- Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

‘Türkiye dansözlük yapıyor ama yapmak zorunda'

© SputnikCeyda Karan'la Eksen
Ceyda Karan'la Eksen - Sputnik Türkiye, 1920, 31.03.2026
Abone ol
Sedat Aral’a göre ABD-İsrail saldırıları karşısındaki direnci herkesi şaşırtan İran dünyada sempati topluyor. Kara harekatına ihtimal vermeyen Aral, işgal için 2.5 milyon asker gerekeceğini belirtirken zorlu coğrafyaya dikkat çekti. Aral, Avrupa’nın ABD’ye askeri desteği konusunda ise “Olsa dükkan senin hikayesi” dedi.
İran’ın, ABD-İsrail’in 28 Şubat’tan bu yana sürdürdüğü saldırılara güçlü bir direnç göstermesi küresel güç dengelerinin yeni bir evreye girdiğinin en somut kanıtı oldu. Güvenlik mimarisini tamamen Washington'ın şemsiyesine emanet eden Avrupa başkentleri ve Körfez monarşileri, bugün derin bir hayal kırıklığı ve stratejik bir boşlukla yüzleşirken; İran, Batı'nın teknolojik ve ekonomik blokajlarını kendi yerli mühendislik ve ilaç sanayisindeki atılımlarıyla aşarak ABD'nin Çin'e uzanan küresel hakimiyet yolundaki en kritik ve aşılması imkansız ‘tıkanıklık noktası’ haline gelmiş durumda.
Bu değişen denklem, finansal rezervleri eriyen, sanayisi durma noktasına gelen ve temel savunma ihtiyaçlarında dahi dışa bağımlı hale gelen Avrupa'yı, hayatta kalabilmek adına enerji ve hammadde odağında Rusya ile kaçınılmaz bir yakınlaşmaya zorlarken; Batı kamuoyunda İsrail eksenli politikaların meşruiyetini yitirmesiyle birlikte, önümüzdeki süreçte savaş yanlısı siyasi figürlerin tasfiye edildiği köklü bir değişim rüzgarının esmesi bekleniyor. Bölgedeki bu çok katmanlı dönüşümün ortasında, savaşın başından bu yana pozisyonunu koruyan Türkiye’nin ilerleyen süreçte izleyeceği rota merak ediliyor.
ABD-İsrail-İran krizinin Batı'daki yansımasını gazeteci Sedat Aral ile konuştuk.

'Batı eskisi gibi sömüremediği için öfkeli'

Aral’a göre değişen düzenin savaşsızlık talebini yükseltmesi, 1900’lerin kurallarını dayatan Batı ülkelerini çağın gerisinde bıraktı. Buna karşı İran’ın gösterdiği gelişmelere işaret eden Aral, Tahran yönetiminin saldırılarının dünyada sempati topladığını söyledi:
“İran 1979’da bir devrim yaptı. Devrim de kendi kurallarını dayattı. İran uzun bir zaman karanlık dönemler yaşadı ancak her devrimin karanlık dönemleri oluyor. Fransız İhtilali’nin de vardı örneğin. Şu anki Fransa’nın öncesinde dört tane daha cumhuriyet vardı. İran da öyle. İran Avrupa ülkelerinden farklı olarak ilerledi ve geçmişle savaşmadı. Gelecekle savaşa girmeye başladı. Haçlı seferlerinden beri dünyayı kuşatmak isteyen bir eurosantrizm var. Bu kurumlar hala belki 100 yıl öncesinin kurallarını dayatmak istiyor. Oysa dünya değişiyor. Fransa artık Afrika’yı sömüremiyor örneğin ve bundan ötürü de çok kızgınlar. İran bu dönem içerisinde gelişti. Kendi mühendisliklerini ve ilaç sanayilerini kurdu. Batı aynı gelişmeyi gösteremedi ve bunun şokunu yaşıyorlar. ‘Biz onca zaman blokasyon uyguladık buna rağmen nasıl geliştiler?’ diye soruyorlar. İnsanlar şartlara alışıyor ve gelişiyor. Dünya ilerliyor ancak Batı köhne kalmaya başladı. Avrupa’nın savaş araç gereçlerinin de şu andaki sistematiğin içinde yeri yok. Toplumlar savaşsızlık üzerine bir gelecek yapılandırıyorlar. İnsanlar Dubai’de bir savaş çıkmaz diye oralara yatırım yapıyordu örneğin. İnsanlar savaşsızlık içine bir yaşam kurmak istiyorlar. Batı ise bunu sürekli kontrol etmek ve vatandaşını soymaya çalışıyor. Bugün İran’ın saldırıları dünyada sempati toplamaya başladı. İran bugüne kadar büyük cevaplar vermiyordu karşı tarafa. Bir yerlerde İran’ın toplumunun da yönetiminin de gırtlağına kadar geldi. Batı bunu beklemiyordu. İran’ın sinmesini bekliyordu.”

'İran’daki tıp ve mühendislik fakülteleri Avrupa’dan çok daha iyi'

ABD-İsrail’in saldırılarına karşı direnen İran’ın; Tel Aviv yönetiminin ABD üzerindeki hegemonyasını açığa çıkardığını ifade eden Aral, Batı’da yükselen savaşsızlık politikalarına da vurgu yaptı. Aral’a göre İran savaşı ‘son savaş’ olacak:
“Savaş üstünlükleri de değişmeye başladı. Daha uzaktan, daha kontrollü bir savaşa evrilmeye başladı. Batı buna yakın değil. Batı, ‘Teknolojik üstünlüğüm var, bombalarım’ dedi. İran, ‘Benim savaş sistemim seninkinden farklı’ diye yanıt verdi. Dünyayı geleceğe taşımak isteyen insanlarla, geçmişi tekrar kontrol etmek isteyenler arasında bir savaş var. İran bunun temsilcisi. Sadece İran savaşmıyor. Bütün dünya bu emperyalizmle savaşmaya başladı. İran bir bayrak aldı eline ve onunla koşturmaya başladı. İran aynı İran olmayacak, gelişecek. İran uzun zaman sonra ilk kez böyle bir şeye giriyor. İran, Irak savaşında da bütün dünyaya karşı savaşmıştı. Ancak o zaman dini bir ideolojinin üzerine binmişti. Şu anda dünyadaki gelecek sistemlerin ideolojisini taşımaya başladı. İran ‘Ben Şiiyim, sistemimi bu şekilde oturttum’ diyor. İran’ın eğitim kalitesi şu an Batı’dan daha yüksek. İran’daki tıp ve mühendislik fakülteleri dünyanın en iyi fakültelerinden biri. Avrupa bunu yakalayamıyor. Avrupa hala 1900’lerin başındaki hegemonik güç olduğunu sanıyor. Bunu Trump gelene kadar Amerika’ya da bastırıyordu. Trump, Batı’ya ‘Sen beni sömürüyorsun’ dedi. Trump kendine göre bir parametre kurdu ama bu kez de içerisindeki İsrail lobisi ortaya çıktı. İran enteresan bir şeye neden oldu. İran, dünyadaki alt tarafta dolaşan, savaşları hazırlayan cehaletleri akıttı. Toplumlar olan biteni film gibi izliyor. İran, Küçücük İsrail’in Amerika üzerinde nasıl bir hegemonya kurduğunu ortaya çıkardı. Batı, ‘Biz Rusya’yı hastane bombalıyor diye suçluyorduk ancak İsrail’in Gazze’deki hikayesini ne yapacağız?’ diye tepki gösterdi. Rusya’nın hastane bombalaması da Batı’nın iddiasıydı ve bunlar çürümeye başladı. Almanya ve İngiltere’de yeni, savaşsız politika güden insanlar çıktı. Avrupa’da durum değişecek. Ben İran savaşını son savaş olarak görüyorum. Artık kimse kimseye saldırmaya çok fazla cesaret edemeyecek. İran bunu da sağladı.”

'İran stratejik anlamda tutulabilir bir coğrafya değil'

Aral'a göre İran'a olası bir kara harekatı şu anki tabloda mümkün görünmüyor. Aral, İran'ın coğrafi olarak zorlu bir coğrafya olduğunu söyledi:
“Kara harekatı konusu gündemde. Ben bölgeyi iyi bilen birisiyim. Amerika’nın oraya asker gönderme ihtimali yok. İran kolay bir coğrafya değil. Stratejik anlamda tutulabilir de değil. Bu yüzden İran’ın sınırları neredeyse bin yıldır aynı, değişmedi. Pers kültürü hegemonik bir kültürdür. Büyük İskender fethediyor ancak sonra Pers oluyor. İran’da savaşın birkaç cephesi var. Bunların birincisi müthiş bir kültüre sahip olmaları. İkincisi sınırlarının değişmemiş olması. Ayrıca Amerika, İran’a karadan girmek için en az iki buçuk milyon asker toplamalı. Coğrafya kolay kuşatılabilir bir coğrafya değil. Örneğin Kiş’in üzerinde duruyorlar. Çok eski bir yerleşimdir. Buraya girmeyi planlıyorlar ancak buraya girerlerse çıkamazlar. O bölgenin İran ucu kum bataklıklarıyla dolu. Havadan gitse vurulurlar. Artık savaş sistematiği de değişti. İran 700 kilometre öteden dahi vurabiliyor. İsrail’i bile vuruyor. Bence hiçbir zaman ordu göndermeyecekler İran’a. ‘Ordu gönderecek alıştırma yapıyor’ deniyor ancak hayır. Çevre ülkeler de İran ile savaşılmayacağını biliyor. Türkiye de biliyor. Türkiye, kaybedeceğini biliyor. İran-Irak savaşı sekiz yıl sürdü. Hangisine toprak geçti ya da sınır değişti?”

'Avrupa’da siyasi değişimler görülecek'

Avrupa’nın İran’a saldıran ABD’ye destek verme gücünün bulunmadığını belirten Aral, AB ülkelerinin Rusya ile yakınlık kurmak istediği görüşünde. Aral’a göre Avrupa’da siyasi değişimler görülecek:
“Avrupa’nın destek gündeminde ise ‘Olsa dükkan senin hikayesi’ geçerli. Öyle bir güçleri yok. Fransa, uçak gemisini çalıştıracak paraya sahip değil. Fransa’nın parasal rezervleri erimiş durumda. Üstüne bir de enerji krizi eklendi ve endüstrileri durma noktasına geldi. Silah sistemi yapıyorlar ancak barutu Çin’den almak zorundalar. Globalleşen dünyadaki tek iyilik kimsenin kimseyle savaşı çok uzun sürdüremiyor olması. Avrupa bence Rusya’ya yaklaşmak istiyor. Avrupa’nın artık gidebilecek bir yeri yok. Kendi içlerindeki hırpalanma inanılmaz vaziyette. İtalya, İspanya, Macaristan sürekli söyleniyor. Avrupa’da gelecek yıl siyasi değişimler izleyeceğiz. Savaş söylemi olanlar siyasetten silinecek. İsrail’i koruyan siyasetçiler ortadan kalkmaya başlayacaklar. Gitgide kullandıkları jargonlar da düşmeye başladı. Rusya’ya, Müslümanlara karşı jargonları düşüyor. Çünkü Batı halkı sorunun kendi hükümetleri olduğunu anladı. Bugün Avrupa’da herkes IŞİD’in Amerika ve Avrupa tarafından beslendiğini biliyor. Asıl düşüş de burada başlıyor. Basın Batı’da yıkılmış durumda. İnandırıcılıkları yok. ‘Boomer’ dediğimiz kesim inanıyor. Onlar hala bu haberlere inanıyor ancak genç kitle bunları gözetmiyor. Yeni bir dünyaya giriyoruz. Eski dünyanın küçükleri, yeni dünyanın patronları olmaya başlayacak. Küçük Afrika ülkeleri, İran, Türkiye büyüyen güçler haline gelmeye başlayacak. Ancak Avrupa’nın yeri artık Rusya’nın yanı.”

'Türkiye bu provokasyonları atlatır'

Türkiye’nin savaşla ilgili provokasyona gelmeyeceğini ifade eden Aral, İsrail ile iş birliği yapan Kürt grupların Ankara’nın önemli bir sorunu olduğu görüşünde. Aral’a göre Türkiye, gelişmeler karşısında ‘dansöz’ pozisyonu sergilemek konusunda haklı:
“Türkiye bu provokasyonları atlatır. Ancak Türkiye’nin en büyük sorunu İsrail ile iş birliği yapan ve onların paramiliter gücü haline gelmiş Kürt gruplar. Hem Kuzey Irak’ta hem de Türkiye’deki Kürt gruplar kendilerini İsrail’in paramiliter gücü olarak görüyorlar. Türkiye’nin en zorlanacağı mesele bu. Türkiye, İran-Irak savaşında benzer bir tutum almıştı. Şimdi İran-İsrail- Amerika savaşında da iyi bir yerde duruyor. Bunu Rusya’nın tepkilerinden okuyorum. Bir kayma olmuş olsaydı Rusya tepki gösterirdi. Göstermediğine göre Türkiye olduğu yerde duruyor. Ancak Türkiye radikal bir karar vermek zorunda kalacak. Bence İran ile iş birliği yapma kararı verecek. Hatta buna Rusya da katkıda bulunabilir. Orta Doğu’daki dengesizliklerin ortadan kalkması gerekiyor. Amerika korsanlık yapıyor. İngiltere, Rusya’ya ‘Kuzey hattını ben tutarım para vermezsen geçemezsin’ diyor. Çin başka bir kara yolu projesi inşa ediyor. Bu proje anlaşmalı ülkeler içerisinden geçip Türkiye’den çıkıyor. Kürt paramiliter grupların bölgede sorun olduğunu görmeye başladılar. Türkiye bu savaşta dansözlük yapıyor. Ancak bunu yapmak zorunda. Bir tarafa fazla yaklaştığı an hasım olacak. Türkiye bu durumu atlatacak gibi duruyor.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала