00:00
01:00
02:00
03:00
04:00
05:00
06:00
07:00
08:00
09:00
10:00
11:00
12:00
13:00
14:00
15:00
16:00
17:00
18:00
19:00
20:00
21:00
22:00
23:00
00:00
01:00
02:00
03:00
04:00
05:00
06:00
07:00
08:00
09:00
10:00
11:00
12:00
13:00
14:00
15:00
16:00
17:00
18:00
19:00
20:00
21:00
22:00
23:00
HABERLER
07:00
6 dk
HABERLER
09:00
6 dk
HABERLER
11:00
5 dk
HABERLER
12:01
5 dk
GÜN ORTASI
12:06
83 dk
HABERLER
16:00
5 dk
HABERLER
17:30
10 dk
HABERLER
18:00
11 dk
HABERLER
19:00
9 dk
HABERLER
07:00
5 dk
HABERLER
09:00
6 dk
HABERLER
11:00
5 dk
DÜNYA HABERİ
11:10
11 dk
PARANIN HAREKETİ
11:30
10 dk
HABERLER
12:00
3 dk
HAFTANIN KEYFİ
14:05
54 dk
HABERLER
15:00
5 dk
SPOR BÜLTENİ
15:30
5 dk
HABERLER
16:00
5 dk
HABERLER
17:30
10 dk
HABERLER
18:00
11 dk
HABERLER
19:00
8 dk
DünBugün
Geri dön
Adana107.4
Adana107.4
Ankara96.2
Antalya104.8
Bursa101.4
Çanakkale107.2
Diyarbakır89.6
Gaziantep104.3
Hatay106.1
İstanbul97.8
İzmir91.0
Kahramanmaraş92.3
Kayseri105.5
Kocaeli90.2
Konya88.6
Malatya106.0
Manisa101.0
Mardin92.2
Ordu99.6
Sakarya90.2
Samsun107.7
Sivas104.2
Şanlıurfa95.3
Trabzon102.4
Van88.0
 - Sputnik Türkiye, 1920
YENİ ŞEYLER REHBERİ
Teknoloji alanında yaşanan tüm gelişmeler, trendler ve teknolojinin günlük hayata yansımaları, Serhat Ayan'ın hazırlayıp sunduğu Yeni Şeyler Rehberi'nde.

Akademide yapay zeka kullanımının getirdiği etik sorunlar

Akademide yapay zeka kullanımının getirdiği etik sorunlar
Abone ol
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya Ekonomisi ve İşletmeciliği Anabilimdalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Kara, Serhat Ayan’la Yapay Zeka Günlüğü’ne konuk oldu.
Prof. Dr. Tolga Kara’ya göre birtakım etik sorunlar barındırsa da, yapay zekanın akademide oldukça faydalı kullanım alanları var. Öte yandan yapay zeka araçlarının çalışma prensibine de hakim olunması gerektiğini belirten Prof. Dr. Kara, intihale ve yanlış bilgiye karşı dikkatli olunması gerektiğini dile getirdi:

“Yapay zekanın akademik yayıncılıkta yaratabileceği etik sorunlar üzerine çalıştık. Bu yönde bir ihtimal var. Her türlü teknolojinin toplumsal sorun yaratma ihtimali var. Akademi ve bilim önemli alanlar. Buralarda çıkacak sorunlar kısa vadede bizi rahatsız etmeyebilir ama orta ve uzun vadede, akademik ekosisteme zarar verebilir. Tabii bu konularda şüpheci olmaktan yanayım ama şunun da hakkını vermek lazım: Akademik yayıncılıkta yapay zekanın elbette pozitif yanları da var. Bu teknolojileri sorumluluk sahibi bir anlayışla kullandığımız zaman önemli kolaylıklar da sağlıyor. Editöryel süreçte editörlerin sıkıcı görevleri tamamlamasına yardımcı olabilir. Makaleler konusunda editör ve hakemlerin önyargılı kararlar vermelerini engelleyebilir. Dilbilgisi sorunlarını çözebilir. Makale konularının kısır döngülere sıkışmasını engelleyebilir. Araştırma bulgularını indeksleme konusunda yardımcı olabilir. Bilim iletişimi bağlamında akademik metinlerin halkın anlayacağı dilde özetlenebilir olmasını sağlayabilir. İntihal kontrolü yapabilir. Bunların hepsi pozitif olarak yapay zekanın akademide kullanıldığı noktalar. Ama mesela intihal kontrolünden bahsettim. İronik olarak intihalin bizatihi üreticisi de olabilir yapay zeka. Çünkü yapay zekanın çalışma prensibini düşünmek lazım. Bunlar ilk başta sohbet simülatörü gibi ortaya çıktı. Zaman içerisinde enformasyona ulaştığımız, bilgiyi aradığımız araçlara dönüştüler. Bu teknolojiler, web içerisindeki önemli içerikleri, sosyal medya gönderilerini, blog yayınlarını, sözlükleri vs. tarayarak öğreniyor. İnternetin de her zaman doğru bilgi barındırdığını söylememiz güç.”

Her yeni teknolojinin yıkıcı etkilere sahip olduğunu anımsatan Prof. Dr. Tolga Kara, teknolojiye değil, sosyal eşitsizliğe tepki göstermek gerektiğini vurguladı:
“Yapay zekanın hikayesi altmış yıllık. Tabii 1950’lerde ortaya çıkanlar daha ilkel modeller. Ama bugünlere geldiğimizde fantastik ve sofistike araçlar görebiliyoruz. Sadece ChatGPT gibi değil. Görüntü işleyen, video işleyen, seslendiren, müzik yapanlar vs. bir sürü araç var. Ama bunların birtakım etik sorunları da olabilir. Teknolojiyi hep büyük bir yıkıcı etki yaratmasıyla, insanların işlerini kaybetmesiyle ilişkilendirenler olur. Mesela akademisyenler, metin yazarları, gazeteciler, kod yazarları işsiz kalabilir deniliyor. Teknolojiye böyle bakmamak lazım. Birileri işini kaybedecek diye teknoloji eleştirisi yapamayız. Teknoloji her zaman yıkıcıdır. Geçmişte de elektrik bulunduğu ve toplumsal olarak elektriğe geçildiği zamanlarda da sokak lambalarını yakanlar, mum üretenler vs. işsiz kaldı. Buradaki eleştirimiz işler kaybolacak diye değil; teknolojinin yıkıcılığı eşitsizlikler yaratıyor mu, emek sömürüsünü derinleştiriyor mu, küresel egemenlerin yanında mı konumlanıyor, ahlaki etik problemler yaratıyor mu vs. noktasında olmalı. Sorgulamalarımızı onun üzerinden yapmalıyız. Yapay zekaya septik bir pencereden bakmak bu farkındalığı yaratabilir. Tüm dijital platformlarda olduğu gibi bir yapay zeka okur-yazarlığı gerekebilir.”
Yapay zekanın ayrımcılık yapmaması istenirken dozun kaçırılması durumunda tam tersine fazlasıyla ayrımcılık yapabileceğinin altını çizen Prof. Dr. Kara, yapay zekanın kendisine öğretilen şeylere göre hareket ettiğini hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:
“Yapay zeka satrançta Kasparaov’u yenince satranç bitmedi. Hatta belki de böyle bir hırslanma durumuyla, yapay zekayı yenen bir insan zihni olma hırsıyla insanlar satranca daha fazla vakit harcamış olabilir. Ama birkaç noktayı söyleyeyim. Etik sorunlardan, birtakım problemlerden bahsettik. Yapay zekaların avantajı gibi görülen bu internetin veri seti vs. birçok farklı bakış açısı, paradigma, ideoloji olarak zenginleştiriyor elbette. Ama diğer yandan da bu zenginlik, çeşitliliği garanti etmeyebilir. Zengin gibi görülen bir havuz içerisinden beslendiğini varsayıyoruz bu yapay zekaların. Ama diğer yandan birtakım rastlantısallıklar da yaratabilir. Cinsiyet, ırk, etnik köken vs. konularda önyargılar içerebilir. Gemini’den bahsettin programın başında. Onu aptallaştırıyor olabilirler. Amerikan kurucu babalarını sordular, zenci figürler çizdi. Azınlıklara önem verme paradigmasının dozunu biraz kaçırınca ‘woke’ kültürüne kaymış. Böyle birtakım şeyler sunabiliyor. Bunlar öğrenilen ve hatta öğretilen şeyler. Dozu kaçırınca ortaya çıkanlar bambaşka bir önyargıya dönüşebiliyor.”
Prof. Dr. Tolga Kara, yapay zeka araçlarının doğru modellenmemesi yahut belirli grupların isteklerine göre modellenmesi halinde, sadece aynı görüşteki çalışmalara atıf yapan sonuçlar üretebileceği konusunda uyarılarda bulundu:

“Bilimsel çalışma sürecinin en büyük süreçlerinden bir tanesi atıf göstermek. Bu hem belli mevcut literatürün tarandığını hem de yapanın alana hakim olduğunu gösteriyor. Bu araçlardan faydalanıldığı zaman atıfları kime göstereceğiz? Sadece ve sadece bunu araştırmalara fayda sağlasın diye mi kullanıyoruz yoksa araştırmanın bir ortağı olarak mı kullanıyoruz? Bu önemli problemlerden bir tanesi. Bir zaman sonra da sadece internet üzerinde en çok atıf alan, en çok okunan çalışmaları taramaya başlayabilir yapay zeka. Bir Rus yazardan örnek vermiştin. Onun kitaplarını yakalamak güzel demiştin. O Rus yazar sözleri kıymetli biri olabilir ama çok atıf alan bir yazar değilse, yapay zeka bulup önüne getirmeyebilir. Sosyolojide Matthew etkisi vardır. Ekonomik veya sosyal kapital güce sahip olanlar o gücü derinleştirirler. Bu da onun gibi. Daha fazla atıf alan yine daha çok atıf almaya devam edecek. Buradaki atıftan kastımız şu: Benzer düşünceleri, ideolojileri ve bakış açılarını tekrarlayan bir çemberin içine girme tehlikesi var yapay zekanın. Dolayısıyla bilimsel yayıncılıktaki özgünlükle ilgili en önemli noktalardan birisi, çalışılan alandaki tüm kaynaklara ulaşabilmekten gelir. Eğer alana hakim değilseniz, sadece yapay zeka araçlarının bulduğu bilgiye ve atıflara bel bağlıyorsanız, belli düşünce ve bakış açıları dışarıda kalabilir. ”

Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала