- Sputnik Türkiye, 1920
ANKARA FARKI
Türkiye’nin iç ve dış politikasında yaşanan gelişmelerin özel konuklarla birlikte masaya yatırıldığı ve Ankara’nın nabzının tutulduğu İsmet Özçelik’le Ankara Farkı, her salı ve perşembe Radyo Sputnik’te.

Dr. Orçun Göktürk: ‘Rusya ve Çin dünyada zorbalığa karşı birlikte durmada kararlı’

Ankara Farkı
Ankara Farkı - Sputnik Türkiye, 1920, 22.05.2026
Abone ol
Dr. Orçun Göktürk, Çin ve Rusya’nın Batı merkezli düzene karşı ortak hareket ettiğini belirterek iki ülkenin ekonomik, siyasi ve diplomatik alanda alternatif bir küresel hat oluşturmaya başladığını söyledi. Göktürk, Avrupa’nın ise ABD ile yaşadığı kırılma sonrası giderek Pekin’e yakınlaştığı görüşünde.
Radyo Sputnik’te yayınlanan İsmet Özçelik’le Ankara Farkı programına konuk olan Türk-Çin Çalışmalar Merkezi Başkanı Dr. Orçun Göktürk, Çin-Rusya ilişkilerinin geldiği noktayı, Avrupa’nın değişen dış politika dengelerini ve Batı merkezli küresel sistemin dönüşümünü değerlendirdi.

‘Çin ve Rusya sömürgeciliğe karşı ortak tutum alıyor’

Şi Cinping ve Vladimir Putin’in ortak deklarasyonunda hegemonya, blok çatışmaları ve sömürgeci eğilimlere karşı mücadele vurgusunun öne çıktığını belirten Göktürk, bu yaklaşımın özellikle ABD ve Avrupa’nın küresel baskı politikalarına karşı alternatif bir duruş anlamına geldiğini söyledi:

“Şu an çok olağanüstü bir dönemde oluyor bu görüşme. Ocak ayı başında haydutça Maduro’nun kaçırılması, İran’a yönelik savaş, Küba’ya yönelik ambargo… Bu ortak deklarasyonda tek taraflı zorlayıcı yaklaşımlar, hegemonya ve blok çatışmalarının ve yeni sömürgeci eğilimlerin yükseldiği bir dünya ifadeleri yer alıyor direkt. Hem Avrupa’nın hem de ABD’nin Moskova ve Pekin ile ilişkilerinde konunun muhataplarından biri de Türkiye’nin de içinde yer aldığı gelişen dünya; Asya ülkeleri, Latin Amerika, Afrika. Burada oraya da bir mesaj var. 20. Yüzyılda olduğu gibi ABD, İngiltere, Fransa oralarda at koşturamıyor çünkü yanında Moskova ve Pekin’i görüyorlar. Bugün Afrika’ya en fazla silah satışı Rusya’dan; en fazla alt yapı yatırımı, finansal akış Pekin’den geliyor. Bu ülkeler yanlarında Pekin ve Moskova’yı gördükçe zincirlerini kırıyorlar. Amerikan Emperyalizminden en fazla acı çekmiş ülkeler yanlarında Moskova ve Pekin’i görüyor. Şi Cinping ve Putin’in ‘Yeni sömürgeci eğilimler, dünyada hegemonyanın artış eğilimine karşı mücadele edeceğiz’ sözleri aslında Türkiye’ye de Vietnam’a da Küba’ya da Latin Amerika ülkelerine de dostluk mesajı. Çünkü bir açıdan şu da var; Trump bu ülkeler üzerinden de Rusya ve Çin’i kuşatmaya çalıştı.

Pekin ve Moskova Batı sistemine her anlamda alternatif inşa etmeye çalışıyor. Bu bir süreç. Ama şunu da görmek lazım: 2015 yılında Pekin ve Moskova arasındaki ticaretin yüzde 90’ından fazlası dolar üzerinden yapılıyordu; bugün neredeyse dolar yok. Yüzde 95’i Ruble ve Yuan ile yapılıyor.

‘Avrupa ABD’den kopuyor, Asya’ya yaklaşıyor’

Göktürk, Avrupa Birliği’nin hem ekonomik hem de siyasi açıdan önemli bir yol ayrımında olduğunu söyledi. Değişen uluslararası sistemde Avrupa’nın ABD merkezli eski çizgisini sürdürmekte zorlandığını ifade eden Göktürk, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Avrupa hem ekonomik hem de siyasi büyük bir yol ayrımında. 21. Yüzyılda bir kere herkes uluslararası sistemin değiştiğini kabul ediyor. Avrupa Birliği de burada hangi yöne gidecek? Biden döneminde daha Çin’i ve Rusya’yı kuşatan, Demokratlar ve Otokratlar diye dünyayı ayırmış bir Avrupa Birliği vardı. Trump’la bu da baştan aşağı değişti. Çünkü Trump bu geleneksel Amerikan liberal amentüsünü dillendirmiyor; ‘hür dünya, liberal demokrasiler’ vs. öyle bir jargon kullanmadığı için Avrupa da yönünü mecburen Pekin’e dönmek zorunda kalıyor. Bir yandan Çin’e yönelik düşmanlığını sürdürüyor; bir çok yerde Çin’in elektrikli araçlarına yönelik tarifeler artırılıyor ya da stratejik olarak açıklanan belgelerde hala Çin karşıtı açıklamalar devam ediyor. Ama bu hem çatışma hem de uzlaşı dönemi. Çin’e muhtaçlar ve bu muhtaçlık hem diplomatik hem siyasi hem de ekonomik. Pekin’in artan çekim gücü Avrupa’yı da buraya çekmiş durumda.”

‘Çinliler Amerikalıların hediyeleri çöpe atmasına çok kızdı’

ABD heyetinin kendilerine verilen hediyeleri çöpe atmasının Çin kamuoyunda tepki yarattığını söyleyen Göktürk, Çinlilerin bu davranışı bilinçli ve siyasi bir mesaj olarak değerlendirdiğini ifade etti:
“ABD heyetinin bütün hediyeleri uçağa binmeden çöpe atması Çin’de çok konuşuldu. Çinliler Amerikalıların bunu bilerek yaptığını düşündü. Trump’ın gelişinden itibaren bir ‘telekulak’ korkusu vardı. 40 yıldır Reagan’ın ziyaretinden beri kalınan otelde kalmadı ve ilk defa başka bir otelde kalmayı tercih etti Trump. Bunun son dakika belli olduğu belirtildi. Çiçeklere çaylara kadar hiçbir hediyeyi almama talimatı verilmiş.”

‘Trump’ın ziyareti Çin’in İran politikasını değiştirmedi’

Trump’ın Çin ziyaretinin Pekin’in İran politikasında herhangi bir değişikliğe yol açmadığını söyleyen Göktürk, “Hiçbir değişikliğe yol açmadı. Çin hiçbir zaman açıktan ‘İran nükleer silah geliştirsin’ demedi. Çin’in bütün dış politikasında ‘yeni ülkeler nükleer silah geliştirmesin’ anlayışı var. Ama Çin burada şunu söylüyor: ‘Eğer İran ile nükleer silah konusunda bir diyalog kuracaksanız önce tek taraflı yaptırımları kaldırın, başlattığınız bu haksız savaşı sona erdirin. Daha sonra İran ile müzakereleri açın’ Ama Pekin hiçbir zaman ‘İran nükleer silah kesinlikle geliştirmemeli’ demez” dedi.

‘Rusya ve Çin'in arasında sarsılmaz bir ilişki var’

İki ülke arasındaki ilişkinin yalnızca ekonomik iş birliğiyle sınırlı olmadığını belirten Göktürk, Putin’in konuşmasında kullandığı Çince deyimin iki lider arasındaki siyasi ve kültürel yakınlığı gösterdiğini kaydetti:

“Bu yıl, hem 1996 yılında Çin ve Rusya arasında kapsamlı stratejik ortaklığın 30. Yılı. 96 yılında ilk defa Rusya ve Çin çok kutupluluk vurgusu yapmıştı. Bir anlamda 25 yıl önce karşılıklı dostluk anlaşmasının, Şanghay İşbirliği Örgütü’nün 25. Yılı. Bir anlamda Putin çok tarihi bir dönemde Çin’e gelmiş oldu. Hem Hürmüz Boğazı krizi, gözlerin Pekin’e çevrilmesi… Hürmüz Boğazı’ndan sonra Güneydoğu Asya’daki birçok ülke Rusya’ya anlaşma yapmak üzere gitti. Bu ülkelerin çoğu petrol ve doğalgaz akışında kesinti olduğu için tekrardan Moskova pazarına yönelmek zorunda kaldılar.

Ama Rusya ve Çin ilişkileri ticari rakamların ötesinde bir birliktelik. Putin konuşmasına ünlü Çince deyimi kullanarak başladı ‘Bir gün görmezsem üç yıl görmemiş gibi hissederim’ dedi. Bunları bilmek önemli. Trump bunları bilmiyor. Şi Cinping’te de ciddi bir Rusya hayranlığı vardır. Hatta The Economist iki yıl önce bunun üzerine bir kapak yaptı.”

Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала