‘Yanıltma operasyonu iddiaları çok fazla, Türkiye savaşa angaje edilebilir’

© Sputnik
Abone ol
Siyasi Analist Emir Aşnas’a göre ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı saldırılar, çok fazla yanıltma operasyonu iddiası da barındırıyor. Aşnas, Türkiye’nin önünde de bir savaş tehlikesi durduğu görüşünde.
İran’a 28 Şubat’ta başlattığı saldırıları sürdüren ABD ve İsrail, İran’ın misillemelerini yanıltma operasyonlarıyla çarpıtmayı sürdürüyor. Donald Trump yönetimindeki ABD’nin, İsrail ile birlikte bugüne kadarki belki de en dağınık savaş stratejisini izlediği bu bir haftalık süreç, İran’daki sert kanadın daha da kenetlenmesine sebep oldu. Tel Aviv’e ve Körfez’deki ABD üslerine ciddi zararlar veren Tahran, Batı ittifakını bocalatan hamlelerini sürdürüyor.
Öte yandan Güney Kıbrıs’taki drone hareketliliğinden Hatay’a düşen füzeye, ‘Kürt kartı’ üzerinden kurgulanan etnik provokasyonlara kadar uzanan bu geniş çerçeveli kaos, Türkiye gibi bölgesel aktörleri bir ateş hattına çekme riskini de barındırıyor.
ABD ve İsrail’in saldırılarına karşılık veren İran’ın misillemelerini ve bölgede etkili kılınmak istenen yanıltma operasyonlarını Siyasi Analist Emir Aşnas ile konuştuk.
‘Bu savaş, ABD’nin son yıllarda yaptığı en özensiz savaşlardan biri’
Aşnas’a göre Trump, İran’a dönük saldırılardan beklediğini bulamadı. Hamaney’i öldürme hamlesini ‘akılsızlık’ olarak nitelendiren Aşnas, İran’daki ‘ılımlıların’ dahi ABD ile uzlaşma fikrinden uzaklaştığı, yönetimin ve halkın daha da bilendiği görüşünde:
“Gelişmeleri rasyonel akılla anlamakta zorlandığımız günlerden geçiyoruz. Savaşın kendisi kadar ‘false flag’ dediğimiz yanıltma operasyonlarını konuştuğumuz bir süreç bu. Yanıltma operasyonları yeni değil ancak sanırım bu savaşta en önemli konulardan biri haline geldi. Bu savaş, ABD’nin son zamanlarda İsrail ile beraber yaptığı en özensiz savaşlardan biri. Trump bugüne kadar kısa ve sert darbelerle vurup düşmanlarını müzakere masasına çekiyordu. Maduro’nun kaçırılmasında bunu gördük. Gazze savaşında bile kendi söylediklerini dikte etmek açısından bir başarı sağlandığını söyleyebiliriz. Bu savaş bu anlamda ayrıksı bir özellik gösteriyor. Amerikan yönetiminin dağınık bir görünüm sergilediği tartışmasız. ABD’lilerin aynı gün içinde birbiriyle çelişen açıklamaları oldu. Trump bunu yapıyordu ancak dışişleri ve savunma bakanları da farklı açıklamalar yaptı. Bu savaş Trump’ın beklentisinin dışında gelişiyor. En akılsızca yaptığı şey Hamaney’i öldürmek oldu. Bu bir paradoks aslında. Pazarlığa oturtmak istedi ancak bu tam tersi bir sonuca yol açtı. Karşıdaki düşmanı daha da biledi. Kendisiyle uzlaşma zemini arayacakların sesini kısmış oldu. Reformistlerin sergilediği görünüm dahi sert kanadın söylemlerini tekrarlamaktan ibaret hale geldi. Her ne kadar Pezeşkiyan ve Arakçi farklı yorumlanacak açıklamalar yapsalar da Devrim Muhafızları’nın söyleminin dışına çıkamadıklarını görüyoruz.”
‘Amerika için başarısızlık söz konusu’
Savaşın başından bu yana geçen süreçte Trump’ın beklediğini bulamadığını ifade eden Aşnas, İran’ın 12 Gün Savaşı’ndan daha sert pozisyon aldığını ifade ediyor. Aşnas’a göre İran savaşı ‘varoluş’ meselesi olarak görüyor:
“Altı günlük zaman diliminde Amerika için bir başarısızlık söz konusu. Ancak bu Amerika’yı daha da çıldırtabilir. Savaş yüzlerce kız çocuğunun öldürülmesiyle başladı. Bu gözü dönmüşlük karşı tarafı biledi. Karşı taraf ölümüne savaşmak durumunda. İran bu savaşı 12 Gün Savaşı’ndan dahi farklı olarak bir varoluş meselesi olarak görüyor. Her ne kadar ABD-İsrail vahşice saldırsa da İran halkında ciddi kayıplar yaratılmış olsa da İran tarafı can acıtacak, ittifaklarını sarsacak sonuçlara ulaştı. İran’daki mozaik sistemi, savaşa hazırlıklı olmaları, yetkiyi dağıtarak birimlere özerklik vermeleri altı günlük süreçte başarılı oldu. İlk cevabı verdikleri andan bu yana istikrarlı bir şekilde devam ediyorlar. Hem Körfez’in canını acıkmakta hem de İsrail’i de vurmakta önemli bir başarı gösterdiler.”
‘Amerika’da anayasal, cephane ve mühimmat sorunu var’
Trump’ın savaş kararının kendi içlerinde eleştirildiğini hatırlatan Aşnas, Amerika’da yaşanan ’60 gün’ tartışmasına işaret etti. Aşnas, ABD’nin cephane ve mühimmat sorunuyla da uğraştığını söyledi:
“Körfez ülkeleri ‘ABD’ye bizi korusun diye para veriyoruz fakat sonra biz onları korumaya çalışıyoruz’ diyorlar. Doğal olarak bunu soruyorlar. İsrail için sorun yaratmayacak bir İran manzarası çizip bu işi kapatmak istiyorlardı. Trump bu süreci uzattı. Amerika’da anayasal bir sorun da var. Başkanın yetkilerinin aşıldığı yönünde iddialar var. Kongreden izin almaları gerekiyordu. Her hal ve şartta 60 günü geçemiyor. Şu anda Amerika’da 60 gün tartışması var. Yapılan oylamada Trump bunu atlattı. Bazı kişiler hukuki açıdan bu işe 60 gün devam edilebileceğini söylüyor. Ancak cephane ve mühimmat meselesi de var.”
‘Savaşın uzaması İran’ın altyapısını tamamen tahrip edebilir’
Aşnas, İran’ın savaşma noktasındaki kararlılığına vurgu yaparak ABD’nin elindeki nükleer silahlara da dikkat çekti. Aşnas, Washington’un nükleer silah kullanmasına ihtimal veriyor:
“İran şu an savaşı bitirmeye yanaşmayan taraf. Amerikalılar İran’ın savaşa son vermek istediğini belirtse de İranlı yetkililer böyle bir şey talep etmediklerini söyledi. İranlılar ‘Uzun süreli savaşa hazırız’ dediler. Ancak İranlılar ne olursa olsun hala dünyanın süper gücü olan ABD ile savaşıyor. İran’ın karşısında iki nükleer güç var. Dünyanın böyle bir tehlikeyle karşılaşması yabana atılacak bir fikir değil. İsrail’in değil ancak ABD nükleer silah kullanabilir. İran ABD’ye 10-12 bin kilometre ötede. Nükleer serpintileri de ABD’yi etkilemeyecek ve etik kaygıları da yok. Dolayısıyla savaşın çok uzamasının İran’ın altyapısını tamamen tahrip etme gibi bir tehlike barındırdığını düşünüyorum. Nükleer kullanma ihtimalleri de var.”
‘False flag iddiaları çok fazla’
Savaşın bir haftalık sürecinde çok fazla yanıltma operasyonunun gündeme geldiğini ifade eden Aşnas, Güney Kıbrıs, Hatay ve Azerbaycan’a düşen füze parçalarının bunun bir parçası olabileceğini söyledi. Aşnas’a göre Ankara bu konuda kamuoyunu detaylıca aydınlatmalı:
“Savaşın ilk günlerinde dahi çok fazla false flag iddiası oldu. Güney Kıbrıs’taki droneun nereden gittiğini bilmiyoruz. İngiltere, İran droneu olmadığına dair açıklama yaptı. İki küçük ihtimalden biri Hizbullah çünkü Lübnan’dan oraya drone göndermek çok kolay. Bu Avrupa Birliği artı İngiltere’de bir seferberliğe sebep oldu. Savaşa katılıp katılmama konusunda karmaşa var. İhtiyatla konuşmaya çalışıyorum ancak bazı çelişkiler var. Doğu Akdeniz’deki NATO hava savunma füzesinin Hatay’a düştüğü söylendi ancak Milli Savunma Bakanlığı’nın resmi açıklamasında İran’ın füzesinin düştüğü belirtildi. Karmaşık şeyler var. İran balistik füzeleri çok doğrusal olarak hareket etmeyebiliyorlar. Bu yüzden Doğu Akdeniz’deki NATO hava savunma sisteminin Türkiye’ye yöneldiğini söylemeleri teknik olarak bir şey ifade ediyor mu? Füze hangi noktadan geçecekti? Bütün bunlar soru işareti. Türkiye buna tepki gösterdi ve haklı da. Ancak kamuoyunu tatmin eden, kafa karışıklığını gideren açıklamalar da yapılmalı. Füzenin nereye gittiği, gönderildiğiyle ilgili varsayımsal konuşuyoruz. NATO da bir açıklama yaptı. Keza Nahçıvan’daki olay da böyle. İran içinde birileri göndermiş olabilir de olmayabilir de. Türkiye hükümetinin önünde füze olayını kamuoyuna detaylarla açıklanması ihtiyacı duruyor. Aliyev’in açıklamasının üzerine Türk hükümeti de açıklama yaptı. Bu bir false flagse Türk hükümeti bunun yanında mı? Savaşa girmek istemeyen Türk hükümetinde ABD-İsrail kampını kollama ve bir şekilde memnun etme gayreti var.”
‘Kürtlerin tümünü Amerika’nın kayığına binmiş gibi göstermek yanlış’
Aşnas, İsrail ve ABD’nin bölgede ‘Kürt kartı’ kozunu oynamayı düşündüğünü ifade ederek bu noktada dini kimliklerin etnik kimliklerin önüne geçebileceğini vurguladı. Aşnas, İran’ın ‘Kürt kartı’ konusunda da tedbir aldığı görüşünde:
“Amerika’nın on binleri yüz binleri öldürecek ölçüde vahşice saldırması bir tehlike. Bir diğer tehlike de Türkiye ve benzeri ülkeleri provokasyonla savaşa angaje etmek. Bunun bir tehlike olarak önümüzde durduğunu görüyorum. Bu hükümetin İran’a karşı bir savaşa girişeceğini düşünmedim. Bu çılgınlığı kimsenin yapabileceğini sanmıyorum. Bu iş Suriye’ye benzemiyor. Bu hükümetin dahi bunun farkında olduğuna eminim. Öte yandan ABD ve İsrail Kürt kartı oynamak istiyor. Ancak iki tane durum var. İran da buna dair tedbir alıyor örneğin. İran Barzani tarafını tehdit ederek ve vurarak uyarıyor. Bir de Kürtlerin tümünü İsrail ve Amerika’nın kayığına binecekmiş gibi göstermek de yanlış. İran’daki Kürtlerin küçümsenmeyecek bir bölümü Şii. O bölgede dini kimlik etnik kimliğin üzerine çıkabiliyor. Amerika ve İsrail’in Kürdistan’ın Taliban’ın tarafının yönetiminde olan güney bölümünün İran ile entegrasyonunda da kısıt var gibi. Bu akıllarında ancak öncelikleri değil. Beş altı günlük bocalamalarından sonra çıkış yolu arıyorlar diye düşünüyorum. Ahvaz Bölgesi’nin petrol ve hidrokarbon açısından ABD için önemli olduğu söyleniyor. Ancak Ahvaz’ın da yarısından fazlası Şii. Amerika ve İsrail’in elinde çok kart var ancak karşı tarafın da eli boş değil. İran gerek yapısal olarak güçlü ve hazirandan bu yana tedbir aldı.”

