Serhat Ayan anlattı: ABD, Dünya Kupası'na katılan ülkelerin yarısına saldırdı!

Abone ol
Gazeteci Serhat Ayan, Radyo Sputnik'teki Haftanın Keyfi Programında, ABD'de düzenlenen dünya kupasına dikkat çekti.
Gazeteci Serhat Ayan, 2026 FIFA Dünya Kupası'nın yalnızca futbolun değil, aynı zamanda küresel güç dengelerinin de konuşulduğu bir organizasyona dönüştüğünü söyledi. Turnuvaya katılan 48 ülkenin yaklaşık dörtte üçünün geçmişte ABD'nin askeri müdahaleleri, CIA operasyonları veya güvenlik politikalarından etkilendiğini savunan Ayan, “Sahada herkes eşit görünse de tarih sahasında eşitlik yok” dedi.
Ayan, bugün Dünya Kupası'nda yer alan birçok ülkede halen Amerikan askeri varlığının bulunduğuna dikkat çekerek, futbolun arka planında karmaşık bir siyasi ve tarihi tablo bulunduğunu ifade etti. ABD'nin turnuvaya gelen bazı futbolcu, taraftar ve hakemlere yönelik uygulamalarını da eleştiren Ayan, organizasyonun saha dışındaki tartışmalarla gündeme geldiğini belirtti. Ayan'a göre Dünya Kupası, bu yıl yalnızca sporun değil, uluslararası ilişkilerin de aynası konumunda.
Gazeteci Serhat Ayan, Radyo Sputnik'teki Haftanın Keyfi Programında, ABD'de düzenlenen dünya kupasına dikkat çekti. ABD'nin dünya kupasına katılan ülkelerin yarısına doğrudan müdahale ettiğini söyleyen Ayan şunları söyledi:
Dünyanın en büyük spor organizasyonlarından birini, Dünya Kupası’nı yaşıyoruz.Normalde böyle bir günün konuşması çok basit olmalıydı. Kim favori? Kim sürpriz yapar? Hangi yıldız son kez sahaya çıkıyor? Hangi takım ilk maçta tökezler? Hangi teknik direktör turnuvaya damga vurabilir?Bugün Amerika ülkesine gelen konuk ülkelerin futbolcularına, taraftar ve hakemlerine yaptığı çirkin davranışlardan bahsediyoruz.Ama bu Dünya Kupası’na biraz dikkatli bakınca karşımıza futbol tablosundan çok daha karanlık bir dünya haritası çıkıyor.Çünkü sahaya çıkan ülkelerin büyük çoğunluğunun tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’nin izi var. Bazen askerle. Bazen uçakla. Bazen bombayla. Bazen CIA ile. Bazen darbenin öncesinde. Bazen darbenin sonrasında. Bazen bir lideri devirmek için. Bazen bir diktatörü ayakta tutmak için. Bazen petrol için. Bazen kanal için. Bazen maden için. Bazen “komünizmle mücadele” bahanesiyle. Bazen “demokrasi getireceğiz” diyerek.2026 Dünya Kupası’nda 48 ülke var. Benim yaptığım sınıflamada bu 48 ülkenin 36’sı, yani yaklaşık dörtte üçü, Amerika’nın askerî müdahalesinden, CIA operasyonlarından, darbe süreçlerinden, üs siyasetinden, güvenlik mimarisinden veya doğrudan savaş gücünden bir şekilde nasibini almış durumda.Dörtte üç.Bu sayı tek başına bile dünyanın nasıl bir yer olduğunu anlatmaya yeter.Dünya Kupası dediğimiz şey, ülkelerin aynı sahada buluştuğu en büyük organizasyonlardan biri. Futbol sahasında herkes eşit görünüyor. Her takım on bir kişiyle çıkıyor. Top aynı top. Kale aynı kale. Hakem aynı düdüğü çalıyor. Ama tarih sahasında eşitlik yok.Bir ülkenin arkasında petrol darbesi var. Birinin arkasında işgal var. Birinin arkasında atom bombası var. Birinin arkasında kaybedilmiş insanlar var. Birinin arkasında çalınmış topraklar var. Birinin arkasında dışarıdan kurulmuş ordu, dışarıdan desteklenmiş diktatör, dışarıdan yazılmış güvenlik düzeni var. Daha da acayibi şu: Bu sadece geçmişte kalmış bir hikâye de değil. Bugün bu turnuvaya katılan ülkelerden ve futbol coğrafyalarından en az 19’unda Amerikan askerî üssü, askerî tesisi, erişim noktası, ortak kullanım alanı, rotasyonel konuşlanması ya da Amerikan askerî personeli bulunuyor. Japonya’da, Güney Kore’de, Almanya’da, Türkiye’de, Katar’da, İspanya’da, Portekiz’de, Belçika’da, Norveç’te, İngiltere’de, Hollanda’da, Avustralya’da, Irak’ta, Ürdün’de, Suudi Arabistan’da, Mısır’da, Senegal’de, Curaçao’da ve İskoçya’nın da içinde yer aldığı Birleşik Krallık askerî alanlarında Amerikan askerî varlığı farklı biçimlerde karşımıza çıkıyor.Yani mesele sadece “Amerika geçmişte bazı ülkelere müdahale etmişti” meselesi değil. Amerika, dünyanın birçok yerinde hâlâ askerî olarak duruyor. Bazen koca bir üs olarak duruyor. Bazen radar olarak duruyor. Bazen hava üssü olarak duruyor. Bazen ortak eğitim tesisi olarak duruyor. Bazen “rotasyonel varlık” diye daha kibar adlandırılan bir askerî ayak izi olarak duruyor.Bu tablo bize şunu söylüyor: Dünya Kupası sahasında ülkeler yan yana geliyor; ama dünya sisteminde bazı ülkeler hâlâ başka ülkelerin gölgesinde duruyor.Yani Amerika sadece geçmişte müdahale etmiş bir güç değil. Amerika hâlâ dünyanın büyük bölümünde askerî olarak duran bir güç. Bazı ülkelerde yüksek sesle duruyor. Bazılarında sessiz duruyor. Bazılarında bayrakla duruyor. Bazılarında ortak üs tabelasının arkasında duruyor. Bazılarında “erişim anlaşması” diye duruyor. Ama duruyor.Ve tam da bu yüzden Dünya Kupası bize tuhaf bir ayna tutuyor.Bugün sahaya çıkan ülkeler aynı topun peşinden koşacak. Ama o ülkelerin geçmişine baktığımızda hepsinin aynı dünyada yaşamadığını görüyoruz. Bazıları kendi kararlarının bedelini ödedi. Bazıları başkalarının kararlarının bedelini ödedi. Bazıları petrolü yüzünden, bazıları coğrafyası yüzünden, bazıları kanalı yüzünden, bazıları madenleri yüzünden, bazıları sadece Soğuk Savaş haritasında yanlış renge boyandığı için müdahale gördü.Futbol 90 dakika sürer. Ama bir müdahalenin uzatmaları bazen 70 yıl sürer. Hatta bazen maç çoktan bitmiştir, tribünler boşalmıştır, kupayı biri kaldırmıştır; ama o ülkenin insanları hâlâ enkaz toplamaktadır.Dünya Kupası bize ülkeleri yan yana gösteriyor. Tarih ise o ülkelerin hangilerinin ne bedeller ödeyerek bugüne geldiğini gösteriyor.Ve belki de bugünün en acı cümlesi şu: Dünya sahada birleşiyor gibi görünüyor; ama tarihe baktığımızda, o dünyanın büyük bölümünün bir zamanlar bir başka ülkenin çıkarı uğruna dağıtıldığını, bugün de yine başka bir ülkenin askerî gölgesinde yaşadığını görüyoruz.
