İran, Epstein koalisyonunu yendi: 'Umarım ateşkese sadık kalınır!'

Abone ol
Mustafa Hoş'la Yol Arkadaşı'nın bugünkü konukları İran ve Ortadoğu Araştırmacısı Oral Toğa ile Gazeteciler İslam Özkan ve Gülşah İnce oldu.
İran ve Ortadoğu Araştırmacısı Oral Toğa ile Gazeteci İslam Özkan, ABD ve İsrail’den oluşan Epstein Koalisyonu’nun İran’a saldırılarını ve 40 günün ardından İran tarafından kazanılan zaferin perde arkasını anlattı. Gazeteci Gülşah İnce de İBB soruşturmasında tutuklanan Şehir Plancısı Nuri Cem Ceylan’ın hikayesini anlattı.
‘Ateşkesin gerçekten bir sonuca varmasını temenni ediyorum’
İran ve Ortadoğu Araştırmacısı Oral Toğa şunları söyledi:
Kişisel olarak ateşkesin gerçek olmasını temenni ediyorum, istiyorum. Çünkü gerçekten artık insani kriz noktasına taşıyabilecek bir seviyeye geldik. Ve bölgesel yayılma da söz konusu olursa bu insani kriz bütün bölgeye yayılacak şekilde dönebilir.Yani insanlar gerçek anlamda, kelimenin tam manasıyla çölün ortasında susuz kalabilirler. Elektrik çalışmadığı bir senaryoda işte petrol arzının, yakıt arzının olmadığı bir noktada ciddi sıkıntılar baş gösterebilir. İran'da bu altyapı yıkımı zaten birlikte ölçüde gerçekleşti, yani çok belli noktalar kaldı.Dolayısıyla bunun gerçekten bir sonuca varmasını temenni ediyorum. Bu gelinen noktada da ben açıkçası şu an baktığımda İran'ın söylediği şeylerden on maddeden bir tanesi, iki tanesi bile gerçekleşmiş olsa çakışmadan önceki sürece göre İran bir kazanım elde etmiş olacak. Yani stratejik anlamda zafer aslında İran'ın olduğunu söyleyebiliriz böyle bir noktada.Sadece bu kritik altyapıların yıkımından bağımsız söylüyorum şu ana kadar yapılan. Yani Trump'ın TTT'leri değil, vurulmuş olanlardan bahsediyorum. Dolayısıyla birbirimizin statüsünün değişebilecek olması ya da işte siyasi izolasyonun, ekonomik izolasyonun kaldırılabilecek olması.Bunun gibi şeyler üst üste koyduğumuzda bu İran'a art yazar, Amerika'ya da eks yazar. Zanniye başlattın savaşı, adam daha şey çıktı derler. Dolayısıyla ben burada bir deception olduğunu, bir ne denir aldatmacı olduğunu düşünüyorum.O da şu, hiçbir operasyonun güvenliğinin böyle şu saatte gelip sizi vuracağız ve şu noktalarımızı vuracağız şeklinde gerçekleşmez genel olarak askeri manada. Trump biraz deli adam oynuyor burada ama esasen bakıldığında bu noktaya gelinirse, yani elektrik, enerji altyapısı, petrol altyapısı, işte harikadası, desalinasyon testleri vs. vurulduğu bir noktada İran bu işi teröristlerdeki diğer altyapıları vurmakla tehdit etti biliyorsunuz.Zordan mukabil davranacağını söyledi. Ve büyük firmaları da, belli başlı firmaları da vuracağını açıklamıştı. Aynen öyle vuracağını söylemişti.Son bir çatışma olarak nitelendirelim biz bunu. Çünkü Trump şöyle bir şey demişti hatırlarsınız. İşte biz bu az önce saydığım altyapıları vuracağız ve varlığımızı sonlandıracağız demişti.Yani çatışmayı ve savaşmayı da bitireceğini söylemişti. Bu süreç içerisinde, iki haftalık süreç içerisinde geçen yaşadığımız iki haftada İran'ın ben reflekslerinin test edildiğini düşünüyorum. Yani son dakikaya kadar çatışmanın gerçekleşeceğini, var olacağını hissettirerek işte askeri iletişimden tutunma haber, kendi aralarında mütehaberleşmelerden tutunma İranlıların vekillerle olan ilişkilerini, iletişimlerin o sırada neler yapıldığı, hangi birliğin nereye kaydırıldığı veya neler yapıldığı, hareketlinin tamamının gözlemlendiğini, refleklere bakıldığını, nasıl bir durum oluştuğunu önden de test ettiklerini ve ondan sonra bu veri setiyle birlikte sonraki hazırlığa doğru geçtiklerini düşünüyorum.
‘Türkiye İran konusunda iyi bir sınav vermedi’
Gazeteci İslam Özkan, şöyle konuştu:
Biz bu savaşı aslında hiçbir zaman askeri açıdan değerlendirmedik, saldırı çizgiyi açıdan, askeri açıdan değerlendirmedik ve değerlendirmiyoruz da. Dünya da aslında böyle baktı, psikolojik açıdan daha çok. Çünkü baktığınızda aslında ABD İran'a çok büyük darbeler vurdu, milyarlarca dolar.Belki şu anda hesap etmek mümkün değil ama kaybın, yıkımın ve hasarın devasa boyutlarda olduğu açık. Ama buna rağmen ABD'nin yeniliyor olması enteresan ya da buna rağmen yenilmiş kabul ediliyor olması enteresan. Aslında siz bunu en başında ifade ettiniz.Savaş her türlü meşruiyet dayanaklarından yoksun olduğu için ve insanların vicdanlarında bir karşılık görmediği için İran'daki yönetimin ayakta kalması ve bu kadar büyük güç asimetresine rağmen varlığını sündürebiliyor olması, insanların gözünde onun muzaffer olarak görülmesi için yeterli bir ölçüt ve kriter olarak kabul edildi. Bu çok açık. Dolayısıyla savaş aslında moral, ahlaki ve psikolojik ölçüde daha çok değerlendirildiğini görüyoruz.Yani fiziki olarak kim kime daha fazla zarar verildiği açısından bakılırsa aslında ABD'nin muzaffer İran edilmesi lazım. Aslında Trump'ın falan söylediklerinin bir çoğu abartılı olabilir ama temelde doğru. Yani büyük bir yıkım yaşattık ve hedeflerimizi de aştık diyor.Çok ciddi bir kırılma, jeopolitik bir kırılma yaratacağını bölgede önemli bir dönüm noktası olduğunu düşünüyorum. Körfez ülkeleri ABD'den kopabilir ve bence otonom arayışlar, özellik arayışları, bağımsızlık arayışları daha da güçlenecektir. Artık insanlar ABD'nin öyle zannedildiği kadar güçlü olmadığını, ABD liderlerine yönelik insanların seslerini yükseltmesinin mümkün olduğunu görecekler.Ve ben bundan sonra daha cesur çıkışlar bekliyorum Amerika'ya karşı. Bu Türkiye'de de olabilir, başka yerlerde de olabilir. Türkiye tabii bu şeyde çok iyi sınav vermedi benim şahsi kanaatim.Hakan Fidan'ın açıklamaları bir fecaatti ve iyi polis kötü polis oynandı. Erdoğan daha çok halkın nabzına hitap etti. Fidan daha Türkiye'nin gerçek politikalarını yansıtıyordu falan filan.Ama netice itibariyle bakıldığında süreç içerisinde İran'ın tek başına bu mücadeleyi gayet onurlu bir şekilde verdiğini görüyoruz. Şimdi bu radikalleşmeyi aynı zamanda muhalif yani vatansever muhaliflerle barışma anlamında bir yumuşama sürecine sokabilecek mi İran? Onu göreceğiz. Bunlar birbirine zıt gibi görünüyor ama telfik edilmesi imkansız şeyler değil.
'Ben aslında 'yoğum'. Gerçekten yokum!'
Gazeteci Gülşah İnce ise İBB soruşturmasında tutuklanan Şehir Plancısı Nuri Cem Ceylan’ın hikayesini şu sözlerle aktardı:
Yani izahı olmayanın mizahı oluyor şeklinde savunmalar artık iyice sayısı artmaya başladı. Elbette geçmiş savunmalarda da yine böyle hakim karşısında günler sonra kendini anlatma fırsatı yakalayanların o kısıtlı vakitte nasıl suçsuz olduklarını, kendilerine yöneltilen suçlamaların aslında ne kadar altına doldurulamadığını anlatma çalışmalarına şahit olmuştuk. Ama senin de söylediğin gibi ben de ilk kez aslında olmadığını ki kendisi duruşma salonunda galiba beni unuttular hissiyatına kapıldığını da savunmasında söyledi Nuri Cem Ceylan.Çünkü öyle ki hakim karşısında sözleri işte gülüşmelerine de neden oluyor. Duruşma salonunda ıraz bayrak gibi günün sonunda aylardır tutuklu isimlerden bahsediyoruz. Ben aslında yoğun diye bir cümle vardır ya ara ara böyle esprilere de konu olan bir cümledir.Bu gerçek bir hikaye. Aslında ben yokum dedi. Gerçekten yokum dedi.Peki Nuri Cem Ceylan ne de yok. O da ıraz bayrak gibi neden cezaevinde olduğunu bilmiyor. Çünkü kendisine yöneltilen suçlama, veri sızıntısı suçlaması iddianamede eylem 13 diye geçiyor.Herhangi bir veri tabanına erişimi de yok. Nerede var? Hiçbir yerde yok. Yazılımcı da değil.Değerlendirme usol yetkililerin değerlendirmesinde yani uzman kişilerin yaptığı değerlendirmede de yok. İddianamenin herhangi bir yerinde de yok ya da herhangi bir ifadede yok. Dolayısıyla ben aslında gerçekten yokum diyor ama aylardır cezaevinde tutuklu.Bu suçlamaların bir karşılığı da yok dedi. Herhangi bir yerinde yoksam ben neden cezaevindeyim diye hatta söyledi. Mahkeme başkanı bile ya şu eylem 13'ü bana bir anlatsanıza demişti ıraz bayrak savunma yapmadan önce.Yani mahkeme başkanının dahi iddianameyi okuduktan sonra aslında tam olarak anlayamadığı bir manzara var iddianamede bu bölümde. Şimdi Hasan Fehmi Demir de diyor ki bu özellikle bir hata üzerine yapılan bir karışıklık değil. Yani özensizlikten de değil bu bilinçli yapılan bir karışıklık.Kimse işin içinden çıkamıyor. Duruşma salonunda insani hikayeler, mantık hataları, hiçbir yere oturtulamayan suçlamalar bir tarafta anne babalar. Şimdi o izleyici tarafına bakıldığında da gerçekten ıraz bayrağın babası gözyaşlarıyla dinledi.Aynı şekilde Nuricam Ceylan da ben tahliye talebimi kendim için istiyorum demedi. Ben tahliye talebimi annem ve babam için istiyorum dedi.

