- Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

“Almanya’nın BMGK’ya seçilememesi ‘çöküş’ niteliğinde”

© SputnikCeyda Karan'la Eksen
Ceyda Karan'la Eksen - Sputnik Türkiye, 1920, 12.06.2026
Abone ol
Erdal Tekin’e göre Almanya’nın BMGK’ya seçilememesi Merz’in koalisyon ortağı tarafından dahi ‘çöküş’ olarak nitelendirildi. Tekin, Almanya’yı bu duruma uluslararası hukukun ihlali ve uygulanan çifte standartların getirdiği görüşünde.
Avrupa Birliği’nin dış politika sütunlarını şekillendiren geleneksel dengeli siyasetinden uzaklaşan Almanya, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi seçimlerinde tarihinde ilk kez dışarıda kalarak hem iç hem de dış siyasetinde ağır bir kırılma dönemiyle yüzleşiyor. Orta Doğu'daki çatışmalarda ve ABD-İsrail ekseninin hamlelerinde İspanya, İtalya veya Fransa gibi net bir uluslararası hukuk duruşu sergileyemeyen, Gazze ve İran süreçlerinde çifte standart uygulayan Berlin yönetimi, kurallara dayalı küresel düzenin teminatı olma vasfını yitirme tehlikesi taşıyor.
Ülke içinde yükselen aşırı sağcı AfD'nin heterojen yapısı ve yarattığı baskı unsuru demokratik siyaset zeminini daraltırken Başbakan Friedrich Merz'in Washington ve Londra turlarına, hatta Trump'ın açık vaatlerine rağmen sandıktan eli boş dönmesi, koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti tarafından dış politikanın çöküşü olarak nitelendiriliyor. Rusya-Ukrayna krizindeki yaptırım ısrarına tezat oluşturan İsrail politikaları ve Fransa ile stratejik askeri üretimlerin durmasına yol açan karşılıklı güven bunalımı Avrupa genelindeki liderlik pozisyonunu sarsarken Merz'in istikrarsız söylemleri kendi partisi CDU içinde bile başbakanlığının sorgulanmasına zemin hazırlıyor.
Almanya’nın Birleşmiş Milletler Güvelik Konseyi’nde (BMGK) yediği darbeyi Siyasi Analist Erdal Tekin ile konuştuk.

“BMGK’ya seçilememek Almanya’nın hem iç hem dış siyasetini etkiledi”

Tekin’e göre Almanya’nın BMGK’ya seçilememesinde uluslararası hukukun ihlal edilmesine karşı sergilediği tutum etkili oldu. Almanya’nın çifte standart uyguladığını belirten Tekin, Merz yönetiminin aşırı sağın etkisi altında kaldığını söyledi:
“Almanya'nın dış politikası, Almanya'nın dış politikadaki unsurlarını belirlemesinin yanısıra ulusüstü otorite olan Avrupa Birliği'nin de dış politikasını etkiliyor. Bu yüzden Almanya'nın dengeli dış politika siyaseti aynı zamanda Avrupa Birliği'nin dış politika siyasetinin en önemli sütunlarını oluşturur. İkinci Dünya Savaşı sonrası özenle kurulan sistem, özenle kurulan evrensel hukukun normları günümüzde erozyona uğradı. Bunlardan bir tanesi devletlerin meşruiyetini aldığı Birleşmiş Milletler kurumu. Birleşmiş Millerle bugün ulusüstü otorite olan güçlü bir unsur. Yaptırım güçleri de bulunuyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinin dışındaki üyelerin karar yetkisi bulunmuyor. 15 üyenin içinde bulunmak devletler için çok önemli. Almanya ilk kez seçilemedi. Bu Alman dış siyaseti ve iç siyasetini etkiledi. Almanya neden seçilemedi? Avrupa’nın, Avrupa Birliği’nin lokomotif ülkesi olan, inisiyatif alan, dengeli siyasetiyle örnek teşkil eden Almanya bu noktaya nasıl geldi? Uluslararası hukuk kurallara dayalı düzenin temelidir. Uluslararası hukukun ihlal edildiği ABD-İsrail’in İran’a saldırısına yönelik Almanya dış politikasında net bir tutum sergiledi mi? İspanya, İtalya ve kısmen Fransa gibi net bir tutum sergilemedi. Oysa ki Avrupa halkları bu savaşı onaylamadı. Almanya hakkı bu noktadayken ülkenin otoritesi farklı bir söylemi uyguladı. Şu an Gazze’de İsrail’in saldırısı sonrası bir dram yaşanıyor. Almanya neden İsrail’e karşı neden farklı bir tutum içinde bulundu ve çifte standart uyguladı? Uluslararası dış politikada örnek teşkil eden Almanya, neden bu noktaya geldi? Almanya başta olmak üzere Avrupa coğrafyasında demokratik siyasetin hakim olduğunu söyleyemeyiz. Almanya; Avrupa’yı etkisi altına alan, Almanya’da siyasetin gündemini belirleyen aşırı sağ politikaların etkisi altında kalmış durumda. Bu etki Almanya’nın demokratik siyasetinde kırılma yarattı. Almanya’da siyasi otoritenin politikalarıyla Almanya halkının söylemleri farklı. Alman halkının ABD’nin İran saldırısına karşı çıktığını ifade edebilirim ancak bu siyasi otorite tarafından algılanamıyor.”

“Merz, dengeli bir politikaya ağırlık vermeli”

Almanya’ya Sosyal Demokrat Parti tarafından da eleştiri getirildiğini belirten Tekin, Merz’in dengeli bir politikaya ağırlık vermesi gerektiği görüşünde. Tekin, kurumların güçlendirilmesi gerektiğini de vurguladı:
“AfD’yi tek bir unsur çerçevesinde değerlendirmemek gerek. Heterojen bir yapıya sahip. AfD’nin içinde liberal, muhafazakar ve Alman 1930 geleneğinin unsurlarından beslenen bir kanat var. AfD’nin İsrail’e dönük eleştirilerini dile getirenler liberal ve muhafazakar kanattaki aydın ve entelektüel kesim. “Kendi topraklarımızda ağır bedeller ödemiş bir ülke olarak bugün başka coğrafyalardaki olaylara karşı sessiz kalamayız” diyorlar. Almanya’nın dış politikada insan haklarına tabi kalması gerektiğini ifade ediyorlar. Bu iki grubun üzerinde sayısı bulunan aşırı milliyetçi ve ayrılıkçı kesim farklı bir söylem benimsiyor. Bu diğer siyasi partileri de etkiliyor. BMGK’ya seçilemeyen Almanya’ya ilk eleştirisini yapan koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti oldu. “Bu, Almanya’nın dış politikasında bir çöküştür” dediler. Uluslararası çerçevede SPD’nin de Almanya’yı eleştirdiği bir noktadayız. Almanya dış politikasında değişikliğe gitmeli. Öncelikleri uluslararası sorunların gelişmesinde dengeli bir politika oluşturmak olmalı. Bunu oluşturamadıkları sürece bu Avrupa Birliği’ni olumsuz etkileyecek. Almanya ile Fransa arasında 2017’den bu yana yeni savaş uçaklarıyla ilgili prodüksiyon askıya alındı. Askıya alınmasının iki sebebi var. Karşılıklı güven kırıldı. Avrupa Birliği üyesi ülkeler uluslararası gelişmelerde kendi siyasetlerini öne çıkartıyor. Rusya-Ukrayna savaşına yönelik İtalya, İspanya gibi ülkelerin liderleri “Putin ile görüşme zamanı gelmiştir” derken Ukrayna’dan gelen vatandaşların Almanya’ya yerleşti. Ukrayna’ya destek açıklayan Almanya, Rusya’ya dönük yaptırımlar konusunda ısrar etti. Buna karşı İsrail’in birçok politikalarına ise destek verdi. Bu da toplum tarafından kabul edilmedi. Almanya kurumsallaşmış bir devlet yapısına sahip. Ne olursa olsun kişilerin değil kurumların güçlü olduğu bir yapıya sahip Almanya. Bu yapının çalıştırılması gerekiyor.”

“CDU dahi Merz’in başkanlığını tartışmaya açtı”

Almanya’nın BMGK üyeliğine seçilmesi halinde Putin ve Şi Cinping ile hizalanabileceğini söyleyen Tekin, Merz’in tutarsızlığının Trump’a dönük söylemlerinde de görüldüğünü ifade etti. Tekin, AfD’nin oylarındaki artışta dış politikadaki başarısızlığın etkisine işaret etti:
“Merz, şu an birçok ülkenin lideri gibi kendi siyaseti ve düşüncelerini hayata geçirmeye çalışıyor. Şu an kendi siyasi partisi dahil olmak üzere ve koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti dahi Merz’in politikalarının partiye ve ülkeye zarar verdiği kanaatinde. Kendi partisi CDU dahi Merz’in başbakanlığını tartışmaya açtı. Bu çok ciddi bir gelişme. Almanya BMGK üyesi olsaydı Merz, Rusya lideri Putin ile Trump ile Çin lideri Şi Cinping ile aynı göz hizasında olurdu. Bu da Merz ve Almanya için ciddi bir unsur olurdu. Merz’in, dış politikadaki tutarsızlığını Trump’a yönelik söylemlerinde de görebiliyoruz. Bir gün övgü noktasında iki gün sonraki söylemleri eleştiri noktasında. Bu da Almanya’nın dış politikasında ciddi bir sorun. BMGK daimi üyeliği için yapılan seçimlerden önce Alman Dışişleri Bakanlığı’nın Amerika ve İngiltere turu oldu. O temaslar çerçevesinde Almanya, BMGK üyeliğine seçileceğini düşünüyordu. Ancak tersi bir sonuç çıktı. Trump’ın da Almanya’nın BMGK’ya seçileceğine dönük ifadeleri bulunmasına rağmen Trump desteğinin de karşılığının olmadığı görüldü. Almanya, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa Birliği’ne bir söz vermiş ve “Uluslararası toplumun barışı için çaba harcayacağım” demişti. NATO’ya “Askeri bir tehdit olmaktan çıkıp, toplumun barışına katkıda bulunmak istiyorum” dedi. Ancak gelinen noktada savaşlar yaşanıyor. Almanya, 70 yıldır sürdürdüğü dış politikadaki denge unsurlarından uzaklaşıyor. Tekrar temel değerler çerçevesinde politika sürdürmeli. Almanya, uluslararası hukukun üstünlüğünün teminatı olduğu esasını tekrar temellendirmeli. Almanya’nın BMGK’ya seçilememesi ve dış politikadaki başarısızlığı AfD’nin oyunu artırdı.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала