- Sputnik Türkiye, 1920
YERİ VE ZAMANI
Ekonomiden siyasete, dış politikadan spora, dünya ve Türkiye’de olup bitenler sonuçlarıyla Güçlü Özgan ile Yeri ve Zamanı programında konuşuluyor.

Hakan Tosun cinayetinde şaibeler zinciri: Kamera kayıtları kayıp, tanıklar sessiz, kimliği kayıp

yeri ve zamanı
yeri ve zamanı - Sputnik Türkiye, 1920, 24.04.2026
Abone ol
Gazeteci Güçlü Özgan’ın, Radyo Sputnik’teki Yeri ve Zamanı programında bugünkü konuğu katledilen gazeteci Hakan Tosun’un kardeşi Öznur Tosun oldu. Tosun, iddianameden detayları anlattı.
Gazeteci Güçlü Özgan’ın Radyo Sputnik’te yayımlanan “Yeri ve Zamanı” programına katılan katledilen gazeteci Hakan Tosun’un kardeşi Öznur Tosun, soruşturma sürecine ilişkin çarpıcı iddialar ortaya koydu. Delillerin karartıldığını, kamera kayıtlarının silindiğini ve emniyet birimlerinin ihmali olduğunu öne süren Tosun, “Bu dava artık sadece Hakan’ın değil, insanlığın vicdan davası” diyerek adalet çağrısında bulundu.
Tosun, şöyle anlattı:
“En büyük problemi yaşadığımız süreç Hakan’a ulaşamadığımız ve aileye haber verilmeyen süreçti. Biz kayıp başvurusu yaptıktan sonra hastanede kimlik tespiti yapıldı. Hakan Tosun kimliksiz olarak hastaneye yatırılıyor ama ne cilt taramasından ne de parmak okutmada kimliğini tespit etmiyorlar. Hastane polisi de bunu tespit etmiyor Mevlana Karakolu da. Polis olay yeri incelemesi yapmıyor, zanlıların kim olduklarını bildikleri halde gözaltı gibi bir durum gerçekleştirilmiyor. Görüntüleri almayıp esnafın olduğu dükkandan ayrılıyor. Ertesi gün 18 yaşındaki katilin babası gidip kamera görüntülerini alıyor ve ‘Polis sorarsa bende’ diyor. Hard disklerin hepsini silip esnafa teslim ediyorlar. Bunu bilen esnaf gözaltına alınıp üç karakolda gezdirilip sorguya çekiliyor. Mevlana Karakolu’ndaki polisin aileyle ocak başında oturduğunu gören esnaf var. O kadar çok şaibeler var ki Gülistan Doku cinayetine benzetiyorum. İş birliği halinde olunan bir şebeke var, deliller karartılıyor, hiçbir şekilde kimliği tespit etmiyorlar. Biz hala oradan bir esnaftan görgü tanıklarının ifadesine başvuramadık çünkü hepsi yalan ifade veriyor. Basına yansıyan ikinci görüntülerdi, öyle bir durum yansıtılmaya çalışıldı ki sanki tek bir durum oldu, orada bir kargaşa oldu gibi. Emniyet bize ikinci görüntüyü gösterdi. Daha sonra herkes ‘Hakan Tosuna ne oldu?’ diye sormaya başladıktan sonra öbür görüntüyü gösterdiler.”

‘Sırf insanlar sussun diye yoğun bakım servisine aldılar’

“Üçüncü bir kişi var, motorcu var. Görüntü incelemesi yaptırılmadan fezleke hazırlandı bizim yaptırdığımız incelemeye de bakılmadı. Biz görüntü incelemesini yaptırdığımızda abimi ilk oradaki motorcu görüyor. Olay yerine katille birlikte geliyor iştirak ediyor sonradan görüp abimi yine motorcu gösteriyor. Arabayla iki katili getiriyor orada tekrar gasp ediyorlar ve sonradan bakıp yaşıyor mu diye kontrol ediyorlar. Ve bu motorcu şu an mahkemede tanık olarak dinlenecek. Kavga yok daha önceden birbirlerini tanıma durumu yok. Tehdit gibi bir durumdan da bahsetmedi zaten bahsetmezdi de. Her zaman kendisi için bir tehlike olduğunu biliyordu çünkü bu yaptığı işin bir parçası. Kimliğinin kasıtlı olarak alındığını düşünüyorum kimliksiz hastaneye yatırılması için. Hastanede ne zaman yoğun bakım servisine yatırılacak diye sorduğumda yer yok dediler. Sosyal medyada gündem olduğu için üç dört saat sonra arayıp servise çıkaracaklarını söylediler. Sırf insanlar sussunlar diye sözde yoğun bakım servisine aldılar.”

‘Kamera gören iş yerleri dükkanlarını kapattı’

“İddianame ilk olarak yaralamadan dava açıldı. Hakan Tosun entübe şekilde ambulansa bindirilmesine rağmen. Büyükçekmece Adliyesi’nde ağır ceza olmadığı için Bakırköy’e sevk edildi. Bakırköy savcısı kasten adam öldürmekten dava açtı. Büyükçekmece Adliyesi’ndeki savcı sanki karşı tarafın avukatlarıymış gibi fezlekeye tahrik indirimi uygulansın diye madde yazıyor. Evine gitmeye çalışan bir insan, neyin tahrik indirimi? Uyuşturucu madde suçu atmaya çalıştılar, adli tıp raporunda öyle bir şey çıkmadı. Bütün ifadeler baskı altında alınmış ifadeler, burada Mevlana Karakolu’nun işi olduğuna adım gibi eminim. Hastane bahçesinde beklerken bana bir telefon geldi, sosyal medyadan haberi gördüğünü o sokakta oturduğunu ve bütün olayları gördüğünü abimin dövüldüğünü anlattı. Telefonu hoperlöre aldım karşıda da polisler vardı, peki şahitlik yapar mısın diye sordum yaparım çok üzüldüm dedi. Avukatlarımıza o kişinin numarasını verdim şahitlik yapması için, inanabiliyor musunuz yalancı şahitlerle aynı şekilde ifade verdi. O kişiler aynı sokaktaki herkesi bezdirmiş, bu insanlar Ağrılı koruculuk yapmış bir aile. Kamera görüntülerini hiçbir iş yerinden alamadık, bu delilleri kim kararttı, kim topladı? Basına yansıyan iki görüntü dışında görüntüler yok. Olayı gören kameraların olduğu dükkan sahipleri dükkanlarını kapattı. Bir aile bu kadar insanları yerinden yurdundan edecek gücü nereden buluyor, bunlar incelenmeli.”

‘Bu dava artık vicdan davası’

“Hakan Tosun tanınan bir insan olmayabilirdi, gazeteci de olmayabilirdi. Bu şekilde deliller karartılan bir sürü insan var. Kamuoyu bu konuda baskı da yapmayabilirdi. Böyle olmuş olsaydı biz abimin cesedine bile ulaşamayacaktık. Bu böyle mi olmalı? Bu dava artık insanlığın vicdan davası. O hayatını kaybetti ama biz sonrasında yaşamak zorundayız çocuklarımız yaşamak zorunda. Sokaklardan geçerek evlerimize gitmek zorundayız. Bunun üzerine gitmediğimiz sürece Hakan Tosun’lar olmaya devam edecek”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала