- Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

‘Kendisini stratejik olarak çevrelemek isteyen ABD’nin sıradaki hedefi Alaska ve Asya Pasifik’

© SputnikCeyda Karan'la Eksen
Ceyda Karan'la Eksen - Sputnik Türkiye, 1920, 14.01.2026
Abone ol
Prof. Dr. Hasan Köni’ye göre Grönland tehditlerini sürdüren Trump, kendisini stratejik açıdan Alaska ve Hawaii koluyla ‘çevrelemeyi’ hedefliyor. Prof. Dr. Köni’ye göre Trump, Alaska ve Asya Pasifik’e de el atacak.
Venezuela’da kendisini ‘başkanvekili’ ilan etmesinin ardından Grönland başta olmak üzere pek çok ülkeye tehditler savuran Donald Trump, hukuksuzlukta her gün yeni bir eşik aşıyor. Başta Çin ve Rusya olmak üzere birçok ülkenin ticaret yolunu kesme stratejisi izleyen Trump, bir kuşatma ve çevreleme operasyonu hedefliyor. Küresel ticaretin yeni merkez üssü haline gelen Arktik bölgesinden Çin’i uzaklaştırmak isteyen Trump; Alaska, Hawaii ve Grönland üçgeninde stratejik bir çevreleme kalkanı oluşturmanın derdinde.
Avrupa ülkelerinin askeri ve ekonomik kapasitelerinin tarihsel ‘büyüklüklerinden’ uzaklaşması, küresel arenada ABD’yi daha cüretkar hamlelere iterken asıl büyük hesaplaşmanın Asya-Pasifik hattında yaşanması bekleniyor.
Donad Trump’ın Venezuela’dan İran ve Grönland’a kadar uzanan saldırgan politikalarını Prof. Dr. Hasan Köni ile konuştuk.

‘ABD stratejik çevrelemeyi hedefliyor, Grönland ekonomik açıdan mühim’

Prof. Dr. Köni, Trump’ın ‘gözünü diktiği’ Grönland’ın bulundurduğu kaynaklar sebebiyle ABD için ekonomik önem taşıdığı görüşünde. Trump’ın, bölgedeki Rusya ve Çin etkinliğini kırmayı hedeflediğini belirten Prof. Dr. Köni, ABD’nin Alaska ve Asya Pasifik ile ‘çevreleme’ siyasetini önceleyeceğini söylüyor:

“Jeopolitik kaygılar var. Jeoekonomi çok önemli bir rol oynuyor. Trump bir iş adamı. ABD’ye saldıracak ülke de olmadığı için hala en güçlü olarak devam ediyor. Trump, ekonomik açıdan belirli alanları tutmak kıymetli madenlere ve petrole el koymak istiyor. Latin Amerika’dan ABD’ye dönük bir tehlike yok. Uyuşturucu kaçakçılığı konusunda CIA filmler çevirdi. Kendileri de işin içinde ve bu işten arada para kazanıyorlar. Çin’in Latin Amerika’da 295 milyar dolarlık bir yatırımı var. ABD bunu kesmek istiyor. ABD, mal gidiş gelişini ve petrol satışını engellemek istiyor. İran ise Amerika’nın işi değil. İran İsrail lobisinin işi. İran ‘İsrail’i takmıyorum, Allah’a döneceğim’ dese ertesi gün kimse İran’a bakmaz.

2008’de iklim değişikliğinin etkilerinin ne olacağını inceliyordum. Harp akademilerinde ders verdiğim sırada beni deniz kuvvetlerinden çağırıp ‘Yeni bir gelişme var, ABD’den rapor geldi. Arktik bölge erişilebilir bir duruma geldi. Çin Bering Boğazı’ndan Rotterdam’a bir yılda üç milyon ton mal yığmış’ dediler. Süveyş Kanalı’ndan geçen yollar, bu ülkeler için bitti. Panama Kanalı’nın dahi önemi kalmadı. Bu ticaret yollarında müthiş bir gelişme. Deniz hukuku konusunda gelişmeler olması gerek. Kutup olduğu için kaynaklar konusunda değişik çizgiler ortaya çıkıyor. Suların erimesiyle Rusya, Arktik Bölge’nin yarısından çoğuna sahip oldu. Bu alanlar şimdiye kadar Grönland’ın da bulunduğu taraf olmak üzere hiç kazılmamış. Burada müthiş kaynaklar var. Türkiye de kazılıyor bir şey elde edemiyorlar ancak bu alanda kıymetli madenler ve petrol var. Balıklar sıcaktan ötürü yukarıya doğru gidiyor, balıkçılık da bu bölgede. Buzul yerde gemilere binip dolaşmak pek mümkün değil. Bu işin ekonomik boyutu.

Öte yandan Grönland’ın ‘Thule’ isimli bir hava üssü vardı. 1990’lara kadar buzulların içine nükleer bomba yerleştirmek için buz kanalları açtılar. 1990’larda Sovyetler Birliği bitince kanallar ellerinde kaldı ve geri çekildiler. Grönland’ın stratejik bir düşüncesi yok. Rusya’nın da buraya saldıracağı yok. Avrupalılar dışında herkes bunu biliyor. Bu yüzden bu noktada ekonomi çok önemli. Buradaki erimeler nedeniyle denizler 69 milim yükselmiş. Grönland küçülüyor. Küçüldükçe de yeni kazı ve kara alanları ortaya çıkıyor. Deniz alanlarının boyutları da değişiyor. ABD, sağ tarafta bulunan Grönland’ı sol taraftaki Alaska’yı ve alt tarafta Asya Pasifik’teki Hawaii’yi aldığında kendisini stratejik olarak çevrelemiş oluyor. Alaska ve Hawaii stratejik bir bölgede. Grönland stratejik değil ekonomik açıdan önemli. Alaska da ekonomik açıdan mühim.”

‘Avrupa ülkeleri eskisi gibi değil, Çin karşısında güçsüzler’

Prof. Dr. Köni’ye göre Avrupa ülkeleri Grönland konusunda ikircikli davranıyor. Avrupa’nın izlediği politikalar sebebiyle eski etkinliğini yitirdiğini vurgulayan Köni, Çin’in ön plana çıkışına dikkat çekiyor:
“Avrupalılar hem Rusya’dan korkma numaraları yapıp hem de ‘Grönland’ı alırsan NATO dağılır’ diyorlar. Ukrayna ve Grönland’a asker verecek, içerdeki göçmenleri besleyecek ve Çin ile teknoloji yarışına girişecek bir Avrupa yok. Herhalde bu üç ülke eski büyüklüklerini hayal etti. Birisi İngiltere. Napolyon zamanından kalma Fransa ve Hitler’i hatırlayan Almanya. Bu üçü olayları götürmeye çalışıyor. Siz eskisi gibi değilsiniz. Yeni yapılar ortaya çıktı. Bu üç ülkenin nüfusu 200-250 milyon iken Çin’in bir bölgesinin nüfusu 250 milyon. Demokrasilerinde seçilen ‘padişah’ oluyor. İnsanlar ‘askere gitmeyeceği, niye savaşayım?’ diyor. Bunu yıllarca demokrasi diye yutturdular millete. Seçildikten sonra karar veren adamların emrinde gidip ölmek. Ondan sonra da ‘Vatan kurtardık’ diyorlar. İnsanlar öldü, sen oturdun. Bu yapının Avrupa’da yürümesi mümkün değil.”

‘Trump kendisini işletmesinde sanıyor’

Prof. Dr. Köni; Trump’ın eski ABD başkanlarından Joe Biden ve Obama’nın sebep olduğu krizleri devam ettirdiğini düşünüyor. Köni’ye göre ABD’nin 1982 Deniz Sözleşmesi’ni imzalamamasından güç alan Trump, ülkeyi bir ‘işletme’ gibi yönetiyor:
“Amerika 1982 Deniz Sözleşmesi’ni imzalamadı. Çünkü bu sözleşme, ‘Açık denizlerde bulunan bütün kaynaklar insanlığın ortak malıdır’ diyor. Burada bir deniz yatağı otoritesi var. Buna başvuruluyor, ne kadar gelir elde edileceğinin vs bildirilmesi gerekiyor. 1982’deki bu sözleşmeyi yaratan Amerika, bu kısımları içerdiği için senatodan geçirmemiş. Amerika çıkan her kaynağı alabileceğini söylüyor. Bu da bütün bu Grönland olayının ekonomik olduğunu gösteriyor. Danimarka’nın burayı koruyacak hali yok. Grönland’da petrol var, kıymetli elementler var. Eriyen sular sebebiyle başka türlü gelişmeler oluyor. Tüm bunları 2008’den beri izliyorlar. Antartika konusunda da böyle gelişmeler var. Su eriyince diğer devletlerin hakları ortaya çıkıyor. Bu yüzden Amerika kendi sistematiği içine alıp araştırıyor. İklim değişikliği nedeniyle bu olay zaten tartışılıyordu. Petrol ve gaz kullanmamak için araştırmalar yapılıyordu Trump tam tersini yapıyor. Ukrayna savaşını ise Joe Biden çıkarttı. Rusya ‘Niçin NATO genişliyor?’ diye soruyor. NATO’ya ekledikleri ülkelerin 30-40 bin asker sayısı var. İstanbul’da dahi bunun misli asker var. Obama zamanında da IŞİD’i yarattılar. Bu da dünyanın başına bela oldu. İslamizm çıktı, İslamizm bitince kıymetli madenler çıktı. Kıymetli madenler bitince bakalım ne çıkacak? Obama’nın DAEŞ’i desteklediğini kimse fark etmedi. Bunlar direkt söylüyor. Trump kendini işletmesinde sanıyor, aşağıdaki müdürlere fırça çekiyor. Amerika’nın tavrı değişmez. Diğer Avrupa ülkeleri kendi aralarında değil üç ve dördüncü ülkelerde birbirlerinin güçlerini denemek için savaş çıkarırlar. Ölenler Orta Doğulular olur.”

‘Sıradaki hedef Asya Pasifik’

ABD’nin Latin Amerika ve Orta Doğu’ya dönük müdahalelerine Avrupa ülkelerinin sessiz kalışını eleştiren Prof. Dr. Köni, sıradaki ‘hedefin’ Asya Pasifik olduğuna işaret ediyor. Köni’ye göre Trump bu hamlelerle ekonomiyi düzenlemeyi hedefliyor:
“Asya Pasifik’te bir olay bekliyoruz. Burada zorluklar var. Çok büyük deniz filoları gerekiyor. İkinci Dünya Savaşı’nda Yunan ticaret gemileri kullanılmış, Yunanlar 2 bin gemi kaybetmiş. Asya Pasifik’e bu olay mutlaka gelecek. ABD, 41 defa Latin Amerika ülkelerine müdahale etmiş. Bu yeni değil, niye ses çıkmadı? 11-12 kez Orta Doğu’ya müdahale etmiş. Trump, bodoslama gittiği için şu an yukarı taraflara çıkıyor. Latin Amerika’yı sürekli dövdüler. Küba konusunda Ruslar ile kapıştıklarında bir duraksama yaşadılar. Küba stratejik, ekonomik açıdan yer tutan bir yer de değil. Öbürlerini devamlı denetim altına almış. Asya Pasifik’e doğru mutlaka gelecek. Asıl alan orası. Avrupalıların aklı başına gelince Rusya’yı yanına çekip buraya gidecek. Başka rakibi yok. Trump’ın bütün bu ayaklanmaları ekonomik yapı nedeniyle. İçerdeki ekonomik yapıyı biraz düzenlemeyi hedefliyor. Göçmenleri de yakalayıp dışarıya atıyor zaten. Bunun Trump’a bir karşı reaksiyonu olacak ancak bir yandan Trump’ın karşısında bir lider de göremiyorum. İran’da da lider yok. İran şahının oğlu lider değil. Trump’ın karşısında demokratlar çok zayıf. O yüzden biraz daha saçmalamaya devam edecek. Başka türlü olaylar gelişebilir.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала