Gündem dışı - Sputnik Türkiye, 1920
GÜNDEM DIŞI
Gündelik koşuşturmacada gözden kaçanlar; bilimden sanata, tiyatrodan sinemaya, seyahat alternatiflerinden modaya, festivallerden konserlere her şey Serhat Sarısözen’le Gündem Dışı’nda.

Meliha Akay: Umut olmazsa hayat da olmaz

meliha akay
meliha akay - Sputnik Türkiye, 1920, 25.05.2026
Abone ol
Şair ve yazar Meliha Akay, Serhat Sarısözen’in sunduğu “Gündem Dışı” programına konuk oldu. Akay, “Üçümüz Bir” romanı üzerinden taşra hayatını, sınıfsal öfkeyi ve kader duygusunu anlatırken; “Dolunay Çocukları” kitabıyla doğa, yalnızlık ve insanın içsel kırılganlıklarına dair değerlendirmelerde bulundu.
Akay, “Üçümüz Bir” romanı ve “Dolunay Çocukları” öykü kitabı üzerinden taşra hayatını, sınıfsal çatışmaları, kader duygusunu, doğa-insan ilişkisini ve karakterlerinin iç dünyasını anlattı. Programda özellikle “Üçümüz Bir” romanındaki üç ana karakterin psikolojik yapısı ve taşra atmosferi dikkat çekti.
Romanın yalnızca bir define hikâyesi olmadığını belirten Akay; taşra sıkışmışlığı, sınıfsal öfke, yoksulluk, kader duygusu, erkeklik baskısı ve başka bir hayat kurma arzusunun romanın merkezinde yer aldığını ifade etti.

‘Romanın sonunda artık aynı çocuklar değiller’

“Üçümüz Bir” romanındaki Ekrem, Samet ve İlyas karakterlerinin aynı koşullarda büyümüş üç farklı insan olduğunu söyleyen Akay, karakterlerin roman boyunca dönüşüm geçirdiğini belirterek şöyle konuştu:
“Üç karakter de aynı koşullarda, aynı çizgide yürüyen insanlar aslında. Roman boyunca hepsini gerçekliğin muğlak, değişken ve derin alanlarında dolaştırdım. Kendi benliklerini inşa ederken büyük çatışmalar yaşadılar. Romanın sonunda artık define aramaya giden çocuklar değiller. Onların hayalleri çok büyük. Bulma sevdası da çok büyük, zengin olma ve sınıf atlama çabası da çok büyük. Fakat aynı zamanda dışarıdan gözetlendiklerinin ve takip edildiklerinin farkında değiller. Hayalle gerçeklik arasındaki o uçurumu anlatmaya çalıştım.”

‘Samet günümüz insanının aynası’

Romanın karakterlerinden Samet’in travmalar yaşayan insanları temsil ettiğini söyleyen Akay, şöyle devam etti:
“Samet belli bir kazadan sonra artık kimlik değiştirmiş bir durumda. Hayattan kopuyor ve dine yöneliyor. Aslında günümüz insanının bir aynası Samet. İnsan, hayatta bulamadığı ilgiyi, onaylanmayı ya da sevgiyi Tanrı’dan beklemeye başlıyor. Tanrı ile kurduğu bağ sayesinde yeniden hayata tutunmaya çalışıyor.”

‘Taşrada korku hâlâ sürüyor’

Romanın taşra atmosferini özellikle bilinçli şekilde kurduğunu ifade eden Akay, devlet korkusu ve baskı hissinin toplumda devam ettiğini söyledi:
“Mustafakemalpaşa, Karacabey ya da benzeri ilçeler birbirinin kopyası gibidir. Sadece isimleri değişir. Romanda sürekli bir korku hissi var çünkü hâlâ öyle. Devlet korkusu, baskı, dayatma hâlâ sürüyor. Özellikle hiçbir şeyi olmayan gençlerin üzerinde çok büyük bir baskı var. Taşrada çok kullanılan bir söz vardır: ‘Dilini eşek arısı soksun.’ Yani bir daha konuşamasın, dili şişsin anlamında kullanılan bir beddua gibi. O yüzden eşek arısını özellikle ve isteyerek kullandım.”

‘Doğaya sırtımızı döndük’

“Dolunay Çocukları” kitabında doğa temasını neden öne çıkardığını anlatan Akay, modern insanın doğadan uzaklaştığını söyledi:
“Biz doğaya o kadar çok sırtımızı döndük, o kadar çok görmezden geldik ve hırpaladık ki artık doğanın kendisi konuşuyor. İnsan doğaya yabancılaştı. Hiçbir tür kendi türüne doğada zarar vermiyor. İnsan yapıyor bunu. İnsan erkek, dişisine zarar veriyor, öldürüyor. Hayvanlar bazen insanlardan daha vicdanlı davranıyor. Umut olmazsa hayat yok. Umut olmazsa dünya yok. Umut olmazsa hayal yok. İnsan neyin mücadelesini verecek o zaman?''
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала