Gündem dışı - Sputnik Türkiye, 1920
GÜNDEM DIŞI
Gündelik koşuşturmacada gözden kaçanlar; bilimden sanata, tiyatrodan sinemaya, seyahat alternatiflerinden modaya, festivallerden konserlere her şey Serhat Sarısözen’le Gündem Dışı’nda.

Şair Cevat Turan: “Şiir bir hayat kaynağıdır”

Cevat Turan
Cevat Turan - Sputnik Türkiye, 1920, 18.05.2026
Abone ol
Şair ve yazar Cevat Turan, Serhat Sarısözen’in sunduğu “Gündem Dışı” programına konuk oldu.
Cevat Turan, şiirle başlayan yazarlık yolculuğunu, Türkiye’de şiir okurunun durumunu, 12 Eylül sonrası kültürel kırılmaları ve son romanı “Meri”yi, Serhat Sarısözen’in sunduğu “Gündem Dışı” programında anlattı. Turan, edebiyat, toplumsal hafıza ve aşk üzerine dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Turan, şiirden romanlarına uzanan üretim sürecini ve Türkiye’nin kültürel dönüşümünü samimi ifadelerle anlattı.

‘Şiir bir hayat kaynağıdır’

Şiir yazmayı hiçbir zaman bırakmadığını söyleyen Turan, yeni bir şiir dosyasının yayıma hazır olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Şiir yazacağım diyen insanlar için şiir bir hayat kaynağıdır, olmazsa olmazıdır. Hayatta, ülkede ya da insanın iç dünyasında ne varsa şiire dönüşüyor. Şairi en çok etkileyen şey de şiir okumaktır.”

‘12 Eylül şiire olan ilgiyi geriletti’

Türkiye’de şiir okurunun giderek azaldığını ifade eden Turan, özellikle 12 Eylül sonrası dönemin kültürel hayatta büyük kırılmalara yol açtığını söyledi:
“1980’den sonra şiire olan ilgi bir nesil geriledi. Kitap okumak bile tehlikeli görülüyordu. Kitaplar meydanlarda yakıldı, insanlar kitaplarını saklamak zorunda kaldı. İnsanların gündelik hayatlarındaki ezilmişlik ve koşturmalar içinde şiire zaman ayıracak duygu durumu kalmıyor. Toplum olarak incelikli ruhumuzu kaybediyoruz.”

‘Herkesin bir Meri’si vardır’

Programda son romanı “Meri” hakkında da konuşan Turan, romanın Gökçeada’da geçen gerçek olaylardan ilham aldığını söyledi. Farklı karakterlerin gözünden anlatılan hikâyede aşk, yalnızlık, göç ve toplumsal baskı temalarının işlendiğini belirten Turan, şöyle konuştu:

“Herkesin gözünde başka bir Meri var. Her karakter aslında Meri’yi anlatırken kendi hikâyesini anlatıyor. Ancak Meri’nin hikâyesi çok daha spesifik olaylara dayanıyor. Aşkın içinde hayal kırıklıkları ve terk edilmeler de var. Rüzgarın hiç dinmediği bir adada Meri, herkesin hafızasında ve dilinde yer ediyor. Kimileri onu masum bir kız çocuğu, kimileri baştan çıkartıcı bir kadın, kimileri ise günah ya da umut olarak görüyor. Onu gören herkes başka bir hikâyeye inanıyor ancak hiç kimse onun gerçekliğinden uzak kalamıyor. Meri, insanların arzularını, korkularını ve hayallerini üzerine çeken bir ayna gibi. Ancak aynaya bakan herkes onda kendi yıkımını görüyor. Bu romanda anlatım tarzını değiştirdim. Tanrısal anlatım ya da birinci tekil anlatım yerine, hikâyeyi üçüncü şahısların gözünden anlatmayı tercih ettim. Burada ‘herkesin bir Meri’si vardır’ derken, taksi şoförü de kilisenin papazı da Meri’yi kendi gözünden anlatıyor.”

Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала