https://anlatilaninotesi.com.tr/20260206/gazeteci-cevat-gok-iran-yakasini-abdye-kaptirirsa-arkasi-gelir--1103319867.html
Gazeteci Cevat Gök: İran yakasını ABD’ye kaptırırsa arkası gelir
Gazeteci Cevat Gök: İran yakasını ABD’ye kaptırırsa arkası gelir
Sputnik Türkiye
Gazeteci Gök, ABD’nin 45 yılı aşkın süredir uyguladığı ambargoların İran ekonomisini baskı altında tuttuğunu, buna rağmen Tahran’ın Batı sistemine teslim... 06.02.2026, Sputnik Türkiye
2026-02-06T15:19+0300
2026-02-06T15:19+0300
2026-02-06T15:19+0300
ankara farki
radyo
abd
i̇ran
yaptırım
ambargo
brics
batı
devlet bahçeli
ayetullah ali hamaney
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e9/07/17/1098088235_0:0:3640:2048_1920x0_80_0_0_302ef8c8a16d3fb873b592beca83d6e4.jpg
Ortadoğu’da giderek sertleşen gerilim, yalnızca askeri cephede yaşanan gelişmelerle sınırlı kalmıyor; enerji piyasalarından küresel ticaret yollarına, finansal sistemden büyük güçler arasındaki rekabete kadar geniş bir alanda etkisini hissettiriyor. Özellikle ABD’nin uzun yıllardır İran’a uyguladığı yaptırımların yarattığı ekonomik baskı, Tahran’ın iç dengeleri kadar bölgesel ve küresel hesapları da doğrudan etkiliyor.Bir yanda Washington’un İran’ı ‘maksimum baskı’ politikasıyla köşeye sıkıştırma çabası sürerken, diğer yanda bu yaptırımların İran’ı teslim almak yerine kendi üretim kapasitesini geliştirmeye ve alternatif ticaret kanalları oluşturmaya zorladığı yönünde değerlendirmeler öne çıkıyor. Olası bir ABD-İran çatışmasının ise yalnızca iki ülkeyi değil, petrol fiyatlarından küresel enflasyona kadar uzanan zincirleme sonuçlar doğurabileceği vurgulanıyor.Bu tabloda Çin ve Rusya’nın İran ile kurduğu yakın ilişkiler, Batı merkezli sistemin dışında yeni ekonomik ve siyasi hatların güçlendiğine işaret ederken; Türkiye’nin de içinde bulunduğu birçok ülkenin BRICS ve benzeri platformlara yönelmesi, tek kutuplu düzenin aşınmakta olduğuna dair önemli göstergeler olarak görülüyor.Tüm bu gelişmeler, İran’ın neden Batı sistemine tam entegrasyondan kaçındığı, ambargo altında nasıl ayakta kaldığı ve olası bir teslimiyetin ne tür sonuçlar doğurabileceği sorularını yeniden gündeme taşıyor. Gazeteci Cevat Gök, Radyo Sputnik’te yayınlanan İsmet Özçelik’le Ankara Farkı programında yaptığı değerlendirmelerde, İran’a yönelik politikaların arka planını ve bölgeyi bekleyen riskleri bu çerçevede ele aldı. Gök, şunları söyledi:‘İran savaşın genişlemesini hiçbir zaman istemedi’İran’ın sürecin başından itibaren çatışmayı büyütmekten özellikle kaçındığını, Hürmüz Boğazı’nı kapatma gibi adımları son ana bıraktığını söyleyen Gök, herhangi bir ülkenin topraklarının İran’a saldırı için kullanılması halinde, Tahran’ın bunu doğrudan savaş nedeni sayacağını ve gerekli karşılığı vereceğini kaydetti:‘Devrim Muhafızları 50’ye yakın üssünü boşaltıp başka yerlere taşındı’Gök, Devrim Muhafızları’nın Tahran ve çevresinde yaklaşık 50 üssü boşaltmasının bir geri çekilme değil, olası saldırılara karşı taktiksel mevzi değişikliği olduğunu söyledi. Gök’e göre önceki 12 günlük çatışmalara kıyasla daha ağır bir savaş ihtimali bulunuyor; çünkü bu kez sahada doğrudan ABD var ve İran’dan tam teslimiyet isteniyor:‘İran 45 yıldır ambargo ekonomisiyle yaşıyor’İran’ın Batı’ya tam entegrasyondan özellikle kaçındığını ifade eden Gök, Batı sistemine dâhil olmanın uzun vadede ülkeleri bağımlı ve kırılgan hale getirdiğini belirtti. Gök’e göre yaptırımlar, İran’ın birçok sektörde iç üretim kapasitesini geliştirmesine ve kendi finansal mekanizmalarını kurmasına yol açtı:‘Ülkeler ABD karşısında birlikte hareket etmek zorunda’Türkiye’nin BRICS’e gözlemci olarak katılma adımlarını da değerlendiren Gök, Batı’nın baskıcı politikalarına karşı ülkelerin ortak bir zemin aradığını ifade etti. Gök, “Sayın Devlet Bahçeli’nin TRÇ İttifakı söylemi biraz da teknolojik açıdan da bakıyor bana göre. Bu iş birliğiyle ilgili Çin’in yükselen ekonomisini de göz önünde bulundurmak gerek. Türkiye’nin BRICS’e gözlemci olarak katılması vs. bütün bunlar bu ülkelerin Amerika karşısında Batı’nın da bu zorbalığı ile birlikte ciddi manada bir araya gelmek zorunda olduklarını hissediyor. Yani biri sıkışsa hepsi tehlike altına girecek” dedi.‘İran düşmanlığı ABD ve İsrail’e yarar’Cevat Gök, kamuoyunda İran’ın Türkiye’ye düşman olduğu yönünde bilinçli bir algı oluşturulmaya çalışıldığını belirterek, bunun sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini söyledi. Gök, sözlerini şöyle sürdürdü:
abd
i̇ran
batı
hürmüz boğazı
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
2026
İsmet Özçelik
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e7/02/0d/1066989326_0:0:192:192_100x100_80_0_0_ee8cef4f79fd9fdf6ceed2669b3bc23c.jpg
İsmet Özçelik
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e7/02/0d/1066989326_0:0:192:192_100x100_80_0_0_ee8cef4f79fd9fdf6ceed2669b3bc23c.jpg
SON HABERLER
tr_TR
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e9/07/17/1098088235_0:0:2732:2048_1920x0_80_0_0_bb816d12a237654156d872fadb2c9727.jpgSputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
İsmet Özçelik
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e7/02/0d/1066989326_0:0:192:192_100x100_80_0_0_ee8cef4f79fd9fdf6ceed2669b3bc23c.jpg
radyo, abd, i̇ran, yaptırım, ambargo, brics, batı, devlet bahçeli, ayetullah ali hamaney, hürmüz boğazı, çatışma, gerilim
radyo, abd, i̇ran, yaptırım, ambargo, brics, batı, devlet bahçeli, ayetullah ali hamaney, hürmüz boğazı, çatışma, gerilim
Gazeteci Cevat Gök: İran yakasını ABD’ye kaptırırsa arkası gelir
Gazeteci Gök, ABD’nin 45 yılı aşkın süredir uyguladığı ambargoların İran ekonomisini baskı altında tuttuğunu, buna rağmen Tahran’ın Batı sistemine teslim olmayarak kendi ayakları üzerinde durmaya çalıştığını söyledi. Gök’e göre yaptırımlar, İran’ı dirençli bir ‘ambargo ekonomisi’ne zorladı; asıl risk ise İran’ın ABD sistemine entegre edilmesi.
Ortadoğu’da giderek sertleşen gerilim, yalnızca askeri cephede yaşanan gelişmelerle sınırlı kalmıyor; enerji piyasalarından küresel ticaret yollarına, finansal sistemden büyük güçler arasındaki rekabete kadar geniş bir alanda etkisini hissettiriyor. Özellikle ABD’nin uzun yıllardır İran’a uyguladığı yaptırımların yarattığı ekonomik baskı, Tahran’ın iç dengeleri kadar bölgesel ve küresel hesapları da doğrudan etkiliyor.
Bir yanda Washington’un İran’ı ‘maksimum baskı’ politikasıyla köşeye sıkıştırma çabası sürerken, diğer yanda bu yaptırımların İran’ı teslim almak yerine kendi üretim kapasitesini geliştirmeye ve alternatif ticaret kanalları oluşturmaya zorladığı yönünde değerlendirmeler öne çıkıyor. Olası bir ABD-İran çatışmasının ise yalnızca iki ülkeyi değil, petrol fiyatlarından küresel enflasyona kadar uzanan zincirleme sonuçlar doğurabileceği vurgulanıyor.
Bu tabloda Çin ve Rusya’nın İran ile kurduğu yakın ilişkiler, Batı merkezli sistemin dışında yeni ekonomik ve siyasi hatların güçlendiğine işaret ederken; Türkiye’nin de içinde bulunduğu birçok ülkenin BRICS ve benzeri platformlara yönelmesi, tek kutuplu düzenin aşınmakta olduğuna dair önemli göstergeler olarak görülüyor.
Tüm bu gelişmeler, İran’ın neden Batı sistemine tam entegrasyondan kaçındığı, ambargo altında nasıl ayakta kaldığı ve olası bir teslimiyetin ne tür sonuçlar doğurabileceği sorularını yeniden gündeme taşıyor. Gazeteci Cevat Gök, Radyo Sputnik’te yayınlanan İsmet Özçelik’le Ankara Farkı programında yaptığı değerlendirmelerde, İran’a yönelik politikaların arka planını ve bölgeyi bekleyen riskleri bu çerçevede ele aldı. Gök, şunları söyledi:
‘İran savaşın genişlemesini hiçbir zaman istemedi’
İran’ın sürecin başından itibaren çatışmayı büyütmekten özellikle kaçındığını, Hürmüz Boğazı’nı kapatma gibi adımları son ana bıraktığını söyleyen Gök, herhangi bir ülkenin topraklarının İran’a saldırı için kullanılması halinde, Tahran’ın bunu doğrudan savaş nedeni sayacağını ve gerekli karşılığı vereceğini kaydetti:
“İran hiçbir zaman savaşın genişlemesini istemedi. Bu Hürmüz Boğazı’nın kapatılması veya Körfez’deki Amerikan üslerinin vurulması vs. bunların hiçbirini gündeme getirmedi o dönemde. Hatta bölgedeki vekil güçlerini bile harekete geçirmedi. Kendisi tek başına üstesinden geldi, denemediği füzelerini denedi. En son raddede eğer Amerika tarafından ciddi bir saldırı olursa; elektrik santralleri, hava alanları, petrol rafinerileri vurulursa, ülkeyi ekonomik açıdan çökertmek isterlerse İran Dışişleri Bakanı şunu söyledi: ‘Eğer biz petrol satamazsak, kimsenin burada petrol satmasına izin vermeyiz’ Bu ne demek? Petrol fiyatlarının en az 200 dolar civarına çıkması anlamına geliyor. Fırlar gider ve dünyada ekonomik kriz çıkar. Dubai’ye iki tane füze atması demek Amerika’nın en büyük ekonomik partnerinin çökmesi demek olur. İran’ın da elinde birçok koz var ama İran bunları hep sona saklar. Hürmüz Boğazı’nı kapatarak Körfez ülkeleri ile dostluğunu bozmak istemez. Ama bir ülkenin toprakları kullanılarak İran’a savaş açılırsa İran da bunun gereğini yapar.”
‘Devrim Muhafızları 50’ye yakın üssünü boşaltıp başka yerlere taşındı’
Gök, Devrim Muhafızları’nın Tahran ve çevresinde yaklaşık 50 üssü boşaltmasının bir geri çekilme değil, olası saldırılara karşı taktiksel mevzi değişikliği olduğunu söyledi. Gök’e göre önceki 12 günlük çatışmalara kıyasla daha ağır bir savaş ihtimali bulunuyor; çünkü bu kez sahada doğrudan ABD var ve İran’dan tam teslimiyet isteniyor:
“Devrim muhafızları Tahran ve çevresinde 50’ye yakın üssü boşalttı. Yani vurulma, kaçma anlamında değil; mevzi değiştirdiler. Bu birincisi. Açık söyleyelim, beklenen savaş 12 gün savaşından daha şiddetli olacak gibi görünüyor. Çünkü bu sefer Amerika devrede ve İran'dan tam teslim olmasını istiyorlar. ABD'nin hedefi hem Hamaney hem Devrim Muhafızları hem de İran'ın ekonomik ve askeri altyapısını çökertip halkı ayaklandırmak. İran da bunun karşısında elma toplamıyor. Sonuçta İran tarafı da hazırlığını yapmış durumda. Büyük bir savaşa hazırlar diye biliyorum. Çin'in ve Rusya'nın desteği, İran'ı füze kapat sesini 24 saat fabrikalarda tam üretime geçmesi… ki Netanyahu da yıllık 30 bin füze kapasitesine ulaştı İran demişti.
“Çin olağanüstü, baş döndürücü bir hızla ilerliyor ve artık Amerika ekonomi alanında Çin ile rekabet edemeyeceğini çok iyi biliyor. Çin askeri olarak da çok ilerliyor. Sonuçta İran’ın Çin ile çok sıkı ilişkileri var. Petrolünün büyük çoğunluğunu Çin’e satıyor.”
‘İran 45 yıldır ambargo ekonomisiyle yaşıyor’
İran’ın Batı’ya tam entegrasyondan özellikle kaçındığını ifade eden Gök, Batı sistemine dâhil olmanın uzun vadede ülkeleri bağımlı ve kırılgan hale getirdiğini belirtti. Gök’e göre yaptırımlar, İran’ın birçok sektörde iç üretim kapasitesini geliştirmesine ve kendi finansal mekanizmalarını kurmasına yol açtı:
“Şimdi İran’a ekonomiyi yürütemiyorlar eleştirileri var. Nasıl yürütsün? 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra bizim başımıza gelenleri düşünün. Yağ, tüp, gaz kuyruğundaydık. Amerika’yı dinlemeyip Kıbrıs’a hayati bir operasyon yaptık. Sonuçta bir ambargonun ne kadar etkili olduğunu düşünün. 45 yıldır ambargo ekonomisini yaşıyorlar. Asıl sıkıntı nerede? Diyelim ki İran bir konuda teslim oldu, Batı’nın sistemine entegre oldu. Batı’nın sistemine yakayı kaptırırsanız bir daha kurtulamazsınız. Vakumlar ve bir daha oradan çıkamazsınız. Tekrar geriye dönüp ambargoların işlemesi demek İran’ın felç olması demek olur. Onun için İran Batı’nın bu sistemine baştan teslim olmuyor. İran bankaları ambargo altında ama sonuçta ülkede bankacılık var ve insanların kendi ülkesinde geçerli kredi kartları var. İran’ın ambargolu olması birçok alanda kendi ayakları üzerinde durmasına neden oldu. Açık söyleyelim bunu.”
‘Ülkeler ABD karşısında birlikte hareket etmek zorunda’
Türkiye’nin BRICS’e gözlemci olarak katılma adımlarını da değerlendiren Gök, Batı’nın baskıcı politikalarına karşı ülkelerin ortak bir zemin aradığını ifade etti. Gök, “Sayın Devlet Bahçeli’nin TRÇ İttifakı söylemi biraz da teknolojik açıdan da bakıyor bana göre. Bu iş birliğiyle ilgili Çin’in yükselen ekonomisini de göz önünde bulundurmak gerek. Türkiye’nin BRICS’e gözlemci olarak katılması vs. bütün bunlar bu ülkelerin Amerika karşısında Batı’nın da bu zorbalığı ile birlikte ciddi manada bir araya gelmek zorunda olduklarını hissediyor. Yani biri sıkışsa hepsi tehlike altına girecek” dedi.
‘İran düşmanlığı ABD ve İsrail’e yarar’
Cevat Gök, kamuoyunda İran’ın Türkiye’ye düşman olduğu yönünde bilinçli bir algı oluşturulmaya çalışıldığını belirterek, bunun sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini söyledi. Gök, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Algı operasyonu devam ediyor maalesef. Birileri gönüllü olarak ABD ve İsrail’e çalışıyor. ‘İran Türkiye’ye düşman’ deniliyorlar; İran hangi konuda Türkiye’ye düşmanlık yaptı? Düşmansa devletimiz bunu ilan etsin, biz de elimizden geleni yapalım. Böyle bir şey yok. ABD’nin sahadaki müttefiki sanki Türkiye değil PKK terör örgütüydü yıllarca. Bunların hiç farkında değiller. Bundan çıkmak lazım. Bölgede Amerika gidecek ve biz yine yüz yüze kalacağız.”