‘Enerji ve petrol krizinin sonu Üçüncü Dünya Savaşı’na kadar gider’

© Sputnik
Abone ol
Enerji Uzmanı Ali Arif Aktürk’e göre 28 Şubat’tan bu yana devam eden süreç sonucu yaşanan enerji ve petrol krizinin uzaması tüm dünya için felaket senaryosu anlamına geliyor. Aktürk; kriz sonucu yaşanacak enflasyon, durgunluk ve işsizliğin, dünyayı Üçüncü Dünya Savaşı’na kadar sürükleyebileceği görüşünde.
Trump ve Netanyahu yönetiminin 28 Şubat’ta İran’a başlattığı saldırılarla tırmanan Orta Doğu gerilimi, Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklık ve küresel enerji arzındaki kesintiler, dünyayı oldukça derin bir enerji krizi ve tedarik felaketine sürüklüyor. İran’ın Körfez’deki ABD üsleri ile petrol tesislerine düzenlediği misillemeler ve Hürmüz’deki aksaklık petrol fiyatlarında artışa sebep olurken bu gelişmeler sadece enerji fiyatlarını değil ham maddesi petrokimya olan tüm sektörleri tehdit ediyor.
Küresel ticaret ağlarının merkezindeki Körfez ekonomilerinde sert bir daralma ve büyüme rakamlarında gerileme öngörülürken bu dalgalanmadan en çok etkilenecek ülkelerin başında gelen Türkiye’de, artan üretim maliyetlerinin domino etkisiyle enflasyonist baskının şiddetini artırması ve ekonomik istikrarın ciddi bir sınav vermesi bekleniyor.
Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeler ile enerji krizinin akıbetini Enerji Uzmanı Ali Arif Aktürk ile konuştuk.
‘Fiyat artışı stagflasyon riski yaşatacak’
Hürmüz’deki kısmi tıkanıklıktan petrolün yanı sıra petrolün yan ürünlerinin tedarikinin de etkilendiğini belirten Aktürk, ateşkes olması halinde dahi petrol üretim tesislerinin eski haline dönmesi için zaman gerektiğine işaret etti. Aktürk’e göre fiyatlamaların bu seviyede sürmesi stagflasyon riski yaratacak:
“28 Şubat’ta Trump yönetiminin amacı belli değildi. ABD ve İsrail İran’a rejmi değiştirmek için mi, İsrail’in güvenliği için mi, İran’daki petrole çökmek için mi yoksa Çin’in yaşamsal enerji kaynaklarını sekteye uğramak için mi girdi bilinmiyor. Bu durum petrol ya da doğalgaz krizinden öteye doğru gitti. 28 Şubat’tan bu yana Hürmüz Boğazı’nın içinde ve dışında bekleyen petrol tankerleri var. Petrokimya ve kuru yük gemileri de beklemede. Aslında fiili olarak Hürmüz’ün kapatılması söz konusu değil ara ara gemiler geçiyor. Operasyon başladığından beri de Çin yaklaşık 16 milyon varil petrol çıkardı. İran tankerleri vuracağını söylüyor ancak şu ana kadar 22 tane gemi ve tankere bir operasyon yapılmış. Bunların sadece dört tanesine insansız hava taşıtlarıyla saldırıldığı kayda geçmiş. Diğerlerine daha çok elektronik karartma ve uyarılar yapılmış. Bu olay risk primini artırdı. 28 Şubat’ın başında Londra’daki Lloyd’s of London ve sigorta kulüpleri önce savaş risk primini yavaşça yükselttiler. Tanker başına birkaç milyon dolara ulaşan sigorta primleri ortaya çıktı. Şu anda da savaş riskini tümüyle sigorta dışı bıraktılar. Bu çok önemli bir risk. Bir armatör, 200 milyon dolar değerindeki tankeri içindeki yükle birlikte 350-400 milyon dolarlık değerle taşıyor. Bu değeri de şansa taşımıyor. Normalde orada 20,5-21 milyon varil akıyorken şu an 3-4 milyon akıyor. Ancak orada sülfür, sülfürik asit, alüminyum gibi petrolün yan ürünleri de etkileniyor. Bunlar tüm dünyanın üretim sektörlerinin tedarik maddesi. Şu anda tedarik etkilenmeye başladı. Rafineriler de yüzde 30-40 kapasiteli çalışmaz. Petrol tedarikinde yüzde 55-60’ın altına düşülürse o rafineri kapanmak zorunda kalır. Bunu ayağa kaldırmak da kolay olmaz. Bugün bir ateşkes olsa herhangi bir petrol üretim tesisinin tekrar eski rejimine dönmesi en az 2,5-3 haftayı bulur. Ben şu tabloda 150 dolar olasılığını uzak görmüyorum. Buna çıkıp inmek farklı. Vadeli işlemler piyasalarında manipülatif hareketlerde de bulunuluyor. Uzun vadeli seviyelerde sürmesi durumunda hem enflasyonist hem de durgunluktan dolayı ciddi bir stagflasyon riski yaşanır.”
‘Faizlerin indirilmesi başka bahara kalacak’
Savaşın petrol fiyatları üzerindeki etkisi sebebiyle Körfez ekonomisinde küçülme öngörüldüğünü paylaşan Aktürk, Amerika’nın da bu tablodan etkileneceği görüşünde. Aktürk, önümüzdeki kışa kadarki sürece kadar sorunların çözülmemesi halinde oluşacak tabloyu ‘felaket’ olarak nitelendirdi:
“Goldman Sachs raporunda ‘2 ay fiyatlar böyle sürerse Katar ve Kuveyt yüzde 14, Suudi Arabistan yüzde 3, Birleşik Arap Emirlikleri yüzde 5 küçülecek’ dedi. Bunun dünya ekonomisine etkileri çok daha fazla olacak. ABD’nin petrol geliri var ancak ciddi bir petrol tüketicisi aynı zamanda. Bugün petrol 120 dolar üzerine ulaşırsa Amerika’da galon beş doları geçer. Tüketici de Amerika’da homurdanmaya başlar. Üstelik önümüz kasım ve seçim var. Başka bir çalışmaya göre eğer 110 dolar seviyesinde devam edilirse Amerika’daki enflasyon ise yüzde 3,5’a ulaşacak. 130 dolarda devam ederse 3,9, 150 dolara ulaşırsa 4,3’e varacak. Trump faizleri indirsin diye Fed başkanının ensesinde boza pişirdi ancak hal böyle olunca faizlerin indirilmesi de bir başka bahara kalacak. Bu sadece Amerika’ya etkisi. Katar, doğalgazda dünyanın yüzde 20’sini tek başına tedarik ediyor. Gazını da Uzak Doğu’ya satıyor. Dünyada üç tane fiyat merkezi var. Bunların ilki ABD’de diğeri Avrupa’da bir diğleri de Uzak Doğu’da. ABD’deki Henry Hub diğerlerinden biraz ayrışıyor ancak Avrupa’daki TTF ve JKM birbiriyle koordine. Uzak Doğu kargoyu tedarik etmek için Atlantik’te dolaşan kargolar üzerine prim verilerek çevrilmeye başlandı. Oradaki kargo Pasifik’e yönlendirildiğinde mesafeden ötürü kapasite sıkıntısı da ortaya çıkacak. ABD’den bir yere giden LGN tankeri 18 günde gidip 18 günde dönebiliyordu. Ancak bu rota Uzak Doğu’ya çevrildiğinde sırf gidiş 35 gün sürecek. Kapasite bir anda yarıya düşmüş olacak. Tanker kapasitelerinde de ciddi sıkıntılar başladı. Şu anda LNG tankerlerinde günlük 300 bin dolarlar görüldü. Atlantik’te çevrilen kargo 35 günde Uzak Doğu’ya gittiğinde 300 bin çarpı 35 yapılmalı ve bu sadece gidiş. Sigortalar da arttı. Gidişat çok iyiye doğru gitmiyor. Bu iş altı aya uzarsa dünya için felaket olur çünkü Kuzey Yarım Küre tekrar kışa girmiş olacak. Kışın Türkiye ve Avrupa olmak üzere gaz talebi olacak. Ekonomiler de elektrik fiyatları da etkilenecek. Yüksek enflasyon, durgunluk ve işsizliğin tek çözüm yolu Üçüncü Dünya Savaşı olur diye düşünüyorum.”
‘Bu işin çıkışı Trump’ın kendini harcaması ve kasımdaki seçimlerde zar atması’
Enerji krizinin çözülmesinin büyük oranda Trump’ın inisiyatifinde olduğunu ifade eden Aktürk’e göre mevcut durum ABD’de kalıcı enflasyona da sebep olabilir. Aktürk, kasım ayındaki seçimleri de izlemek gerektiği görüşünde:
“Trump ya kamuoyuna ‘hedeflerimi vurdum ve gerçekleştirdim, geri çekiliyorum’ diyecek. Ancak bu tabloda da Körfez ülkelerini kaybeder. Körfez onlarca yıldır ABD’den çok fazla silah alıyor. ABD’nin bölgedeki tüm etkisi gidecek. İkinci seçenek kara harekatı ancak bunun içinden çıkabileceklerini düşünmüyorum. İran’ın çok iyi hazırlandığını görüyoruz. İran’da kara harekatı çok zor. Üçüncü seçenek ise nükleer silah kullanmak. Bunun sonuçlarını öngöremiyorum. Bu işin çıkışı Trump’ın kendini harcayarak ‘Ben hedeflerimi gerçekleştirdim eyvallah’ demesi ve kasım seçimlerinde de zar atması. Hürmüz’den korumasız geçen tankerler var ve Hindistan ile Çin’e gidiyorlar onay alarak. Hürmüz menziline savaş gemisi girdiğinde İran kesinlikle saldıracaktır. Orada biriken 700 tanker var. Oraya kaç tane savaş gemisi yığabilirler ki? Avrupa Birliği’nden de oraya savaş gemisi gönderme konusunda olumlu cevap gelmedi. Bu iş savaş gemileriyle çözülecek iş değil. Şu an savaş riski dahi sigorta edilmiyor. Londra belki birtakım fonlar yaratarak risk ihtimallerini çözebilir. Finansal çözümleri değerlendirseler daha yapıcı olabilirler. Trump bu konuda bir açıklama yaptı ve buradaki savaş riskini yeniden karşılamak için 357 milyar dolar gerektiğini söyledi. Bu işler Amerika’da aylık ve yıllık sayıya bakılarak değerlendiriliyor. Ham petrol 90 dolar seviyesine çıkarsa yatırımlar artar. Ancak 120 dolar seviyesinde devam ederse enflasyon da Amerika’da kalıcı olur, Fed faizleri artırma trendine gider ve resesyon riski başlar. 140-150 dolarlarda ise talep yıkımı olacaktır. Global resesyonla birlikte ise ABD ekonomisinde de kalıcı resesyon olur. ABD şirketleri için 90 dolar mantıklıdır ancak bundan yukarısı onlar için de tehlikeli.”
‘Türkiye’nin eylülden sonra depoya gaz atması gerek’
Mevcut enerji ve tedarik krizinden Türkiye’nin de etkileneceğini ifade eden Aktürk, enflasyon ve cari açıkta artış yaşanacağını söyledi. Aktürk’e göre Türkiye yaz dönemini rahat geçirse de havaların soğuduğu dönemde İran’dan gaz akışı girmek zorunda:
“Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler fiyat bazında etkilenecek. Türkiye’nin Körfez’den ciddi bir petrol tedariki yok. Türkiye; Rusya’dan, Kazakistan’dan ve Irak’tan petrol alıyor ancak bunun bir de doğalgaz ayağı var. Bu tümüyle petrolden ayrışıyor. Fiziki olarak petrol ve ürünlerinde bir sıkıntımız yok. Biz Kazakistan ve Rusya’dan petrol alıyoruz ancak onlar da bize petrol fiyatları yükseldiğinde yüksek fiyattan verecek. Bu cari açığa bu seviyelerde devam ederse ilave 16 milyar dolarlık bir yük. Yine bu fiyat seviyeleri enflasyona artı yüzde beş ekletir. Bu seviyeler bu yıl devam ederse Türkiye’de TÜİK enflasyonu yüzde 35’i geçeceğini düşünüyorum. Gaz tüketimi önümüz yaz olacağı için kısmen düşer. Hidroelektrik santralleri iyi çalışacak bu yıl. İran gazı da kesilse bahar ve yaz dönemini rahat geçiririz. Ancak eylülden sonra depoya gaz atmamız gerekir ve gaz talebimiz artar. Bunu da Rus ve Azeri gazıyla yaparız ancak kış günlerinde İran’dan fiziki olarak gaz girmek zorunda. Türkiye’de havalar bir anda soğuyunca günlük tüketim 350 milyonu geçebiliyor. İran gazının kışın girmesi gerekiyor. Türkiye’nin kış döneminde yaklaşık 54-55 tane spot kargo alması gerekiyor. Önümüzdeki kış tüm dünyada spot kapanın elinde kalacak. Hem fiyatlar yüksek olacak hem de tedarikte sıkıntılar yaşanabilecek. Türkiye önümüzdeki kasım ve aralıktan sonra sıkıntı yaşayabilir. Türkiye’deki gaz tedariki TTF’e endeksli ve o 55 Euro’larda. Kış döneminde bunlar 70-80’leri bulabiliyor. 300 Euro’ları göreceğini sanmıyorum ancak 70-80’ler bile yıkıcı olur.”

