Çin, Rusya-Ukrayna krizinin yeni arabulucu aktörü mü oluyor?
18:43 27.04.2023 (güncellendi: 19:22 27.04.2023)

© Sputnik / Vladimir Astapkoviç
/ Abone ol
Özel
Pekin’in Ukrayna krizinin çözümü için 12 maddelik önerisini yayımlaması, Şi-Zelenskiy telefon görüşmesi Çin’in arabulucu olarak sürece dahil olma ihtimalini gündeme getirdi. ANKASAM’dan Mustafa Cem Koyuncu, Çin’in ilk andan itibaren müzakere çağrılarında bulunduğunu ve artık daha aktif arabulucu rolü oynayan bir Çin realitesinin olduğunu söyledi.
Rusya-Ukrayna krizinde hem sahada sıcak temas hem de barış müzakerelerine yönelik adımlar devam ediyor. Rusya ile her alanda ilişkilerini geliştiren Çin, son dönemdeki girişimleri ile yeni aktör olma yolunda ilerliyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı, 24 Şubat 2022’de başlayan özel askeri operasyonun birinci yıl dönümünde 12 maddelik çözüm önerisi açıklamıştı.
Bunun ardından ise Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 20-22 Mart'ta Moskova’ya giderek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le birçok defa bir araya gelerek uzun görüşmeler yapmıştı. Cinping, Moskova'yı ziyaretinde Ukrayna sorununa siyasi çözüm çağrısında bulunmuş; ziyarette, Pekin ile Moskova arasında stratejik işbirliğinin küresel boyutta genişletilmesine vurgu yapmıştı.
Ve nihayetinde Kiev yönetiminin uzun zamandır alenen talep ettiği ve gerçekleşmesi için arabulucuları seferber ettiği telefon görüşmesi sonunda gerçekleşti. Rusya'nın Şubat 2022'de Ukrayna özel harekatını başlatmasından beri ilk kez Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy telefonda görüştü.
İki lider arasında yaklaşık bir saat süren bu ilk temasın ardından Ukrayna 2021’den sonra ilk defa Çin’e büyükelçi atadığını duyurdu. Bu isim eski Stratejik Sanayiler Bakanı Pavlo Ryabkin oldu.
Eski Moskova Büyükelçisi Hui Çin’in özel temsilcisi oldu
Çin Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Şi, görüşmede, diyalog ve müzakerelerin sorunun çözümü için tek geçerli yol olduğunu vurgulayarak "Akılcı fikirler ve sesler yükselişteyken fırsatı değerlendirmek ve krizin siyasi çözümü için elverişli koşulları oluşturmak önem taşıyor" dedi.
Çin'in Ukrayna krizinde daima barışın yanında olduğunu, temel tutum olarak barış görüşmelerini teşvik ettiğini söyleyen Şi, Çin'in, krizin siyasi çözümü için görüşmeler yürütmek üzere, Avrasya İşlerinden Sorumlu Özel Temsilcisi Li Hui'yi Ukrayna ve diğer ülkelere göndereceğini belirtti. Şi, özel temsilci ve heyetinin, "tüm taraflarla derin iletişimde bulunacağını" kaydetti.
Çin'in görüşmeler için görevlendirdiği Avrasya İşleri Temsilcisi Li Hui, 2009-2019 yıllarında Moskova Büyükelçiliği yapmıştı.
Zelenskiy: Toprak tavizlerinin verildiği bir barış olamaz
Zelenskiy ise Çin’in barışı yeniden sağlama ve krizi diplomatik yollarla çözme konusundaki önemli rolünü memnuniyetle karşıladıklarını söyledi.
Telegram hesabından bir paylaşımda bulunan Zelenskiy, bir saat süren görüşmeden özellikle adil ve sürdürülebilir barışın tesisini hedefleyen olası işbirliği yolları üzerinde durduklarını anlatarak "Toprak tavizlerinin verildiği bir barış olamaz" dedi.
Zelenskiy, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünün 1991 yılındaki sınırlar dahilinde yeniden sağlanması gerektiğini belirtti.
Kremlin: Putin ve Cinping 1991 sınırlarını istişare etmedi
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise 21 Mart'ta Kremlin Sarayı'nda bir araya gelen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in Ukrayna'nın 1991 sınırlarına dönmesini istişare etmediğini söyledi.
Peskov, Şi-Zelenskiy görüşmesinin Ukrayna'daki çatışmanın sonunu yaklaştırma olasılığı hakkındaysa "Ukrayna'daki çatışmanın sonunu ve Rusya'yı koyduğu tüm hedeflere yaklaştırabilecek her şeyi memnuniyetle karşılamaya hazırız" ifadelerini kullandı.
Rusya ve Çin'in barışa yönelik vizyonlarının "genel olarak uyum içinde" olduğunu ifade eden Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova da halen barış müzakerelerinin yürütülememesinden Ukrayna'nın sorumlu olduğunu ifade etti.
Zaharova, "Kiev rejimi, bugüne dek Ukrayna krizinin siyasi ve diplomatik çözümüne ilişkin anlamlı girişimlere yanıt vermedi. Nadiren müzakerelere mutabık olduklarında gerçekçi olmayan talepleri şart olarak öne sürdü" diye konuştu.
Pekin’in 12 maddelik barış planında neler var?
'Çin'in Ukrayna Krizinde Siyasi Çözüme Dair Tutumu' başlıklı belgede, barış müzakerelerinin krizi çözebilecek tek geçerli yol olduğuna vurgu yaparak durumun kontrolden çıkmasını önleyecek adımlar atılması çağrısı yapıldı. Maddelerin ana başlıkları şu şekilde oldu:
Tüm ülkelerin egemenliğine saygı gösterilmesi
Soğuk Savaş zihniyetinden vazgeçilmesi
Ateşkesin sağlanması ve savaşa son verilmesi
Barış müzakerelerinin başlatılması
İnsani krizin aşılması
Siviller ve savaş esirlerinin korunması
Nükleer santrallerin güvenliğinin sağlanması
Stratejik risklerin azaltılması
Tahıl sevkiyatının güvence altına alınması
Tek taraflı yaptırımlara son verilmesi
Endüstri ve tedarik zincirlerindeki istikrarın korunması
Savaş sonrası yeniden yapılanmanın hızlandırılması
ABD ve Avrupa ne dedi?
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, Cinping-Zelenskiy görüşmesini memnuniyetle karşıladıklarını ifade ederken savaşı bitirecek muhtemel bir barış teklifini, Ukrayna halkı onay verdiği ve adil olduğu sürece destekleyeceklerinin altını çizdi.
Kirby, “ABD'nin savaşın sona ermesinden yana olduğunu, bunun için Rus güçlerinin derhal ülkene çekilmesi gerektiğini, buna dair henüz işaret görülmediğini” ifade etti.
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula vonder Leyen'in Sözcüsü Eric Mamer de yaptığı açıklamada, telefon görüşmesini, "uzun süredir geciken önemli bir ilk adım" olarak niteleyerek Çin'in BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi olarak krizin çözümü için ağırlığını koyması gerektiğini vurguladı. Mamer, "Çin liderliği, adil bir barış zemini için Rusya'yı saldırganlığından vazgeçmeye, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü yeniden sağlamaya ve egemenliğine saygı göstermeye ikna etmeli" ifadelerini kullandı.
‘Daha aktif arabulucu rolü oynayan bir Çin realitesi görüyoruz’
Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM) Asya-Pasifik Uzmanı Mustafa Cem Koyuncu, Sputnik’e yaptığı değerlendirmede, “Pekin’in sunduğu yol haritasına baktığımızda; Çin’in ülkelerin toprak bütünlüğüne yaptığı vurgu ve ayrıca Batı’nın Rusya’ya yönelik yaptırımlarına getirdiği eleştiri, bir tarafı destekleme mesajından ziyade; daha kapsayıcı ve uzun dönemli bir duruş olarak değerlendirilmelidir” diyerek şunları söyledi:
“Çin’in ilk andan itibaren zaten bir tarafı desteklemek yerine itidalli bir tavır sergilediğini ve sorunların çözümü için müzakere çağrılarında bulunduğunu biliyoruz. Lakin bu seferki çabalarına bakarsak, daha aktif arabulucu rolü oynayan bir Çin realitesi gördüğümüzü söyleyebilirim. Özellikle de 12 maddelik yol haritası ve Şi-Zelenskiy telefon görüşmesi arasındaki sürece baktığımızda, Çin’in inisiyatif aldığı öne sürülebilir. Bu süreç boyunca bazı noktaların da vurgulanması gerektiği kanısındayım. Avrupa, savaşın ilk anından itibaren hem ekonomik hem sosyal hem de siyasi olarak bazı olumsuz maliyetlere katlanmıştır. Bu sebeple aslında müzakerelerin başlamasını ve ateşkes anlaşmasının imzalanmasını isteyen tarafların başında gelmektedir. Nitekim bazı Avrupa liderlerinin ve ayrıca Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Pekin ziyaretleri ve Şi ile görüşmeleri, bu çabalardan ayrı düşünülemez. Özellikle de son dönemde Avrupa’daki stratejik özerklik tartışmalarının artması ve buna yönelik yeni bir strateji ihtiyacı, Avrupa’nın ABD ve İngiltere’nin izlediği Ukrayna politikasından ayrışabileceğinin işareti olarak okunabilir ve hatta Avrupa, mevcut krizin çözümünü fırsat görüp bunu daha bağımsız bir Avrupa için önemli bir adım olarak sunabilir. Zira Avrupa, mevcut krizin kendileri açısından doğuracağı sonuçları daha fazla kaldıramayacağını düşünmektedir.”
‘Pekin attığı son adımla önemli bir liderlik örneği sergilemek istiyor’
“Avrupa’nın mevcut durumunu da bilen Pekin, attığı son adımla bir taraftan önemli bir liderlik örneği sergilemek isterken; diğer taraftan kendisinden beklentileri de arttırmıştır. Ancak mevcut parametreler değerlendirildiğinde Çin’in çabalarının olumlu ya da olumsuz sonuçlanacağını kestirmek kolay değildir. Zira savaşan tarafların beklentilerinde ciddi farklar vardır” diye devam eden Koyuncu, şunları ekledi:
“Mevcut çabaları Türkiye’nin gözünden değerlendirirsek, Ankara’nın son dönemde atılan adımlardan memnun olduğunu söyleyebilirim. Zira Türkiye en başından beri bütün taraflarla konuşabilen belki de en önemli aktördür ve her iki ülkeyi de masaya oturtup uzlaştıran tek devlettir. Tahıl anlaşmasıyla önemli bir insani misyon gerçekleştiren Ankara, devamlı olarak diplomasi kanallarından iki tarafa da zaten barış çağırısı yapmaktadır. Bu sebeple Çin’in barış çabaları Ankara’nın niyetiyle paralellik göstermektedir.”



