- Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

‘Putin’in Çin ziyareti, Çin için inanılmaz bir reklam’

© SputnikCeyda Karan'la Eksen
Ceyda Karan'la Eksen - Sputnik Türkiye, 1920, 20.05.2026
Abone ol
Doç. Dr. Mehmet Ali Koçakoğlu’na göre Çin tarafı, Donald Trump’ın Pekin ziyaretini çok ciddiye almadı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Şi Cinping ile görüşmesini Çin’in dünya sahnesine çıktığının göstergesi olarak okuyan Koçakoğlu, Pekin’in ‘çok kutupluluk’ vurgusuna da dikkat çekti.
ABD Başkanı Donald Trump’ın, Avrupa liderleri ve NATO müttefiklerine karşı takındığı sert üslubun aksine Pekin’de sergilediği oldukça ılımlı, sakin ve saygılı tutumla dikkat çeken Çin ziyareti, Washington’ın Küresel Güney karşısında değişen güç dengelerini kabul etmek zorunda kaldığı yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Pekin yönetiminin somut taahhütlerden kaçınan söylemleri ve kendi basın organlarının görüşmeyi adeta görmezden gelen mesafeli tutumu Batı merkezli diplomasi anlayışına net bir yanıt teşkil ediyor.
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Tayvan konusunun müzakereye kapalı bir kırmızı çizgi olarak koruması ve Tahran’ın haklılığına destek vermesi, Washington’ın bölgedeki askeri ve siyasi sınırlarını netleştiren adımlardan biri oldu. İç politikada elini rahatlatmayı hedeflediği belirtilen Trump’ın Şi Cinping’e iş birliği teklif ettiği bu tabloda, Rusya’nın Pekin ziyareti Çin’in küresel gücünü pekiştiren muazzam bir propagandaya dönüşürken; İran’ın Batı müdahalelerine neredeyse tek başına direnmesi Batı hegemonyasının çözüldüğü yepyeni bir jeopolitik mücadelenin başladığını gösteriyor.
Trump’ın Çin ziyaretinin sonuçlarını ve küresel kriz bölgelerine etkilerini Doç. Dr. Mehmet Ali Koçakoğlu ile konuştuk.

‘Gazeteciler Trump ziyaretini gündem dahi etmedi’

Trump’ın Pekin ziyaretinin NATO müttefikleriyle yaptığı görüşmelerden farklı olduğunu belirten Koçakoğlu; Çin basınının ziyarete ilişkin soru sormamasını, Çin’in tutumunu gösteren bir emare olarak okuyor:
“Çin’i ziyaret eden Trump’ın Avrupa liderleri ve NATO müttefikleriyle görüştüğü tavırlarından eser yoktu. Oldukça ılımlı, sakin ve saygılı bir tavır içindeydi. Bazı ticari anlaşmaların yapıldığı söylendi ancak konuyla ilgili net bir bilgi yok. Çin Dışişleri Bakanlığı’nın sitesini kontrol ettim ve basın bültenlerinde ilginç bir şey buldum. Bakanlığın en yetkili sözcüsü, Çin menşeli üç gazetenin yanı sıra Reuters, New York Times gibi Amerika’nın önde gelen basın kuruluşlarının sorularını yanıtlamış. Çinli bir gazeteci ‘Bahama Adaları’nda yapılan seçimlerde seçilen kişiyle ilgili ne düşünüyorsunuz?’ diye sormuş. Bir diğer Çinli gazete Solomon Adaları’ndaki seçimi soruyor. Üçüncü Çinli gazete Pasifik’teki bir adacık ile ilgili seçimi soruyor. Trump’ın ziyaretiyle ilgili hiçbir şey sormuyorlar. İran ile ilgili de bir şey sormadılar. Sordukları sorular Pasifik Okyanusu’ndaki ada gruplarıyla ilgili. New York Times muhabirleri İran’ı ve anlaşmaları soruyor. Japon gazeteciler yapay zeka alanındaki anlaşmalara dair sorular sordu. Bütün bu soruların hepsine yanıt “Çin, dünyanın geri kalanı ve ABD ile küresel ekonomiyi iyileştirmeye yönelik barış içerisinde iş birliğine devam edecektir” şeklinde oldu. Çinli haber ajansları ve gazeteciler bu görüşme olmamış gibi bir tutum içindeler. Trump’ın Çin ziyareti, Çin’in bakış açısını göstermek açısından önemli.”

‘Çinliler ilişkilerini anlaşmalar üzerinden kurmuyor’

Çin tarafının diplomasiden yana tutum sergilemesine vurgu yapan Koçakoğlu; Pekin yönetiminin, Tayvan ve İran gibi konularda net tavırlar ortaya koyduğunu söyledi. Koçakoğlu’na göre Pekin, ‘çok kutupluluk’ kavramını önemsiyor:
“Çinlilerde, Avrupalıların ve Batılıların aksine ortaya sahne kurma ve diplomasiyi genişletme, karşı tarafa koz vermeme durumu söz konusu. Kendilerini anlaşmalara bağlamak yerine daha genel geçer ifadeler kullanıyorlar. Çinliler, Tayvan konusunda netler örneğin. ‘Kırmızı çizgimizdir, çip olayına benzemez ve kişisel meselemizdir’ diyorlar. Tayvan’ın Çin’in bir parçası olduğu ve Çin ile birleşeceği konusunda müzakere etmeyeceklerini söylüyorlar. İran konusunda da tutumları Amerika’nın isteyeceği yönde değil. ‘Bölgesel barışı destekliyoruz’ derken üstü kapalı şekilde İran’ın haklılığını gösteriyorlar. Haksız bir durum ortaya çıkarsa da buna karşı duracaklarını belirtiyorlar. ‘Çok kutupluluk’ kavramını gündeme getirerek bu konuyla ilgili tutumlarını belli ediyorlar.”

‘ABD yeniden İran’a saldırırsa bu uzun vadeli olmaz’

ABD’nin olası bir İran saldırısının uzun süre devam edemeyeceğini ifade eden Koçakoğlu’na göre savaşın bitmesi Washington yönetiminin iç politikası açısından da oldukça önemli. Koçakoğlu’na göre Çin, müzakereleri hatırlatma yoluna giderek devreye girebilir:
“Amerika son günlerde tehditler savuruyor. Ancak onlar da İran’ı hemen bitiremeyeceklerini biliyorlar. Verilen bu arada İran’ın kendine daha korunaklı alanlar inşa ettiği düşünülebilir. ABD, İran’a yeniden göstermelik de olsa saldırabilir. Ancak ben bunun uzun vadeli olacağını düşünmüyorum çünkü yeterince ağır saldırılar düzenlendi. Son günlerde başka bombalar icat etmedilerse yeni bir saldırının etkisi çok fazla olmayacaktır. Trump için İran savaşının bitmesi kendi iç politikası açısından çok önemli. Çin, yapılan müzakereleri hatırlatarak bu işi kısa sürede bitirme noktasında devreye girebilir. Lavrov bir açıklama yaptı ve ‘Çin ile olan ilişkimiz ABD-Çin ilişkisinden çok daha farklı’ dedi. Tarihsel olarak da Çin ve Rusya birbiriyle yakın iki ülke. Bundan 150-200 yıl önce Çin’in aşağılanma çağı olmuştu. Batılı ülkelerin elçileri Çin’e gidip ‘Limanları açıp, bir şeyler satacaksınız’ emirleri veriyordu. Bugün ise Trump ‘Size Amerika’nın en zeki adamlarını getiriyorum, iş yapın ve para kazanın’ diyerek Şi Cinping’in ayağına gitti. İş birliği yapmak gibi son derece saygılı ve sakin tekliflerde bulundu.”

‘İran savaşı her şeyi bitirmedi, her şey yeni başlıyor’

ABD’nin ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ziyaretini de hatırlatan Koçakoğlu’na göre Çin’in dünya siyasetinde fark edilmemesi imkansız. İran savaşının ‘her şeyi bitireceği’ görüşüne katılmadığını ifade eden Koçakoğlu, saldırılara karşı neredeyse tek başına direnen İran’ın Küresel Güney’e ilham verdiğini kaydetti:
“Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Trump’ın ziyaretinin hemen arkasından Çin’e gidecek olması Rusya-Çin ilişkileri açısından önemli. Çin için inanılmaz bir reklam. Dünyanın en büyük iki gücü birer hafta arayla Çin’e gidiyor ve giderken Çin’in büyüklüğünden bahsediyor. Büyük bir ulusla birlikte çalışmanın dünyanın geleceği açısından ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. Çin’in fark edilmemesi pek mümkün değil. İran savaşının ‘her şeyi bitirdiğine’ katılmıyorum. İran, BRICS’in ve küresel güneyin en güçlü ülkelerinden biri. Batı’nın istediği zaman müdahalesine de tek başına neredeyse karşı çıktı. Çin ve Rusya’nın desteği olsa da bunu tek başlarına yaptılar. Dolayısıyla bu blokta yer alan birçok ülkeye ilham verdiler. Karşı tarafın oyununun bozulabileceğini gösterdi. Rusya, Çin, Türkiye ve karşı tarafta duruyor gibi olsa da Hindistan gibi Küresel Güney’e ait diğer ülkeler, Batı ve Amerika’nın çok da güçlü olmadığını anlamış oldu. Küresel Güney’de İran ile düşman ülkeler de olsa aynı ekonomik yapının içinde yer alıyorlar ve aynı şeylerden muzdaripler. Bu sebeplerden ötürü ‘Her şey bitti’ ifadelerine katılmıyorum. Her şey yeni başlıyor.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала