- Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

‘Körfez ‘Yetti artık’ diyebilir, İran’ın şaka yapmadığını gördüler’

© SputnikCeyda Karan'la Eksen
Ceyda Karan'la Eksen - Sputnik Türkiye, 1920, 25.03.2026
Abone ol
Gazeteci Musa Özuğurlu’ya göre ABD-İsrail-İran savaşında çetin geçecek kısa bir sürecin ardından müzakere için umut verici bir sürece girilebilir. Güvenliğini ABD’ye teslim eden Körfez’in dahi savaşın bitmesini istediğini belirten Özuğurlu, İran’ın gücünün fark edildiği görüşünde.
ABD-İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı saldırılara güçlü karşılıklar veren İran, direncini sürdürürken Netanyahu dışındaki hemen her aktör savaşın bitmesine yönelik niyet bildiriyor. Tel Aviv yönetiminin talepleri sebebiyle girdiği belirtilen savaşta hedeflerine ulaşamayan ve tutarsız açıklamalarını sürdüren Trump’ın, kasım ayında yapılacak seçim öncesi bir ‘zafer’ ile Netanyahu’yu ‘ikna’ etmenin yollarını aradığı belirtiliyor.
İran’ın ABD üsleri ile petrol tesislerine yaptığı misillemeler sebebiyle ekonomik açıdan sarsılan Körfez ülkelerindeki hassasiyetler de savaşın sonlandırılması talebini güçlendirirken Orta Doğu’da kısa vadeli de olsa bir rahatlama ihtimali masada tutuluyor.
İran krizinin gidişatı ve savaş sonrası bölgede yeni düzen senaryosunu gazeteci Musa Özuğurlu ile konuştuk.

‘İran dahil herkes savaşın bitmesini istiyor’

Netanyahu dışındaki hemen her aktörün savaşın bitmesini istediğini belirten Özuğurlu, ABD’ye bu yönde bir baskı yapıldığını da söyledi. Özuğurlu, Trump’ın açıklamalarının tutarsızlığını hatırlatarak savaşın bitirilmesi yönünde umut veren bir tablo olduğunu ifade etti:
“Netanyahu’nun dışında şu anda aşağı yukarı herkesin savaşın bitmesini beklediğini söyleyebiliriz. Körfez ülkeleri zor zamanlar yaşıyor. Bütün petrol ithalatçısı ülkelerin, yollar ve güzergahların tamamının etkilendiği bir süreçten bahsediyoruz. Bu kalem de diğer bütün kalemleri etkiliyor. Herkesin savaşın bitmesini istediği bir aşamadayız. Buna İran da dahil. İran zaten böyle bir savaş istemiyordu. İsrail ve ABD’nin hedeflerinin İran’da rejimi değiştirmek olduğunu söylersek bu hedeflere ulaşamadıklarını söyleyebiliriz. İran tahminlerin ötesinde bir direniş gösterdi. İran’ın çok büyük kaybı var ancak yapısal olarak kendilerini zayıflatacak bir aşamaya gelinmesine de izin vermediler. Bu görüldüğü için birçok ülke ABD’ye ‘Artık yeter, bitirin’ baskısı yapılmaya başlandı. Trump’ın kendisi de başarısızlığa gittiği için bunu görmeye ve geri adım atmaya başladı. Trump’ın son açıklamalarını doğru kabul edemeyiz. ABD bu saldırıyı; İran’ın, Umman’ın arabuluculuğunda yapmış olduğu görüşmelerde Trump’ın bazı isteklerine ‘Evet’ dediği, anlaşmanın ilan edilmesinin beklendiği bir dönemde yaptı. Dolayısıyla önümüzde Trump’ın söylediğiyle yaptığının farklı olduğuna dair çok yakın bir örnek var. Ancak sürece ilişkin olumlu düşünüyorum. Önümüzdeki dört-beş günün çetin olacağını ancak umut verici durum içerisinde olduğumuzu da söyleyebilirim. Trump Netanyahu’yu nasıl ikna edecek bu önemli. Belki de rest çekip zor kullanacak. Trump karşı mı çıkıyor ya da Netanyahu ile aynı fikirde mi bilmiyoruz. Trump ‘Siz beni kandırdınız’ der gibi konuştu. Dolayısıyla birilerini suçlamaya başladı. ABD’de İsrail nedeniyle savaşa girildiği fikri baskın. Önümüzdeki birkaç gün ABD’nin tavrı açısından belirleyici olacak. ABD iç politikasında da değişiklik olabilir ve birtakım isimler gidebilir. Orta Doğu’da da yeni bir aşamaya gelinecek gibi duruyor. Bu mevcut düğüm önümüzdeki dönemdeki birtakım olasılıkların billurlaşmasını da getirebilir. Uzun vadeli olarak bunu söylemek mümkün değil ancak kısa vadede bir rahatlama yaşanacağını tahmin ediyorum.”

‘Yapısal olarak Batı’ya bağlı olan Körfez, Çin gerçeğini de görüyor’

Özuğurlu, güvenliğini ABD’ye teslim eden ve İran’ın güçlenmesini tercih etmeyecek Körfez’in dahi mevcut tablodan rahatsız olduğu görüşünde. Özuğurlu’ya göre İran’ın yok edilemeyeceğini gören Körfez, Çin’in yükselişinin de farkında:
“Körfez hattı ‘Yetti artık’ diyebilir çünkü Orta Doğu’da işlerin mantıksız bir şekilde yürüdüğü görüşü hakim. ‘ABD-İsrail’in İran’a saldırmasına gerek var mıydı?’ sorusu ciddi şekilde soruluyor. Birleşik Arap Emirlikleri, Arabistan, Bahreyn, Kuveyt, Lübnan basınını gözden geçirdim ve hiçbirinde İran’a dönük çok sert başlıklar görmedim. Elbette hepsini okuyamadım ancak gördüklerim arasında kendilerinin dışında bir süreç devam ettiği ve tarafsız gözlem yaptıkları yönünde içerikler vardı. Körfez ülkelerinin bu meseleye çok sıcak bakmadığı ortada. Körfez’in ABD ile uzun yıllardan bu yana sıkı bir iş birliği söz konusu ve Amerika oraya yerleşmiş durumda. Bunun önüne geçemezlerdi. Öte yandan Çin’in birkaç yıldan bu yana etkili olmaya başladığı bir süreçten de geçiyoruz. Bu ülkelerin de alternatifsiz bir dünyada yaşamak istemediklerini de görüyoruz. Tabii ki tamamen gözlerini farklı bir yere çeviremezler ve Batı’ya yapısal olarak bağlılar ancak gerçeği de görüyorlar. Körfez’in İran ile tarihsel, dinsel, ekonomik olarak rekabetleri de var. Hatta Fars-Arap anlamında bir rekabet de mevcut. Suudi Arabistan ile İran birbirlerine anlayışla yaklaşmaya başlamıştı. Bu diğer Körfez ülkeleri için de geçerliydi. Dolayısıyla bu rekabeti de göz önüne aldığımızda İran’ın güçlü olmasını istemeyeceklerini görüyoruz. İran’ın somut, doğrudan cevap verebilen bir tehlike olduğunu da gördüler. ABD’nin İran’a saldırmasını da mantığa oturtamıyorlar. Deyim yerindeyse Körfez’e göre ‘Gül gibi geçiniliyordu’ ancak İran’ın şaka yapmadığını da gördüler. Bir taraftan buna zorlandılar diğer taraftan da başlarına neden bunun geldiğini düşünüyorlar. Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn daha sert bir söylem içindeydi. Ancak bu ülkeler aynı zamanda İran’ın kendi topraklarını değil, İran’ın daha önce tehdit ettiği Amerikan varlıklarına yönelik saldırılar yaptığını da çok iyi biliyorlar. Pezeşkiyan’ın Körfez’e dönük ‘Düşmanlığımız yok’ açıklaması da bu görüşümü destekliyor. İran’ın şu anda zayıflamış olması Körfez açısından olumlu ancak İran’ın yok edilemeyeceğini gördükleri için de meselenin bitmesini istiyorlar.”

‘İran karşıtları yumuşadı, ABD karşıtları sertleşti’

28 Şubat’tan bu yana geçen süreçte İran karşıtlığında tonun azaldığı, ABD karşıtlığının ise sertleştiğini belirten Özuğurlu, bunun Tahran yönetiminin direnişiyle alakalı olduğunu söyledi. Özuğurlu’ya göre ABD’nin yaptırımları kaldırması halinde İran diplomatik ilişkileri geliştirme tavrı gösterebilir:
“Orta Doğu ile ilgili ne konuşulduğunu tartışırken hep dile getirdiğimiz bir şey var. Propaganda yapan bir basın var. Bir de bunların karşısında yer alan basın var. İkisi çok farklı şeyler söylüyor. İran’a kendisini yakın hisseden ya da haklı gören medya kesinlikle ABD’nin bölgeden çekilmesi gerektiğini savunuyor. Bunun tersini savunanlarda ise eski ton yok. İran’a karşı ciddi eleştiriler yapılıyordu ve ağır ifadeler kullanılıyordu. Ancak bu günlerde bunu görmüyorum. Bu devletlerin yönetimlerinin tarafsız kalmaya çalıştığını ya da meseleye zayıf bir dozajla baktıklarını görüyorum. İran karşıtlarının yumuşadığını, ABD karşıtlarının daha da sertleştiğini görüyoruz. Bu İran’ın direnişiyle ortaya çıktı. İran’ın, ABD’yi Körfez’den çekme durumunu çok mümkün görmüyorum. ABD’nin Körfez’den çekilmesi pek mümkün görünmüyor. Körfez ülkeleri sadece ABD ile değil Batı blokuyla iş yapan ülkeler. Uzaktan görünen bir Çin gemisi de var ve bunu da gözardı edemiyorlar. Bunu gözardı edememelerinin sebebi kendi kaynaklarının da gelecekte zayıflama ihtimali. Farklı ekonomik seçenekler üzerinde durmak ve iki tarafı da tutmak istiyorlar. Amerika’nın Orta Doğu’daki varlığıyla birlikte bunu yapacaklar. ABD, daha önce yaptığı gibi Netanyahu’nun ya da yeni gelecek yönetimin tezlerine doğrudan bağlanmaksızın bölgeye anlayışlı bakabilir ve buna İran da dahil. İran’ın buna karşı olacağını da düşünmüyorum. ABD şu an Obama döneminde olduğu gibi yaptırımların kaldırılması gibi tavırlar gösterse İran derhal Amerika ile diplomatik ilişkiler geliştirir. İran, ‘Biz sizi istemiyoruz’ tavrında değil, ‘Biz sizin politikalarınızı istemiyoruz’ tavrında. Dolayısıyla bu politikalardan geri adım atıldığında İran’ın Amerika’nın varlığını oranın bir gerçeği olarak kabul edeceğini düşünüyorum.”

‘Netanyahu’nun önerisi kabul görebilecek bir öneri değil’

Netanyahu’nun ‘alternatif enerji yolları’ önerisini gerçekçi bulmayan Özuğurlu, projenin yatırım açısından hayata geçirilebilir olmadığı görüşünde:
“Katar Emiri’nin, Umman’ın batısından okyanusa açılacağı kanal projesini hatırlayalım. ABD-İsrail’in IMEC projesi de. Bunlar gerçekçi durmuyor. Boru hatları da önemli ancak bu projeler trilyonluk projeler. Bunları gerçekleştirmek kolay değil. Körfez ülkeleri açısından bu projeler gerçekçi değil. Suudi Arabistan’ın batısında bir liman var. En doğusundan en batısına boru hattı var ve oradan ihracat 4 milyon varile çıkmış. Suudi Arabistan bunu geliştirmeye çalışıyor ancak yeterli değil. Kızıldeniz Suudi Arabistan açısından güvenli değil. Orada Yemen var. Orası da ikinci bir Hürmüz olabilir. Bunlar çok makul ve yatırım açısından hayata geçirilebilir görünmüyor. ‘The Line’ hattı vardı örneğin. Suudi Arabistan’dan çıkıp Suriye üzerinden Akdeniz’e açılacaktı. Ancak Suriye karşı çıktığı için Amerika Suriye’de darbe yapmıştı. Bunlar hemen hayata geçirilemeyeceği için pek kabul görülebilecek bir şey değil. Ayrıca Körfez’in İran’a karşı kullanılabilecek bir gücü ve ordusu yok. Bahreyn’in yüzde 80’i Şii. Bu Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt için de geçerli. Buralarda ciddi bir Şii nüfus var. Biraz da bu meseleye karışmak istememeleri bundan kaynaklanıyor. Demografileri de buna izin verecek durumda değil.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала