‘Kıbrıs sorunu uyandırıldı, egemenlik kaybı riski mevcut’

© Sputnik
Abone ol
Mehmet Hasgüler’e göre Kıbrıs’ta ciddi toprak alımları yapan İsrail, ABD ile birlikte bölgede saldırılara girişebilir. Kıbrıs sorununun uyandırıldığını söyleyen Hasgüler, egemenlik kaybı riskiyle karşı karşıya kalındığı görüşünde.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin İsrail ile derinleşen stratejik iş birliği ve ada genelinde hız kazanan mülk edinimleri, Kıbrıs’ı bölgesel bir çatışma riskinin odağına yerleştiriyor. Özellikle 1974 öncesi Türklere ait olan köyün İsrailli yatırımcılarca satın alınarak bir konut ve üretim kampına dönüştürülmesi Rum kamuoyunda ‘egemenlik kaybı’ endişelerini tetiklerken İsrail’in adayı Suriye ve Filistin’den daha stratejik bir hedef olarak konumlandırması Ankara-Lefkoşa hattındaki savunma gereksinimlerini yeniden şekillendiriyor.
Batı dünyasında Türkiye’ye yönelik ‘Yeni İran’ yakıştırmalarının yapıldığı bir atmosferde, Kıbrıs’ın mühimmat yığınağına dönüştürülmesi bölgedeki vatanseverlik hassasiyetlerini ve güvenlik algısını sarsıyor. İsrail’in hem güney hem de kuzey kesimindeki kontrolsüz toprak alımlarının uluslararası hukuk ve mülkiyet rejimini tehdit ettiği bu tablo karşısında, Türkiye’nin garantörlük hakları çerçevesinde adada egemen bir askeri üs kurma zorunluluğu her zamankinden daha yüksek sesle tartışılırken Birleşmiş Milletler’in çözüm planlarının gerçeklikten kopması adayı her an sıcak bir deniz ve hava savaşına sürüklenebilecek bir çatışma zeminine hapsediyor.
Doğu Akdeniz’de inşa edilmeye çalışılan çatışma mimarisini ve Kıbrıs’ın kuzeyi ve güneyindeki son durumu yazar Mehmet Hasgüler ile konuştuk.
‘Kıbrıs, havaya uçma tehlikesiyle karşı karşıya’
İsrail’in Kıbrıs’tan toprak satın aldığını anlatan Hasgüler, bu durumun halk tarafından tepkiyle karşılandığını söyledi. Kıbrıs’ın egemenlik kaybıyla karşı karşıya olduğunu söyleyen Hasgüler, Türkiye hakkındaki ‘Yeni İran’ söylemlerinin gerçeği yansıtmadığını aktardı:
“Kıbrıs’ın yarısı 2004’te Avrupa Birliği’ne girdi. 2013’ten sonra Türkiye-İsrail ilişkileri mesafelenince Anastasiadis ve Hristodulidis İsrail ile yakınlaşmaya başladı. Filelefteros gazetesi merkez sağ bir gazete. Bir köşe yazarı İsrail’in bir köy satın aldığını yazdı. İsrailli olmayanların ev alması neredeyse yasak. Trozena köyü satın alındı. Filelefteros’un köşe yazarı bu durumu ‘Küresel soykırım’ olarak nitelendirdi. Böyle bir tepki var. Köyde 60’a yakın konut yapılacağı, bir kamp oluşturulacağı ve şarap fabrikası işletileceği söyleniyor. Bu köy 1974’ten önce Türklere ait bir köydü. İsrail, ekonomik etkisini kurmuş durumda. Trump’ın Epstein dosyasına benzer bir durum sanırım burada da var. 10 kişiden 8’i bu durumu sorguluyor. Kıbrıs, 1960’ta Kıbrıslı Rumların kazandığı Avrupa Birliği üyeliğinden sonra müstemleke dönemine dönecek bir egemenlik kaybıyla karşı karşıya. İsrail’in kuşatmasını böyle okuyorum. Türkiye’nin de garantörü olduğunu bildiğimiz devletin egemenliği, havaya uçma tehlikesiyle karşı karşıya. İnsanların ifade ettiği, gazetelerin yazdığı şeyler son derece önemli. Türkiye’nin ‘Yeni İran’ olacağı söylemleri Batı’da çok fazla karşılık bulmuyor. Kıbrıs, Avrupa Birliği üyesi. Trump beş bin askeri Almanya’dan çekecek. İsrail tarafından Türkiye hakkında ‘Yeni İran’ değerlendirmesi akıl dışı. Türkiye’nin garantörü olduğu devletin yetkilileri yani Kıbrıs da bu düşüncede. Yunanistan da böyle düşünüyor. Avrupa’nın Türkiye’nin askeri gücüne ihtiyacı olduğunu görüyoruz. İsrail üzerinden Türkiye’yi nasıl tehdit edecekleri belli değil. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kıbrıs’ı dosyalarının arasından en üste çekmiş. Türkiye’yi İran’a benzeten ülkeyle içli dışlı olunmuş durumda. Ekonomik yatırımlar, askeri iş birliğine varıyor. Fransa başka işler peşinde. Bu gelişmeler, adanın ‘batmayan uçak gemisi’ özelliğini yeniden düşündürtmeye başladı. Halk tarafında bu durum büyük tedirginliğe yol açtı. Bir yere bu kadar silah, mühimmat yığılırsa bunların kullanılacağı düşünülür. İsrail; Kıbrıs’ın Türkiye için Suriye, Lübnan ve Filistin’den daha önemli olduğunu keşfetmiş olabilir. Filistin veya Lübnan Türkiye’nin milli meselesi değil ancak Türkiye’nin milli meselesi. İran aslında Pandora’nın Kutusu’nu açtı. İsrail, hiçbir gerekçe olmadan İran’ı çeşitli saiklerle bombaladı. Bu pek çok şeye meşruiyet sağlıyor. Bunu savunup Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesine ise karşı çıkıyorlar.”
