- Sputnik Türkiye, 1920
MUSTAFA HOŞ İLE YOL ARKADAŞI
Haberler değişiyor, koşullar değişiyor, gündem değişiyor. Ekonomi, sağlık, eğitim, siyaset...Mustafa Hoş, hafta içi her gün 17.30 - 19.00 saatleri arasında gündemden haberlerle ve haftanın öne çıkan başlıklarıyla Radyo Sputnik'te dinleyicilerle buluşuyor.

Murat Övüç'ün avukatı Çağdaş Çelik: Müvekkilim 'ben niye tutukluyum' diye bana soruyor

'Murat Çalık canından endişe ediyor: Beni yalnız bırakmayın'
'Murat Çalık canından endişe ediyor: Beni yalnız bırakmayın' - Sputnik Türkiye, 1920, 17.02.2026
Abone ol
Mustafa Hoş'la Yol Arkadaşı'nın bugünkü konukları Avukat Çağdaş Çelik ve Ceyda Saçar oldu.
Sosyal medya fenomeni tutuklu Murat Övüç’ün avukatı Çağdaş Çelik, müvekkilinin son durumu hakkındaki bilgileri paylaştı. AKP’li Adapazarı Belediye Başkanı Mutlu Işıksu hakkında iddiada bulunan Ceyda Saçar ise iddialarının detaylarını canlı yayında anlattı.

‘Müvekkilim 'ben niye tutukluyum' diye bana soruyor’

Avukat Çağdaş Çelik şunları söyledi:
Aslında iddianame de pek bu sorulara yanıt veriyor gibi görünmüyor. Çünkü suçlamayla, suçun tanımıyla ilgisi olmayan ifadeler var iddianamelerde. İddianamede cümlelere baktığınızda çok anlamsız. Hani okuyup okuyup, hani sonunda sonra, hani sanki bir sayfa sonrasında mı açıklayacak diye bekliyorsunuz ama hiç öyle bir açıklama yok. Açıkçası biz bulamadık. Ben ve beraber çalıştığım avukat arkadaşlarım birkaç defa bakmamıza rağmen suçlamanın nedenini, temelini, o cezalandırma için aranan maddi manevi koşulları biz bulamadık. Muhtemelen savcılık da bulamamış ama madem o kadar tutuklu tuttuk, bir şeyler yapmamız gerekir, yazmamız gerekir mantığıyla hareket etmişler diye düşünüyoruz. İddianamede bunun üzerine, suç başlığı o şekilde. Ancak şöyle garip bir durum var. Türk Ceza Kanunu 216. maddenin birinci fıkrası halkı kim ve düşmanlığa tahrik. Ancak bunun aynı maddenin üçüncü fıkrasında dini simgeler ibareti geçer. Şimdi burada ısrarla halkı kim ve düşmanlığa tahrik demelerinin tek bir sebebi var. Yani neden üçüncü fıkraya değil de 216. maddenin üçüncü fıkrasındaki dini simgelerle alay etme maddesine değil de ısrarla ana maddede kalıyorlar diye düşünüyoruz. Sebebi 216. maddenin üçüncü fıkranın ceza makası diyebileceğimiz ceza aralığı 6 ayla 1 yıl. Ama 216. maddenin birinci fıkrasında 1 ve 3 yıl ceza makası var. Burada kanunumuzda 2 yıl ve altındaki cezalara tutuklama yasağı var. Hal bu durum olduğu için mecburen 216. maddenin birinci fıkrasına 1 dediklerini düşünüyoruz. Çünkü üçüncü fıkraya gitseler yani başörtü taktığı dini değerlerle alay ettiği suçlamasına gitseler tutuklayamayacaklardı. Bu yüzden bu maddede ısrar ediyorlar ama bakalım duruşmada ne diyecekler nasıl bir suçlama yöneltilecek onu bekliyoruz merakla. Sadece Murat Övüç'ün soy ismini bile yanlış yazdık. Murat Övüç yazmış. Yani ne kadar dikkatli çalıştıkları, dosyalara ne kadar önem verdikleri buradan bile anlaşılabilir. Bu bizim için önemli bir durumdur. Belki sıradan bir vatandaş için bu ne olacak bir tane harften denilebilir ama hayır. Siz sonuçta bir insanın tutukluluğuna karar verdiriyorsunuz. Bu insana aylardır tutuklu tutuyorsunuz. Ama o kadar özensiz çalışıyorsunuz ki ilk baştaki harf yanlışlığı bile soy isimdeki harf yanlışlığı bile kopyala yapıştırı yaptığınız için devam ediyor. Bu 20 saniyelik video ısrarla bilirkişiye gönderildi. Düşünebiliyor musunuz? Bu videoda ses yok sadece bir tane şarkı gibi bir şey koymuş altına. Bir tek kelime dahi etmiyor. Gittik savcı beye söyledik. Bunu niye bilirkişiye gönderiyorsunuz? Bilirkişi burada ne söyleyecek? Adamın ağzından çıkan kelime yok. Netleştirilmesi gereken bir görüntü yok. Anlaşılmayan bir konuşma yok. Ne için bilirkişiye sevk ediyorsunuz? Ben öyle uygun gördüm dedi. Bile 2,5-3 haftaya yakın bilirkişilere vakit kaybedildi. Hala anlam veremiyor. Maalesef o da bana soruyor. Ben niye tutukluyum diyor. Ben de diyorum ki onu savcılık da bilmiyor. Suç ceza mahkemesi de bilmiyor. O tutukluluğun değerlendirilmesinde suç ceza mahkemesine çıktık biz. Suç ceza mahkemesi hakimine direkt bu videodaki görüntüden anlık bir kareyi ekran görüntüsü alıp bir yutup ben duruşmaya götürmüştüm tutuk incelemesine. Dedim ki müsaadenizle bir şey göstereceğim. Buyurun dedi. Kağıdı çevirdim. Hakim gülmeye başladı. Sonra dedi ki affedersiniz. Dur dedim sorun yok çünkü benim amacım zaten bunu ispatlamaktı. Yani Murat'ın bu videosunu gören insanlar da bırakın halkı kime düşmanlığa tahrik, sinir, stres bir şeyler oluşmasını oluşabilecek tek tepki bu. Gülmek. Yani Murat birileriyle ya da bir şeyle dalga geçmiyor. İnsanlar kendilerince belki de Murat'la dalga geçiyor ya da gülüyor. Siz ne diye hala ısrar ediyorsunuz tutukluluğunda diye sorduğumuzda bir süre ara verdi. Bir 10 dakika sonra tekrar içeri aldığında tutukluluk devamlı. Gerekçe yok.

‘Bana 2 milyon lira teklif edildi’

Ceyda Saçar, şöyle konuştu:
Şöyle anlatayım olayı. Bu olayın en başında bu yazışmalar çıktığı zaman ve boşanmada anlatılacağı zaman, bana şizofrenlendi bu yazışmaları gördüğüm için, hani böyle bir şey olmadığını ima etmek için. Sonrasında bu yazışmaları benim kendi kendime yaptığımı söylendi. Yazışmaları ben 6 ay boyunca, bu 6 aylık bir yazışma. 6 ay boyunca ben kendi kendime yazışmışım. Ve tarihler, saatler onların bütün konumlarını tutuyormuş, programları doğruymuş. Onu da annemin takvimine erişip yapmışım. Bu kısımda da şu devreye giriyor. Bana bundan önce hayatım biter, mahvolursun gibi söylemde bulundular, mesaj dağıttılar. Çoğunlukla annem yazdı bunları. Mahvolursun, hayatın bitti, yolun sonundayız gibi şeyler. Aynı şekilde teyzemler de bu süreçte şizofren mi oldun, tüh çok üzüldük gibi mesajlar attılar. Konuşmayı yaptım, kürsüden indim. Daha sonra beni şikayetim için yönlendirdiler, dilekçe yazmam için. Onlar vardı ama onlardan biri yönlendirmedi. Organizasyonda olan kişilerdi. Ondan sonra bir daha beni arayan olmadı. Ben zaten numaramı değiştirdim, hiçbiriyle görüşmemek, muhatap olmamak için. Ondan sonra bir daha telefonuma ulaşan olmadı. Ben de o kısımda kafamda soru işareti var. Kendisi savcılıkta farklı bir miktar söylüyor ondan istediğimizi. Daha sonra haberlere çıkıyor, orada farklı bir miktar söylüyor. Kendisi de her yerde farklı bir şey anlatıyor aslında. Doğrusunu o da sanırım çok şey yapamadı. Konuştuğum programın çıkışında oldu. Kendisi adalete güvendiğini, ona şantaj yapıldığını söyledi. Kendisi adalete güveniyormuş. Kendisine şantaj yapılmış. Bunu söyledi. Sonrasında gitti. Siz bana şantaj yapıyorsunuz dedi. Ben adalete güveniyorum dedi. Gitti. Şu kadar para verelim bu işi kapatalım diye. Şöyle söyleyeyim. Toplu bir para. Ev, araba, velayetler sizde kalsın. Üzerine nafaka verelim. Onun için karıştırmadan halledelim bu işi. Bunu annemin avukatı ve annem söylüyor. Onlar aracılığıyla size söylüyor.Evet söylendi. 2 milyon. Annemde nereden geldiğini açıklayamadığı bir araba varmış. Dilerim ki o araba bundan sonraki hayatında evladının yokluğunu hissettirmez ona.
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала