- Sputnik Türkiye, 1920
ANKARA FARKI
Türkiye’nin iç ve dış politikasında yaşanan gelişmelerin özel konuklarla birlikte masaya yatırıldığı ve Ankara’nın nabzının tutulduğu İsmet Özçelik’le Ankara Farkı, her salı ve perşembe Radyo Sputnik’te.

Dr. Tahir Soydal: Türkiye saç ekiminde zirvede, merdiven altı kontrolden çıktı

Ankara Farkı
Ankara Farkı - Sputnik Türkiye, 1920, 30.04.2026
Abone ol
Türkiye, saç ekiminde dünya liderliğini korurken, hızla büyüyen medikal estetik sektöründe kayıt dışı uygulamalar alarm veriyor. Ruhsatsız merkezlerde yapılan saç ekimleri, sahte botoks ve dolgu ürünleriyle birleşince hem hasta sağlığı hem de Türkiye’nin sağlık turizmi itibarı ciddi risk altına giriyor. Uzmanlar, bu alan için uyarıda bulunuyor.
Radyo Sputnik’te yayınlanan ‘Ankara Farkı’ programında konu ile ilgili İsmet Özçelik’in sorularını yanıtlayan Halk Sağlığı Bilim Doktoru ve Medikal Estetik Hasta Güvenliği ve Etik Derneği Üyesi Dr. Tahir Soydal, şunları söyledi:

‘Türkiye saç ekiminde lider, ancak riskler artıyor’

Dr. Soydal, Türkiye’nin saç ekiminde dünya lideri konumunda olduğunu vurgulayarak, medikal estetik sektörünün hızla büyüdüğünü ancak gerekli düzenlemeler yapılmazsa bu avantajın kaybedilebileceği uyarısında bulundu:

“Gelişen teknolojiler, yeni ürünler ve tedavi yöntemleriyle birlikte medikal estetik sektörü hızla büyüyor. Son 5 yılda iki katına çıkan sektörün, önümüzdeki yıllarda da benzer şekilde büyümesi bekleniyor.

Türkiye, sağlık turizminde yaklaşık 4 milyar dolarlık bir pay alıyor ve bunun önemli bir kısmı medikal estetikten geliyor. Özellikle saç ekimi alanında Türkiye dünya lideri konumda. Bu başarının arkasında hem yetişmiş insan gücü hem ulaşılabilirlik hem de maliyet avantajı bulunuyor.

Ancak bu alan tamamen kontrolsüz değil; Sağlık Bakanlığı saç ekimiyle ilgili özel mevzuatlar belirlemiş durumda. Saç ekimi işlemleri, Bakanlık tarafından ruhsatlandırılmış sağlık kuruluşlarında belirlenen standartlara göre yapılmakta ve düzenli olarak denetlenmektedir. Türkiye’de özel hastaneler, tıp merkezleri ve polikliniklerde bu alanda ciddi bir kapasite bulunuyor.

Özellikle sağlık turizmi kapsamında estetik cerrahiye yönelen büyük merkezlerin yanı sıra, saç ekim ruhsatı bulunan tıp merkezi ve polikliniklerde atıl durumda olan kapasitenin de sisteme dahil edilmesi büyük önem taşıyor. Bu kapsamda, muayenehanesi bulunan ve gerekli sertifikalara sahip hekimlerin, hasta bazlı sözleşmelerle bu ruhsatlı tıp merkezleri ve polikliniklerde saç ekimi yapabilmesine imkân tanınması hem hizmet kapasitesini artıracak hem de işlemlerin kayıt altına alınmasını sağlayacaktır.

Bu model sayesinde, kayıt dışı ve merdiven altı uygulamaların önüne geçilmesi, mevcut atıl kapasitenin etkin kullanılması ve sektörün daha güvenli ve denetlenebilir bir yapıya kavuşması mümkün olacaktır.

Aksi takdirde, bu kapasite doğru şekilde kullanılmaz ve denetim güçlendirilmezse, kayıt dışı merkezlerin artması kaçınılmaz olacak; bu durum hem halk sağlığı hem de ülke ekonomisi açısından ciddi riskler doğuracaktır. Bu da Türkiye’nin bu alandaki liderliğini tehlikeye atabilir, hatta deyim yerindeyse ‘bindiği dalı kesmek’ anlamına gelebilir”

‘Saç ekimi cerrahi işlem, merdiven altı büyük risk’

Dr. Soydal, saç ekiminin kozmetik değil cerrahi bir işlem olduğunu vurgulayarak bu işlemin mutlaka hekim kontrolünde ve yetkili merkezlerde yapılması gerektiğini belirtti:

“Saç ekimi son yıllarda hızla yaygınlaştı. Ancak unutulmaması gereken şu: Bu işlem basit bir kozmetik uygulama değil, invaziv bir cerrahi işlemdir. Bu nedenle hekim sorumluluğunda ve liderliğinde 3-4 kişilik bir ekip tarafından yapılır. Bu ekipte Sağlık Bakanlığı tarafından hemşire, sağlık memuru, anestezi ve acil tıp teknisyeni/teknikeri gibi tabip dışı sağlık meslek mensubu yer alır.

Saç ekimi işlemleri uzun süren, teknik ve dikkat gerektiren uygulamalardır. Sağlık Bakanlığı bu alanda altyapı standartlarını net şekilde belirlemiştir. Yetkili merkezlerde; sterilizasyon, enfeksiyon kontrolü, uygun invaziv cerrahi ortam koşulları, acil müdahale ortamı ve teknik donanım eksiksizdir ve bu merkezler düzenli olarak denetlenir. Bu şartlarda yapılan işlemler güvenlidir.

Ancak pazar büyüdükçe denetimsiz alanlar da artıyor. Özellikle sosyal medyada, çoğu sağlık personeli bile olmayan kişiler kendilerini ‘saç ekim uzmanı’ gibi tanıtarak hasta çekiyor. Öncesi-sonrası görsellerle oluşturulan bu algı, hastaları yanıltabiliyor.

Ruhsatsız yerlerde yapılan saç ekimlerinde enfeksiyon riski başta olmak üzere ciddi komplikasyonlar görülebiliyor. Üstelik saç ekimi çoğu kişi için hayatında bir kez yapılan bir işlem; hatalı uygulamalarda geri dönüş çoğu zaman mümkün olmuyor ve kişi ikinci şansını kaybediyor.

Bugün ne yazık ki saç ekimi; apartman dairelerinde, otel odalarında, villalarda hatta ofis ortamlarında dahi yapılabiliyor. Bu durum sadece hasta sağlığını değil, Türkiye’nin sağlık turizmi itibarını da zedeliyor. Yurt dışından gelen hastalar, yaşadıkları komplikasyonlar nedeniyle ülkelerine döndüklerinde tedavi görmek zorunda kalıyor ve bu da ülkemiz aleyhine ciddi bir algı oluşturuyor.”

Güzellik uğruna risk: Kaçak botoks piyasası yüz milyonlarca dolar

Dr. Soydal, Türkiye’de botoks uygulama sayısının milyonlara ulaştığını ancak bu işlemlerin önemli bir bölümünün kayıt dışı gerçekleştiğini belirtti. Kaçak ve sahte ürün kullanımının hem sağlık risklerini artırdığını hem de ciddi bir ekonomik kayba yol açtığını vurgulayan Soydal, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yapılan araştırmalara göre Türkiye’de yılda yaklaşık 2 milyona yakın botoks uygulaması yapıldığı tahmin ediliyor. Bu da kayıt dışı uygulamaların oldukça yaygın olduğunu gösteriyor. Ekonomik boyutuna baktığımızda ise 300-400 milyon dolarlık bir kaçak pazardan söz ediyoruz.

Burada iki ayrı risk var: Birincisi tamamen sahte ürünler. Bunlar, orijinal markaların ambalajlarını taklit ederek üretilen ve içeriği belirsiz maddelerden oluşan ürünlerdir. İçerisinde olması gerekenden farklı kimyasallar, toksinler veya bilinmeyen maddeler bulunabilir. Bu durum ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

İkinci grup ise kaçak ürünlerdir. Bunlar bazen orijinal olsa bile yurt dışından yasal onay ve denetim olmadan ülkeye sokulan ürünlerdir. Ancak bu ürünlerin en büyük riski, aşılar gibi soğuk zincirle taşınması gerekirken bu kurallara uyulmamasıdır. Dolayısıyla ürün orijinal bile olsa etkinliği bozulabilir ve risk oluşturabilir. Özellikle yüksek doz gerektiren uygulamalarda bu tür standardize olmayan ürünler vücutta kontrolsüz yayılabilir ve hayati risk taşıyan botulismus tablolarına neden olabilir.

Vatandaşların şu konuya özellikle dikkat etmesi gerekiyor: Sağlık Bakanlığı’nın İlaç Takip Sistemi sayesinde ürünlerin kime verildiği izlenir ve tüm ilaçların üzerinde QR kod bulunur. Botoks da bir ilaçtır ve yalnızca Bakanlık tarafından yetkilendirilmiş sağlık kuruluşlarındaki hekimlere verilir. Bu nedenle işlem sağlık kuruluşu dışında yapılıyorsa, kullanılan ürünün güvenilirliği ciddi şekilde sorgulanmalıdır. Yetkisiz sağlık kuruluşu dışında yapılan uygulamalarda kullanılan botoksun kaçak olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Ayrıca bu tür uygulamalar hukuki açıdan da suç teşkil etmektedir. Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmamış; güzellik salonları, ev ortamları veya benzeri denetimsiz alanlarda hekimler tarafından yapılan işlemler ‘yetkisiz yerde yapılan tıbbi uygulama’ olarak kabul edilmekte ve bu kapsamda hekimlere 3 yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Hekim olmayan kişiler tarafından, örneğin güzellik merkezlerinde ya da merdiven altı olarak tabir edilen yerlerde gerçekleştirilen uygulamalarda ise Türk Ceza Kanunu’na göre 5 yıla kadar hapis cezası söz konusudur.”

‘Yanlış dolgu körlüğe, botoks hayati risklere götürebilir’

Dolgu ve botoks işlemlerinde en büyük riskin yanlış enjeksiyon olduğunu vurgulayan Dr. Soydal, bu tür hataların basit bir estetik sorunun çok ötesine geçebileceğini belirterek şunları söyledi:

“Toplumda ciddi bir yanlış algı var. Dolgu ve botoks basit bir estetik işlem değil, aslında tıbbi bir işlemdir. Dolgu dediğimiz şey bir implanttır. Yani vücuda dışarıdan verilen, sonradan eklenen bir maddedir. Nasıl ki diş implantı çene kemiğine yerleştirilen bir parçaysa ya da kırılan kemiğe platin takılıyorsa, dolgu da aynı mantıkla vücuda yerleştirilen bir implanttır. Bu yüzden hafife alınacak bir işlem değildir ve mutlaka yetkili hekimler tarafından yapılması gerekir..

Ancak bugün ‘estetisyen’ ya da ‘güzellik uzmanı’ adı altında, tıbbi yetkinliği olmayan kişilerin bu işlemleri yaptığı görülüyor. En büyük risk burada ortaya çıkıyor. Çünkü enjeksiyon yapılan bölgede hayati damarlar bulunabilir. Bu damarlardan birine yanlışlıkla dolgu maddesi enjekte edilmesi damar tıkanıklığına, doku ölümüne (nekroz) ve özellikle göz çevresinde körlüğe kadar gidebilen ağır sonuçlara yol açabilir.

Standart dışı veya yüksek doz uygulamalarda toksinin vücuda yayılması ise hayatı tehdit eden botulismus tablosuna neden olabilir; bu durum yoğun bakım gereksinimi ve ölüm riski taşıyabilir.

Botoks uygulamalarında da yanlış kaslara yapılan enjeksiyonlar yüz felci, mimik kaybı, göz kapağı düşüklüğü, konuşma ve yutma güçlüğü gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir.

Bu nedenle dolgu ve botoks uygulamaları yalnızca Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş sağlık kuruluşlarında ve ehil hekimler tarafından yapılmalıdır.”

‘Pazar büyüyor, denetim dışı ürün riski artıyor’

Dr. Soydal, botoks ve dolgu pazarının hızla büyümesine rağmen ithal ürün miktarındaki düşüşün dikkat çekici olduğunu belirterek, bu tablonun sahte ve kaçak ürünlerin yaygınlaştığına işaret ettiğini vurguladı:

“Pazar büyüdükçe ve fiyat rekabeti arttıkça bu ürünlerin taklitleri de hızla çoğalıyor. Yetkili bir sağlık kuruluşunda çalışan hekim bu riski almaz. Ancak kaçak çalışanlar için en büyük avantaj ucuz fiyatla daha fazla işlem yapmak. Bu da hem sağlık riskini hem de kayıt dışılığı büyütüyor.

Botoks, sanıldığı gibi basit bir kozmetik ürün değil; etken maddesi olan, ilaç ruhsatlı bir tıbbi üründür. Bu nedenle yalnızca Sağlık Bakanlığı’nın ithal izni verdiği ürünlerin kullanılması gerekir. Bunun dışındaki ürünler ya kaçak ya da sahte üretimdir. Aynı durum dolgu ürünleri için de geçerli; özellikle taklit dolgu ürünlerinin piyasada ciddi şekilde arttığını görüyoruz.

Bir diğer önemli sorun ise sosyal medya. Kontrolsüz ve yasak olmasına rağmen sağlık alanında yapılan reklamlar giderek artıyor. Kendini uzman gibi tanıtan, ancak tıbbi yetkinliği olmayan kişiler sosyal medya üzerinden hasta çekiyor. Bu durum, talebin yetkisiz ve çoğu zaman hekim olmayan kişiler tarafından karşılanmasına neden oluyor.

Unutulmamalı ki hekim dahi olsa, Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış bir sağlık kuruluşu dışında bu ürünleri temin etmesi ve uygulama yapması mümkün değildir. Bu nedenle merdiven altı diye tabir edilen yerlerde yapılan işlemlerin tamamı ciddi risk barındırır.

Verilere baktığımızda da tablo net: İthal ürün sayısı düşerken pazar büyüyor. Bu da kaçak ve sahte ürünlerin yayılımının arttığını gösteriyor. Nitekim bu sorun sadece Türkiye’ye özgü değil; FDA da bu konuda küresel ölçekte uyarılar yapıyor.”

Uzmanlardan kritik uyarılar:
Yalnızca Sağlık Bakanlığı onaylı, ruhsatlı sağlık kuruluşlarını tercih edin
Uygulama öncesinde ürünün ambalajını ve bandrolünü mutlaka kontrol edin
Piyasa fiyatının çok altındaki “ucuz botoks” tekliflerinden uzak durun
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала