‘MAGA’cılar bölünmüş durumda, Trump hedeflerinin hiçbirine ulaşamadı’

© Sputnik
Abone ol
Gazeteci Gökhun Göçmen’e göre Beyaz Saray içerisindeki MAGA’cılar arasında bir kriz yaşanıyor. Göçmen; İran’da hedeflerinin hiçbirine ulaşamayan Trump’ın, ‘iki cephede savaşamayacağını’ dünyaya ilan ettiği görüşünde.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı saldırıların iki haftayı aşan bilançosu, Washington’un bölgedeki ‘rejim değişikliği’ ve ‘enerji koridorlarını kontrol etme’ stratejik hedeflerinin ciddi bir dirençle karşılaştığını gösterirken Donald Trump yönetiminin mühimmat kapasitesi ve siyasi birlik konularında yaşadığı derin çatlaklar savaşın seyrini küresel bir krize dönüştürüyor.
ABD'nin rejimi içeriden çökertme ve Hürmüz Boğazı ile petrol vanalarının kontrolünü ele geçirme planı, İran’ın boşalan kadroları hızla doldurup İsrail ve bölgedeki Amerikan üslerine sert yanıtlar vermesiyle stratejik bir çıkmaza sürüklenmiş durumda. Trump’ın ‘sınırsız mühimmat’ iddialarına karşın Pentagon’un Asya’daki kritik savunma sistemlerini Orta Doğu’ya kaydırmak zorunda kalması, ABD’nin tek cepheli bir savaşı bile sürdürme kapasitesinin dahi sorgulanmasına yol açtı.
İran’ın ABD ve İsrail’e verdiği sert karşılıklar ile Batı Asya jeopolitiğindeki kırılmaları gazeteci Gökhun Göçmen ile konuştuk.
‘İran’ın Körfez hamlesi Trump’ı şaşırttı’
ABD’nin, İran’da da Venezuela benzeri bir operasyon hedeflediğini belirten Göçmen, Tahran yönetiminin 12 Gün Savaşları’nda yaşadığı kaybı doldurduğunu işaret ederek verilen sert yanıtlara işaret etti. Göçmen; Trump’ın, İran’ın Körfez’deki ABD üslerini vurması hamlesini de beklemediğini söyledi:
“İki haftalık süreç, savaşı değerlendirmek için bize yeterli done sundu. ABD’nin yola çıkarkenki planı Venezuela’yı tatbik etmekti. Venezuela’da yaşananların İran’da da yaşanmasını planlıyorlardı. ‘Hizbullah ve Hamas’a yaptığımız gibi İran’da da liderliği ortadan kaldıracağız, rejimin halkla bağlantısı yok bunlar kağıttan kaplan. Kağıttan kaplan dağılınca halk rejimi devirecek. İçerden bizimle çalışmak isteyen ekibi kuracağız’ diye düşünüyorlardı. İran’da petrol vanasının başına oturmak istiyorlar. Dünyada petrol akışını yani ABD’nin kontrolünde olmayan iki bölümden bir tanesini bire indirmiş olmayı hedefliyorlardı. Bir diğer bölüm ise Grönland. ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nde ‘Biz Batı yarımküreye çekiliyoruz’ deseler de enerji ve uluslararası ticaret rotasını kimseye bırakmamak şartı vardı. Dolayısıyla Hürmüz Boğazı’nda hamle yaptılar. Bunun yanına İsrail’in güvenliği de konulabilir. İki haftanın sonunda biz İran’ın başı kesilmiş tavuk gibi olmadığını gördük. 12 Gün Savaşları’nda birkaç gün tereddüt yaşayan İran’da bu kez boşalan pozisyonlar hemen dolduruldu. Sert yanıtlar verdiler. Önce bunu bölgesel bir savaşa çevirdiler ve İsrail’i vurdular. Körfez’de Amerikan üslerini hedef aldılar ve bu hamle Trump’ı çok şaşırttı. Hürmüz kartını da masaya koydular ve bölgesel savaşı küresel bir kriz haline getirdiler. 14 günün sonunda ABD Başkanı Donald Trump stratejik hedeflerinin hiçbirine ulaşamamış gözüküyor.”
‘Rubio, Trump’ın ‘sınırsız mühimmat’ iddialarını yalanladı’
Göçmen’e göre ABD, İran savaşıyla birlikte ‘iki cephede birden savaşamayacağını’ itiraf etmiş durumda. Göçmen, Trump’ın ‘sınırsız mühimmat’ iddialarının bizzat Marco Rubio tarafından yalanlanmasına şu sözlerle işaret etti:
“Trump, ‘Yeteri kadar mühimmatım ve zamanım var’ dedi. Ancak ikisi de gerçek dışı söylemler. Bu savaş önce gerçekleri öldürdü ve birçok yalana tanıklık ettik. Trump’ın bu sözleri de onlardan bir tanesi. Trump’ın sınırsız mühimmatı yok. Bunu ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da itiraf etmişti. Rubio, ‘İranlılar ayda 100 tane füze yapabilirken biz ayda 6-7 kadar füze yapıyoruz. Buna bir de İran’ın dronelarını ekleyin’ demişti. ABD Genelkumay Başkanı da bu yönde bir açıklama yapmıştı ve Trump onu yalanlamıştı. Bunun ötesinde ABD’nin sınırsız mühimmatı olsaydı Asya’daki en yakın müttefikini ortada bırakmazdı. Japonya’daki mühimmatını aldı Arap denizine taşıdı. THAAD füzelerini Güney Kore’den söküp onları Orta Doğu’ya getiriyor. ABD bütün dünyaya ‘Ben iki cephede birden savaşamam hatta tek cephede kazanacağımın da garantisi yok’ diyor. Askeri kapasite ve siyasi etkisi açısından Rusya ve Çin’in çok gerisinde olan İran devletine karşı dahi. Çin ve Rusya ile hesaplaşması ihtimalini düşünemiyorum. Bu sırada Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, beş bin tonluk gemisinden füze atarak Japonya ve Güney Kore’ye ‘el salladı.’ ABD, İran’ı dağıtacağını söylemişti. İnatla yurt dışında çalışan İran diplomatik personeline ‘Bari siz bize sığınma talebinde bulunun da içeriyi karıştıralım’ dedi.”
‘MAGA’cılar ortadan ikiye ayrıldı, İran’da komut akademisi bir arada’
Beyaz Saray’ı bir ‘cadı kazanına’ benzeten Göçmen, ‘Amerika’yı yeniden büyük yapmak’ fikrinde ciddi ayrımlar olduğu görüşünde. Göçmen’e göre buna karşın İran’da yapılan Kudüs Günü yürüyüşü, Tahran yönetimindeki birliğin en önemli işaretlerinden biri:
“ABD’nin içerisinde çeşitli tartışmalar var. MAGA’cılar ortadan ikiye ayrılmış durumda. ABD siyasetinde başkan yardımcıları çok önemlidir. Bush deyince aklımıza Dick Cheney, Obama deyince Joe Biden gelirdi. Savaş zamanlarında başkan yardımcılarının rolü daha fazladır ve normalde açıklamalarıyla savaşın yüzü olurlar. Ancak JD Vance 72 saat sustu. Daha sonra dostlar alışverişte görsün misali ‘Bu uzun bir savaş olmayacak, İran nükleer silah sahibi olmayacak, geçmişteki başarısız savaşlar şu anda da başarısız olacağımız anlamına gelmez’ dedi. Şimdi bunlar 2028’de de Cumhuriyetçi Parti’nin adayı olmak istiyorlar ancak Trump basın toplantısında ‘JD Vance biraz heyecansız, onunla felsefemiz farklı’ dedi. Aslında JD Vance’in felsefesi MAGA’nın felsefesi olarak tanıtılmıştı. JD Vance, ‘Donald Trump’ın en büyük başarısı hiç savaşa girmemektir’ demişti ancak öyle olmadı ve günün sonunda JD Vance’in daha az görünür olduğunu gördük. Tucker Carlson da MAGA’nın yüzü olarak gösterilmişti örneğin. Putin ile uzun zaman sonra röportaj yapan gazeteciydi. Carlson, ABD’nin İsrail’in teolojik inanışlarını nasıl onayladığını anlatmıştı. New York Times’a göre savaş çıkmadan Trump ile görüşen Carlson etkili olamadı ve doğru bildiğini söylediği için Trump Carlson ile ilgili ‘O yolunu kaybetmiş ve MAGA’cı değil’ dedi. MAGA denilen şey bütün bir yapı değil ve Rubio savaşın yüzü olmaya başladı. Pete Hegseth ise savaşın poster çocuğu oldu. Beyaz Saray’da sınırlı bir zafer çizmek ve savaştan çıkmayı isteyenler var. Karmaşık bir Beyaz Saray ile karşı karşıyayız. Beyaz Saray cadı kazanı gibi kaynıyor. Buna karşı Dünya Kudüs Günü vesilesiyle İran’da düzenlenen yürüyüşlere baktım ve orada bölünmüş bir İran görmedim. İsimler arasında görüş farklılıkarı olsa da komut akademisinin dağılmadığını gördük.”
‘Trump’ın kurduğu oyun başarılı olamadı’
Göçmen’e göre Trump’ın İran’ın füzelerinden ötürü endişelenmesinin bir sebebi de Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemiler. Göçmen, İran’da rejim değiştiremeyen Trump’ın, Rusya’ya dönük yaptırımların kısmen kalkmasına dahi sebep olduğu görüşünde:
“Öte yandan Hürmüz meselesi de var. MAGA’nın dağılmasının yanı sıra savaş baronlarına da tanıklık ettik. Dünyada Hürmüz Boğazı sanki gizliymiş gibi bize saatlerce yalan söylediler ve satış yaparak para kazandılar. Bir sürü ülkenin uydusu Hürmüz’ü görüyordu ve 3 bin 200 tane gemi vardı o çevrede. Birleşik Krallık’ın deniz ticaret operasyon birimi var ve onlar her şeyi tespit edebiliyor. Bütün bunlara rağmen Reuters gibi ajanslar ‘Mayın döşüyorlar’ haberi yaptı. Petrol fiyatları düştü ve bu sırada açığa satış yapanlar ceplerini doldurdu. Daha sonra ise söz konusu tweet silindi. Bunlar savaş baronu. Finansal piyasalarda dünyada yapılan petrol ticaretinin 20 katı kağıt dönüyor ve bu insanlar buradan para kazanıyorlar. Ayrıca İran Hürmüz Boğazı’nı kapatabilir de mayınlayabilir de. Amerika’nın ‘Donanmamız onlara eşlik edecek’ demesi hiçbir şeyi değiştirmiyor. Hürmüz Boğazı’nın 420 kilometre İran’a kıyısı var. Oradan geçecek gemi kıyıdan 20 kilometre uzakta gitse dahi İran füzeleri orayı vurabilir. Trump bu sebeple füzeler meselesine bu kadar takılıyor. Günün sonunda Trump öyle bir oyun kurdu ki hem İran’da rejim değiştiremedi hem de Rusya’ya dönük yaptırımları kısmen de olsa kaldırmak zorunda kaldı. ‘Büyük stratejist’ diye buna derim.”
‘Kriz Çin için derinleşirse, Pekin devreye girer’
Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin Çin’i kısa vadede etkilemeyeceğini ancak krizin derinleştiği tabloda Pekin’in de devreye girebileceğini belirten Göçmen; Wang Yi’nin, Trump’ın ‘ABD-Çin’ teklifinin reddedilmesine işaret etti:
“Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler Çin’i kısa vadede etkilemeyecek. Putin de Rus şirketlerine ‘Dostlarımızın enerji sıkıntısı yaşamasına izin vermeyelim’ dedi. Yani arzı artırabilir ve Orta Asya üzerinden gönderilen miktar çoğalabilir. Çin de sıkıntı yaşayacaksa belki daha aktif olarak rol alabilir. Çünkü günün sonunda olan biten her şey Çin’e yapılan bir hamle. ABD’nin temel amacı vananın başında oturmak ve ticaret rotalarını kontrol etmek. Çin’in en büyük korkusu Tayvan üzerinde ABD, Japonya, Güney Kore donanmasıyla yaşayacağı bir çatışma değil. Orayı bloke edip abluka uygulayabilir ve biz o bölgede çatışma dahi izlemeden Tayvan bu meseleyi çözmüş olur. Ancak Çin’in korkusu buradan çıkacak krizle birlikte ABD’nin Malakka Boğazı’nı kapatması. Hürmüz’ü de böyle düşünebiliriz. Hürmüz ABD’nin kontrolüne geçse bile ilerde ne olacak? Çin’in uzun vadeli bir bakış açısıyla bu noktaya yaklaşması gerek. Muhtemelen böyle yaklaşıyorlar. Kriz Çin için de derinleşirse devreye girmeleri sürpriz olmaz. Çin’de iki toplantı yapılıyor ve bu Çin için çok önemli. Yılda bir kez düzenlenir. Çin Komünist Partisi beş yılda yedi kez toplanıyor ve dördüncü toplantısını yaptı. Bu toplantıda beş yıllık kalkınma planı ele alındı. Bu toplantının sonunda Çin Dışişleri ya da Çin Başbakanı soruları yanıtlar. O toplantıda üstü kapalı şekilde ‘Amerikalıların G2 teklifi var, ne düşünüyorsunuz?’ diye soruldu. Trump, ‘G2 başlıyor, biz dünyadaki meselelere ilişkin ABD ve Çin olarak karar alacağız’ demişti. Çin’de bu sorunun kendi önemi kadar sorulduğu zaman da önemli. Wang Yi, ‘Dünyanın üzerinde 190’dan fazla ülke var. Tarihi iki devlet değil bütün halklar birlikte yazmalı’ diyerek Trump’ın önerisi elinin tersiyle itti. Çinlilerin bunu reddetmesi önemli. Busan’da yapılacak toplantıda konuşulacak başlıklardan biri de bu gündem olabilir. Trump Birleşmiş Milletler’i devre dışı bırakmaya çalışıyor ve Çin ile farklı bir model deniyor. Ancak Çinliler gelecekte nasıl bir dünya kurulacağını Amerika’nın tekliflerine göre değerlendirmek istemiyor. Wang Yi, İran ile ilgili de ‘Orman kanunlarına dönmemeliyiz’ dedi. Bunlar Washington’a önemli mesajlardı.”
‘Türkiye’ye karşı hamle yapmak İran’ın çıkarına değil’
İran’dan atıldığı söylenen ve Türkiye’ye düşen füzelerle ilgili konuşan Göçmen; Tahran’ın, Ankara’yı karşısına almak istemeyeceğine vurgu yaptı. Türkiye’nin sıkıştırılmak istendiğini ifade eden Göçmen, sahte bayrak operasyonlarına işaret etti:
“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mezhep çatışmasına kapıları kapatan mesajlar olumlu. Devlet Bahçeli, ‘Siyonist eşkiyalık’ ve ‘ABD ve İsrail’in sonu Vietnam olur’ dedi. Belli ki Bahçeli İran’da yaşanabilecek olayların Türkiye cephesinde bir gedik olabileceğini düşünüyor. Netanyahu’nun konuşmasına bakınca bu anlayışın doğru olduğunu görüyoruz. Netanyahu, ‘Davut’un Krallığı’nı kuracağız, mesih gelecek. Orta Doğu’yu yeniden dizayn edeceğiz’ dedi. ‘İsrail barışı’ anlamına gelen ‘Pax Judaica’yı yapmak için Türkiye’ye karşı Hindistan’dan Yunanistan’a kadar bir cephe kuruyor. İran haliyle Türkiye’nin sadece izlediği bir mesele olmamalı. Tabii bir yandan İranlılar füze meselesinin kabul edilemez olduğunu söylüyor ve bunu kimin yaptığını tespit etmek çok zor olmasa gerek. İran içerisinde bu hamleyi yapacak birimler olabilir ancak iki taraftan da bakıldığında bu İran’ın çıkarına mı bakmak gerek. NATO üyesi bir ülkeye hamle yapmak İran’ın çıkarına değil. İran cepheyi genişletmek ve savaşı büyütmek istemeyecektir. İkinci füze hadisesinden saatler önce ABD Büyükelçiliği bir uyarı yayınladı. Bugünkü saldırının öncesinde de Al Jaazera’ya konuşan Türk kaynaklarının Türkiye’ye bir füze daha gelirse farklı davranılacağını söylediğine dair bir haber çıktı. İkidir saatler içerisinde önce bir haber ve duyurunun ardından bir tablo karşımıza çıkıyor. Acaba Türkiye sıkıştırılmak isteniyor mu? Bence buna şüphe yok. Lindsey Graham Suudilere ‘Neden savaşa bizimle katılmıyorsunuz?’ diyor. Türkiye’ye de kızabilir. Belki de gözlerini Türkiye’ye diktiler. Ben bütün bu olan bitenlere ABD ve İsrail’in sahte bayrak operasyonlarında ne kadar etkili olduğunu bildiğim için şüpheyle yaklaşıyorum.”

