Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay anlattı: Eğitimde şiddetin arka planında ne var?

Abone ol
Gazeteci Güçlü Özgan’ın, Radyo Sputnik’teki Yeri ve Zamanı programında bugünkü konuğu Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay oldu. Özbay, okullarda yaşanan şiddet olaylarının arkasında tek bir fail değil, sebepler olduğunu söyledi.
Şanlıurfa Siverek’te Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan silahlı saldırının ardından eğitim sendikaları ülke genelinde iş bırakma kararı aldı. Eğitimde şiddetin geldiği noktayı Yeri ve Zamanı’nda değerlendiren Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, gazeteci Güçlü Özgan’ın sorularını yanıtladı.
Şiddetin arkasında sınıfsal bir durum olduğunun altını çizen Özbay, şöyle konuştu:
“En güvenli olması gereken yerlerde okullarda şiddeti konuşuyoruz. Ve daha 45 gün önce sınıfında Fatmanur öğretmenimizi kaybetmiştik. Şimdi de yaralanan öğrenci ve öğretmenlerimiz var. Ve ikisinde de dikkat çeken şey saldırganın okuldan kopan bir çocuk olması. Bu şiddetin arkasında sınıfsal bir durumun olduğunu görmek lazım. Yoksullukla okuldan kopuş gelecek umudunun kalmaması ve psikolojik sorunların artmasıyla beraber, çocuklar sosyal medyada ve televizyonlarda kendi adaletini mafya düzeni üzerinden sağlayan bir düzenin izleyicisi. Olay çok vahim. Bir öğretmenimizin gözünü kaybetme ihtimalinin olduğu bir öğrencimizin de bacağında bir engel oluşma ihtimalinin olduğunu biliyoruz. Önceki olayda da rehber öğretmenlerimiz uyarıda bulunmuştu. Bu olayda da öğrenci daha önce okulun sosyal medya hesabına tehdit mesajı yazmış. Uyarı yapılmasına rağmen ben geliyorum denen olaylarda bile önlem alınmıyor.”
‘Okul kapılarında kadrolu güvenlik görevlisi yok’
“Şiddet olayları çok katmanlı, oraya bir güvenlik görevlisi konularak çözülemeyeceğini biz de biliyoruz. Bu tarz olaylarda tek bir fail yoktur bir zihniyet vardır diyoruz ve bu sebepler değiştirilmeden sorunun ortadan kalkması mümkün değil. Okul kapılarında kadrolu güvenlik görevlisi yok. Okullarımızda revir ve sağlık personeli olması lazım. Olaylar yaşandığında müdahale edilseydi belki Fatmanur öğretmenimizin hayatı kurtulacaktı. Öğretmenimiz kan kaybıyla orada kaldı. Okul dediğimiz şey öğretmenin tüm öğrencileri uzaktan görerek tanıdığı yerler olmalı. Bu da kalabalık sınıflara son vererek olur. Akademik olarak zorlanan öğrencileri geçmişte öğretmenlerimiz alıp spor ve sanata yönlendirir ve motive ederek gelecek vadettirirdi. Rehber öğretmen bakıyor, çocuğun psikiyatrik rahatsızlığı var ve klinikte yatıyor, bu durumda ne yapabilir? Artık buradan sonrası çocuğun ailesiyle, sosyal hizmetle ve psikiyatriyle beraber takip edilmesi gereken bir durum. Diyelim ki baba cezaevinde ya da çocuk evde şiddet görüyor. Buradan sonrası öğretmenin değil sosyal hizmetlerin, belki de adli makamların alanı.”
‘Öğretmen MEB’e gitse çantasındaki tırnak makası alınıyor, okula nasıl silahla giriliyor?’
“Cezasızlık da bu tarz olayların artmasına neden oluyor. Okullardaki şiddet olayları hastanedekilere benzemez. Genel olarak öğretmenler şiddetin nereden geleceğini tahmin eder ve uyarır. Öğretmenlerin uyarılarının dikkate alınması lazım. Bir öğretmen Milli Eğitim Bakanlığı’na gitse çantasındaki tırnak makasını alırsın, sınavda görevli olsa cebindeki anahtarı alırsın ama şimdi okula pompalı tüfekle giriliyor, bakan hala diyor ki ‘Gerekli tedbirleri alacağız’. Bu ülkede ne zaman istifa gibi bir erdem gösterildiğini göreceğiz? Kendi çocuğunuzu özel okula gönderiyorsunuz halkın çocuğuna MESEM denilen garabeti çocuk işçiliğini övüyorsunuz. Okullarda şiddet oluyor kapıya kadrolu bir güvenlik görevlisi koyalım diyoruz. Ama bizde okula geçici personel adı altında önüne gelen giriyor.”

