‘Maduro ve Venezuela konusunda kesilen ahkamlar, liberal budalalıklar içeriyor’
15:44 07.01.2026 (güncellendi: 16:34 07.01.2026)

© Sputnik
Abone ol
Gazeteci Çağlar Tekin’e göre Venezuela başta olmak üzere Latin Amerika ülkelerine dönük yorumların çoğu liberal söylemler içeriyor. Venezuela’da mücadelenin sürdüğünü belirten Tekin, halkın ‘yumuşak hatta’ izin vermeyeceği görüşünde.
ABD’nin 3 Ocak’ta Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu doğrudan hedef alan operasyonu, uluslararası sistemdeki yerleşik diplomatik teamülleri yerle bir ederek yeni bir ‘kuralsızlık çağının’ fitilini ateşledi. Trump yönetiminin bu müdahalesi, Washington’ın Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nde örtük biçimde yer verdiği Monroe Doktrini’ni yeniden sahanın merkezine taşıdığını tescilledi.
ABD’nin, Latin Amerika’ya dönük tehditler ve müdahaleyle ilan ettiği ‘hakimiyet’, uluslararası ilişkilerde domino etkisi yaratarak benzer ağlar içindeki tüm ülkeler için risk teşkil ediyor. Karakas yönetiminde fiili kontrolü devralan Delcy Rodriguez’in Washington ile "iş birliği" zemininde buluşma sinyalleri, askeri zor ve siyasi tasfiye mekanizmalarının işletileceği bir sürece işaret ediyor.
ABD’nin Venezuela üzerinden gösterdiği ‘sopayı’ ve süreçte yaşanabilecek gelişmeleri Gazeteci Çağlar Tekin ile konuştuk.
‘ABD haydutluğunun seviyesi öngörülemedi’
Çağlar Tekin’e göre Venezuela’nın yoksulluğunda ABD’nin sorumluluğunun örtbas edilmesi liberal söylemlerin uzantısı. Tekin, Venezuela’nın ekonomik çöküşünün Chavez sonrası değil, ABD ambargosunun derinleştiği dönemde yaşandığını, ambargo gevşediğinde ise enflasyonun hızla gerilediğini vurguladı:
“ABD’nin bir saldırı niyetinde olduğunu daha önce de konuşmuştuk. Maduro’nun kaçırılmasını ve haydutluğun bu seviyeye ulaşacağını düşünmediğim için Venezuela’yı abluka uygulayarak teslim almaya çalışacaklarını, Venezuela’nın direnç kazandığını söylemiştim. Öngöremediğimiz tek şey haydutluğun seviyesi oldu. Hem Türkiye’de hem de dünyaya egemen olan muazzam bir liberal eblehlik var. ‘Maduro kötü bir liderdi’ diye ahkam kesiliyor ancak hiçbir şey bilmiyorlar. Orada ne yaşandığına dair ve Latin Amerika tarihine dair fikirleri yok ancak herkes her şeyi biliyormuş gibi konuşuyor. Venezuela’nın geçmişte çok zengin olduğu, Chavez iktidarıyla sefalete sürüklendiği söyleniyor. Venezuela tarihinin hiçbir döneminde zevki sefa içerisinde bir ülke olmadı. Kısmi olarak refah yaşadığı tek dönem Chavez’in iktidara gelmesinden 2013’e kadar uzanan dönemdi. 2013’te ABD ablukası güçlendi, Latin Amerika’da sol dalga geri çekilmeye başladı. Petrol fiyatları da dibe doğru çekildi ve bundan kaynaklı sıkışma yaşandı. Venezuela’da enflasyon birkaç sene önce yüzde 3 bin 650’ye kadar yükselmişti. Ancak enflasyon ambargonun hafiflediği bir buçuk yıllık periyot içinde Türkiye’den daha düşük seviyeye geriledi. Maduro beceriksiz olabilir elbette ama bir Türkiye beceriksizliği kadar değil.”
‘CIA, Venezuela’daki uyuşturucu ticaretini tescilleyemedi’
Venezula üzerinden uyuşturucu ticareti yapıldığı iddialarının CIA tarafından kanıtlanamadığını vurgulayan Tekin, Maduro’nun kaçırıldıktan iki gün sonra ‘mahkemeye’ çıkarılmasının ise ABD hukukunda dahi yeri olmadığını söyledi. Tekin, Trump yönetiminin bu iddiayla hukuki engelleri aşmaya çalıştığını vurguladı:
“Arjantin’in Devlet Başkanı Javier Milei, bu haydutluğu selamlayan ilk isimlerden oldu. Arjantin halkına çöktü ve enflasyonda düşüş yaşanmadı. Üstelik Venezuela kuşatmaya alınırken Milei’ye para yardımı yapılıyordu. El Salvador’un başına getirilen Nayib Bukele’ye de bir itiraz olmadı. Bu iki ismin uyuşturucu bağlantısı biliniyor. Bu ABD’nin, CIA’nin, narkotik şubenin raporlarına yansıdı. 1.2 trilyon civarı Kolombiya üzerinden gerçekleştirilen uyuşturucu ticareti var ve bunun 20 milyar dolar gibi küçük bir kısmı Venezuela üzerinden gerçekleşiyor. CIA bu 20 milyar doların dağıtımında Venezuela hükümetinin payı olduğuna ilişkin bir delil bulamadı. Üç ayrı rapor yayınladı, birinci rapordan sonra raportör ve raporu hazırlayan büronun şefi değişti. Değiştiren isim Trump’tı ve ona basın açıklamasında ‘CIA’in raporları durumun aksini idda ediyor’ diye sordular Trump ‘CIA bu işten ne anlar’ diye yanıt verdi. ABD yasalarına göre başka bir devletin başkanını yargılamak imkan dahilinde değil. Bundan kaynaklı ‘Güneş Kartelleri’ diye bir kartel uydurdular. Uydurdular diyorum çünkü hiçbir CIA raporunda bunun yeri yok. Bunu da Venezuela ordusunda uyuşturucu ticareti yapan yüksek rütbeli subayların yakasına güneş sembolü takmasından çıkartıyorlar. Güneş sembolünü Latin Amerika’da pek çok ülke kullandı. Tarihleri sömürgecilikle başlamış ve kendi tanrılarına göndermeli semboller yaratıyorlar. Bunlar her ülkenin kullandığı bir sembolizasyon yöntemi aslında. Ordu subaylarının göğüslerine taktıkları güneş sembolünden bir kartel yarattılar. Karteli geri çektiler, birden böyle bir örgütün olmadığı keşfedildi. Bu iddiayı ABD yasalarının etrafından dolaşmak için ortaya atıyorlar. ‘Biz Maduro’nun devlet başkanlığını tanımıyoruz, koruma kalkanı Maduro için geçerli değil’ diyorlar.”
‘Machado’ya atfedilen yüzde 95 söylemi gerçeği yansıtmıyor’
Tekin, muhalefet içi ön seçim sonuçlarının kamuoyuna yanlış aktarıldığını belirterek, Machado’ya atfedilen ‘yüzde 95’ oranının başkanlık değil adaylık sürecine ait olduğunu söyledi. Tekin, Venezuela’da kitlesel eylemlerin sürdüğünü, buna karşın Türkiye medyasında bu tablonun bilinçli biçimde görmezden gelindiğini savundu:
“Maduro ile seçime giren Edmundo Gonzalez var ancak az oy aldı. Gonzalez’in yerine Machado girecekti. Machado muhalefetin oyunun yüzde 95’ini almıştı. Bunu ‘yüzde 95 oy aldı’ diyerek satıyorlar ancak böyle olmadı. AKP ile CHP’nin seçime gireceği sırada CHP adayını belirlerken adayın yüzde 95 oy alması başkanın değil CHP’nin adaylığını kazandığı anlamına gelir. Burada da bu durum var. Bu oyu alan Machado, Danimarka’da kendi halkını kendisine oy vermediği için ‘aşağılık’ olarak nitelendirdi. ‘Çoğunuz Maduro’ya oy verdiniz’ dedi. Bu da Maduro’nun çoğunluğu kazandığı anlamına gelir. Trump ‘Machado’nun toplumsal desteği yok’ dedi. Trump’ın Machado’yu satmasının sebebi Nobel’in verilmesi. İlkokul çocuğu gibi birinden bahsediyoruz. Bir liberal cenahımız var ve hepsinin aklında kötü bir Maduro var. Benim de Maduro’ya dair eleştirilerim var ama şu an Maduro’yu eleştirecek bir günden geçmiyoruz. ‘Venezuela halkı sokağa çıkmıyor’ deniyor ama günlerdir on binler yüz binler eylem yapıyor. İlk gün şokla kimse sokağa çıkmadı. Bunda Venezuela Güvenlik Kuvvetleri’nin darbe alarmı vermesi ve toplanmaların önüne geçilmesi etkiliydi. İkinci gün durum kontrol altına alınmış olacak ki bir izin verildi ve yüz binler sokaklara döküldü. Türkiye’deki televizyonlar bir tane eylem, miting görüntüsü vermiyorlar. Bizden 12 bin kilometre ilerdeki bir yalanı savunuyorlar.”
‘Rodriguez’in ‘yumuşak hat’ arayışına içeriden onay çıkması zor’
Tekin’e göre Venezuela’da fiili devlet başkanlığı görevini üstlenen Delcy Rodriguez, ‘ABD ile iş birliği’ tutumunda halkın tepkisiyle karşılaşacak. Tekin, Venezuela’ya destek noktasında Küba’nın rolüne de işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Rodriguez’i, Maduro’nun Batı ile ilişkileri düzeltmek için yanına çektiği bir karakter olarak düşündüm. Batı ile ilişkileri toparlayabileceğine inanılan bir karakter. Trump’ın ilk açıklaması ‘Rodriguez ile anlaştık’ yönündeydi. Rodriguez ise bunun tam tersinde konuşarak ‘Venezuela’nın bağımsızlığının korunacağını’ söyledi. Kesin çıkarımlar için elimizde veri yok ama Venezuela ordusundan gelen açıklamalar ve sokaktaki tepkilere bakılınca yumuşak bir hat çizmeyi düşünen Rodriguez’e Venezuela’nın içinden izin çıkması biraz güç gibi duruyor. Batı dünyası hemen harekete geçti, Venezuela petrolünü işlemek için ülkeye gittikleri söyleniyor. Bu da gerçekçi değil. Venezuela petrolü karlı değil. Fazlasıyla derinlikte yer alıyor ve çıkarması, işlemesi yüksek maliyetli bir petrol. 2010’ların ardından petrol fiyatlarının düşmesiyle Venezuela’nın kısmen sıkıntıya girmesinin ardında yatan şey buydu. Venezuela’nın tek bir üretim kaynağı var o da petrol. ‘Bolivarcılar ülkeyi 20 yılda niye toplayamadı?’ denileblir. Bunun haklı tarafları var. Chavez Marksist değildi örneğin koşullar onu bağımsız kalabilmek için sosyalizme doğru açılmaya zorladı. Chavez seçilmiş bir isim. 1999’da göreve başlayan Chavez’e 2002’de gerçek bir darbe yapıldı. Halk desteği ve Küba’nın müdahaleleri ile ABD destekli darbe 48 saat içinde püskürtüldü. Chavez’in önünde iki seçenek vardı. Muazzam bir yoksulluk vardı, sadece 72 tane doktorun olduğu bir ülkeydi. Nüfusun yüzde 90’ı saclardan yapılmış dairelerde yaşıyordu. Chavez yoksullara yönelik gıda, sağlık, beslenme programları uyguladı. Birinci destekçisi Küba idi. Küba Venezuela’ya ilk elde 30 bin doktor gönderdi. Bu Küba’nın nüfusuna kıyasla muazzam bir sayı. Türkiye şu an bir kentine 30 bin doktor koyabilecek durumda değil. Küba bir yandan da birçok insanı götürüp tıp eğitimi aldırdı. Her köye bir sağlık tesisi, okul açılması için çalışmalar yapıldı ve pek çoğuna açıldı. Petrolle gelen para, muazzam bir sefaletin içinde olan ülkenin kalkınması için kullanıldı. Sonrasında bir dizi ‘hata’ yapıldı. Chavez, işçi sınıfı ve köylüye dayanan bir yönetim yerine kendi burjuvazisini yaratma yöntemi seçti. Bu hatayı Maduro da devam ettirdi. Ben bu hattın yanlış olduğunu düşünüyorum ancak Türkiye’den daha büyük hataların yapıldığını düşünmüyorum. Bir yandan yoksulluğu bastırmak bir yandan da sanayi adımları atmaya çalıştıkları bir dönemi denediler. Ancak petrol fiyatları birden geri çekildi ve ABD ambargolar uyguladı. Chavez bir yandan Latin Amerika’daki müttefikleriyle ortak bir dünya kurmaya çalışıyordu.”
‘Maduro’nun iadesi için ittifak hattı güçlenmek zorunda’
Tekin’e göre Venezuela’nın ambargolara karşı koyamamasında coğrafi koşulları ve savaşsız tarihi de etkili. Tekin, Donald Trump’ın Latin Amerika ülkelerine dönük tehditlerine karşı ‘politik bir hat’ örülmesi gerektiğini düşünüyor:
“Bizim olduğumuz coğrafyadan bakınca tam anlaşılmıyor ama Latin Amerika tamamen ABD kontrolünde. Burada bir delik açmak bile mücadele gerektiriyordu. Venezuela bunun simgesi haline geldi. Ülkedeki pek çok sol hatla paralellik kuruldu ve bu da Chavez’in ABD karşıtı eksen yaratmasına sebep oldu. Venezuela’nın sıkıntılarının altında Batı dünyasının uyguladığı yaptırımlar var. İran’a da ambargo uyguluyor ama İran bunu Rusya ve Çin üzerinden bir şekilde delmenin yolunu buluyor. Venezuela böyle bir coğrafyada yer almıyor, okyanusa açılan bir ülkeden bahsediyoruz. Üç tarafı ABD kuşattığı anda el kol bağlanıyor. Maduro’nun kaçırılması esnasında Venezuela koruyamadı burada bir hata var. Ancak bu ülkeler yoğun askeri gücü olan ülkeler değiller. Venezuela tarihinde kimseyle savaşmamış. Bir askeri altyapısı, parası yok. Venezuela orduya para harcasaydı liberaller ‘Ülkede insanlar aç ama silaha para yatırıyorlar’ diyeceklerdi. Bu insanların beğeneceği tek şey ABD’ye uyumlanmak. Kim Latin Amerika’yı sefalete sürükledi? Halkın görece en rahat yaşadığı ülke Küba ve onun da başında bin tane bela var. Meksika lideri bir açıklama yaparak ittifak kurulduğunu söyledi. Hangi ülkeler dahil olacak bilmiyoruz. Maduro’nun başına gelenlerden ötürü bir ders almış olmaları gerekiyor. Bu ülkelerin silahlı yapılanması ABD’nin saldırılarına cevap verecek boyutta değil. Bu ülkeler teknolojik anlamda yetersiz ordulara sahipler ancak önlem almak zorunda olduklarını görmüşlerdir diye düşünüyorum. Küba bir miktar farklı bir pozisyonda yer alıyor. Belli ki Maduro ile de bir anlaşma vardı ve Maduro’nun kaçırıldığı sırada Kübalı askerler hayatını kaybetti. Bu ittifak hattını güçlendirmek zorundalar. Politik duruş sergilemek zorundalar. Maduro’nun iade edilmesi için politik mücadelenin başlaması gerekiyor. Ortada hukuki bir şey yok. ‘Ben dünyanın lideriyim’ diye ortalıkta dolaşan bir haydutun ülke liderini kaçırmasından bahsediyoruz. ABD mahkemesinden adalet çıkacak mı tartışmaları var ancak bu noktada hakimin ‘Ben yetkisizim’ demesi gerekiyordu.”
‘Uyuşturucu ve ABD aynı sürecin unsurları’
Maduro’nun kaçırılmasında uyuşturucunun bahane olduğunu belirten Tekin, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio üzerinden Latin Amerika’da dönen ticarete işaret etti. Tekin, Venezuela petrolünün ABD için kullanılıabilir olmadığı görüşünde:
“Uyuşturucu arıyorlarsa Rubio’ya ve ilişkilerine baksınlar. ‘Narco Rubio’ olarak anılır Marco Rubio. Rubio’nun şirketi Latin Amerika’nın en büyük uyuşturucu tüccarlarından birinin birincil seviye ortağı ve akrabalık ilişkileri var. Rubio, uzun süre ‘Narco Rubio’ olarak anıldı ancak şimdi kimse bundan bahsetmiyor. Latin Amerika’da uyuşturucu ticaretinden bahsediyorsak bundan CIA’siz biçimde bahsedemeyiz. ABD’nin yönetmediği bir ticaretten bahsedemeyiz. Bu ticaretin finansmanından gelen gelirin ABD’nin darbelerinin finansmanında kullandığını görmezden gelemeyiz. Uyuşturu ve ABD bir ve aynı sürecin unsurları. Venezuela’da Latin Amerika’daki toplam uyuşturucu ticaretinin yüzde birinden azı dönüyor. Bu CIA raporlarında var. Yanı başında ABD’ye bin küsür kilometre sınırı olan Meksika, deniz üzerinden ulaşılabilecek Kolombiya varken ABD’ye uyuşturucu ticareti yapmak asılsız bir iddia. ABD ağustos ayının sonundan bu yana tekne vurup denizcileri öldürdü. Yakalananların hiçbirinin uyuşturucu ile ilişkisinin olmadığı ABD kaynakları tarafından dahi kabul edildi. Maduro’nun kaçırılmasının uyuşturucuyla hiçbir bağı yok. Venezuela petrolü ABD için kullanılabilir değil. Ancak Trump ‘Batı benim yarımkürem, burada kimse top koşturamayacak’ diyor. Bu da ‘ABD yaparsa ben de yaparım’ gibi bir sonuca yol açıyor. Rusya da Zelenskiy’i kaçıramaz mıydı örneğin. Yapabilirdi ancak bunlar trajikomik hikayeler. İsrail Şam’dan Esad’ı kaçırmaya yeltendi örneğin ama kaçıramadılar. Orta Doğu’nun ve Latin Amerika’nın çerçevesi başka. İnsanlık ya bu haydutluğa ortak bir tepki gösterecek ya da artık orman kanunu bile diyemeyeceğimiz bir vahşilikte yaşadığımızı kabullenip başımıza gelecek zorbalıkları yutacağız.”

