- Sputnik Türkiye, 1920
ANKARA'DAN HABER VER
Deneyimli gazeteci Zülfikar Doğan, ‘Ankara’dan Haber Ver’ programında ekonomiye yön veren kararları, etkilerini ve bilinmeyen yönlerini Radyo Sputnik dinleyicileri için her pazartesi ve çarşamba masaya yatırıyor.

‘Hukuki güvence vurgusu, güven kaybının itirafı niteliğinde’

Ankara'dan Haber Var
Ankara'dan Haber Var - Sputnik Türkiye, 1920, 29.04.2026
Abone ol
Gazeteci Zülfikar Doğan, Ticaret ve Yatırımda Hukuki Güvence Zirvesi’ne atıfta bulunarak yatırım paketlerinde öne çıkan hukuki güvence vurgusunun yargıya duyulan güven kaybının bir göstergesi olduğunu belirtti. Doğan ayrıca, kredi borçlarındaki artışın bireyler ve şirketler üzerindeki finansal baskıyı artırdığını söyledi.
MÜSİAD Genel Merkezi'nde düzenlenen "Ticaret ve Yatırımda Hukuki Güvence Zirvesi"nde konuşan Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Bizim önceliğimiz iş dünyasının zamanını mahkeme koridorlarında değil, üretim sahalarında harcamasını sağlamaktır." dedi.
Radyo Sputnik’te yayınlanan ‘Ankara’dan Haber Var’ programında güncel ekonomik tabloyu ve Ticaret ve Yatırımda Hukuki Güvence Zirvesi’ni değerlendiren Gazeteci Zülfikar Doğan, şunları söyledi:

‘İktidar güven sorununu kabul edip yatırımcıya mesaj veriyor’

Doğan, Türkiye’nin dış kaynak çekme ihtiyacının arttığını vurgulayarak, yatırımcıya yönelik hukuki güvence vaatlerinin aslında mevcut sistemdeki güven eksikliğinin bir yansıması olduğunu dile getirdi:

“Türkiye son 10-15 yıldır yabancı sermayeyi çekme açısından sıkıntılar yaşıyor; doğrudan yabancı sermaye yatırımlarında düşüş söz konusuydu. Anlaşılan iktidar da özellikle bu boyutu düşünerek Türkiye’ye dış kaynak girişini hızlandırmak için böyle bir paket hazırlama ihtiyacı duydu.

Ama MÜSİAD’ın düzenlediği bir zirve toplantısı bizim dile getirdiğimiz hususların iktidar açısından da bir endişe kaynağı olduğunu ortaya çıkarttı. Toplantının başlığı Ticaret ve Yatırımda Hukuki Güvence Zirvesi’ydi. Konuk da Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek’ti. Sayın Gürlek burada yaptığı konuşmada iş dünyasına yargı güvencesi verdi, ‘Yeni bir paket hazırlıyoruz. Bu paketle bütün ticari aktörlere, özellikle de yabancı sermayeye çok ciddi hukuki güvenceler vereceğiz’ dedi. Aslında bu, bir anlamda Türkiye’de hukuk ve yargı sisteminin neden güven kaybına uğradığının itirafı diyebiliriz. Çünkü bu gelişme, eğer böyle bir güvence verme ihtiyacı hissediliyorsa ve bununla ilgili bir hazırlık söz konusuysa şu ana kadar bu konuda dile getirilen eleştirilerin haklı görüldüğünü gösteriyor. Özellikle Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Merkez Projesi kapsamında yabancı sermayeyi çekmek hedeflendiği için Adalet Bakanı Gürlek yabancı yatırımlara yönelik hukuki güvence, tahkim, şeffaf yargı mesajları verdi.

Türkiye’de maalesef kamuoyunun gündeminde de konuşulduğu gibi devam eden birçok davada yargıya güvenin yüzde 18-20’lere, en alt seviyelere düştüğü yönündeki kamuoyu araştırmalarının sonuçlarını teyit eden bir açıklama bu. Üstelik bu açıklamanın iktidara en yakın ve en büyük iş adamı örgütlerinden birisinin önünde iktidarın Adalet Bakanı tarafından yapılması oldukça dikkat çekici. Muhtemelen burada dış dünyaya da bir mesaj verilmek istendi; ‘Biz Adalet Bakanımızın ağzından sizlere her türlü hukuki güvenceyi veriyoruz. Türkiye’ye sermayenizi getirin. Her türlü yasal ve hukuki altyapının sağlanacağını taahhüt ediyoruz’ mesajı veriliyor. Dolayısıyla bu girişimleri olumlu olarak değerlendirmek gerekir. Hükümetin bir yanlışı gördüğünün ve farkındalığının söz konusu olduğunu anlamak gerekir.”

‘Kredi borçlarındaki artış alarm veriyor’

Doğan, takipteki alacakların enflasyonun ve kredi büyümesinin çok üzerinde arttığını vurgulayarak, bu tablonun ekonomide ciddi bir finansal baskıya işaret ettiğini ifade etti:

“Son birkaç yıl içerisinde takipteki alacaklarda olağanüstü bir artış söz konusu. Bu ekonominin en yakıcı sorunlarından bir tanesi. Bankadan tüketici kredisi veya ticari kredi kullanan borçluların bu borçları ödemekteki güçlükleri anlıyoruz, buna bireysel kredi kartı borçlarını da eklemek mümkün. BDDK verileri 18 Nisan itibariyle bu alacak tutarının 700 milyar liraya yaklaştığını gösteriyor, muhtemelen yıl sonuna kadar 1 trilyon lirayı aşacak. BDDK verilerine baktığımızda takipteki alacaklar 1 yılda yüzde 84,6 oranında artmış. Bu artış oranı yüzde 31 düzeyindeki enflasyonun 3 katı, aynı zamanda bankaların vermiş oldukları kredilerdeki artışın da 2 katı. Çünkü kredilerdeki artış yüzde 39, ama takipteki alacaklardaki artış yüzde 84-85 düzeyinde. Bireysel kredi kartı borçlularının geri ödeyemedikleri ve yasal takibe düştükleri borç oranı geçen yıla göre yüzde 88 artmış.

Asıl dikkat çekici olan, bir anlamda ekonominin neden bugün bu noktaya geldiğini de bize somut bir şekilde gösteren veri ticari ve diğer kredilerdeki takibe intikal eden tutarlarda yaşanan artışlar. Ortalama olarak ticari kredilerde takibe düşen borçların artış oranı yüzde 87,4. Ancak şirketlerin, küçük ve orta boy işletmelerin kullandıkları taksitli ticari kredilerdeki takibe düşme oranı yüzde 122 artmış. Kurumsal kredi kartlarındaki takibe düşme oranı ise yüzde 126’ya ulaşmış; küçük ve orta boy işletmelerin kullandıkları kredilerdeki takibe düşme oranı da yüzde 120,8 oranında artmış. Dolayısıyla rakamları bu şekilde tasnif ettiğimizde bireysel ihtiyaç ve kredi kartı borçlarının toplam takibe düşen tutar içerisindeki bölümü 284 milyar lira olurken, ticari kredilerin takibe düşen tutarı 410 milyar lira. Bu da bize şirketlerin neden dar boğaza girdiklerin, işsizliğin neden arttığını, üretimin neden düştüğünü ve konkordato-iflas ilanlarının geçtiğimiz yıla göre neden hızlandığını gösteriyor.”

Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала