- Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

‘ABD yeni sezona hazırlanmak için kendini kızağa çekiyor’

© SputnikCeyda Karan'la Eksen
Ceyda Karan'la Eksen - Sputnik Türkiye, 1920, 12.12.2025
Abone ol
Dr. Adıbelli’ye göre Trump yönetiminin yeni Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nde ABD ‘nedamet getirmiyor’, şimdilik ‘gücünün yetmediğini’ teslim ediyor. ABD müesses nizamının son sözünü söylemediğini belirten Adıbelli, ABD’nin ‘kızağa çekilip yeni sezona hazırlandığı’ görüşünde.
Donald Trump yönetiminin 33 sayfalık Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi, ABD’nin küresel hakimiyetine dönük tartışmaları gündeme taşıdı. ABD’nin metinde Avrupa kanadına yüklenip Çin ile Rusya’yı açıkça düşman olarak tanımlamaması dikkat çekerken, Trump yönetiminin ‘niyetlerine’ dair farklı görüşler dile getiriliyor.
ABD’nin Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nin diğer ülkeler için ne anlam ifade ettiğini Dumlupınar Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Barış Adıbelli ile konuştuk.

‘Rapor, Trump’ın raf ömrüyle sınırlı’

Dr. Barış Adıbelli’ye göre; “Bu belge Trump yönetmeninin mi Amerika’nın mı stratejisi buna bakmak gerek.” Her Amerikan başkanının bu türden strateji belgeleri yayınladığını anımsatan Adıbelli, asıl Amerikan müesses nizamının tutumuna bakmak gerektiğini vurguladı:

“Trump’ın görev süresinin bitmesine bin 132 gün kaldı. Bu strateji belgesi teamüle aykırı. Trump sanırım 2018’de göreve geldiği dönemde de benzer bir rapor yayınlanmıştı. O raporda Çin hedef tahtasına konmuştu. Her Amerikan başkanının bir güvenlik stratejisi var. Bu ilk kez oluyor gibi düşünmemek lazım. Bu belge Trump yönetmeninin mi Amerika’nın mı stratejisi buna bakmak gerek. Bu Trump’ın kendi yol haritası, devlet politikası değil. 20 Ocak 2029’da yemin edecek yeni ABD Başkanı yeni bir stratejiyle gelecek. ABD başkanlarının getirmiş olduğu her şeyin ömrü başkanların siyasi ömrüyle sınırlıdır. Bu rapor da Trump ile birlikte tarihin tozlu raflarına gidecek.

Belgede Trump’ın etkilerinin devam edeceği görüşüne katılmıyorum. Rusya ve Çin’in rahatladığı görüşüne de… ABD’nin Monroe Doktrini’ne geçtiği yönündeki görüşe de katılmıyorum. Belge, Trump’ın ortaya koymuş olduğu bir fikir deryası. Bu bir Amerikan politikası değil. ABD’nin evrensel değerlerden vazgeçmesi mümkün değil. 1919’da başlayan yüz yıllık bir serüven bu. Bu, bir tane adamın çıkıp 33 sayfalık stratejiyle bırakacağı bir politika değil.”

‘Nedamet getirmiyorlar, Amerika’nın gücü yetmiyor’

Adıbelli; yeni strateji belgesinin, Rusya ve Çin’i rahatlattığı değerlendirmelerine katılmıyor. ABD’nin gelinen noktada zaten Rusya ve Çin ile yarışacak durumda olmadığını belirten Adıbelli, Trump’ın ‘onurlu bir geri adım attığını’ ancak müesses nizamın ‘son sözü’ söylemediğini dile getirdi:
“Başından beri yanlış olan bir Çin ve Rus düşmanlığı vardı. Tarih doğru yönde akıyor. Trump da doğruyu buldu. Burada pişman oldukları için nedamet getirmiyorlar, Amerika’nın gücü yetmiyor. Trump iki defa, Amerika’nın gücüyle ilgili raporlar istedi. Amerika şu anda Rusya ile nükleer silah konusunda ya da Çin ile ekonomik ve teknolojik anlamda yarışabilecek durumda değil. Bir ülke anlamsız bir yarışa girdiği zaman en büyük zararı kendisine verir. Trump burada ‘onurlu geri çekiliş’ dediğimiz bir geri adım atarak içe dönüp ABD’nin zayıf olduğu yerleri güçlendirme yoluna gidecek. Trump küresel hegemonyadan vazgeçebilir ama Amerikan müesses nizamı vazgeçmez.”

‘Nisan ayına kadar Çin ile balayı dönemi, sonrasını göreceğiz’

Trump yönetiminin alenen ‘Monroe doktrinini’ benimsediğini ilan ettiğine dikkat çeken Adıbelli, bu kez verilen mesajın ‘Arka bahçem, Rusya ve Çin buralara gelmesin’ olduğunu belirtti. Ancak Adıbelli’ye göre Trump’ın dünyanın kalanından vazgeçmesi söz konusu değil:

“Trump şu anda Karayipler üzerindeki politikasını meşrulaştırmak adına bir strateji uyguladı. Trump, Grönland’dan Güney Amerika’nın en uç noktasına kadar olan kısma ‘Arka bahçem, Rusya ve Çin buralara gelmesin’ diyor. Trump’ın dünyanın geri kalanından vazgeçtiği yok. Trump, ufak bir oyunla Karayipler’deki yeni açılımına meşruiyet hazırlıyor. 1823’te de Monroe Doktrini kendilerini bağladı. Tek başlarına deklerasyon ilan ettiler. Dünya öyle bir dünya değil, herkes her yere ulaşabiliyor, teknoloji var. ABD’nin kendi iradesiyle hegemonyadan vazgeçme lüksü yok. İçtiğimiz Coca-Cola da bu hegemonyanın bir uzantısı, Hollywood filmi de bunun uzantısı. Şu an başkanların elinde içi çanta var. Birinde nükleer silahların diğerinde internetin düğmesi var. Hegemonya internet üzerinden de devam ediyor. Sadece askeri anlamda hegemonya sorgulanamıyor. Ekonomik ve kültürel alanda da hegemonya var.

ABD burada bir taktik uyguladı. Çin ve Rusya ile ilişkileri normalleştirme adına burada geri adım atıyormuş gibi gözüktü. Çin’i rakipten daha alta indirdi çünkü nisan ayında Pekin’e gidecek. Mayıs ayında ne diyeceğini göreceğiz. Nisan ayına kadar Çin-ABD ilişkilerinde balayı dönemi yaşanacağını görüyorum. Trump bu büyüyü bozmak istemiyor. Putin’in Şi Cinping’e sarıldığı gibi bir fotoğraf vermek istiyor. Bir taraftan da Putin ile aynı sıcaklığı devam ettiriyor.”

‘Trump Avrupa konusunda haklı, başınızın çaresine bakın diyor’

Adıbelli; ABD’nin, Avrupa Kıtası’nın güvenliğini sağlamakta zorlanmasının metne açıkça yansıdığını belirtirken, Trump’ın haklı olduğu göüşünü dile getirdi. Ancak Adıbelli, Amerikan yönetimlerinin çıkar tanımları etrafında değişken davranış biçimlerine atıfla, Tayvan örneğini verdi:

“ABD’yi kendi çapında düşünürseniz Avrupa konusunda haklı. 1945’ten beri Avrupa’nın yükünü çekiyor. Karşılıklı kazanıyorlar ama bunun bir yükü var, liderlerin kaprisi var. Trump bu tip şeylere gelemiyor. Koskoca kıtanın güvenliğini tek başına Amerika’nın sağlaması çok zor bir şey. Bir taraftan bu, bir taraftan Pasifik, bir taraftan da İsrail’i korumak bu sürdürülebilir değil. Amerika Avrupa’ya ‘Kendi başınızın çaresine bakın’ diyor. ABD, ‘Düşmanınız oradaysa kendiniz halledin bizi unutun’ mesajı verdi.

Nixon, Çin ile ilişkileri kurduktan sonra 1979’da Carter resmi diplomatik ilişkiyi tesis de etti. Ulusal Güvenlik Danışmanı Zbigniew Brzezinski idi. Sovyetler Birliği’nin Afgan işgalinde mücahitleri örgütleyen CIA programının mimarıdır. Brzezinski, Kongre’de 1950’de Tayvan ile güvenlik anlaşması olduğunu hatırlattı. Müttefiklerin ‘Amerika canı istediği zaman satıyor’ diyebileceğini söyledi. Sonra Amerika bunu doğruladı. Carter yönetimi ‘Tayvan İlişkileri Yasası’nı çıkarttı ve taahhütlerin arkasında olduklarını bildirdi. ABD’de yönetimler bazı kararlar alabilir anlık ama müesses nizam bunu kongre ve Pentagon üzerinden hemen düzeltir. Örneği 1979 Tayvan İlişkileri Yasası’dır. ABD Avrupa konusunda terk etme veya kendini yalnızlaştırma siyasetine giderken bu yarın öbür gün düzeltilir. ABD’de en eleştirilen dönem Monroe Doktrini’nden Birinci Dünya Savaşı’na kadar olan dönemdir. Burası ‘yalnızcılık’ stratejisinin uygulandığı bir dönemdir ve bu kınanır.

Kuzey Kore bugün kendisini yalnızlaştıran bir ülkedir ve bu eleştirilir. Siyaseten dünya gücü olan bir ülkenin kendisini Güney ve Kuzey Amerika arasına sıkıştırması mümkün değil. 1132 günde Amerika’da bir vergi kanunu çıkarılamaz. Kaldı ki 2026 kasımında ABD’nin Demokratların eline geçeceği görülüyor. Güvenlik stratejisi uygulanabilir ancak Kongre’den nasıl geçecek? Kongre’de Demokratlar ve Cumhuriyetçilerin bir kesimi ‘Biz sana kafana göre yetki kullanma yetkisi vermeyeceğiz. 2026’yı bekle’ diyor. 2027’den itibaren de Trump topal ördeğe dönecek çünkü Kongre desteği alamayacak. Amerikan siyasi sistemi içerisinde mekanizmalar çok. Vergi yasası bile değiştiremeyen bir başkan, Amerika’nın rotasını değiştiremez. Pentagon’daki Çin Görev Gücü’nü kapatabiliyorlarsa, kapatsınlar. Buna Trump da Biden da sahip çıkmıyor. Pentagon similasyonlarına devam ediyor.”

‘Demokratlar güçlü adaylar üzerinde çalışıyorlar’

Adıbelli, Trump’ın kasım ayında yapılacak seçimlere hazırlandığı görüşünde:

“Amerika’nın yüz yıl boyunca çizdiği şeyler var. Bugün uluslararası ilişkilerde ‘realizm’ dediğimiz kavram Amerika’nın gücünü meşrulaştırmak için ortaya atılmış bir teori. Bunu çöpe mi atacağız? Bunu değiştirmeye ne akademi ne de iş çevreleri izin vermez. Trump kendini geriye çekti. Trump, kasım ayındaki ara seçimlerde kendini güçlendirmeye hazırlanıyor. Çin ve Rusya’ya ‘Ben sana dokunmayacağım, sen de beni tahrik etme’ diyor. Dünyaya ‘eğer geriye çekiliyorsam siz de geriye çekilin’ mesajı veriyor. JD Vance içi boş bir adam. Onun başkan olma ihtimali yok. Susturmak için onu başkan yardımcısı yaptılar. Ancak Demokratlar güçlü adaylar üzerinde çalışıyorlar. Trump zaten aday olamayacak, Cumhuriyetçiler de hayal kırıklığı yarattı halk arasında.

Amerikan halkı artık savaş istemiyor. Vergiyi ödeyenler paralarının çar çur edilmesini istemiyorlar. Amerikanlar, gerginliğin Venezuela hükümetine yönelik bir stratejiye dönüşmesine ya da Çin ile gerginlik yaşanmasına karşı.”

‘Amerika kendini kızağa çeken bir gemi gibi, yeni sezona hazırlanıyor’

Strateji belgesinin bir rotaya dönüşmesi halinde ‘yenilgi kabulü’ olarak okunabileceğini de ifade eden Adıbelli, ABD’nin önümüzdeki yıllar için bir hazırlık sürecinde olduğunu kaydetti:

“Belgenin yüzde 10 da olsa bir gerçeklik payı var. Nasrettin Hoca’nın ‘Ya tutarsa?’ demesi gibi… Uluslararası ilişkilerde iki kere iki her zaman dört etmiyor. Biz şu anki mevcut dünya düzeni üzerinden konuşuyor ve yerlerine oturtuyoruz ancak bu gerçekler ABD’de bir rotaya dönüşmüşse ABD ‘Ben yenildim’ demiş oldu. Burada da bir soru işareti var. Çin ile Rusya’yı çok kutuplu sistem söylemi üzerinden suçluyordu. Eğer bu belgenin doğruluk payı varsa uluslararası ilişkilerin tarihi yeniden yazılır. Bu strateji belgesini Trump’ın hamlesinden öte değerlendirirsek bunun bir yenilgi deklarasyonu olduğunu söyleyebiliriz. Amerika ‘Demokrasiyi değil kendi çıkarlarımı savunacacağım’ diyor.

ABD bir nevi kendini kızağa çeken bir gemi gibi, yeni sezon için hazırlanıyor. Amerikalılara çok güvenmemek lazım. Ortadoğu’da zaten sıkıntı yok. 29’unda Netanyahu Amerika’da belki birlikte golf oynarlar. Burada Venezuela çok önemliydi. Meksika Körfezi’ne açılan bir kapıydı orası. Rusya ve Çin’in orada güçlü bir donanma elde ettiğini düşünün. Amaç savaşmadan Maduro’yu ikna etmek.

Amerika bunlarla uğraşırken Ortadoğu’yu bıraktı. Kamboçya, Tayland, Pakistan, Hindistan...Bunların sonu gelmez. ABD kendini yeni sezona hazırlanmak için kızağa çekti.”

Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала