gibi çeşitli bölgelerde yaşıyorlar. Dahiye’de İsrail’in işgal ve baskısından yaşadığı Şiiler yaşıyor. İsrail bugün bu sorunu aşamayacak durumda. Hiçbir savaş kuralı tanımamasına rağmen bunu aşamıyor. İran’ı da alt edemeyince İsrail için hayati bir sorun daha da hayati olarak devam edecek gibi görünüyor. ABD, İran ile anlaşmaları gereği Lübnan’dan mümkün olduğunda elini kolunu çekmek zorunda. Bir yandan İsrail için Lübnan tehlikesi giderek büyüyecek. Anlaşmanın Lübnan ile ilgili bölümü tartışmaya açık olacak.”

“Suriye ‘ordusunun’ Hizbullah’ı ortadan kaldıracak kapasitesi yok”

Trump’ın Suriye’yi Hizbullah’a karşı kullanacağı yönündeki açıklamalarına da değinen Aşnas, Colani ‘ordusunun’ Hizbullah ile savaşacak kapasitesinin olmadığını belirtti. Aşnas, Trump’ın bu sözlerinin dayanaksız olmadığı görüşünde:
“Colani Suriyesinin Lübnan’a müdahalesine geliyor konu. Burada da Amerika’nın açmazları var. Türkiye onu istemiyor. Colani Suriyesinin ‘ordu’ denilen birliklerinin Hizbullah ile savaşacak, ortadan kaldıracak kapasitesi yok. Irak’taki Şii grupların müdahalesini zorunlu kılabilir. Bu tür gelişmelerin yaratacağı komplikasyonlar zayıf. Bu da bir halk tabanına dayanmayan, Amerika’nın bölge ülkeleriyle uzlaşmasına ve anlaşmasına dayalı olarak ülkenin başına getirilen yönetimin iyice dağılmasına ve Suriye’nin kontrol dışılığa sürüklenmesine neden olabilir. Burada en önemli güç de Türkiye. Amerika-İran arasındaki anlaşma İsrail ile ilişkili olan Amerika’nın sorunu. Trump ne kadar Netanyahu’ya fırça da atsa İsrail, Amerikan iç sisteminde son derece güçlü. 30 vadi bir araya gelse Amerika’nın Orta Doğu’daki politikasını İsrail’den daha fazla etkileyemez. Trump’ın Suriye’yi Hizbullah’a karşı kullanacak olmasının dayanaksız olduğunu sanmıyorum. ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack tarafından da bu dile getirilmişti. Colani’nin ittifak halinde olduğu bir grubun Lübnan’a saldırıları zor gözükse de bunun yaşanmayacağı anlamına gelmiyor. Burada önemli olan Amerika’nın elini ne kadar masaya vuracağı. Buna ne Colani’nin ne İsrail’in ne Türkiye’nin ne de Suudi Arabistan’ın karşı çıkamayacağı son derece net. Burada ara formüller gündeme gelebilir. Suriye ordu birliklerinin Lübnan sınırına üç farklı bölgede sığındığı söyleniyor. Ne olacağını öngöremeyiz. Bu iş bir şekilde Colani’nin de işine gelebilir. Suriye’ye yabancı savaşçıların geçtiğine dair söylentiler de var. Colani’nin Suriye’nin birçok yerinden daha önemli çevresi Trablus ve çevresinde. Orası Lübnan’ın cihatçı makinesi sayılabilecek bir bölge. Trablus’ta cihatçıların bir bölümü 2012’de Suriye savaşının hareketli döneminde gösteriler de yaptı. Türkiye bayraklarıyla gösteriler düzenlediler. Lübnan’da küçük bir Musevi azınlık var. Bunların büyük bir bölümü Trablus’un bir bölümündeler. Orada çok sayıda çatışma oldu. Bu her an tetiklenebilir. Hizbullah’a saldırtamazlarsa ara formül uygulayabilirler. Bu İsrail’i de rahatlatabilir.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала