“Trump ve ABD darbe aldı, İran bölgede kalıcı olduğunu gösteriyor”

© Sputnik
Abone ol
Oğul Tuna’ya göre İran ile mutabakat konusunda geç kalan Trump, MAGA’cılar başta olmak üzere pek çok destekçisi ve kendi seçmeninden darbe almış durumda. İran’ın bölgede kalıcı olduğunu gösterdiğini kaydeden Tuna, mutabakatta Çin’in payı olduğu görüşünde.
ABD ile İran arasında varılan mutabakat, Washington yönetiminin askeri ve bölgesel denklemlerde istediği sonucu alamaması üzerine attığı realist bir geri adım olarak değerlendirilirken küresel ticaret krizinin eşiğindeki dünyanın ve sahada beklemediği bir dirençle karşılaşan Amerikan diplomasisinin geleceği büyük bir belirsizliğe sürükleniyor. Seçim dönemindeki barışçıl vaatlerine rağmen göreve gelir gelmez köklü bir rota değişikliğine giden Donald Trump ve ekibi, içeride hem sol hem de sağ muhafazakar kanadın yanı sıra güçlü İsrail lobilerinin sert tepkileriyle yüzleşirken Tel Aviv yönetiminin mutabakatı sabote etme potansiyeli sürecin sürdürülebilirliğini ciddi şekilde tehdit ediyor.
Vekil güçleri ve toplumsal direnciyle kalıcı bir aktör olduğunu kanıtlayarak kağıt üzerindeki askeri tahminleri boşa çıkaran ve stratejik bir zafer elde eden İran karşısında, Washington-Tel Aviv hattının bölgeyi doğru analiz edemediği net bir şekilde görülüyor. Yaşanan bu prestij kaybı ve küresel sistemdeki sancılar, Çin'in yürüttüğü sessiz istihbari ve askeri lojistik kalkanı ile Rusya'nın desteğini su yüzüne çıkarırken Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın öncülüğünde şekillenen yeni bir bölgesel güvenlik ittifakının doğuşunu hızlandırarak Orta Doğu'daki güç dengelerini tamamen değiştiriyor.
Trump’ın yankı yaratan İran mutabakatını ve bölgesel etkilerini Siyasi Analist Oğul Tuna ile konuştuk.
“Trump gayet realist bir adım attı”
ABD-İran mutabakatının sekteye uğrayacağını ifade eden Tuna, Trump’ın attığı adımın realist olduğu görüşünde. Tuna’ya göre ABD İran’daki krizi yönetemeyeceğini gördü:
“Trump’ın İsrail’i durdurması çok zor görünüyor. ABD içinden, Türkiye’den bütün uzmanlar ‘Ya Trump’a bir şey olursa, İsrail bir şekilde sabote edecek adımlar atarsa’ diye konuşuyor. Bu bana Kırmızı Pazartesi romanını hatırlatıyor. Bu işin yürümemesi maalesef çok mümkün. Trump’ın attığı adım gayet realist. Trump yönetimi bu savaşa zorlandı. Trump ‘Savaşa hayır’ diyerek başkanlığa geldi ve Demokratlardan farklı bir profil sergiledi. Ancak bir anda başkanlık kolutğuna oturur oturmaz 180 derece döndü. JD Vance’in açıklamaları kendilerinin seçim esnasında sundukları profile yakın. ABD tarihinde görülmemiş şekilde hiçbir başkanda görmediğimiz şekilde doğruları ifade ediyorlar çünkü ABD bu işi kotaramayacağını gördü. İran’da beklemedikleri bir karşılık gördüler. Bu da bana tuhaf geliyor. 40 yıldır bu savaşa hazırlanıyorlardı ancak belli ki iyi hazırlanamamışlar ve İran’ın bölgedeki vekil güçlerini, müttefiklerini pek iyi analiz edememişler. Bir de bu işin küresel ticaret boyutu da var. Dünya krizin eşiğinde. Trump’ın bu işi durdurmak ve geri adım atmak konusunda geç bile kaldığı söylenebilir.”
“Dünyanın değişiyor olmasının sancılarını görüyoruz”
Son yıllarda yaşanan gelişmelerin bilindik ticari ve siyasi tezlerle açıklanamadığını kaydeden Tuna, İsrail’in bu gerçeklere gözünü kapattığını söyledi. Trump’ın MAGA başta olmak üzere pek çok kesimden destek alamadığını kaydeden Tuna, İsrail medyasında da ciddi eleştirilerin yer aldığını ifade etti:
“Avrupa, Çin sayesinde krizin eşiğinden dönmüş durumda. Çin, Almanya ve Fransa’nın kullandığı kaynakların muadili olan kaynak kullanımını azalttı. Ancak Trump ve ‘küçük ortak’ JD Vance reel politikadan son derece uzak. Son iki üç yıldır yaşadığımız süreç bunu gösteriyor. Dünya değişiyor ve bunun sancılarını da görüyoruz. Bu sebeple kullandığımız ekonomik, ticari, bilimsel ve siyasi hiçbir tez artık işlemiyor. Günün sonunda hayatın gerçekleri var. İsrail Trump’ın da aksine bu gerçekliklere kör bir durumda. Trump’ın ve ABD’nin işi çok zor. ABD, özellikle genç nüfusta sıradan vatandaş nezdinde darbe aldı. Geçen hazirandan bu yana bunun etkilerini görmekteyiz. MAGA, Cumhuriyetçilerin popüler kültür sahasında ya da kamuoyunda yer edinmiş isimleri ve kamuoyu figürleri Trump’a uzun süredir destek veren pek çok aşırılıkçı isim desteğini çekti. Trump bunlara hakaret etti. Demokratlar ya da kendisine ‘sosyalist’ diyenler ağzını açmazken kürtaj karşıtı kadın figürlerden biri Margaret L. Taylor’dan Trump desteğini çekti ve bu kadın bugün ABD kongresinde neredeyse Filistin bayrağıyla dolaşacak hale geldi. Katliamlara karşı bir tavır benimsedi. ABD içindeki sol ve sağdan tepki görüyor. Oysa sadece insan hakları vurgusu yapıyor. Dünya ve ABD siyaseti o kadar aşırılıkçı hale geldi ki en insani talepler bu şekilde nitelendiriliyor. Bölünme var. Cumhuriyetçiler bölünmüştü ancak Trump geri dönüyor gibi. Donörler bugün önemli bir hattı oluşturuyor. İsrailli Hayom gazetesinin patronlarından William Adelson, Trump’ın destekçisi. İsrail’e gidip madalya aldığında da Adelson Trump’ın yanındaydı. İsrail medyasından Trump’a ağır eleştiriler geliyor. ABD’de seçimler de yaklaşıyor. Trump’ın şu ana kadar destelediği adaylar iyi gidiyor ancak ABD halkı pek hoşnut değil.”
“İran büyük bir galibiyet kazandı”
ABD-İsrail’in imajının dünya nezdinde ‘çizildiğini’ kaydeden Tuna’ya göre ‘rejimin düşeceği’ belirtilen İran elini güçlendirerek stratejik bir zafer elde etti. Tuna, bölgedeki iki önemli gücün Türkiye ve İran olduğunu söyledi:
“Bir tarafın imajı dünyada kötü bir hal alırken İran pozitif imajdan yararlandı. Halk olarak önemli bir direniş sergilediler. Bombalanacak meydanlara koşarak gittiler. Rejim çökecek derken muhalifleri bile rejim taraftarı haline getirdiler. İran stratejik zafer elde etti. Buna ABD-İsrail uyacak mı uymayacak mı belli değil. Ancak kağıt üzerinde de olsa İran büyük bir galibiyet kazandı. Savaşa giden süreçte İran önceki 15-20 yılda destek aldığı hattı kaybetti. Hizbullah’ın durumu Esad’ın düşmesi, Iraklıların yerel güçlerle çatışması gibi. Ancak İran kalıcı olduğunu gösteriyor. Bölgedeki iki önemli tarihi güç İran ve Türkiye. Bir tarafta Pers İmparatorluğu bir tarafta Roma’dan gelen bir kuvvet var. Tarihsel olarak bu ikisinin yarattığı çekim bölgeyi etkiledi. İran’ın parçalanmasını ve rejim ne olursa olsun çökeceğini beklemek noktasında yanlış yaptılar. ABD’li uzmanlar kağıt üzerinde analiz yapmanın yanlış olduğunu gördüler. Realist açıklamalarla anlamlandıramadığımız bir yapı var. Bu yapının İran gerçeğini ne zaman anlayacağını göreceğiz.”
“Yeni bir denklem çıkması muhtemel”
Gelişmelerin ardından yeni bir bölgesel güvenlik denklemi çıkmasını muhtemel bulan Tuna, Türkiye’yi bölgedeki kritik ülkeler arasında görüyor. Pakistan-Türkiye ve Suudi Araistan’ın bir birlikteliğe hazırlandığını belirten Tuna’ya göre ABD’nin istediği sonucu alamaması Çin’in güvenlik kalkanıyla mümkün oldu:
“Bölgesel güvenlik denklemi çıkmasının muhtemel olduğunu düşünüyorum. Pakistan’ın aktif şekilde yer alması bunun önemli bir göstergesi. Pakistan’ın içine Türkiye’yi de katmak yanlış olmaz. Trump’a yönelik eleştirilerde İsrail lobisinin zikrettiği üç ülke var. Biri Türkiye biri Pakistan diğeri de Katar. Katar İran’ın saldırılarından en az hasarla ayrılan ülkelerden biri. Katarlılar, ABD güvenlik şemsiyesinin bir müttefik lehine çalışabileceğini diğer aktörlerden daha erken gördüler. Suudiler de aktif şekilde Çin ve Türkiye ile farklı iş birliklerine gittiler. Bu konuda bir güvenlik birlikteliği beklemek mümkün. Türkiye de bu işin içinde gibi duruyor. Trump’ın Erdoğan’ın adını anması bu tablodan çok uzak olmadığımızı gösteriyor. Bu tabloda en çok maddi zarar gören Birleşik Arap Emirlikleri oldu ve sonraki süreçte dışlanma ihtimalleri var ki diğer aktörlerle arayış içindeler. Bunu İbrahim Anlaşmaları süreciyle de paralel okumak gerekiyor. Trump’ın ve İsrail’in derdi pek çok Müslüman ülkeyi de bu işin içine katmak. İsrail’deki yönetim radikal olmaya devam ettikçe bölgesel bir entegrasyon kurulacaksa bunda kaybeden taraf olacak. Bu gerçeği ne kadar erken görürlerse o kadar iyi. Pakistan-Türkiye-Suudi hattı bir birliktelik hazırlıyor gibi. Geçen seneki çatışmalarda da işin hızlıca durdurulmasının ardında bizim görmediğimiz bir Çin parmağı vardı diye düşünüyorum. ABD’nin istediği sonuçları alamamasında yine bizim doğrudan göremediğimiz Çin’in bir güvenlik kalkanı mümkün. Bunu İranlıların direnişini hafife aldığım için söylemiyorum. Çinli balıkçıların Hint Okyanusu’na kurduğu istihbari ağlar doğruysa olayın ne kadar geniş bir çevrede cereyan ettiğini gözler önüne sürüyor. Mühimmat ve istihbari yardımlar var. İstihbarat deyince işin içine Ruslar da giriyor. Perde arkasında gelişen bir tablo var gibi. Bunun detaylarını hemen öğrenmek zorunda değiliz. Çinlilerin istihbari ve askeri anlamda yaptığı en önemli iş işlerini bağırmadan yapmak. CIA’in MOSSAD’ın operasyonlarına dair onlarca film biliyoruz. Kendileri paylaşım yapıyorlar ancak Çin’in istihbari kuruluşlarına dair olayın çok içinde olan uzmanlar haricinde yazıp çizen kimse yok. Askeri verilerine dair de çok fazla şey bilinmiyor. Pakistan da çok önemli bir ara aktör oldu. Pakistan Başbakanı ve Genelkurmay Başkanı Trump ile ciddi bir mesai harcadı. Çinlilerin başarılı bir operasyon yaptığını düşünüyorum.”

