- Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

'ABD'siz bir NATO ayakta kalmaz'

© SputnikCeyda Karan'la Eksen
Ceyda Karan'la Eksen - Sputnik Türkiye, 1920, 13.04.2026
Abone ol
Hasan Erel’e göre İran savaşının kaybedeni ABD-İsrail, Batı ile medeniyeti özdeşleştiren algıyı da yok etti. Trump’ın NATO’dan çıkma söylemlerinin arkasında Türkiye’ye müdahale mesajının da olabileceğini ifade eden Erel, sürecin kazananının İran, Çin ve Rusya olacağı görüşünde.
ABD ile İsrail’in İran karşısında Hürmüz Boğazı’ndan askeri caydırıcılığa kadar geniş bir sahada yaşadığı stratejik yenilgi, küresel sistemde Batı merkezli hegemonya döneminin kapanışını ve Asya merkezli çok kutuplu yeni bir dünya düzeninin doğuşunun ilanı olarak okunuyor. Washington’ın güvenirliğini ve Trump’ın savaşı devam ettirme noktasındaki desteği giderek yitirdiği bu süreçte yeni şekillenen bölgesel dengeler NATO’nun geleceğini ve Avrupa’nın siyasi mimarisini bir parçalanma eşiğine sürüklüyor.
İsrail’in bölgedeki saldırgan tutumunun Batı’nın ‘insan hakları ve demokrasi’ söylemini tamamen çökerttiği bir ortamda, İran’ın askeri yanıtlarıyla sarsılan güç dengesi; Türkiye’nin NATO içindeki konumundan Avrupa’daki oligarşik yönetimlerin bekasına kadar tüm jeopolitik denklemi Rusya ve Çin eksenine kaydırarak Pax Americana döneminin son bulduğu daha eşitlikçi bir küresel ittifaklar zincirini tetikliyor.
İran savaşıyla ilgili son gelişmeleri ve Trump’ın NATO’ya dönük çıkışlarını Siyasi Analist Hasan Erel ile konuştuk.

‘Rusya ve Çin’in Amerika’ya yapacağı baskılarla sonuç alınabilir’

Erel, şu an için ABD-İsrail’in kaybeden taraf olduğunu ancak geçmişte de anlaşmalara rağmen saldırıların devam ettiğini hatırlatarak Rusya ve Çin’e işaret etti. Erel’e göre Rusya ve Çin’in Amerika’ya yapacağı baskılar bölgede kesin sonuçlar doğurabilir:
“Son resmi İran’ın zaferi olarak görüyorum. Ancak bu, savaşın ve her şeyin bittiği anlamına gelmiyor. İran’ın Hürmüz’ü kapatması, Amerika’nın İsrail’e Hürmüz’ü açamaması ve İran’ın sert karşılık vermesi, Körfez’deki Amerikan üsleri ile İsrail’i bombalayabilmesi İran’ın kazanan taraf olduğunu gösteriyor. Şu an için en büyük kaybeden ABD-İsrail gibi görünüyor. Ancak Hürmüz krizi sadece ABD-İsrail ve İran’ı değil tüm dünyayı ilgilendiriyor. Ateşkes ilan edildi deniyor ancak İsrail ateşkesin pek çok maddesini inkar etti. Belirsiz bir durum olsa da görünen tablo İran’ın önde olduğu yönünde. İsrail hep oyunbozan rolünü oynuyor. Çinliler, İsraillileri ‘Dünyanın kanseri’ olarak tanımlıyor. Çin kamuoyunda böyle bir tanımlama oluştu. Dünyanın geri kalanının liderliğini yaptığını varsayarsak Çin’in tavırları çok önemli. Son ateşkesin arkasında da Çin var. Pakistan aracılık etti ancak asıl garantör Çin oldu. İran da bu sebeple masaya oturma fikrine yanaştı. İran’ın şu an ABD-İsrail’e güvenebileceği bir durum yok. ABD-İsrail müzakere sırasında saldırılar gerçekleştirdiler. Bundan önceki olaylarda da İranlılar hileyle karşılaştı. Kasım Süleymani de tuzağa düşürülerek öldürüldü örneğin. Ayetullah Ali Hamaney’in, Reisi’nin öldürülmesi gibi olaylarda da bunu gördük. Amerika’nın en ufak bir güvenilirliği ve diplomatik bir karşılığı yok. Financial Times, Hürmüz’ün açılması için Trump’ın yalvardığını yazdı. Trump çok yalancı ve güvenilmez birisi. Dediği şeyi kısa sürede yalanlıyor. Trump; MAGA tabanını, Tucker Carlson gibi isimleri de kaybetti. Trump İsrail’e teslim olmuş durumda. Netanyahu yıllardır ABD’yi İran’a saldırtmak için uğraşıyordu. Daha önce başarılı olamamıştı. Ancak Epstein’ın şantajlarıyla birlikte Trump’ı ikna etti ve bu saldırı Amerika için korkunç bir fiyaskoya dönüştü. Yine geçmişte olduğu gibi ‘Anlaşma yapacağız’ deyip büyük bir kara harekatına başlayacak gibi görünüyorlar. İran’ın şu an ABD’ye güveneceği bir durum yok. Burada işi çözecek olan Rusya ve Çin olabilir. Bu iki ülkenin Amerika’ya yapacağı baskılarla sonuç alınabilir. Ben bu savaşın hemen biteceğini düşünmüyorum.”

‘Medeniyet’ tarafını İran temsil etmeye başladı’

Donald Trump’a dönük desteğin ciddi seviyede düştüğünü söyleyen Erel; savaş söylemlerinin, Batı’nın ‘medeni’ izlenimini de yok ettiği görüşünde. Erel’e göre dünyadaki ‘kötü adam’ algısı da son süreçle birlikte değişti:
“Trump için durum çok kötü. Trump’ın eşi dahi Epstein ile ilgili açıklama yaptı. Eski Adalet Bakanı Pam Bondi’nin de bir şeyler açıklayacağı söyleniyor. Trump’a Amerika’daki destek korkunç derecede düşmüş durumda. Trump’ın akli dengesinin yerinde olmadığı söyleniyor. Yaptığı açıklamalar da bunu destekliyor. Trump şu an barbarların tarafını oynuyor. Netanyahu’yu da barbar bir seri katil olarak görebiliriz. ‘Medeni Batı’ izlenimi hiç kalmadı. Medeniyet tarafını ‘Molla’ dedikleri İran temsil etmeye başladı. Batı, isan hakları ve demokrasinin merkezi olduğunu iddia ediyordu ancak şu an Avrupa Birliği’ni bir diktatör yönetiyor. İnsanlar paylaşım yaptığı için hapse girebiliyor. Faşizan bir ortama dönüş yaşanıyor. Amerika’da da baskıcı bir yönetim var. Pete Hegseth örneğin tam bir faşist. 8 milyar insan bu olaylardan sonra ‘Batı bizim düşündüğümüz gibi değilmiş. Asıl kötü adamlar bunlarmış’ diyor. İranlılar bütün dünyanın desteğini kazandı. Yüz binlerce çocuğu öldüren İsrail’e cezayı sadece İran kesti. Hizbullah ve Husiler de aynı şekilde. İran İsrail’in canına okuyor, istediği zaman füzeleri indiriyor. Savaş bundan sonra büyüyecek diye düşünüyorum. İran’da rejim değişikliği de olabilir. Netanyahu neden bunca zamandır Amerika’ya gitmiyor?”

‘Avrupa’nın NATO’yu ayağa kaldıracak kapasitesi yok’

Erel, ABD’siz bir NATO’nun Avrupa tarafından yönetilemeyeceği görüşünde. NATO’dan çıkma söylemlerinin arkasında Türkiye’ye de müdahale etmek olabileceğini ifade eden Joe Kent’in paylaşımını hatırlatan Erel; Amerika’nın, NATO ortaklığına rağmen Türkiye’ye saldırabileceğini söyledi:
“Amerika NATO’dan çıkarsa NATO kalmaz. NATO demek Amerika demek. Amerika NATO’dan çıkarsa NATO Avrupalıların eline kalacak. Ancak Avrupalıların kendilerini koruyacak bir durumu yok. NATO gibi bir gücü ayağa kaldıracak kapasiteleri de yok. Eski Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent, ‘Trump’ın NATO’dan çıkmak istemesinin sebebi Türkiye Suriye’de savaşa girdiğinde İsrail’in yanında rahatça Türkiye’ye karışmak’ ifadelerini kullandığı bir paylaşım yaptı. Bu çok önemli. İsrail Türkiye’ye düşmanca bir tavır içindeydi. Demek ki ‘Arka plana Amerika’yı alıp hareket edersem Türkiye’ye de saldırırım’ diye düşünüyorlar. Kent, Suriye üzerinden yazdı ancak bu Kıbrıs olarak da okunabilir. Kıbrıs’ta; Yunanistan, İsrail ve Amerika var. Kıbrıs’a karşı da hikaye dönüyor olabilir. BlackRock CEO’sunun Kıbrıs’ı istediği de söyleniyor. Türkiye, NATO zirvesi düzenleyecek. Türkiye, neye dayanarak ‘We are NATO’ diyecek? Amerika NATO’da kalsa dahi Türkiye’ye saldırabilir. Trump şu an hiçbir uluslararası sözleşmeyi umursamıyor. Trump, NATO ile ilgili lafları ilk kez söylemiyor. ABD Keşke Türkiye’yi de cezalandırsa da çekilse. Rusya, milyonlarca kez ‘Biz Avrupa ile savaşmayacağız, sorunumuz yok’ dedi. Ancak Avrupalılar savaşacağını söylüyor. Avrupa'yı yönetenler Avrupa’nın gariban halkı değil. Avrupa’yı oligarşik Batı kapitalizmi yönetiyor. Bunlar, hesapları sıkışmaya girince savaşla ortalığı hareketlendirip çarklarını yürütmeye çalışıyor. Burada halkların lehine olabilecek hiçbir şey yok. Rusya, Avrupa’ya neden saldırsın örneğin. Rusya, Avrupa’ya gaz satıp para kazanıyordu. Asıl Avrupa kaybetti. Amerika NATO’dan çıksa, NATO yok olsa iktidardan en fazla Merz, Keir Starmer ve Von der Leyen gider. Sonrasında halklar, ülkelerini yönetecek yeni yöneticilerini seçer. Burada oligarşik bir durum var.”

‘Türkiye’de de NATO sorgulanmaya başladı’

NATO’nun varlığının Türkiye’de de sorgulanmaya başladığını söyleyen Erel, iktidarla ortaklık kuran MHP’den Rusya-Çin ittifakı önerisi geldiğini hatırlattı. Erel’e göre Türkiye’nin ne yapacağını bilemez haline karşı kazanan İran, Çin ve Rusya ekseni olacak:
“Türkiye’de NATO durumu sorgulanmaya başladı. İran savaşı, dünyadaki mevcut jeopolitik dönüşümü turbo derecede hızlandırdı. MHP’li İlyas Topsakal, Rusya’ya gitti ve orada ‘Türkiye, Rusya ve Çin ile ittifak kursun’ dedi. Bunu Devlet Bahçeli de söylemişti. Yani hükümetin ortağı bir parti olan MHP, NATO’ya karşı Rusya ve Çin ile ittifak önermiş oldu. İktidar ise NATO güzelliyor. İktidar, 15 Temmuz’un beyni İncirlik’teki NATO merkezi değilmiş gibi ‘NATO’dan çıkarsak NATO’ya yem oluruz’ diyor. Türkiye’de ‘Ne yapacağız?’ durumu var. Ancak kazanan İran, Çin ve Rusya gibi Asya ve küresel güney olacak gibi duruyor. Artık Batı’nın hem ekonomik hem de psikolojik üstünlüğü bir anda silinip gitmeye başladı. İsrail soykırım yaparken Avrupa İsrail’i destekledi. Bu insanlar yıllarca insan hakları ve demokrasi üzerinden ahkam kesti. Filistin’de bebek öldürenlere Merz gibi isimler destek oldu. İspanya’yı ayrı tutarsak dünyada Batı’da bir ilke ve demokrasi değeri kalmadı.”

‘Yeni dünya, çok kutuplu ve Asya merkezli olacak’

Çin ile Türkiye üzerinden bir bağlantı kurulmak istenebileceğini ifade eden Erel, bu sürecin sonunda yeni bir dünyanın doğuşuna tanıklık edeceğimiz görüşünde. Erel, Şi Cinping ile Vladimir Putin’in ‘çok kutuplu dünya’ açıklamalarını hatırlattı:
“Avrupa’yı bir arada tutan Pax Americana idi. Bir kazanan bir de savaşta yıpranmış ABD ile özdeşleşmeye çalışan bir Avrupa vardı. Önce NATO’yu kurup sonra Avrupa Birliği’ni geliştirdiler. Biri siyasi diğeri de ekonomik oluşum olarak Avrupa’yı toparlamaya çalıştılar. Ancak şu an Ursula Von der Leyen paylaşım yapanlara hapis cezasından söz ediyor. İran ile ilişki kuran ülkelere yaptırım uygulayacağını söylüyor. Avrupa Birliği’nin NATO ile beraber bir ufku yok. İspanya, İtalya ve Fransa’nın çözülmeye başlayacağını düşünüyorum. Almanya da yön değişikliğine gebe. Almanya şu an açık bir sömürge görüntüsü veriyor. Almanya, artık Amerika’nın sömürgesi olmamalı. Avrupa’da da ciddi sıkıntılar yaşanacak. Ancak Rusya ile Avrupa’nın karşı karşıya gelmesini mantıklı bulmuyorum. Ortada paylaşılacak bir şey yok. Türkiye’yi de yıllarca dışladılar ancak Türkiye’ye de ihtiyaçları olacak. Yeni gelişmelerin tamamı Çin’de olduğu için Türkiye üzerinden bir bağlantı kurmak isteyecekler. Bu dönemi büyük bir felaket olmadan atlatabilirsek yeni bir dünyanın doğuşuna tanıklık edeceğiz. Çok kutuplu, Asya merkezli ve daha eşitlikçi bir dünya olacak. Hem Çin’den hem de Rusya’dan önemli mesajlar geldi. Şi Cinping, ‘Biz yeni hegemon olmak istemiyoruz. Bu hegemonyanın ortadan kalkmasını istiyoruz’ dedi. Putin ise ‘Çok kutuplu dünyayı kurduk ve artık hegemonyaya yer olmayacak’ dedi. Bunlar önemli mesajlar. Şu an yeni bir dünyaya adım atıyoruz. Bugün Pakistanlı yazar Cüneyt Ahmet’in bir yazısını okudum. Pakistan’ın oynadığı rolü anlatırken ‘1971’de Amerika Çin’i sisteme entegre etmek için Pakistan’ı aracı olarak kullandı. Şu an ise Çin, Amerika’yı hizaya getirmek için Pakistan’ı kullandı’ diyor. Artık Çin ve dünyanın geri kalanlarının sesi ve gücü daha fazla öne çıkacak. Bunun en önemli sembolik göstergesi de İran’ın füzelerini engelleyememeleri oldu.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала