- Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

‘Trump, İran’da içerden bir hareket yaratarak rejimi zayıflatmayı hedefliyor’

© SputnikCeyda Karan'la Eksen
Ceyda Karan'la Eksen - Sputnik Türkiye, 1920, 09.03.2026
Abone ol
Dr. Ali Semin’e göre İran’da reformist bir ismin yönetime gelmesini hedefleyen Donald Trump, bunu ülke içinde bir hareketlilik yaratmaya çalışarak yapacak. Semin, Körfez ülkelerinin ‘ihalenin’ onlara kalmasından ötürü endişeli olduğu görüşünde.
Venezuela’da başkan kaçıran, Grönland’dan Gazze’ye tehditler savuran Donald Trump yönetimindeki ABD, İsrail ile birlikte İran’a düzenlediği saldırıları 28 Şubat’tan bu yana sürdürüyor. Hava saldırıları ve iç dinamikleri tetikleyecek psikolojik harp yöntemleriyle Tahran’da rejim değişikliğini hedefleyen Washington, Hamaney sonrası süreci ‘reformist bir aktör’ üzerinden kurgulamaya çalışıyor.
Saldırılara ABD üslerini ve Tel Aviv’i vurarak karşılık veren İran, kararlılığını sürdürüyor. Yanıltma operasyonlarıyla yankılanan ve Lübnan’a da sıçrayan savaş, Türkiye başta olmak üzere bölge ülkelerin tamamını etkiliyor.
ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları ve İran’ın misillemelerini İstanbul Gelişim Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Orta Doğu, Avrasya ve Asya-Pasifik Araştırmaları Merkezi (ODAP) Kurucu Üyesi Dr. Ali Semin ile konuştuk.

‘Trump hava harekatıyla rejimi değiştiremeyeceğinin farkında’

Semin’e göre kara harekatı gündemi üzerinden psikolojik bir baskı kuracak olan Trump, bu olmadan rejimin değişmeyeceğinin farkında. Semin, Trump’ın ülke içinde bir hareketlilik yaratmayı istediği görüşünde:
“Trump’ın bu savaşı nasıl ve neden başlattığı, amacının ne olduğu, stratejisinin olup olmadığı konusu belirsiz. Ancak Trump’ın şu aşamada maliyetli olacağı için kara harekatı düzenleyeceğini düşünmüyorum. İran üzerinde psikolojik baskı harbi yapmak için bunu yapabilir. Trump, ‘Elimde böyle bir seçenek var, ya benim istediğim şekilde bir yönetim kurulacak ya da kara harekatı yapacağım’ da diyebilir. Trump kara harekatı olmadan hava saldırılarıyla rejimin değişmeyeceğinin farkında. Ali Hamaney’in yerine kim geçerse geçsin İran’ın iç dinamiklerine ve rejimin eski gücüne dönmesi için en az beş yıl gerekiyor. Çünkü rejimin beyin takımı ve tepedeki en önemli isimler suikast sonucu öldürüldü. Trump daha çok içerden bir hareket olmasını ve rejimin bu yolla zayıflamasını istiyor.”

‘Orta Doğu’da ‘dokunulmaz’ denilen İran ve İsrail eşiği aşıldı’

İran’ın, Orta Doğu’daki denge unsuru olduğunu ifade eden Semin, 7 Ekim’den sonra kritik bir eşiğin aşıldığını söyledi. Semin, İran’daki ayrılıkçı grupların rejimi değiştirmede kullanılabileceğini ifade etti:
“Ben iki senaryo üzerinde duruyorum. Trump, Hamaney’in yerine seçilen kişi reformist olsun ve kendi istediğini yapsın istiyor. Bu Humeyni devrimine aykırı olur. Dini lider, radikal ve muhafazakar karakterde rejimi güçlendirmek için seçiliyor. Reformist, Batı yanlısı bir Ayetullah seçilirse devrimin anlamı kalmaz. Batı ile görüşebilecek, ilişkileri ılımlı kurabilecek biri seçilebilir. Amerika için İran rejimi Orta Doğu’da İsrail ve İslam dünyası arasında önemli bir denge oluşturuyor. Dengeye mezhepsel bir kırılma olarak bakmak gerekiyor. İran’ın Şiizm üzerinden mezhepçi bir politika izlemesi, Arap ve Müslüman devletlerin dikkatini İsrail’den İran tehdidine çevirmesine sebep oluyor. Bu yüzden İran bir denge unsurudur. İran bu denge unsurunu kaybederse rejim değişir ya da değiştirilmek için ciddi çaba harcanır. Ben bu eşiğin aşıldığını düşünüyorum. Orta Doğu 7 Ekim 2023’ten sonra çok önemli bir eşiği kırmış oldu. Yalnızca Gazze’deki soykırım değil mesele. Orta Doğu’da ‘dokunulmaz’ denen caydırıcılık kapasitesi olan İran ve İsrail konusunda eşik aşıldı. İran’ın İsrail’e, İsrail’in İran’a saldırmasının sonucu oluşan en büyük tehdit, Orta Doğu’da ciddi bir güç boşluğun ortaya çıkardı. Önümüzdeki süreçlerde herkesin herkese saldırabileceği aşamaya geçildi. İkinci senaryo ise İran’da rejim değişikliğine gidilmesi. Kürt ayrılıkçı gruplar, Belucileri ve Farsları içerden kullanarak rejimi değiştirmeye çalışacaklar.”

‘Körfez, İran’da mezhepçi rejim ile milliyetçi rejim arasında tercihi konuşuyor’

Körfez ülkelerinin İran’da mezhepçi bir rejim ile Fars milliyetçisi bir rejim arasında tercih konusunda tartışma yürüttüğünü ifade eden Semin, bölgedeki belirsizliğin yanılma operasyonları haberlerini çoğaltacağı görüşünde:
“İsrail ile Amerika’nın İran’a saldırısını bölgedeki hiçbir ülke onaylamadı. Körfez ülkeleri arabuluculuk yapmıştı. Suudi Arabistan’da ilginç bir tartışma başladı. Şu an ‘Şii mezhepçi bir rejim mi yoksa Fars milliyetçisi bir rejim mi daha iyi olur?’ diye tartışıyorlar. İran’a saldırılara karşı olan Körfez biraz tavır değiştirdi. Körfez’in hedef alınması, Hürmüz’ün kapatılması ve petrollerini satamamaları gibi sebeplerden ötürü İran’a tavır aldılar. Körfez ülkeleri için Hürmüz Boğazı’nın kırılmaya neden olacağını söylemiştim. Körfez’in İran’a karşı olumlu tavrı olumsuz tavırla değişti. İran’ın Amerikan üslerini hedef alması kabul edilebilir ancak egemenlik, komşuluk gündemi var. 51’inci madde var ancak bu Körfez ülkelerini ister istemez etkiledi. Son rahatsız edici hamle Suudi Arabistan’daki ABD Büyükelçiliği’nin vurulması. Burada bir güç boşluğu var. Kimin saldırdığı noktası belirsiz. Azerbaycan’a füze atıldı ve İran soruşturma başlatıldı örneğin. Şu anda bu bölgede her şey mümkün. Bu belirsizlik saldırıları MOSSAD mı İran tarafından mı yapıldığını anlamayı zorlaştıracak. Orta Doğu’daki ülkeler ‘Taraf olursak ihale bize kalacak’ gözüyle bakıyor. ABD-İsrail bunu kendileriyle sınırlandırmak istemiyor. Bölgedeki herkes savaşa katılsın ve elleri güçlensin istiyorlar. Körfez ülkelerinin en büyük korkusu ‘Taraf olursak ve ABD-İsrail vazgeçerse ihale bize kalacak’ şeklinde. İran-Irak savaşını hatırlamak gerek. İhale Arap dünyasına kalmıştı. Orta Doğu’nun kaderi biraz da bu savaşla birlikte çizildi. Irak zayıfladı, Körfez ülkeleri tehdit edildi, İsrail güçlendi...Körfez ülkelerinin İran’a karşı savaş ilan etmek için talebi ve amacı yok. Bu savaşın kendi savaşları olmadığını biliyorlar.”

‘Hiçbir ülke ABD ve İsrail adına savaşa girmemeli’

Hatay’a düştüğü ifade edilen füzeyle ilgili konuşan Semin, bölge ülkelerinin ABD ve İsrail adına savaşa girmemesinin doğru olacağını düşünüyor. Semin, bölge ülkelerinin arabulucu rolünde olduğunu hatırlattı:
“Türkiye’ye düşen füzeden sonra Milli Savunma Bakanlığı açıklamasında ‘Karşılık verme hakkımızı saklı tutuyoruz. Komşuluk değeri bilmiyorsanız, ‘bir füze de Türkiye’ye gönderelim’ diyorsanız Türkiye karşılık verecektir’ dedi. 2003 yılında Irak işgali sırasında tezkereyi reddettik. O zaman Türkiye çok güçlü değildi. İktidar yeni olmasına rağmen Amerika’nın istediği talepler reddedilmişti. Bu bölgede Amerika ve İsrail adına hiçbir ülke savaşa girmemeli. Türkiye, sürekli saldıran bir komşuya sessiz kalmayacaktır. İran; Körfez, Türkiye ve Azerbaycan konusunda dikkatli olmalı. Bu bölgelerin tamamı arabulucu olmak istedi ve Amerika’yı uyardı.”

‘Savaş dursa bile yeniden tetiklenebilir’

ABD’nin İsrail ile benzer bir politik çizgide olduğunu ifade eden Semin, Trump’ın anlık bir kararla savaşı durdurma kararı alabileceğini söyledi. Semin, savaşın yeniden tetiklenebileceği notunu da düştü:
“ABD’nin İsrail çizgisinde olduğunu söyleyebiliriz. Netanyahu, Gazze’de 70 binden fazla mazlumu katletti ve bunu bir din savaşına dönüştürmeye çalıştı. Yahudi değerlerini öne sürdü. Trump’ın dua seansı da buna benziyor. Bir ABD Başkanı nasıl bu kadar saf olabilir? Amerikan kamuoyu içinde ciddi bir tepki de var. Amerikan kamuoyu İran özelinde değil sadece savaşa genel olarak karşı. Şu andaki gelişmelere baktığımızda bir müzakere öngörmüyoruz. Trump bir gece kalkıp ‘Ben bu savaşı durduruyorum’ da diyebilir. Öte yandan İran da savunma hattına geçmiş durumda. İran’ın Hamaney’den sonra kaybedeceği bir şey kalmadı. Ben İran’ın da İsrail’in de Amerika’nın da onurlu bir çıkış içerisinde olduğunu düşünüyorum. Bu savaş durdurulsa bile yeniden tetiklenebileceğini düşünüyorum. 12 Gün Savaşı’nda da ateşkes ilan etmişlerdi ancak müzakereler devam ederken ihlal edildi. Trump, ‘diplomasi’ kavramını uluslararası sistemden çıkardı. Aslında müzakereler varken saldırıların olmaması lazım ancak yaşanıyor. Bu sistemi Trump ile İran ile değerlendiriyoruz ancak bu sistem çok daha tehlikeli bir hal alıyor.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала