https://anlatilaninotesi.com.tr/20260609/turkiyede-her-5-kisiden-1i-obez-obezite-artik-bir-pandemi-diyebiliriz-1106368380.html
Türkiye’de her 5 kişiden 1’i obez: Obezite artık bir pandemi diyebiliriz
Türkiye’de her 5 kişiden 1’i obez: Obezite artık bir pandemi diyebiliriz
Sputnik Türkiye
TÜİK verilerine göre Türkiye’de obezite oranı yüzde 21,8’e yükselirken, uzmanlar kalıcı yaşam tarzı değişiklikleri konusunda hastaları uyarıyoruyarıyor. Atlas... 09.06.2026, Sputnik Türkiye
2026-06-09T15:30+0300
2026-06-09T15:30+0300
2026-06-09T15:33+0300
görüş
türkiye
dünya sağlık örgütü (dsö)
tüi̇k
dünya
obezite
obezite tedavisi
kilo
kilo verme
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07ea/01/01/1102417331_0:80:1536:944_1920x0_80_0_0_4b250846ffc32370e6057e48bc5306e1.png
TÜİK verilerine göre Türkiye’de obezite oranı yüzde 21,8’e yükselirken, uzmanlar kalıcı yaşam tarzı değişiklikleri ve güçlü sağlık politikaları olmadan mücadelenin başarıya ulaşamayacağı konusunda uyarıyor. Atlas Üniversitesi'nden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Demirbaş Bilen Türkiye’de hızla artan obezite vakalarına dikkat çekerek, obezitenin yalnızca fazla kilo sorunu değil, diyabetten kansere kadar birçok hastalığı tetikleyen kronik bir sağlık problemi olduğunu söyledi.‘Obezite Türkiye’de giderek büyüyen bir sorun haline geliyor’Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) kronik ve tekrarlayan bir hastalık olarak tanımladığı obezite, Türkiye’de de endişe verici boyutlara ulaştı. Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Demirbaş Bilen, TÜİK’in 2025 Türkiye Sağlık Araştırması verilerinin durumun ciddiyetini ortaya koyduğunu belirtti.Araştırmaya göre 15 yaş ve üzerindeki bireylerde obezite oranı yüzde 21,8’e yükseldi. Kadınların yüzde 24,8’i obez kategorisinde yer alırken, yüzde 32,2’si ise obez öncesi sınıfta bulunuyor. Bilen, obezitenin yalnızca bireysel tercihlerle açıklanamayacağını vurgulayarak, genetik yatkınlık, çevresel faktörler, beslenme alışkanlıkları ve yaşam koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.‘Enerji dengesizliği ve hareketsiz yaşam en önemli nedenler arasında’Bilen'e göre obezitenin temelinde, alınan enerjinin harcanan enerjiden sürekli fazla olması yatıyor. Modern yaşamın beraberinde getirdiği hareketsizlik, hazır gıda tüketimindeki artış ve fast food alışkanlıkları da süreci hızlandırıyor:‘Obeziteyle mücadelede kalıcı yaşam tarzı değişikliği şart’Obeziteyle mücadelenin yalnızca diyet yapmakla sınırlı olmadığını belirten Bilen, sürdürülebilir bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini ifade etti:‘Sağlık politikaları belirleyici rol oynuyor’Dr. Bilen’e göre obeziteyle mücadelede bireysel çabalar kadar sağlık politikaları da kritik öneme sahip. Türkiye’de fiziksel aktiviteyi teşvik eden programların uygulamaya alındığını ve koruyucu sağlık hizmetlerinde diyetisyen istihdamına yönelik çalışmalar yürütüldüğünü belirten Bilen, dünya genelinde ise durumun yeterince iç açıcı olmadığını söyledi:“Dünya genelinde ülkelerin üçte ikisinin obeziteyle mücadele için belirlenen beş temel politikadan hiçbirini ya da yalnızca birini uygulamakta olduğu, sağlık sistemlerinin yalnızca yüzde 7'sinin bu konuya yeterince hazırlıklı olduğu görülüyor. DSÖ, hükümetleri gıda etiketleme ve vergilendirme politikaları, fiziksel aktiviteyi destekleyen yapılı çevre düzenlemeleri ve insan odaklı obezite sağlık hizmetlerini güçlendirme gibi alanlarda harekete geçmeye davet ediyor.”‘Diyabetten kansere kadar birçok hastalığın tetikleyicisi’Bilen’e göre obezite, birçok kronik hastalığın gelişiminde doğrudan rol oynuyor. Türkiye Ulusal Beslenme Rehberi'nde yer alan bilgilere göre uyku apnesi, KOAH, insülin direnci, metabolik sendrom, tip 2 diyabet, polikistik over sendromu, kalp-damar hastalıkları, reflü, mide fıtığı ve bazı kanser türleri obeziteyle yakından ilişkili. Özellikle karın bölgesinde yağlanma anlamına gelen abdominal obezite ise daha büyük risk oluşturuyor. Uzmanlar, karaciğer ve pankreas çevresindeki visseral yağ dokusunun insülin direnci ve kronik inflamasyonu tetiklediğini belirtiyor. Bu nedenle yalnızca vücut kitle indeksinin değil, bel çevresi ve bel-boy oranının da değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Kadınlarda 80 santimetrenin, erkeklerde ise 94 santimetrenin üzerindeki bel çevresi risk artışına işaret ediyor.‘Obezite artık bir pandemi diyebiliriz’Dr. Ayşe Betül Demirbaş Bilen, mevcut verilerin obezitenin artık küresel ölçekte bir salgın haline geldiğini gösterdiğini söyledi:‘Yeni tedaviler gündemde ancak çözüm tek başına ilaç değil’Dünya Sağlık Örgütü, Aralık 2025’te yayımladığı rehberde GLP-1 temelli ilaçların yetişkinlerde obezite tedavisinde kullanılmasını koşullu olarak önerdi. Ancak uzmanlar, ilaç tedavisinin tek başına yeterli olmayacağı görüşünde. Dr. Bilen, ilaçların ancak sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve sağlık profesyonelleri tarafından yürütülen kapsamlı tedavi programlarının bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bilen’e göre obezite artık yalnızca bireysel bir kilo problemi değil; sağlık sistemlerini, ekonomileri ve toplumları etkileyen küresel ölçekte bir halk sağlığı krizi olarak ele alınmalı.
https://anlatilaninotesi.com.tr/20260602/turkiyede-obezite-alarm-veriyor-obezlerin-orani-yuzde-218e-cikti--1106184460.html
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
2026
Başak Koçak
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e8/09/17/1088340050_0:173:750:923_100x100_80_0_0_4c72c9a794f2d0a6c919a7374cf331b6.jpg
Başak Koçak
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e8/09/17/1088340050_0:173:750:923_100x100_80_0_0_4c72c9a794f2d0a6c919a7374cf331b6.jpg
SON HABERLER
tr_TR
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07ea/01/01/1102417331_86:0:1451:1024_1920x0_80_0_0_4d0811097761608bf066ad5faec85ee1.pngSputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
Başak Koçak
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e8/09/17/1088340050_0:173:750:923_100x100_80_0_0_4c72c9a794f2d0a6c919a7374cf331b6.jpg
türkiye, dünya sağlık örgütü (dsö), tüi̇k, dünya, obezite, obezite tedavisi, kilo, kilo verme
türkiye, dünya sağlık örgütü (dsö), tüi̇k, dünya, obezite, obezite tedavisi, kilo, kilo verme
Türkiye’de her 5 kişiden 1’i obez: Obezite artık bir pandemi diyebiliriz
15:30 09.06.2026 (güncellendi: 15:33 09.06.2026) Özel
TÜİK verilerine göre Türkiye’de obezite oranı yüzde 21,8’e yükselirken, uzmanlar kalıcı yaşam tarzı değişiklikleri konusunda hastaları uyarıyoruyarıyor. Atlas Üniversitesi'nden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Demirbaş Bilen obezitenin diyabetten kansere kadar birçok hastalığı tetikleyen kronik bir sağlık problemi olduğunu söylüyor.
TÜİK verilerine göre Türkiye’de obezite oranı yüzde 21,8’e yükselirken, uzmanlar kalıcı yaşam tarzı değişiklikleri ve güçlü sağlık politikaları olmadan mücadelenin başarıya ulaşamayacağı konusunda uyarıyor. Atlas Üniversitesi'nden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Demirbaş Bilen Türkiye’de hızla artan obezite vakalarına dikkat çekerek, obezitenin yalnızca fazla kilo sorunu değil, diyabetten kansere kadar birçok hastalığı tetikleyen kronik bir sağlık problemi olduğunu söyledi.
‘Obezite Türkiye’de giderek büyüyen bir sorun haline geliyor’
Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) kronik ve tekrarlayan bir hastalık olarak tanımladığı obezite, Türkiye’de de endişe verici boyutlara ulaştı. Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Demirbaş Bilen, TÜİK’in 2025 Türkiye Sağlık Araştırması verilerinin durumun ciddiyetini ortaya koyduğunu belirtti.
Araştırmaya göre 15 yaş ve üzerindeki bireylerde obezite oranı yüzde 21,8’e yükseldi. Kadınların yüzde 24,8’i obez kategorisinde yer alırken, yüzde 32,2’si ise obez öncesi sınıfta bulunuyor. Bilen, obezitenin yalnızca bireysel tercihlerle açıklanamayacağını vurgulayarak, genetik yatkınlık, çevresel faktörler, beslenme alışkanlıkları ve yaşam koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
‘Enerji dengesizliği ve hareketsiz yaşam en önemli nedenler arasında’
Bilen'e göre obezitenin temelinde, alınan enerjinin harcanan enerjiden sürekli fazla olması yatıyor. Modern yaşamın beraberinde getirdiği hareketsizlik, hazır gıda tüketimindeki artış ve fast food alışkanlıkları da süreci hızlandırıyor:
“Obezite ile etkili bir mücadele yürütebilmek için öncelikle altında yatan nedenleri doğru anlamak gerekiyor. Genetik faktörler obeziteye yatkınlık oluşturabilir; ancak bu yatkınlığın fenotipe dönüşüp dönüşmemesi büyük ölçüde çevresel koşullara bağlıdır. Asıl belirleyici etken enerji dengesizliğidir; yani alınan enerjinin harcanan enerjinin sürekli üzerinde seyretmesi. Fiziksel aktivitenin giderek azalması, "obezojenik çevre" dediğimiz obeziteye zemin hazırlayan koşulların yaygınlaşması, fast food tüketiminin artması ve hazır gıdaya yönelme de bu tabloyu besleyen başlıca etkenler arasında.”
‘Obeziteyle mücadelede kalıcı yaşam tarzı değişikliği şart’
Obeziteyle mücadelenin yalnızca diyet yapmakla sınırlı olmadığını belirten Bilen, sürdürülebilir bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini ifade etti:
“Obeziteyle mücadele bireysel, toplumsal ve politik düzeyde eş zamanlı müdahaleler gerektiren çok boyutlu bir süreç. Bu süreçte en büyük sorumluluk diyetisyenlere düşmekle birlikte iş, tüm sağlık personelini kapsayan multidisipliner bir ekip çalışmasını zorunlu kılıyor. Bireysel açıdan bakıldığında hedef, kişilere kalıcı bir yaşam tarzı değişikliği kazandırmaktır. Kısa süreli diyet uygulamalarının ötesine geçerek diyet tedavisi, egzersiz tedavisi ve uyku düzenini bir bütün olarak ele alan, sürdürülebilir alışkanlıklara dönüşebilen bir yaklaşım benimsemek şart.”
‘Sağlık politikaları belirleyici rol oynuyor’
Dr. Bilen’e göre obeziteyle mücadelede bireysel çabalar kadar sağlık politikaları da kritik öneme sahip. Türkiye’de fiziksel aktiviteyi teşvik eden programların uygulamaya alındığını ve koruyucu sağlık hizmetlerinde diyetisyen istihdamına yönelik çalışmalar yürütüldüğünü belirten Bilen, dünya genelinde ise durumun yeterince iç açıcı olmadığını söyledi:
“Dünya genelinde ülkelerin üçte ikisinin obeziteyle mücadele için belirlenen beş temel politikadan hiçbirini ya da yalnızca birini uygulamakta olduğu, sağlık sistemlerinin yalnızca yüzde 7'sinin bu konuya yeterince hazırlıklı olduğu görülüyor. DSÖ, hükümetleri gıda etiketleme ve vergilendirme politikaları, fiziksel aktiviteyi destekleyen yapılı çevre düzenlemeleri ve insan odaklı obezite sağlık hizmetlerini güçlendirme gibi alanlarda harekete geçmeye davet ediyor.”
‘Diyabetten kansere kadar birçok hastalığın tetikleyicisi’
Bilen’e göre obezite, birçok kronik hastalığın gelişiminde doğrudan rol oynuyor. Türkiye Ulusal Beslenme Rehberi'nde yer alan bilgilere göre uyku apnesi, KOAH, insülin direnci, metabolik sendrom, tip 2 diyabet, polikistik over sendromu, kalp-damar hastalıkları, reflü, mide fıtığı ve bazı kanser türleri obeziteyle yakından ilişkili. Özellikle karın bölgesinde yağlanma anlamına gelen abdominal obezite ise daha büyük risk oluşturuyor. Uzmanlar, karaciğer ve pankreas çevresindeki visseral yağ dokusunun insülin direnci ve kronik inflamasyonu tetiklediğini belirtiyor. Bu nedenle yalnızca vücut kitle indeksinin değil, bel çevresi ve bel-boy oranının da değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Kadınlarda 80 santimetrenin, erkeklerde ise 94 santimetrenin üzerindeki bel çevresi risk artışına işaret ediyor.
‘Obezite artık bir pandemi diyebiliriz’
Dr. Ayşe Betül Demirbaş Bilen, mevcut verilerin obezitenin artık küresel ölçekte bir salgın haline geldiğini gösterdiğini söyledi:
“Obezite artık bir pandemi diyebiliriz. "Pandemi" kavramı, bir hastalığın coğrafi sınır tanımaksızın kıtalar arasında yayılarak küresel ölçekte toplumları etkisi altına alması anlamına geliyor. Obezite bu tanıma, rakamlarıyla birlikte tam olarak karşılık veriyor. 2022 verilerine göre dünyada her 8 kişiden biri obezite ile yaşıyor. Yaklaşık 2,5 milyar yetişkin fazla kilolu bulunurken, bunların 890 milyonu obez kategorisinde yer alıyor. Çocuk ve ergenlerde ise sayı 390 milyonu aşmış durumda. World Obesity Federation’ın 2025 Atlası, 2010 yılında 524 milyon olan obez yetişkin sayısının 2030 yılına kadar 1,13 milyara ulaşacağını öngörüyor. Bu artış, yüzde 115’in üzerinde büyüme anlamına geliyor.”
‘Yeni tedaviler gündemde ancak çözüm tek başına ilaç değil’
Dünya Sağlık Örgütü, Aralık 2025’te yayımladığı rehberde GLP-1 temelli ilaçların yetişkinlerde obezite tedavisinde kullanılmasını koşullu olarak önerdi. Ancak uzmanlar, ilaç tedavisinin tek başına yeterli olmayacağı görüşünde. Dr. Bilen, ilaçların ancak sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve sağlık profesyonelleri tarafından yürütülen kapsamlı tedavi programlarının bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bilen’e göre obezite artık yalnızca bireysel bir kilo problemi değil; sağlık sistemlerini, ekonomileri ve toplumları etkileyen küresel ölçekte bir halk sağlığı krizi olarak ele alınmalı.