- Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

‘Fırat’ın doğu ve batısında ‘al-ver’ değil pozisyon belirleme siyaseti etkin’

© SputnikCeyda Karan'la Eksen
Ceyda Karan'la Eksen - Sputnik Türkiye, 1920, 16.01.2026
Abone ol
Prof. Dr. Mehmet Yuva’ya göre Türkiye, Fırat’ın doğusu ve batısında Suriye ile ‘al-ver’ politikası izlemekten ziyade pozisyonunu belirlemeye çalışıyor. Yuva; Şam’daki müdahalelerin, İran’a uzanan büyüklükte ‘depreme’ sebep olduğu görüşünde.
Suriye’deki İsrail-ABD eksenli güvenlik mutabakatları bölge ülkelerinde dengeleri sarsmaya devam ediyor. ABD’li Senatör Lindsey Graham’ın radikal YPG çıkışı ve Şam yönetiminin Golan tepelerinden feragat edişi Ankara’da rahatsızlığa sebep oldu. Trump ve Netanyahu’nun ataklarına karşı Türkiye’nin Suriye’de izleyeceği yol merak konusu.
Suriye’de 10 Mart Mutabakatı'nın hayata geçirilememesi Ankara’yı sıkıştırırken Trump’ın Grönland’ın ardından İran’a savurduğu tehditler Orta Doğu’da yeni bir kriz olarak okunuyor.
Suriye ve İran hattında yaşanan gelişmelerin çıktılarını Prof. Dr. Mehmet Yuva ile konuştuk.

‘Şara’nın ABD-İsrail’e verdiği güvence Ankara’yı rahatsız etti’

Prof. Dr. Yuva’ya göre, YPG üzerinden Ankara’yı ‘tehdit’ eden Senatör Lindsey Graham’ın tutumu, ABD tarafından benimsenmiyor. Yuva, Şam yönetiminin Suriye konusunda ABD-İsrail’e verdiği ‘güvencenin’ Türkiye’de rahatsızlığa sebep olduğunu ifade ediyor:
“ABD Senatörü Lindsey Graham bir askeri ‘savcı’ ve çok radikal çıkışları var. Libya, Suriye, Yemen ve İran konularında güçlü bir İsrail taraftarı. Graham, siyasi hayatını ‘İkinci Netanyahu’ şeklinde sürdürüyor. Thomas Barrack ise YPG’nin Halep’ten çıkarılması ve bölgenin Şam’a teslim edilmesi ile Türkiye’nin orada devam etmesi konusunda Mazlum Abdi’nin Halep’teki yoldaşlarına telkinde bulunmasını isteyen bir isim. ABD, Graham’ın tavrını resmi bir politika olarak benimsemiş olsaydı YPG’nin Fırat’ın batısındaki varlığını ısrarla talep ederdi. Bunda ısrar edilseydi hem Şam-ABD hem de ABD-Türkiye arasında Thomas Barrack’ın arzu ettiği tablonun inşa edilmesi konusunda delik açılırdı. Barrack, ‘Madem bu bölgedeki nüfuz sende kalsın istiyorsun o zaman Fırat’ın batısında bir ana hat çizelim, Fırat’ın doğusuna müdahale etmemen, SDG/YPG’nin varlığına tehdit oluşturmaman şartıyla Fırat’ın batısındaki bu bölgeleri Şam yönetimine terk edelim’ diyor. Türkiye 10 Mart Mutakabatı’ndan bahsediyor. 1 Nisan Mutakabatı da vardı. Halep’teki sorunların çözülmesi öngörülüyordu. Fırat’ın doğusuyla ilgili Paris’te yapılan güvenlik mutakabatında Ahmet Şara, ABD ve İsrail’in taleplerine uygun davrandı. Sorun yaşanmayacağına dair ABD’ye de İsrail’e de güvence verdi. Türkiye bundan çok rahatsız oldu.”

‘İran; Türkiye’nin Suriye sahasındaki kızgınlığını organize etmesinde gündeme geliyor’

Fırat’ın batısı ile doğusu arasında bir ‘al-ver’ politikası izlenmediğini, aktörlerin konumunu belirlemeyi öncelediğini belirten Prof. Dr. Yuva, Suriye’de alınacak tutumun İran’dan bağımsız olamayacağı görüşünde:
“Medyada ‘Suriye ordusu’ deniliyor ama sahada bir Suriye ordusu yok. Sahada Şara yönetimi dışında kalan bölgelerde Hamzalar, Tugaylar ve Türkiye ile yakın iş birliği olan kesimlerin mevcudiyeti var. Suriye’yi tanıyan yerel kaynaklar, sahada yeşil bere ile hareket eden kuvvetlerin kimlerle çalıştığını biliyor. Türkiye’nin güçlü bir telkini var. ‘Madem ki Fırat’ın doğusunda anlaştınız ve bunu Paris’te sağladığınız ama ben Fırat’ın batısında herhangi bir YPG varlığına tahammül edemem’ görüşü ikinci aşama olarak önümüzdeki dönemde tartışılacak. Burada bir al-ver politikasından ziyade herkes konumunu belirlemeye çalışıyor. Türkiye, ‘Fırat’ın doğusunu tamamen ABD ve İsrail YPG ile orayı tanzim etsin, burayla yetineyim’ pozisyonunda değil. Hala Deyr Hafir’den Tabka Barajı’na kadar giden, Fırat’ın batılarını kontrol eden bir YPG varlığı var. Burada çok ciddi bir askeri tahkimat başladı. Mazlum Abdi, Halep’teki mahallelerde ortaya koymadığı tavrı burada koydu. Fırat’ın batısındaki bu kıyı şeridini sahadaki örgütler askeri olarak tahkim ederse Rakka menzillerinin içine girecek. Tablo çok net. Paris’teki İsrail-ABD ve Şara yönetimi arasında sağlanan güvenlik mutakabatına uygun davranıldı. Şam yönetimi Golan Tepeleri’ni kendi siyasi haritasından çıkarttı. Suriye’nin güney bölgesini İsrail’e bıraktı. Güvenlik mutakabatına binaen istihbarat ilişkilerinin sahada sağlanmasına Şam yönetiminin ‘evet’ demesi Türkiye’yi kızdırdı. Bu öfkesini Suriye sahasında nasıl organize edeceği konusunda ise İran gündeme geliyor. Suriye’de sarı öküzü vermemeleri gerekiyordu ama verdiler. İran da Rusya da Türkiye de Suriye’de stratejik hata yaptı. İran orta ölçekli, ses getirecek önemli bir güç. Körfez ülkelerinden bahsederken ise İsrail ile biraz daha iyi hareket eden bir Birleşik Arap Emirlikleri’nden bahsedebiliriz. Birleşik Arap Emirlikleri’nin Somali ve Yemen konusunda ciddi çatışmaları var. Bu sebeple İsrail ile hareket ediyor ancak Suudi Arabistan öyle değil. Suudi Arabistan’ın, Çin’in inisiyatifiyle önemli bir iş birliğine girdiğini de biliyoruz. Şam coğrafyasının kolonlarıyla oynadığınız zaman sadece bölge değil tüm dünya deprem yaşar. Bu depremin tam merkezindeyiz. Çin de İran da Türkiye de Rusya da önemli dersler çıkardılar.”

‘Çin, sessiz ama sarsıcı hamleler yapıyor’

Çin’in tepkilerini yüksek sesle değil, finans ve teknoloji alanında attığı hedefli adımlarla verdiğini söyleyen Prof. Yuva, bu hamlelerin ABD’li şirketlerde ciddi etki yarattığını kaydetti:
“ABD, Venezuela’yı ‘arka bahçesi’ olarak gördü. ABD, ‘Avrupa, Çin, Rusya benim. Bu ülkeler ne Grönland’da ne Venezuela’da cirit atmayacak’ diyor. Venezuela’nın Çin’i stratejik bir sıçrama tahtası olarak gördüğünü, Çin’in varlığının dünya genelinde çok önemli teminatlarından birisinin de Güney Amerika olduğunu unutmamak gerekir. Çin, Maduro’yu kaçırdıkları günün sabahında oradaydı. Çin, bu işi çok sessiz yürüttü. Çin Merkez Bankası, Amerika’nın silah üreticisi şirketlere karşı yaptırım kararı aldı. ABD’den gelen teknolojilerin Çin şirketleri tarafından geçici olarak kullanılmasını askıya aldılar. Bu hamleyle birlikte ABD’li şirketler sarsıntı geçirdi. Çin bunu ABD gibi davullu zurnalı yapmadı. İran’a hem Rusya hem de Çin tarafından çok nitelikli silahların verildiğini biliyoruz. İran, Elon Musk’a ait Starlink’i iptal ettirebildi. Beyaz Saray, Elon Musk’a kızarak üzerindeki baskıları artırıyor. Starlink hala devreye girebilmiş değil. Bu önemli bir teknolojik saldırı ve püskürtmedir. İran’a ne tür silahlar verildiği bilinmiyor ancak hava savunma sistemlerini güçlendireceği kesin. Çok ses getiren davul rahatsız edici olabilir ancak Trump bu işi en sonunda masaya oturarak çözecek. Trump; Rusya ile de Çin ile de İran ile de çözüm yolları arayacak. Trump bu radikal çıkışlarıyla bazı kesimleri heyecanlandırabilir. Netanyahu’nun, Graham’ın desteği sürsün diye bu tavır içine girmiş olabilir, uluslararası finans şirketlerini rahatsız etmemek adına davranıyor olabilir ancak bu hamleler Trump’ın ve ABD’nin sonunu getirecek hamleler olur.”

‘İsrail’in İran’da büyük çıkarı var ancak İran bu sorunları aşacak’

Çin’in, etkili olduğu coğrafyalarda ABD ve İsrail politikalarına izin vermeyeceğini belirten Prof. Dr. Mehmet Yuva, İsrail’in çıkarları doğrultusunda müdahil olmaya çalıştığı İran’da, sorunların devlet yetkilileri aracılığıyla çözüleceği görüşünde:
“Çok kutuplu dünyaya giderken Çin, kendisinin arka bahçesi olan coğrafyalarda ABD ve İsrail’in politikalar inşa etmesine müsaade etmeyecektir. İsrail’in İran’da büyük bir çıkarı var. Toplumsal faaliyetleri organize etmesi, parayla insan tutması, Belucistan, Zagros bölgesinde Kürt ayrılıkçı grupları teşvik etmesi, Afganistan, Irak’tan personel sokulması bunun göstergesi. 6 milyar dolara yakın paranın İranlı şirketler tarafından Türkiye’ye, Birleşik Arap Emirlikleri’ne götürülmesi İran halkını öfkelendiren gelişmeler. Mevcut siyasi yönetim bunu gördü. İran sorunları doları bu özel şirketlerin tekelinde tutarak çözmek yerine devlet kurumları üzerinden yapmaya çalışıyor. İran Cumhurbaşkanının da Hamaney’in de tüccarlarla ve esnaf odalarıyla görüşerek çözmeye niyetli olduklarını söylemeleri İranlıların haklı taleplerinin bir şantaj için kullanılabileceği bilincini ortaya koydu. İran milletiyle ve ordusuyla bu sorunları aşacaktır.”

‘Bölgesel krizler Türkiye için felaket zinciri yaratır’

Prof. Yuva, Suriye, Irak, İran ve Doğu Akdeniz’de eş zamanlı krizlerin Türkiye açısından ağır sonuçlar doğuracağını belirterek, bu nedenle sorunların İran’la birlikte çözülmesi gerektiğini vurguladı:
“Türkiye’nin diyalog yoluyla çözülmesini arzulayama işine girişmesinin en önemli sebeplerinden birisi de Suriye’de İsrail’in ataklarına karşı Türkiye’nin Suriye’de de İran’a muhtaç olmasındandır. İran’ı Suriye’den çıksın diye davullu zurnalı, mezhepçi söylemlerle karşıtlık üzerinden yürüttük. Maalesef Türkiye, İran ve Rusya arasındaki gerginliğin İsrail ve ABD’ye yaradığını gördük. Suriye’de de, Irak’ta da, İran’da da Akdeniz’de de hasıl olacak meselenin Türkiye’nin başına felaketler öreceğini gören akıl, bu işi İran ile Türkiye’nin birlikte çözmek halletmek üzere yola birlikte çıkması gerektiğini de ortaya koyuyor.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала