https://anlatilaninotesi.com.tr/20260102/turkiye-orta-doguda-frenini-kaybetti-suriyede-yapilan-hatanin-sonuclari-suruyor-1102443399.html
‘Türkiye Orta Doğu’da frenini kaybetti, Suriye’de yapılan hatanın sonuçları sürüyor’
‘Türkiye Orta Doğu’da frenini kaybetti, Suriye’de yapılan hatanın sonuçları sürüyor’
Sputnik Türkiye
Prof. Dr. Hasan Ünal’a göre Türkiye’nin dış politikadaki ‘hatalarının’ en büyüğü Suriye’de yapıldı. Ünal, Orta Doğu’da ‘frenini kaybetmiş’ bir Türkiye’nin... 02.01.2026, Sputnik Türkiye
2026-01-02T13:59+0300
2026-01-02T13:59+0300
2026-01-02T13:59+0300
eksen
radyo sputnik
radyo
radyo
türkiye
hasan ünal
suriye
pyd
i̇srail
hizbullah
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e6/0b/12/1063605477_0:0:3640:2048_1920x0_80_0_0_08823ba80482581cd95af3d89dfacfeb.jpg
Türkiye’nin 2025 yılı boyunca dış politikada izlediği rota, ortaya belirsiz bir tablo çıkardı. Beşar Esad’ın devrilmesiyle Suriye’de yaşanan istikrarsızlık ve ABD-İsrail arasında yaşanan sıkışmışlık, Türkiye’nin güvenlik politikalarını tartışmaya açtı. YPG’ye karşı olası askeri operasyon ihtimalini değerlendiren Ankara’nın; Rusya, İran ve Şam yönetimi ile geçmişte yürüttüğü koordinasyon eksikliğinden ötürü bölgede yeni açmazların içine düşebileceği belirtiliyor. Doğu Akdeniz’de Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail arasındaki üçlü ittifakın derinleşmesi de Türkiye’nin bölgedeki manevra alanını daraltan bir unsur olarak görülüyor.Küresel ölçekte Trump yönetiminin Rusya ile yakınlaşma sinyalleri, orta vadede Çin’i kuşatma stratejisinin bir parçası olarak yorumlanırken Türkiye’nin bu yeni güç dengesinde yerini tayin etmesi bekleniyor. Trump yönetiminin ise İsrail ile Türkiye arasında bir uzlaşı zemini arama ihtimali, 2026 yılına dair en önemli dış politika beklentilerinden biri olarak görülüyor.Türkiye’nin 2025 yılı dış politikasında öne çıkan gelişmeleri Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Ünal ile konuştuk.‘Suriye’yi ‘fethetmedik’, İsrail’e teslim ettik’Prof. Dr. Ünal, Türkiye’nin Suriye’nin iç işlerine müdahalesini ‘Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en ağır hatası’ olarak değerlendiriyor. Ünal’a göre Türkiye, Rusya ve İran’ın da geri çekildiği Suriye’yi İsrail’e teslim etti:‘Dış politika bir çıkmazda’Ünal’a göre Türkiye’nin Suriye başta olmak üzere Orta Doğu’daki hamleleri İsrail’in çıkarına. Ünal, Suriye’de yönetimin devrilmesinde rol üstlenen Türkiye’nin bir ‘çıkmazda’ olduğunu düşünüyor:‘Trump’ın Türkiye ile İsrail’i barıştırma çabalarının sonucunu göreceğiz’Ünal, Türkiye-İsrail ilişkilerinde ‘arabuluculuk’ rolü üstlenen ABD’nin hamlelerinin sonuçlarının yıl içinde netleşeceğini vurguluyor:‘Amerika ile Rusya, Çin’i kuşatma politikasına girebilir’Çin ekseninde yaşanan gelişmelere de değinen Ünal, Türkiye ve İran ile ilişkilerini kuvvetlendirmeyen Çin’in ABD-Rusya tarafından ‘kuşatılacağı’ görüşünde:
suriye
i̇srail
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
2026
Ceyda Karan
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/102181/41/1021814147_0:0:1000:1000_100x100_80_0_0_0126853c15209d716a780aa1a8a8fc94.jpg
Ceyda Karan
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/102181/41/1021814147_0:0:1000:1000_100x100_80_0_0_0126853c15209d716a780aa1a8a8fc94.jpg
SON HABERLER
tr_TR
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e6/0b/12/1063605477_909:0:3640:2048_1920x0_80_0_0_aa1ef2ed718cfec417e3582a1e9020b6.jpgSputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
Ceyda Karan
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/102181/41/1021814147_0:0:1000:1000_100x100_80_0_0_0126853c15209d716a780aa1a8a8fc94.jpg
radyo sputnik, radyo, radyo, türkiye, hasan ünal, suriye, pyd, i̇srail, hizbullah, tom barrack
radyo sputnik, radyo, radyo, türkiye, hasan ünal, suriye, pyd, i̇srail, hizbullah, tom barrack
‘Türkiye Orta Doğu’da frenini kaybetti, Suriye’de yapılan hatanın sonuçları sürüyor’
Prof. Dr. Hasan Ünal’a göre Türkiye’nin dış politikadaki ‘hatalarının’ en büyüğü Suriye’de yapıldı. Ünal, Orta Doğu’da ‘frenini kaybetmiş’ bir Türkiye’nin hamlelerinin İsrail’e yaradığı görüşünde.
Türkiye’nin 2025 yılı boyunca dış politikada izlediği rota, ortaya belirsiz bir tablo çıkardı. Beşar Esad’ın devrilmesiyle Suriye’de yaşanan istikrarsızlık ve ABD-İsrail arasında yaşanan sıkışmışlık, Türkiye’nin güvenlik politikalarını tartışmaya açtı. YPG’ye karşı olası askeri operasyon ihtimalini değerlendiren Ankara’nın; Rusya, İran ve Şam yönetimi ile geçmişte yürüttüğü koordinasyon eksikliğinden ötürü bölgede yeni açmazların içine düşebileceği belirtiliyor. Doğu Akdeniz’de Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail arasındaki üçlü ittifakın derinleşmesi de Türkiye’nin bölgedeki manevra alanını daraltan bir unsur olarak görülüyor.
Küresel ölçekte Trump yönetiminin Rusya ile yakınlaşma sinyalleri, orta vadede Çin’i kuşatma stratejisinin bir parçası olarak yorumlanırken Türkiye’nin bu yeni güç dengesinde yerini tayin etmesi bekleniyor. Trump yönetiminin ise İsrail ile Türkiye arasında bir uzlaşı zemini arama ihtimali, 2026 yılına dair en önemli dış politika beklentilerinden biri olarak görülüyor.
Türkiye’nin 2025 yılı dış politikasında öne çıkan gelişmeleri Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Ünal ile konuştuk.
‘Suriye’yi ‘fethetmedik’, İsrail’e teslim ettik’
Prof. Dr. Ünal, Türkiye’nin Suriye’nin iç işlerine müdahalesini ‘Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en ağır hatası’ olarak değerlendiriyor. Ünal’a göre Türkiye, Rusya ve İran’ın da geri çekildiği Suriye’yi İsrail’e teslim etti:
“Türkiye 2025 yılında dış politikada batağa battı. Bu batış göstere göstere geliyordu. Geçen yıl bu günlerde Suriye’yi ‘fethettiğimizi’ anlatıyorlardı. Bizim o günlerde ‘Bu çok tehlikeli bir sürecin başlangıcı, bölgesel ilişkilerimiz ve çıkarlarımız zarar görecek’ şeklindeki değerlendirmelerimiz dikkate alınmadı. 2011 yılında doğru olmayan bir şekilde Suriye’de başlatılan kirli iç savaşa Türkiye’nin müdahil olmasından bu yana bu değerlendirmeler dikkate alınmıyor. Bu yıl Suriye’yi ‘fethetmediğimiz’, Suriye’yi İsrail’e elde ettiği en büyük zafer olarak ikram ettiğimiz gerçeği ortaya çıktı. Bu en yalın, çarpıcı haliyle görülüyor. Geçen yıl aralık ayındaki fetih havası haftalar içinde ortadan kalktı, aylar içinde konuşulmaz oldu. ‘Ne kadar sevimli çocuklar, kravat da pek yakışmış, bazıları Türkiye’de okumuş’ lafları unutuldu gitti. Suriye tam anlamıyla içinden çıkılmaz bir durumda. İsrail’in istediği gibi at koşturduğu bir bölge.
Suriye parçalanmaya gidiyor, İsrail’in asırlık hedefi Suriye’yi paramparça etmek ve bölmekti bu politika tam gaz devam ediyor. Fırat’ın doğusunda bizim güvenliğimize ve bütünlüğümüze tehdit oluşturacak PKK/PYD yuvalanması kukla bir devlet şeklinde artarak sürüyor. Bu tehdide karşı askeri operasyon yapılması gündemde ancak bu kolay bir iş değil. Birkaç yıl önce PKK/PYD yapılanmasına karşı Suriye ile ortak harekete başlandı. Putin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a defalarca bunu söylemişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ağustos ayında ilk defa ‘Putin sürekli olarak bunu bana telkin ediyor, biz Suriye ile uzlaşmalıyız’ demişti. Bu senaryoda Rusya’nın S-300’leri ve İran orada olacaktı. Biz operasyon yaptığımızda o bölgenin hava korumasını bizim uçaklara açabilirlerdi ve birkaç yıl önce iyi veya kötü bir Suriye devleti vardı ortada. O zaman bir operasyon yapılabilirdi. Biz Suriye merkezi kuvvetleriyle PKK/PYD’ye karşı ortak harekata kalkışırsak ve İsrail Şara’nın kuvvetlerini bombalamaya başlar ardından da Şam’ı altüst ederse ne olur? Biz Şara’yı ‘Kendi haline bak biz seni koruyamayız’ mı diyeceğiz yoksa İsrail ile savaşa mı kalkışacağız? Bütün koruma kalkanları ortadan kalktı ve buna biz sebep olduk. Türk dış politikasının geçmişten bugününe ilişkin yaptığım değerlendirmelere göre Suriye’de yapılan hata Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en ağır hatası oldu ve en ağır sonuçlarla devam ediyor.Türkiye’de kaç milyon Suriyeli sığınmacı olduğunu ve ne kadarına vatandaşlık verildiğini bilmiyoruz. Bunların Türkiye ekonomisine maliyetini de bilmiyoruz.”
‘Dış politika bir çıkmazda’
Ünal’a göre Türkiye’nin Suriye başta olmak üzere Orta Doğu’daki hamleleri İsrail’in çıkarına. Ünal, Suriye’de yönetimin devrilmesinde rol üstlenen Türkiye’nin bir ‘çıkmazda’ olduğunu düşünüyor:
“Biz bir yandan İsrail’e karşı feci şekilde retorik içeren ciddi bir söz düellosu politikası izliyoruz. Hamas’a da bir şekilde destek veriyoruz sanırım ve desteğin içeriğinde ne olduğunu bilmiyoruz. Ancak yaptığımız her şey İsrail’in çıkarına oluyor. Suriye’de yönetimi devirmek, Hizbullah komutanlarının İsrail tarafından öldürülmesine Türkiye’deki siyasal İslamcıların alkış tutması bunun göstergesi. İsrail’in bizden çok memnun olması lazım. İsrail’in Amerika’daki güçlü lobisi de bizimle uğraşıyor. Sadece Ukrayna’ya yönelik Türk dış politikasını bilen Japon, Avrupalı, Amerikalı meslektaşlarıma politikalarımızı anlattığımda ‘Kaçırdık, tam olarak ne olduğunu anlat harita açalım’ diyorlar.
Bunların hepsinin aynı anda olamayacağını düşünüyorlar. Çünkü hem Hamas’a destek veriliyor hem İran karşıya alınıyor, Suriye İsrail’e hediye ediliyor ama bir yandan da İsrail’in Amerika’daki lobisi de bizle uğraşıyor. Bunun bir mantığı yok. Son aylarda önce Suriye Dışişleri Bakanı Hasan Şeybani’yi sonra da Şara’yı Moskova’ya gönderdiler. Bunların hepsinin Türkiye’nin teşvikleriyle yapıldığını biliyoruz. Rusya Dışişleri Bakanı Yardımcısı Ryabkov, Esad yönetiminin düşmesi üzerine Suriye’ye gidip ‘İlişkilerimiz ne olacak?’ diye sorduğunda ‘Suriye’den pılınızı pırtınızı toplayıp gidin, savaştan sizi sorumlu tutuyoruz tazminat ödeyeceksiniz. Rusya’da ikamet eden eski Suriye yönetimine mensup insanları da bize teslim edeceksiniz’ tepkisini almıştı. Bakanı kovarcasına geri göndermişlerdi. Aradan bir süre geçtikten sonra ‘Ne olur Suriye’ye geri gelin biz İsrail’i dengeleyemiyoruz’ demişlerdi. Bunun böyle olacağını bilmek gerekirdi. İran’ı bölgeden göndermeleriyle övünen Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan gitti İran’ı Suriye’ye çağırdı. Hizbullah’ın bile üst düzey yöneticilerinin Ankara’ya davet edildiği yönünde iddialar var. Bunlar yan yana gelince dış politika çıkmazı tablosu ortaya çıkıyor. Ne İran ne Hizbullah ne de Rusya oraya gelir. Orta Doğu’da frenini kaybetmiş bir Türkiye var. Dış politika parçalardan oluşur, bu parçaların bir bütüne hizmet ediyor olması gerekir ama Orta Doğu’da bu bütünün ne olduğunu bilemiyorum artık.”
‘Trump’ın Türkiye ile İsrail’i barıştırma çabalarının sonucunu göreceğiz’
Ünal, Türkiye-İsrail ilişkilerinde ‘arabuluculuk’ rolü üstlenen ABD’nin hamlelerinin sonuçlarının yıl içinde netleşeceğini vurguluyor:
“Trump’ın boş konuşan, kaba saba bir adam olduğunu söyleyenlere katılmıyorum. Boş konuşmadığına eminim. Amerika’nın dış politika çıkarlarını iyi tahlil etmiş gibi görünüyor. Çok kutupluluğu, dış politikasının merkezine oturtmuş ve Amerika’yı büyük yapmak için büyük doğal kaynaklara sahip olmak gerektiğini, Avrupa ile yürütülen liberal politikaların anlamsız olduğunu, Rusya ile iş birliğinin iyi sonuçlar vereceğini bilerek hareket ediyor. Buraya tayin ettiği büyükelçi de kaba saba ama Trump’tan daha az bilgili. Tom Barrack zeka özürlü denecek kadar büyükelçilikten uzak birisi. Ben onun yaptığı büyükelçiğe ‘Barrack Haber Ajansı’ diyorum. Bu ajans sayesinde akıllarındakileri anlıyoruz bir süre sonra da ne olduğu ortaya çıkıyor. Trump’ın İsrail ile Amerika’yı uzlaştırmaya çalışması mantıklı. Ankara’daki hükümet ile İsrail’deki hükümet birbirlerine karşı pozisyon aldılar ve bu işin içinden bu hükümetle nasıl çıkılır bilmiyorum. Ankara’daki hükümet neden bu kadar keskin İsrail karşıtlığı yapıyor bunu da anlamak mümkün değil. İç politikada da bunun karşılığı yok. İsrail’in soykırımcı olduğunu satabileceğiniz küçük bir seçmen kesimi var Türkiye’de. Bugünkü ekonomik krizde debelenen, krizin düzeltileceğine dair ümidini yitirmiş, gıda ve temel ihtiyaçlar enflasyonunun altında ezilen kesimde Gazze meselesinin karşılığı pek yok. Soykırım konusunda Türkiye’nin İsrail’i eleştirmemesi mümkün değil ama Hamas ile iş birliğini sınırlandıramayan, Filistinlilere yardım konusunu Arap devletlerine bırakıp bunların belirlediği politikalara insani, diplomatik destek veren Türkiye’nin İsrail’i düşman ilan eden yönetim, karşı tarafta hemen Türkiye karşıtlığının ağızlara dolanmasına sebep oluyor. ‘Türkiye’nin, Sünni bir devlet olarak Orta Doğu’da İran’dan daha tehlikeli bir İsrail düşmanlığı içinde olduğunu, İran’ın Şii olmasından dolayı Orta Doğu’da taban bulamadığını, Türkiye’nin İslamcı politikalarının taban bulmasının daha mümkün’ olduğunu söyleyen bir kafayı yemiş Netanyahu var. Netanyahu bir anda Kıbrıs Rumları ile Yunanlar ile Türkiye’ye gözdağı veriyor. Netanyahu 86 milyonu karşısına alıyor, gözdağı veriyor. İki hükümet iktidardayken Trump’ın ‘Biz bunları uzlaştırmalıyız’ çabaları sonuç verir mi bilmiyorum. ‘İki tarafla da geçinebiliyorum, bunlar niye kavga ediyor?’ diyen Trump açısından bu zor olma gerek. Bunun nereye doğru evrileceğini 2026’da göreceğiz.”
‘Amerika ile Rusya, Çin’i kuşatma politikasına girebilir’
Çin ekseninde yaşanan gelişmelere de değinen Ünal, Türkiye ve İran ile ilişkilerini kuvvetlendirmeyen Çin’in ABD-Rusya tarafından ‘kuşatılacağı’ görüşünde:
“Türkiye’nin sadece Çin’e değil devlet devlet yeniden odaklanması ve pragmatik, sonuç alıcı yeni bir dış politika vizyonu ortaya koyması gerek. Bunu yapabilecek durumda mıyız bilmiyorum. Bir yandan Çin de çok kendi içinde görünüyor. Ukrayna barışı gündemi, mevcut Trump barış formülü çerçevesinde ilerlerse 10 yıl sonra Amerika ile Rusya’nın iş birliği halinde Çin’i kuşatma politikası içinde olacağını rahatlıkla görebiliyorum. Ukrayna barış teklifinin içinde bu unsurlar fazlasıyla var. Çin, ‘Ben kendi içimde gelişmeyi sürdürüp en yeni teknolojilerle gelişmeyi takviye ettiğim sürece kimse bana bir şey diyemez ben dünyanın fabrikası rolünü oynarım’ diyor olabilir ama diğer ülkelerle ilişkilerini tanımlamazsa ve köprü başları tutmazsa ki Türkiye ile İran bunlardan biri, kuşatılabilir. Mallarınızı dışarıya satmanıza izin vermeyecek politikalar uygularlarsa Çin’in ekonomisi de içerden zora girebilir. Şu anda böyle bir sürecin başlangıcını görüyor gibiyim. Türkiye’nin Çin politikasında eksikler var ama Çin’in genel olarak politikasında da sanırım bir değişikliğe ihtiyacı var.”