‘Çin ve Rusya, ABD-NATO’nun biçtiği deli gömleğini yırttı’

© Sputnik
Abone ol
Gökhun Göçmen’e göre Rusya ve Çin, ilişkilerde sadece 'sorunları çözen' iki ülke olmanın ötesine geçerek ABD-NATO’nun kendilerine biçtiği kılıfları yıktı. Göçmen; ABD’nin Batı Yarımküre’de kontrolü sağladıktan sonra Çin’e karşı kuşatmacı politikalarına geri döneceği görüşünde.
Küresel siyaset, ABD’nin ‘süper güç’ iddiasını geride bırakarak Pekin’in yükselişini ve iki kutuplu yeni dünya denklemini kabul ettiği kritik bir dönemece girerken Çin ve Rusya, Batı’nın Soğuk Savaş sonrası dayattığı çevreleme politikalarını kırarak çok kutuplu küresel düzenin ve yeni güvenlik mimarilerinin öncülüğünü üstleniyor.
Küresel ilişkilerde diplomatik bir çekim merkezine dönüşen Pekin yönetimi, Rusya ile olan sarsılmaz ortaklığını teknik pazarlıkların ötesinde yapısal bir ittifaka taşırken Orta Doğu’da ABD’yi dışarıda bırakacak yeni bir güvenlik kuşağı inşa etmek amacıyla İran ve Körfez ülkeleri arasında geniş kapsamlı bir normalleşme planını devreye sokuyor. Washington'ın Batı Yarımküre'deki kontrolü tahkim ettikten sonra Çin'i yeniden kuşatma stratejisine döneceği öngörüsü karşısında Pekin, teknolojik bağımsızlık ve iç pazar odaklı hazırlıklarını hızlandırarak nükleer müzakerelerde Rusya ile birlikte İran'a garantörlük sunmaya hazırlanıyor ve Tayvan gibi kırmızı çizgilerinde ABD ile herhangi bir pazarlığa yanaşmayarak askeri ve ekonomik rüzgarı arkasına alıyor.
Şi Cinping-Vladimir Putin zirvesi ve İran’daki son durumu gazeteci Gökhun Göçmen ile konuştuk.
‘ABD kuşatmacı politikalarına tekrar dönecek’
Çin’in çok kutuplu dünyayı ön plana çıkardığı bir dünya tahayyülünde olduğunu belirten Göçmen; ABD’nin, Pekin yönetimine karşı tekrar kuşatmacı politikalara yöneleceği görüşünde:
“Trump sıradışı açıklamalar yapıyor. Uluslararası ilişkilerde geldiğimiz denklemin adını koymak gerek. En önemli husus taraflar için büyük güç rekabetini yönetmek oldu. ABD, Çin’in yükselişinin geri döndürülemez olduğunun idrakına varana kadar dünyanın tek süper gücü olduğunu iddia ediyordu. Trump geçtiğimiz yıl bunun sinyalini vermişti. Güney Kore’deki toplantıya katılmadan önce ‘G2 toplantısına giriyorum’ demişti. Beyaz Saray’dan Çin’e doğru hareket ederken de ‘Dünyanın artık iki süper gücü var bunlardan biri Çin diğeri de Amerika’ dedi. Çin’deyken de esas husus büyük güç rekabetinin nasıl yürütüleceği oldu. Çin, uluslararası ilişkilere ABD gibi bakmıyor. Çin; var olan, kapsayıcı olduğu iddia edilen Birleşmiş Milletler’in dahi Afrika ve Küresel Güney’in sesini yeteri kadar dile getiremediğinin bilincinde. Bu yüzden de çok kutuplu dünyayı, ülkelerin iç işlerine karışılmadığı düzeni hayal ediyor. Şi Cinping de büyük güç tuzağına işaret ederek ‘Tukidides tuzağını aşabilir miyiz?’ dedi. Tukidides bir tarihçi ve Sparta ile Atina arasındaki ilişkiden bahsediyor. Sparta yerleşik bir güç Atina da hızla yükseliyor. Tukidides, ‘Atina öyle yükselmekteydi ki savaş kaçınılmaz hale geldi’ demişti. Sonraki siyasetçiler de bunu kullandı. Bundan önceki güç geçişlerinde de bu savaşlarla olmuştu. Savaşla neticelendiği için de Şi Cinping, tuzağı aşıp aşamayacaklarını gündeme getirdi. Bence bu uyarı ABD’de bir karşılık bulmayacak. ABD’de yazılmış bir kural var o da Çin’i baskılamak ve kuşatmak. Bu bir ara durak olarak nitelendirilebilir. Şu anda Amerikalılar büyük bir güç erozyonu içerisinde. Orta ölçekli bir orduya sahip İran karşısında dahi sorunları çözemediler. Ancak bence ABD, kendi evi olarak gördüğü Batı Yarımküre’de kontrolü sağladıktan sonra tekrar kuşatmacı politikalarına dönecek. Bu süre zarfında Çinliler hazırlıklarını yapacak.”
‘Rusya-Çin görüşmesinde Sibirya’nın Gücü-2 başlığı da gündeme geldi’
Birleşmiş milletler üyesi ülkelerin tamamının dahi ziyaret ettiği Çin’in, uluslararası ilişkilerde ‘mıknatıs’ haline geldiğini belirten Göçmen, Moskova-Pekin iş birliğinin ‘sorun çözen iki ülke’ ilişkisini aştığını söyledi. Göçmen’e göre ‘orman kanunlarının’ sonuçlarına katlananlar yine ABD’li müttefikler olacak:
“Çinliler; ABD’ye bağlılıklarını en aza indirecek, teknolojide kendine yeter hale gelecek, iç pazara güveni artıracaktır. Çin, uluslararası ilişkilerde mıknatıs haline geldi. Yılın yarısı bitmeden Birleşmiş Milletler Konseyi üyelerinin tamamı Çin’i ziyaret etti. Avrupa’dan, Orta Doğu’dan, Asya’dan birçok ülke Çin’e gitti. Bunların Çin’den Çin’in de bu ülkelerden beklentileri var. Burada Rusya’yı ayrı bir yere koymak gerek. Şi Cinping, Trump’ı ‘Çin’in Kremlin’i’ denilen bir kampüse götürdü. Bu bahçede Trump, ‘Buraya diğer devlet başkanları davet ediliyor mu?’ diye sordu. Şi Cinping, ‘Nadiren davet edilir. Örneğin Putin...’ yanıtını verdi. Bu çok önemli bir mesajdı. Beyaz Saray çevresindeki yetkililer, Çin ve ABD’nin Rusya’yı uluslararası sistemden dışlayabileceğini düşünüyor. Ancak bu köprünün altından çok sular aktı. Rusya ve Çin arasındaki ilişkiyi sadece pratik sorunları çözen iki ülkenin birlikteliği olarak ele alamayız. İmzaladıkları bildiri de bunu gösteriyor. 2022 yılında da benzer bir bildiri imzalamışlardı. Batı, ‘Buradan bir şey çıkmaz’ derken biz o bildiriyi ciddiye almayanların Rusya’nın askeri isyanıyla karşılaştığını gördük. Ruslar, NATO’nun genişlemesine silahlı bir isyanla yanıt verdiler. Çin ve Rusya, 90’lı yıllarda ABD’nin ve NATO’nun onlara diktiği gömleği yırttı. Soğuk Savaş bitiminde Rusya’nın idam fermanı hazırlanmıştı. Sovyetler çözüldükten sonra NATO ile parçalanacak, Çin ise karaya doğru baskılanacaktı. 2013’te Çin’in Kuşak ve Yol inisiyatifi, Rusya’nın ise 2014’teki silahlı isyanı, Batı’nın diktiği gömleği parçaladı. İki ülkenin kendi ulusal çıkarları açısından dünyaya kanıtladıkları şey buydu. 2022’deki bildirileri dikkate almayanlar bugün ‘Bir sonuç çıkmadı, Sibirya’nın Gücü-2’nin adını göremedik’ diyorlar. Ancak Sibirya’nın Gücü-2 meselesi gündeme geldi. Çözülmesi gereken teknik sorunlar var. Çinliler 15. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda bu boru hatlarını yazdılar. Çinlilerin programlarına yazdıkları şeyler bir şekilde gerçekleşiyor. Fiyat konusunda pazarlıklar olacak. Her devlet reel politikada kendi çıkarlarını düşünür ve maksimize eder ancak bu, Türkiye ve Azerbaycan arasında da konuşulan problemler gibi problemler. Batılıların görevi ellerinde büyüteçle bir anlaşmazlık bulmak ve onu büyütmek. Ancak Rusya ve Çin, bir deli gömleği yırttı. Bugün çok kutuplu dünyanın nasıl uygulanabileceğini konuşuyoruz. Çinliler ve Ruslar BRICS ve Şangay İşbirliği Örgütü gibi platformları nasıl kullanacaklarını, Birleşmiş Milletler merkezli düzeni nasıl reforme edeceklerini ele alıyorlar. Eğer dinlemek istemiyorlarsa, dünyanın orman kanunlarına gittiği yönündeki kuralları dikkate almak istemiyorlarsa, Orta Doğu’nun kritik bir kavşakta olduğunu görmüyorlarsa sonuçlarına katlananlar da esas olarak yine ABD’nin müttefikleri olacak.”
‘Çin, barış yapan bir güç olmak istiyor’
Pek çok başlıkta Çin’in ABD’yi geride bıraktığını kaydeden Göçmen, Rusya’nın İran’daki zenginleştirilmiş uranyum için garantör olabileceği görüşünde. Göçmen’e göre Çinliler İran hakkında ABD ile pazarlık yapmayacak:
“İran krizinin Çin’i vuracağı söylendi. İran deneyimi kimin güçlü olduğunu kanıtlamış oldu. Çin-ABD görüşmelerinde birinci gündem maddesi büyük güç rekabetini yönetmekti. Bu rekabetin altında Tayvan dosyası da, ticaret savaşları da var. Çin-ABD görüşmesinde Pekin’in amaçlarından biri de Çin’in büyük güç statüsünü yükseltmekti. Çin, dünyada çelik üretiminde, deniz ticaretinde ABD’yi geçti. Teknolojide inovasyon merkezi haline geldi. Çinliler ayrıca barış yapan bir güç olmak istiyor. Bunu İran ve Suudi Arabistan arasındaki normalleşmede de göstermek istediler. Şimdi ise İran Dışişleri Abbas Arakçi ile de görüşüldü. İran ve Körfez’in ABD’yi dışarda tutabilecek bir güvenlik mimarisi kurması hedefleniyor. İran savaşında ABD’nin güvenlik garantilerinin Körfez’i korumadığını gördük. Çinliler sil baştan bir güvenlik mimarisine ihtiyaç olduğunu söylüyor. Nisanda Birleşik Arap Emirlikleri Nahyan da Çin’e gitmişti. Çinliler 2023’te İran ve Suudi Arabistan arasındaki normalleşmenin geniş versiyonunu Orta Doğu’ya sunmak niyetindeler. Rusya ise zenginleştirilmiş uranyum meselesinde yardımcı olabileceğini söylüyor. Çinliler de öyle. İranlılar kırmızı çizgileri kabul edildiğinde uranyum meselesinde esneklik gösterebilir. Tabii eğer Hürmüz’de statü oluşturulur, İran üzerindeki yaptırımlar kalkarsa. Umman’daki görüşmelerde zaten göstermişlerdi. İranlılar ihtiyaçları olduğu durumda güvence vermişlerdi. İranlılar ABD’lilerin bunu çıkartıp almasını istemiyor. Uranyumun depolanması ve saklanması konusunda Rusya güvenlik garantörü olabilir. Çinliler de bunu yapabilir. Bunu Şi Cinping de söylemişti. İranlıların kazandığı teknolojik birikimde Rusya’nın payı olduğunu biliyoruz. Ruslar bu noktada devreye girebilir. Çinliler defalarca Tayvan’ın kendi toprağı olduğunu söyledi. Hala Çin’in ABD ile Tayvan konusunda pazarlık yaptığı iddia ediliyor. Çin şu anda ABD’nin askeri olarak devreye girmesini belirsizlik olarak kabul ediyor. ABD, Tayvan’a abluka uygulayarak Çin’in bileğini bükemez. Rüzgar Çin’den yanayken Çinliler kendi toprağı gördüğü bir yer üzerinden ABD ile İran pazarlığı yapar mı?”

