‘Alex Karp, yapay zekayı nükleer silah olarak görüyor’

© Sputnik
Abone ol
Serhat Ayan’a göre Palantir’in kurucusu Alex Karp’ın 20 maddelik ‘manifestosu’ teknolojiyi insanların zararına kullanmak üzerine kurulu. Karp’ın yapay zekayı nükleer silah olarak gördüğünü belirten Ayan, bu teknolojinin Rusya ve Çin’e karşı kullanılacağı görüşünde.
Veri işleme iddiasının ardında etik sınırları ve hukukun üstünlüğünü devre dışı bırakan bir gözetim mekanizması inşa eden Palantir, kurucusu Alex Karp’ın "Teknoloji Cumhuriyeti" olarak sunduğu yeni doktriniyle demokratik değerlerden ziyade Varufakis’in tabiriyle ‘dijital bir derebeyliğin’ temellerini atıyor. Karp, özgürlük ile güvenlik arasındaki dengeyi güvenlik lehine kalıcı olarak bozarken yapay zekayı bir refah aracından ziyade yeni nesil bir nükleer silah ve caydırıcılık unsuru olarak konumlandırıyor.
Silikon Vadisi’nin mevcut yapısını yetersiz bularak devletin teknolojik inovasyon alanından çekilmesini ve yönetimin "koda sahip olanların kuralı koyduğu" bir teknolojik feodalizme evrilmesini savunan Karp, Manhattan Projesi ruhuyla hareket ederek Batı medeniyetini koruma kılıfı altında bireysel hakları ve ulusal kimlikleri yok sayan bir yapı öneriyor. Bu vizyon, Çin ve Rusya ile girilen küresel rekabette her türlü yöntemi mübah sayan, ahlaki üstünlük iddiasıyla donatılmış ve toplumu "sürü zekası" üzerinden manipüle etmeye odaklanan tehlikeli bir siyasal dönüşümün habercisi niteliği taşıyor.
Palantir’in yeni ‘cumhuriyetini’, küresel faşizmin distopyasını Radyo Sputnik programcısı Serhat Ayan ile konuştuk.
‘Karp’ın ‘cumhuriyetini’, ‘teknoloji lordluğu’ ifadesi çok iyi tanımlıyor’
Bir teknoloji firması olan Palantir’in, teknolojiyi insanların zararına kullanmakta bir beis görmediğini belirten Ayan, kurucu Alex Karp’ın kendisi dışındaki herkesi zayıf gördüğünü söyledi. Ayen, eski Yunanistan Maliye Bakanı Varufakis’in yorumlarını hatırlattı:
“Palantir, bir teknoloji firması. Veri işlediğini söylüyor ancak aslında insanların yapmak istemediklerini yapıyorlar. İnsanların zararına bir teknolojiyi kullanmakta beis görmüyorlar. Bu teknolojiyi ICE ve İsrail için kullandılar örneğin. Telefonların şifrelerini kırdılar. Onlar için bir sınır ve etik kural yok. Palantir’in kurucusu Karp birazcık enteresan bir adam. ‘Teknoloji cumhuriyeti’ lafını, cumhuriyetin barındırdığı güzellikleri zimmetine geçirmek amacıyla söylemiş. Anlatılan hiçbir şey cumhuriyet değil, monarşi bile değil. Kendi kafasından saçma bir sistem kurmuş. Kendisini yukarda görüyor ve her şeye hakkı olduğunu düşünüyor. Ahlaken herkesin üzerinde olduğunu sanıyor. Bu durumu biraz İngiltere’ye benzetiyorum. İngiltere’de 1600’lerin sonunda kral, burjuvadan para istedi. Burjuva para vermekten bıkmıştı ve ‘Bu parayı yönetemiyorsun. Bırak biz yönetelim’ diyerek monarşiyi cumhuriyete yaklaştırmışlardı. Palantir, ‘Savunmanı ben yapıyorum, ekonomini ben yönetiyorum. Sen ne yapıyorsun? Bırak bize bunun adı bir ‘Teknolojik Cumhuriyet’ olsun. Her şeyi ben yöneteyim’ diyor. Ancak o zamanın burjuvaları okumuş insanlardı. Şu an olanın altyapısı olmadığını da görüyoruz. 20 madde çıkartmış karşımıza. ‘Hayatın bu maddelerden birine bağlı, bir tanesini beğen’ deseler bir tanesini dahi beğenemem. Çünkü Karp kendisi dışındaki herkesi sinek gibi görüyor. Cumhuriyet kelimesini tercih etmesinin spesifik bir sebebi yok. Cumhuriyetin içinde ‘halk’ vardır ancak burada halk yok. Eski Yunanistan Maliye Bakanı Yanis Varufakis, bu durumu çok iyi anlattı. Bunun bir cumhuriyetten öte feodalizm olduğunu söylüyor. ‘Teknoloji lordluğu’ ifadesini kullanmış ve bu maddeleri çok iyi tanımlıyor.”
‘Alex Karp, bütün değerlerin ötesine geçerek sıfırlamak istiyor’
Ayan, Alex Karp’ın teknolojiyi ‘Batı’yı koruyan dijital unsur’ olarak gördüğünü vurgulayarak tüm değerleri ‘sıfırlamayı’ amaçladığını söyledi:
“20 madde, bürokrasiye karşı ‘sürü zekası’ öneriyor. Hukukun üstünlüğü, bireysel haklar, ortak ulusal kimlik yerine düşmanı caydıracak mutlak teknoloji ve askeri üstünlük koyuyor. Bu maddelerin doktrini ‘askeri üstünlük’ Maddeler, ‘Özgürlük ve güvenlik çatışmasında güvenlik kazanır’ diyor. Bakış açıları bu. Güvenlikleri söz konusuysa özgürlüğü feragat edilebilir görüyorlar. Alex Karp, teknoloji şirketlerinin rolünü ‘Demokrasi ve Batı’yı koruyan dijital surlar’ olarak görüyor. Varoufakis ise bunu ‘Piyasaları ve devletleri yutan dijital derebeylikler’ olarak niteliyor. Karp, yapay zekanın işlevini ‘Verimlilik, devlet kapasitesini artırma ve kötülüğü caydırma’ aracı olarak görürken Varufakis, ‘İnsan iradesici hackleyen’ ifadesini kullandı. Karp, elindeki teknolojiyi kullanarak şu ana kadar konmuş bütün değerlerin ötesine geçmek ve bizi sıfırlamak istiyor. Karp, Silikon Vadisi’nin yolunu kaybettiğini düşünüyor. Açıklamasının ilk maddesi bu. Silikon Vadisi’ndeki insanlar dikey konularda çok iyi olan yazılımcılardı. Bu insanları diğerlerinden ayıran şey onların sahip olmaması gereken varlığa sahip olmasıydı. Zuckerberg kendi halinde bir çocukken birkaç yıl içinde Trump ile yemek yiyip teknoloji geleceğini şekillendiren birisine dönüştü. Alex Karp da aynı şekilde. Karp’ın ‘orta halli’ bir şirketinin değeri 350 milyar dolar. Bir de bunların yatırımları trilyon dolarlık. Karp, devletin yenilikçilik tarafından çekilmesi gerektiğini söylüyor. Bunu 14. Louis’e benzetebiliriz. Ancak bunların 14. Louis kadar dahi altyapısı yok. ‘Devletle teknoloji iş birliği var’ diyor ve bunu ‘Manhattan Project’ ruhuyla birleştirip sıfırdan başlatmak istiyor. Kafası Manhattan Project’e kadar gitmiş durumda. ‘Mühendis elitlerin sorumluluğu vardır, ulusun savunulmasına katılmaları gerekiyor’ diyor. Bunları, askeriyeye yardım etmeyi reddeden Anthropic gibi şirketlere söylüyor.”
‘Palantir, yapay zekada caydırıcı olmalı hedefliyor’
Alex Karp’ın yapay zekayı nükleer bir silah olarak gördüğünü ifade eden Ayan, Çin ve Rusya gibi güçleri hedef aldığını belirtti. Ayan, Karp’ın teknoloji şirketlerinin bir ülkeye ait olması gerektiğini düşündüğünü aktardı:
“Karp, tam olarak ‘Çin ve Rusya’yı yenmek için her yol mübahtır’ diyor. Şimdiye kadar kimse bunu bu kadar açık söylememişti. ‘Çin’i geçmeliyiz ve bunu yapmak için ne yapılması gerekiyorsa yapmalıyız’ diyorlar. Çin’i yok edecek atom bombasına sahip olsalar bir an bile düşünmeyeceklerini biliyoruz. Batı derken de sadece kendisini kast ediyor. Spordan bahsederken ‘Amerika sporda daha ileri’ diyebiliriz. Matematikten bahsederken ‘İran daha ileri’ diyebiliriz örneğin. Ancak kültürel bakış açısıyla ‘Bu kültür diğerinden daha ileridir’ demek çok yanlış. Bunu Avrupalılar Afrikalılara yaptı. Onların kültürlerine ‘kötü’ demişlerdi ancak Afrika kültürünün ne kadar köklü olduğu sonradan ortaya çıktı. Karp, ‘Teknoloji firmaları dünya vatandaşı olamaz’ diyor. Yani şirketlerin bir yere ait olması gerektiğini söylüyor. Kendisi Amerika’yı tercih ediyor. Karp, ‘Yapay zekada ileri gidelim’ dahi demiyor, ‘Yapay zekada caydırıcı olalım’ diyor. Karp’ın dünyayı kurtarma derdi yok. Atom bombalarının sahibi olmak istiyor. Yapay zekayı yeni nükleer silah olarak görüyor.”
‘Cahillerin, cahilliğini inkar etmeye gerek duymadığı bir dönemdeyiz’
Karp’ın Amerika içindeki karşılığına yönelik de konuşan Ayan, Washington’ın kutuplaşmak için Karp’ın kimliğinde bir fırsat yakaladığını söyledi:
“Amerika bir tane değil. Amerika’nın Trump sonrası haline de bakmak lazım. Cahillerin cahilliğini inkar etmeye gerek duymadığı bir dönemdeyiz. Trump bundan gurur duyuyor. Karp’a ‘Bizim adamımız’ diyorlar. Mantıklı ve derinlikli düşünen isimler ise Karp’tan nefret ediyor. Amerika kutuplaşmak için Karp’ın kimliğinde önemli bir fırsat yakaladı. Karp’ın Amerika’nın zihninin boşalması üzerine bir maddesi var. Bu maddeyle gençlere biraz yalakalık yapıyor. ‘Ortak kimliğimizi kaybettirdiler, hep beraber bunun altını doldurmalıyız’ diyor. Yeni bir okul ve eğitim sistemi öneriyor. Yanına çektiği isimlerin kendisini zeki hissetmesini sağlamaya çalışıyor. Karp, sisteme yapılacak her türlü katkıyı da vatan borcu olarak görüyor. ‘Kötü milliyetçinin’ en kötü taraflarını bir kitap haline getirip iyi bir şey gibi sunuyor ve adını da ‘Teknoloji Cumhuriyeti’ koyuyor. Eğer buna inanan insanlar gerçekten çıkarsa bu çok tehlikeli bir kitap aslında. Eski İngiltere’ye gönderme yapılarak ‘Altını olan kuralları koyar’ yerine ‘Koda sahip olan kuralları koyar’ deniyor. Eskilerden bir şeyler alıp üzerine koyarak yeni bir sistem inşa etmeye çalışıyorlar ancak bunu bu kafayla yapmaları imkansız. Ancak peşlerinden giden çok fazla insan olacağını düşünüyorum.”

