- Sputnik Türkiye, 1920
SEYİR HALİ
Ali Çağatay, her sabah Türkiye ve dünya gündemiyle, radyo mikrofonunun başına geçiyor. Son dakika haberleri, gazete manşetleri, köşe yazıları, canlı bağlantılar ve çok daha fazlası bu programda.

Ceng Sagnic: Şara'nın yükselişi tesadüf değil

seyir hali
seyir hali - Sputnik Türkiye, 1920, 02.02.2026
Abone ol
The Jerusalem Center Kıdemli Araştırmacısı Ceng Sagnic, Radyo Sputnik’te yayınlanan Seyir Hali programında Ali Çağatay’ın konuğu oldu.
The Jerusalem Center Kıdemli Araştırmacısı Ceng Sagnic, Suriye’de Şara’nın yükselişinin arka planını, 2015’te verilen siyasi ve askeri mesajları, Türkiye-Katar-İngiltere hattının rolünü, HTŞ’nin parçalı yapısını, Suriye’nin bundan sonraki yönetim ve istikrar ihtimallerini ile ABD-İsrail dengesi ve İran dosyasının bölgeye etkilerini değerlendirdi.
Sagnic, 2015 yılında yaptığı paylaşım hakkında şunları söyledi:

Suriye ve Irak’taki küresel cihat hareketlerinde birkaç kırılma yılı var; 2015 bunlardan biri. 2015’te Şara ilk kez özellikle Katar ve İngiltere basınına verdiği söyleşilerle dış dünyaya mesajlar göndermeye başladı. O dönem bu kadar görünür olacağını bilmeden, konuyu yakından çalışan biri olarak o gelişmeleri okuyup paylaşım yaptım.

Nusra Cephesi’nin kökleri Irak’tan Suriye’ye taşınan yapıların 2011-2012 yıllarında tesis edilmesine dayanıyor. 2013 yılında liderlik, biat ve örgütsel hiyerarşi tartışmalarıyla büyük bir ayrışma yaşandı. Bir hat IŞİD’e, bir hat Nusra’ya gitti.

2015 yılında Şara, ‘önceliğim Esad rejimini devirmek ve Suriye’de yönetim kurmak’ mesajını öne çıkardı. Küresel cihat bağlantısından özellikle uzak duruyordu. Batı ve Körfez’de ‘seküler muhalefetle rejim devrilir’ umudu zayıflayınca, sahada etkili olan cihatçı grupların içinden “ılımlaştırılabilir” bir aktör arayışı da güçlendi. Şara'nın o dönem kurduğu imaj bu tartışmalarda öne çıktı.

İsrail’in doğrudan ‘El-Kaide’ye destek verdiğini’ söylemek mümkün değil

Sagnic, konuşmasını şöyle sürdürdü:

ABD’nin El-Kaide’nin bir koluna doğrudan destek verdiğini söylemek mümkün değil; ancak ABD’nin ‘eğit-donat’ çizgisinden geçen bazı unsurların zamanla Nusra/HTŞ çizgisine kaydığını biliyoruz. İsrail’in de doğrudan ‘El-Kaide’ye destek verdiğini’ söylemek mümkün değil; fakat sahaya yapılan bazı yardımların farklı grupların eline geçtiğine dair işaretler var. Burada belirleyici olan, 2014-2017 yılları arasında ‘Esad gitsin de ne olursa olsun’ yaklaşımının güçlenmesi ve bunun sahadaki radikal yapıları da dolaylı biçimde beslemesiydi; ‘hayat öpücüğü’ sorusuna yanıtım net: Türkiye. Bunun yanında İngiltere’de bazı çevrelerin ‘Şara ile uzun süre görüştük’ söylemleri var; Katar’la ilişkiler de zaten saklanan bir şey değildi.

HTŞ tek kişi demek değil; 15-17 yapının bir komite gibi toplandığı parçalı bir yapı. Şara, iktidarda kalmayı ‘istikrar, ekonomik kaynak ve diplomatik itibar’ vaatleriyle kuruyor; bunları Türkiye’nin tek başına taşıması mümkün değil. Körfez fonları ve yaptırımların kaldırılması gibi başlıklarda Türkiye’nin kapasitesinin ötesinde bir ihtiyaç var. Türkiye Şam’da güçlü bir aktör, ama artık Suriye’de tek etkin aktör değil; ABD başta olmak üzere başka uluslararası aktörlerle yürüyen bir güvenlik ve kalkınma ajandası var.

‘Sünni İslamcılaşma’ ve radikalleşme sürdürülebilir bir barış ihtimalini zayıflatır

“Şara’nın bir noktada Batı ve Körfez’le ‘herkes evine’ diyerek mesafe koyması olası; bu daha çok konjonktürün dayattığı bir sonuç olur" diyen Sagnic, sözlerine şöyle devam etti:

Sahada yerel yönetim ve güvenlik birimlerinde hızlı bir ‘Sünni İslamcılaşma’ ve radikalleşme görüyoruz; bu sürdürülebilir bir barış ihtimalini zayıflatır.

ABD’de Şara’ya yönelik olumlu yaklaşımın ağırlıkla Beyaz Saray’la sınırlı kaldığı, Kongre’de ise yeni yaptırım tasarılarının konuşulduğu bir atmosfer var; bu tablo uzun vadeli istikrarı zorlaştırır.

The Jerusalem Center Kıdemli Araştırmacısı Ceng Sagnic, Tom Barrcak'ın açıklamalarını ise şu şekilde değerlendirdi:

Tom Barrack’ın ‘çok kimlikli/çok dinli model’ vurgusunu, ABD’nin bölgeye bakışındaki ‘konsensus ve tehdit’ ikiliğiyle okumak gerekir: Uyum sağlayana havuç, uyum sağlamayana sopa.

Trump yönetiminin öngörülemezliği nedeniyle ‘ulus devletleri parçalama/yeniden kurma’ gibi başlıklarda kesin konuşmak zor; ama odak iki yerde yoğunlaşıyor. Gazze dosyasını hızlı kapatmak ve İran meselesini ‘başlamışken bitirmek’. İran konusunda ise ‘neden vurmadı’ diye sormak lazım; çünkü rejim değişirse yerine ne geleceği belirsiz. Buna rağmen, kısa vadede—hatta birkaç gün/hafta içinde—askeri seçeneğin gündeme gelmesini olası görüyorum; önerilen yeni anlaşma artık nükleer başlığın ötesinde, rejimin tasfiyesine dönük bir çerçeveye işaret ediyor.

Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала