- Sputnik Türkiye, 1920
MUSTAFA HOŞ İLE YOL ARKADAŞI
Haberler değişiyor, koşullar değişiyor, gündem değişiyor. Ekonomi, sağlık, eğitim, siyaset...Mustafa Hoş, hafta içi her gün 17.30 - 19.00 saatleri arasında gündemden haberlerle ve haftanın öne çıkan başlıklarıyla Radyo Sputnik'te dinleyicilerle buluşuyor.

CHP'li Burhanettin Bulut: Mesele Kılıçdaroğlu değil, rejim değişecek!

'Murat Çalık canından endişe ediyor: Beni yalnız bırakmayın'
'Murat Çalık canından endişe ediyor: Beni yalnız bırakmayın' - Sputnik Türkiye, 1920, 04.06.2026
Abone ol
Mustafa Hoş'la Yol Arkadaşı'nın bugünkü konukları CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, Sosyal Güvenlik Uzmanı Melis Elmen ve Avukat Hülya Gülbahar oldu.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, CHP’den ihraç edilme iddialarını canlı yayında yanıtladı. Sosyal Güvenlik Uzmanı Melis Elmen ise yeni yürürlüğe giren torba yasayı anlattı. Avukat Hülya Gülbahar ise AYM’nin nafaka kararını değerlendirdi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut şunları söyledi:
Tabi hedefe gidilirken önlerinde taşlar, çakıllar varsa onları ayıklamaya çalışıyorlar. Herhalde bunlardan bir tanesi benim. Muhtemelen öyle görünüyor.Çünkü ne vereceğiz, şöyle yapacağız dedikleri şeyin bir sebebi yok. Burada tabi asıl mesele kafaları karıştırmak. Kuralsızlığı kural haline getirmek.Yani ne kadar çok karıştırırsak, ne kadar çok feyzeke gönderirsek, ne kadar çok meseleleri tartıştırırsak, boş beleş tartışmanın içerisine alırsak, o kadar iyi diye bakıyorlar. Örneğin bugün işte Yüksek Disiplin Kurulu geriye dönük tüm alınmış karaları iptal etti. Madem sen iptal edebiliyorsun, o zaman o günkü yani mutlak mutlanda, o günkü güne döneceksin, o zaman sen niye seçim yapıyorsun, niye Yüksek Disiplin Kurulu Başkanı'nı değiştiriyorsun? Ya da MYK niye değişti madem geriye dönüyoruz? Ya da sen tüzüğü değiştiriyorsun, o zaman bugüne kadar alınmış kararlara niye bir şey söylemiyorsun? Örneğin belediye başkanları ataması yapıldı.Birisi diyor ki işte şuradan şunu verdim diyor. Ya hiçbir kanıt yok, hiçbir şey yok. Ama öyle bir hale getiriliyor ki sanki suç üstünde birini yakalamışlar, memleket soymuş, etmiş.Yani böyle bir linç kampanyası. Sonra arada bir zaman geçiyor, aa bu doğru değilmiş deniliyor. Sonra haber olmaktan çıkıyor.Ama bu arada o kişilere her türlü iftira atılıyor. Buttancılar, emekçileri işten attı. İçinde 15 senelik, 20 senelik çalışan da var, 1 yıllık çalışan da var ve tazminatsız attılar.Böyle bir kafa karışıklıkları herhalde hiç olmamıştır. Yani Ergenekon, Balyoz'da inanın onlar yine biraz daha bu işlerin kılıfını hazırlıyorlardı. Öyle sürüyorlardı.Ne bileyim bir komutanı tutuklayacaksa, diyordu ki işte bilgisayarından şöyle bir proje buldum, işte gömülü silahlar çıktı falan. Bunlar hiç onu bile yapmıyorlar. Bu memlekette yaşayan herkes gibi bu gidişatı nereye kadar götürecekler bekliyoruz yani.Normal Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gibi siz de ben de iyi niyetle bakıyoruz. Yani bu kadar kötü olabilirler mi diye düşünüyorsunuz. Şu kadarını yapar ama daha fazlasını yapmaz diye düşünüyorsunuz.Burada da işte yanıldığımız nokta o. İnanabiliyor musunuz? Devlet aklını bir siyasetçi savunabiliyor. Devlet aklının olduğu yerde, yani demokrasinin olmadığı yerde, derin devletin olduğu yerde siyaset olmaz. Onlar birbirini etkileyen unsurlarda birisi güçlenmişse, illegal yapı güçlenmişse, legal yapı yani siyaset zayıflar ve zayıfladığını açık bir şekilde ifade ediyor.Arınacağım dediği insanlar kendi döneminde belediye başkanlığı olmuş, kendi döneminde milletvekili olmuş insanlar. Tüm bunlara rağmen bunları söylemelerinin en önemli üç yanı var. Bir tanesi partiyi olabildiğince zayıflatmak, yani mevcut iktidarın devamını sağlamak.İkincisi anayasa tartışmaları içerisinde saysa olarak bir noktaya gelmek. Çünkü 400 lafları geçmeye başladı. Daha önce referanduma gidilir mi derken, şimdi referandumsuz anayasa değişikliği konuşulmaya başladı.Üçüncüsü de sandık meselesi. Cumhuriyet Halk Partisi en iyi örgütlenmiş parti şu anda. Şimdi o tehlikede.Sistem değil, rejim değişikliğine vesile olacak bir durumdayken bizim için ne Kemal Kılıçdaroğlu ne de bir başka biri ilgilendiriyor. Burada mesele memleket meselesi.
Avukat Hülya Gülbahar ise AYM’nin nafaka kararını şu sözlerle değerlendirdi:
Cinsiyet belirtmeksizin boşanma halinde, eğer bir yoksulluk söz konusuysa, yoksulluğa düşen eşe, burada cinsiyet belirtilmiyor, bir yoksulluk nafakası bağlanır. 175. maddesi medeni yasanın, orada süre yok ama bir sonraki maddede o nafakanın hangi koşullarda kesileceği anlatılır.Sanki öyle bir düzenleme yokmuş gibi, ömür boyu süren nafaka varmış ve bir takım erkek vatandaşlarımız mağdur oluyormuş gibi bir algı yaratıldı ve Anayasa Mahkemesi bugünkü maalesef süresiz ifadesini iptal kararını verdi. Yani her iki eşe de eğer yoksulluk, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmek söz konusu olacaksa bağlanan bir nafaka. Hem dünyanın hem Türkiye'nin gerçekleri boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen tarafın kadın olduğu gerçeği üzerine kurulu olduğu için bu nafaka ağırlıklı olarak kadınlara bağlanan bir nafaka, yoksulluk nafakası.Ve yoksulluk ortadan kalktığında da kesilen bir nafaka. Şimdi ne olacak? Şimdi çok korkunç bir kaos olacak. Zaten yeni adalet bakanı göreve geldiği günden beri boşanma davaları uzun sürüyor, tedbir nafakası ve nafaka ödüyor vatandaşlar.Vatandaşlar mağdur oluyor, yeniden evlenemiyor beyanları veriyordu. Bakın burada dikkatinizi çekerim, vatandaş dediği erkekler, erkek vatandaştan bahsediyor. Çünkü bütün bu süreçlerde mağdur olan kadınlar, dolayısıyla %99 tedbir nafakası bağlanan kadınlar.Nafaka yüzünden vatandaş mağdur oluyor, evlenemiyor dediği erkekler. Çok belirgin bu. Geldiği günden beri sayın bakan bunu arzu ediyordu.Şu anda da 12. Yargı Paketi gündemde. Dün de onun açıklamaları yapılmıştı.Demek ki atanmış anayasa mahkememiz, yürütmenin elini kuvvetlendirebilmek için 12. Yargı Paketi taslığı kamuoyuna açıklanmadan önce bu kararını açıklamak istedi. Ben dikkatinizi çekeyim.Buna bir çerçeve mi çizilecek şimdi bir de? Tabii, tabii. Zaten yıllardır böyle bir lobi vardı. Bir gün evli kalıp ölünce ömür boyu nafaka ödemeye mahkum, zavallı erkekler propagandası yapılıyordu.Var mı böyle erkek? Biz eşlik, eşitlik için kadın platformu olarak, geçen sene bu kampanya tekrar yükseldiğinde, biz de bir karşı kampanya açtık. Kaç kişi varsa bize başvursunlar, aramızda para toplayıp biz ödeyeceğiz diye. Yani bir gün evli kalıp ömür boyu nafaka ödemeye mahkum edilmiş kaç kişi varsa biz hazırız.Biz hala tekrar ediyoruz bu teklifimizi. Bize gelsinler, biz ödeyelim onların nafakasını. Çünkü o bir gün evli kalmak ve ömür boyu süresiz nafakaya mahkum edilmek diye bir olgu olamaz.O bir günlük evliliğe evlilik diyemeyiz. Büyük olasılıkla onların çoğu dolandırıcılık ya da öldürmeye teşebbüs gibi son derece ağır bir boşanma nedeni olması lazım ki bir gün evlilikten sonra nafaka bağlansın kadınlara.
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала