Feryal Saygılıgil: Dostluk, karşımızdakini değiştirmek değil birlikte dönüşebilmektir

Abone ol
Sosyolog, akademisyen ve yazar Feryal Saygılıgil, Serhat Sarısözen’in sunduğu Gündem Dışı programına konuk oldu. Saygılıgil, hazırladığı Arkadaşlık Üzerine kitabı üzerinden dostluğu, dayanışmayı, kadın hareketini ve farklılıklarla birlikte yaşamanın imkânlarını değerlendirdi.
Sosyolog, akademisyen ve yazar Feryal Saygılıgil, Arkadaşlık Üzerine adlı kitabından yola çıkarak dostluğun yalnızca kişisel değil aynı zamanda toplumsal ve politik bir mesele olduğunu anlattı. Kadın hareketinden sözlü tarihe, kolektif üretimden toplumsal hafızaya uzanan değerlendirmelerde bulunan Saygılıgil, dostluğun emek, eşitlik ve karşılıklı dönüşüm üzerine kurulduğunu söyledi.
‘Dostluk değiştirmek değil, birlikte değişebilmektir’
Arkadaşlığı yalnızca duygusal bir bağ olarak görmediğini belirten Saygılıgil, şöyle konuştu:
“Arkadaşlık karşısındakini ve kendini bilmeye çalışmak, değiştirmek değil değişmek, öğretmek değil öğrenmek, konuşmaktan çok dinlemek ve emek vermek üzerine kurulu bir ilişki. Bugün birbirimizi gerçekten duyabiliyor muyuz sorusu çok önemli. Çünkü dostluk ancak karşımızdakine alan açabildiğimiz ölçüde mümkün oluyor.”
‘Kadın tarihi ezberlerimizi sorgulamamı sağladı’
Kadın tarihi üzerine yaptığı çalışmaların hayatında önemli bir dönüm noktası olduğunu anlatan Saygılıgil, Osmanlı dönemindeki kadın hareketinin düşündüğünden çok daha güçlü olduğunu ifade etti:
“Osmanlı kadın dergilerini incelemeye başladığımızda birçok ezberimiz bozuldu. Kadınların eğitim hakkı, çalışma hakkı ve kamusal alanda yer alma mücadelesi verdiğini gördük. Bu çalışmalar bana kadınların tarih boyunca hakları için nasıl mücadele ettiklerini gösterdi.”
‘Dostluk aynı zamanda politik bir meseledir’
Dostluğun yalnızca özel hayata ait bir ilişki biçimi olmadığını vurgulayan Saygılıgil, farklılıklarla bir arada yaşamanın dostluk üzerinden kurulabileceğini söyledi:
“Dostluk gerçekten politik bir mesele. Karşımızdakini ötekileştirmeden, onun deneyimini anlamaya çalışarak kurulan ilişkiler toplumsal yaşamı da dönüştürüyor. Birlikte yaşayabilmenin yolu birbirimizi gerçekten dinlemekten geçiyor.”
‘Kolektif üretim bana iyi geliyor’
Uzun yıllardır farklı alanlarda ortak çalışmalar yürüttüğünü belirten Saygılıgil, kolektif üretimin önemine dikkat çekti:
“Birlikte iş yapmayı, birlikte düşünmeyi ve üretmeyi çok seviyorum. Bu dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için tek başına hareket etmek yeterli değil. Bir arada düşünmek ve üretmek hem daha güçlü hem de daha öğretici bir süreç.”
‘Önce kendi gölgemizle yüzleşmeliyiz’
Toplumsal kutuplaşmaların aşılabilmesi için bireyin önce kendisiyle hesaplaşması gerektiğini söyleyen Saygılıgil, şu ifadeleri kullandı:
“Hepimizin karanlık tarafları, yaraları ve eksikleri var. Bunlarla yüzleşmeden karşımızdakini anlamamız mümkün değil. Kendi gölgemizi kabul ettiğimiz ölçüde ötekini de anlayabilir ve gerçek bir ilişki kurabiliriz.”

