12'nci Yargı Paketi neleri kapsıyor? AK Parti'li Akbaşoğlu detayları açıkladı
11:54 22.06.2026 (güncellendi: 12:02 22.06.2026)

© Sputnik
Abone ol
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, 12'nci Yargı Paketinin detaylarını açıkladı. 29 maddeden oluşan teklif; icra takipleri, miras kalan taşınmazların satışı, noterlik işlemleri, temyiz hakkı, bilirkişilik uygulamaları, HAGB düzenlemesi ve duruşma süreleri gibi birçok alanda önemli değişiklikler içeriyor.
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulacak 12'nci Yargı Paketine ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu.
29 maddeden oluşan teklifin, yargı süreçlerini hızlandırmayı, bürokrasiyi azaltmayı, vatandaşların hak arama özgürlüğünü güçlendirmeyi ve kamu kaynaklarının daha verimli kullanılmasını amaçladığını belirten Akbaşoğlu, pakette birçok önemli düzenlemenin yer aldığını söyledi.
Akbaşoğlu, şunları kaydetti:
"Kanun teklifimizle getirdiğimiz en önemli yeniliklerden biri, kamu kaynaklarının verimli kullanılması ve icra dairelerinin gereksiz yere meşgul edilmesinin önlenmesidir. Yargıtay, bölge adliye mahkemeleri ve ilk derece mahkemelerince idare aleyhine hükmedilen para, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri için, doğrudan icra takibi yapılması dönemine son veriyoruz.
Vatandaşımızın alacağına daha zahmetsiz kavuşması amacıyla, icra takibi başlatılmadan önce idareye yazılı başvuru yapılması ve hesap numarası bildirilmesi zorunluluğunu getiriyoruz. İdareye tanınan bir aylık süre içinde ödeme yapılmazsa cebri icra yolu açılacaktır; böylece hem devletimizin üzerindeki gereksiz mali külfetler engellenecek hem de vatandaşımız alacağını çok daha hızlı tahsil edilebilmesi mümkün hale getiriliyor.
Vatandaşımızın alacağına daha zahmetsiz kavuşması amacıyla, icra takibi başlatılmadan önce idareye yazılı başvuru yapılması ve hesap numarası bildirilmesi zorunluluğunu getiriyoruz. İdareye tanınan bir aylık süre içinde ödeme yapılmazsa cebri icra yolu açılacaktır; böylece hem devletimizin üzerindeki gereksiz mali külfetler engellenecek hem de vatandaşımız alacağını çok daha hızlı tahsil edilebilmesi mümkün hale getiriliyor.
Miras yoluyla intikal eden taşınmazların satışı
Yine mülkiyet hakkını ve ailevi bağları korumak adına, ortaklığın satış suretiyle giderilmesi davalarında uygulamada yaşanan suiistimalleri ortadan kaldırıyoruz. Miras yoluyla intikal eden taşınmazların satışında, birinci açık artırmanın sadece ve sadece malik olan mirasçılar arasında yapılmasını hüküm altına alıyoruz. Böylece aile yadigarı malların, dışarıdan kötü niyetli müdahalelerle değerinin altında fiyatlara satılmasını engelliyor, malın muhammen kıymetinin yüzde yüzü üzerinden öncelikle mirasçılar arasında kalmasına imkân tanıyoruz.
Noterlik işlemlerinde kolaylık
Bürokrasiyi azaltmak ve dijitalleşmenin imkânlarından yargı alanında da en üst düzeyde yararlanmak amacıyla noterlik işlemlerinde büyük bir kolaylık sağlıyoruz. Noterlik evrak ve defterlerinin asıllarının mahkeme veya başsavcılıklarca istenmesi halinde, noter aslına uygun örneğini yerinde saklayıp aslını gönderecek; onaylı örnek istendiğinde ise evrakı elektronik ortamda tarayıp güvenli elektronik imzayla saniyeler içinde ilgili mercie ulaştıracaktır. Bu işlemlerden hiçbir vergi, harç veya değerli kâğıt ücreti alınmayacaktır.
Yargı kurumlarımızın etkin işlemesi adına Danıştayın kurumsal yapısında da düzenlemeye gidiyoruz. Danıştay bünyesindeki daire sayısının mevcut iş yükü dikkate alınarak on daireye indirilmesi için tanınan azami süreyi 4 yıl uzatıyor ve meslek mensubu kadro sayısını koruma altına alıyoruz.
İdari yargıda; yargılamaların gecikmemesi ve mahkemelerin iş yükünün hafifletilmesi için önemli bir adım atıyoruz. İdare mahkemelerinde tek hâkimle çözümlenecek davaların kapsamını genişletiyoruz. Konusu 486 bin Türk Lirası'nı geçmeyen iptal ve tam yargı davaları ile öğrenciler ve kamu görevlilerine ilişkin belirli uyuşmazlıklar artık tek hâkim tarafından süratle karara bağlanacaktır.
Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları neticesinde oluşan hukuki boşlukları, vatandaşlarımızın lehine ve hak arama hürriyetini en üst düzeyde koruyacak şekilde dolduruyoruz.
Bu doğrultuda, bölge idare mahkemelerinin istinaf incelemesinde ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeniden verdikleri kararlara karşı, kural olarak Danıştay’da temyiz yolunu açıyoruz. Böylece vatandaşlarımızın hükmün denetlenmesini talep etme hakkını güvence altına alıyoruz. Ancak yargılama sisteminin tıkanmaması adına, tek hâkimle görülen davalar ile niteliği itibarıyla bazı işleri bu temyiz sürecinden istisna tutuyoruz.
Adli Tıp Kurumumuzun bilimsel ve idari kapasitesini, hukuki belirlilik ilkesi ışığında güçlendiriyoruz. İhtisas kurulu başkan ve üyeliklerine atanmak için tıp veya diş hekimliğinde uzmanlık ya da alanında doktora derecesi şartını açıkça kanunlaştırıyor; bu görevler ile grup ve daire başkanlıkları için 4 yıllık görev süresi belirliyoruz.
Türkiye Adalet Akademisi tarafından hâkim ve savcı yardımcılarımıza verilecek eğitim konuları ile yapılacak yazılı ve sözlü sınavların usul ve esaslarını net kurallara bağlıyoruz. Sınavların yüz tam puan üzerinden değerlendirileceğini ve haklı mazereti olanlar için mazeret sınavı haklarını yasal güvenceye kavuşturuyoruz.
Yargılama faaliyetinde çok önemli bir aksaklığı daha gideriyoruz. Hâkimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulmasını açıkça bir disiplin yaptırımına, uyarma cezasına bağlıyoruz. Hukuki nitelendirme yetkisi münhasıran hâkim ve savcınındır; bilirkişilik müessesesi sadece teknik ve özel uzmanlık gerektiren alanlarla sınırlı kalacaktır.
Faiz sistemindeki hakkaniyetsizliği gidermek adına, miktarı sözleşmeyle belirlenmemiş faiz ödemelerinde Merkez Bankası reeskont oranının yüzde seksenini esas alacak adil bir denge kuruyoruz. Vesayet altındaki kısıtlı vatandaşlarımıza ait taşınır ve taşınmaz malların satışının, fiziki kısıtlamalardan uzak, tam bir rekabet ortamında ve en yüksek değerden satılabilmesi için UYAP entegre elektronik satış portalı üzerinden yapılmasını zorunlu kılıyoruz.
Yine Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda, temel hak ve özgürlükleri, kişisel verileri koruma altına alan adımlar atıyoruz. Ceza muhakemesinde moleküler genetik inceleme sonuçlarının ve bilgisayarlarda yapılan arama/elkoyma neticesinde elde edilen dijital verilerin saklanma, imha ve sınırlandırılma usullerini belirlilik ilkesi doğrultusunda yasal güvenceye kavuşturuyoruz. Genetik veriler beraat veya takipsizlik halinde derhal, diğer hallerde 20 yıl sonra Cumhuriyet savcısı huzurunda yok edilecektir. Dijital veriler ise adli emanette saklanacak, karar kesinleştikten 15 yıl sonra imha edilecektir. Vatandaşlarımız bu süreler içinde de haklı nedenlerin varlığı halinde mahkemeden verilerin silinmesini talep edebilecektir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) müessesesini daha etkin hale getiriyoruz. HAGB hükümleri; işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında uygulanmayacaktır. Devlet olarak vatandaşımıza yönelik hiçbir haksızlığa göz yummayacak, faillere hak ettikleri cezaların verilmesinin önünü kapatmayacağız. Kaçak sanıklar hakkında güvenlik tedbiri kararı verilmesi halinde ise bu kişilere mahkemede bizzat hazır bulunmak kaydıyla yeniden yargılama talep etme hakkı vererek savunma hakkını tahkim ediyoruz.
Yargıtay'ın bozma yetkisinde düzenleme
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcımızın itiraz yetkisini daha işlevsel hale getiriyor; ceza dairelerinin onama, bozma, düşme dahil tüm kararlarına karşı itiraz süresini dosyanın tesliminden itibaren 3 aya çıkararak olağanüstü kanun yolu denetimini güçlendiriyoruz.
'Vatandaşın üzerindeki aşırı tazminat ve faiz yükünü kaldırıyoruz'
Türk Borçlar Kanununda yapacağımız değişiklikle, destekten yoksun kalma ve çalışma gücü kaybı tazminatlarında borçlu üzerinde aşırı mali külfet oluşturan faiz uygulamasına son veriyoruz. Vatandaşın gelecekte elde edeceği varsayılan kazançlar üzerinden hesaplanan tazminatlara haksız fiil tarihinden itibaren faiz işletilmesi adaletsiz bir duruma yol açıyordu. Artık geleceğe yönelik, kazancın bilinemediği döneme ilişkin tazminat miktarlarına olay tarihinden değil, karar tarihinden itibaren faiz işletilecektir. Ayrıca tahkikat başlayıncaya kadar yapılan ödemelerin, taraflar arasındaki menfaat dengesini korumak adına oransal mahsup yöntemiyle tazminattan düşülmesini yasal kural haline getiriyoruz.
Hukuk yargılamasında hak arama hürriyetini tahkim eden bir diğer önemli adımımız ise Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda yaptığımız düzenlemeyle; istinaf mahkemelerince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında bir hüküm kurulması halinde, bu kararın parasal sınırın üzerinde olması kaydıyla temyiz yolunu açık hale getiriyoruz. Böylelikle vatandaşlarımızın, üst mahkemece ilk kez tesis edilen hükmün denetlenmesini talep etme hakkını güvence altına alıyor, yargısal denetim mekanizmasını çok daha hakkaniyetli ve öngörülebilir bir seviyeye taşıyoruz.
Yargılama süreçlerinin gereğinden fazla uzamasını engellemek ve usul ekonomisini en üst düzeyde gözetmek amacıyla Yargıtay’ın bozma yetkisinde de yeni bir düzenleme getiriyoruz. Artık ilk derece mahkemelerinin verdiği kararlar, sırf görev veya yetki kurallarına aykırılık gerekçesiyle Yargıtay tarafından bozulamayacaktır. İstinaf aşamasında zaten titizlikle denetlenen bu usulî hususların, temyiz aşamasında davanın esasına girilmesini geciktirmesinin ve dosyaların mahkemeler arasında gidip gelerek sürüncemede kalmasının önüne geçiyoruz. Bu sayede davaların makul sürede sonuçlanmasını sağlayarak, adaletin gecikmeksizin tecelli etmesi idealimize bir adım daha yaklaşıyoruz.
Uygulamada büyük tartışmalara neden olan belirsiz alacak davasını yürürlükten kaldırıyoruz. Bunun yerine, kısmi dava açan vatandaşlarımıza, ıslah hakkını kullanmaksızın ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, tahkikatın sonuna kadar alacağın kalan kısmını talep etme hakkı tanıyoruz. Zamanaşımının artırılan bu kısım yönünden de davanın açıldığı en başından itibaren kesilmiş sayılacağını hükme bağlıyoruz.
Duruşmalar arasındaki sürenin kural olarak 3 aydan fazla olmayacak
Yazılı yargılama usulüne tabi davalarda duruşmalar arasındaki sürenin kural olarak 3 aydan fazla olamayacağını düzenliyoruz. Ses ve görüntü nakli yoluyla duruşmalara katılımın kapsamını genişletiyor, ön inceleme duruşmalarının da ses ve görüntü nakledilmesi suretiyle icra edilebileceğini kanunlaştırıyoruz. Birleştirme kararlarına karşı ise esas hüküm beklenmeksizin müstakilen istinaf yoluna başvurulabilmesinin önünü açarak usul ekonomisini sağlıyoruz."