‘Kıbrıs’taki sorunlar çatışmaya dönüşebilir’
Kıbrıs’a üs yerleştirildiğini söyleyen Hasgüler, İsrail’in kuzeyden de toprak aldığını ifade etti. Hasgüler, ‘dondurulmuş sorun’ olarak nitelendirilen Kıbrıs sorununun bir çatışmaya dönüşme riski taşıdığı görüşünde:
“Kıbrıs’a üs dolduruyorlar ve Türkiye’ye egemen üs verilmesi şart olacak. Kıbrıs NATO’ya girmek istiyor, NATO üyesi olan Türkiye’nin de bir üssü var. İsrail’i bu kadar ev sahibi yapıyorlarsa Türkiye de egemen askeri üsse sahip olmalı. Türkiye Avrupa Birliği’ne aday bir ülke. Avrupalılar Türkiye ile münasebetlerine ideolojik ve dini referanslarla bakıyorlar. Ancak gerçeklik Türkiye ile Avrupa arasında kopmayacak bir savunma ilişkileri olduğu yönünde. Avrupalıların hayal dünyasında gezdiğini düşünüyorum. Müzakerelerle değil ancak büyük resme bakarak Kıbrıs’ta İsrail’in bu yaklaşımları durdurulabilir. Bunun bir diğer yolu da deniz ve hava savaşı. Ortalama bir Rum vatandaşı Türkiye’yi her zaman İsrail’e tercih eder. İsrail’in girdiği yerde ot bitmiyor. İsrail’in Filistin’de ve İran’da yarattığı vahşet, insanları tedirgin ediyor. Kıbrıs 4 milyon turistin olduğu bir ülke. Bunun dörtte birine dahi bu yıl yaklaşamayacaklar. Bu kadar sabıkalı bir devletle münasebete girilmesini halk tedirginlikle izliyor. Siyonist haritada Kıbrıs’ın yerinin olduğunu biliyoruz. Hristodulidis’in İsrail’e bol kepçe ile sunduğu imkanlar sorunlu. İnsanlar her an bir savaşla karşı karşıya kalabileceklerini düşünüyor. Bunun hesabını bölünmüş Kıbrıs’ın bir bölümünü Avrupa Birliği’nin içine alanlardan sormak lazım. İsrailliler Kıbrıs’ın kuzeyinden de toprak alıyor. İsrail’e iade edilen Simon Aykut’un yüzlerce daire aldığı belirtiliyor. Buna sınırlama getirildiği söyleniyor ancak ne kadar getirildiği tartışmalı. Biz Rumların malını İsraillilere satmıştık onlar da şimdi Türklerin malını İsraillilere satıyor. Bu, vatanseverliğin kaybolduğunu gösteriyor. Buna dair ne kadar önlem alındığı da tartışmalı. Kıbrıslı Türkler büyük resme bakarak aksiyon alabilir ancak bunu Türkiye ile birlikte yapmalılar. Kuzey Kıbrıs uluslararası hukuk içinde yoksayılıyor. Birleşmiş Milletler’in çözüm planını ben realist görmüyorum. Avrupa Birliği’nin de durumu ortada. Kendi güvenlik kaygılarıyla uğraşıyorlar. Dolayısıyla eskiden ‘dondurulmuş sorun’ denilen Kıbrıs sorunu artık uyandırılmış durumda. Çatışmaya dönüşebilir diye düşünüyorum.”
‘Kıbrıs’ın güneyine Hindistan bile asker gücü gönderecek’
Hindistan’ın dahi Kıbrıs’ta söz sahibi ülkelerden olduğunu kaydeden Hasgüler, ABD-İsrail’in burada da girişimlerde bulunabileceğini söyledi:
“İsrail, 1982’de Lübnan’ı işgal ettiğinde Yaser Arafat Türkiye’ye değil Kıbrıs Rum kesimine gelmişti. Geleneksel olarak Kıbrıs Rum siyaseti üçüncü dünyada kendisine yer buluyordu ancak işin içine Hindistan bile karıştı. Hindistan’ın bile Kıbrıs’ın güneyine asker gücü göndereceği belirtiliyor. Bunlar, Kıbrıs’ın güvenliği bakımından tehditler içeriyor. İran’a bu kadar açık şekilde saldıran ABD ve İsrail Kıbrıs’ta da maceraya girişebilir.”

